{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>18. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/2059 <br>KARAR NO\t: 2025/1819                                  <br>TÜRK  MİLLETİ  ADINA     <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28/08/2025 (Ek Karar) <br>NUMARASI\t: 2025/439 D.İş, 2025/447 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İhtiyati Tedbir<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:  07/11/2025    <br>Taraflar arasındaki davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı verilen karara karşı süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Üye Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra yapılan müzakerede de, ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;                              <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:<br>İhtiyati tedbir talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı avukat ... arasında avukatlık hizmet sözleşmesi bulunduğunu, müvekkilinin taraf olduğu icra ve dava dosyalarının vekil olarak davalı tarafından takip edildiğini, ancak yakın zaman içerisinde bu dosyalara davalı tarafından vekillikten çekilme dilekçesi gönderildiğini, davalıyla aralarındaki güven ilişkisinin zedelenmesi nedeniyle müvekkilince Ankara 38. Noterliğinin 05.08.2025 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalının uhdesinde bulunan çeklerin geri verilmesi ve müvekkiliyle aralarındaki cari hesaptan kaynaklanan alacağın ödenmesi için davalıya ihtarda bulunulduğunu; öte yandan dava dışı üçüncü kişi ... ile ilgili hukuki uyuşmazlığın çözümü için davalıdan hukuki yardım istendiğini, davalının karşı tarafı tanıdığını beyan ederek karşı taraftan süre talep etmek ve anlaşmak için müvekkili şirket yetkilisinden 10.06.2025 tarihli 600.000,00 TL ve 24.07.2025 tarihli 750.000,00 TL bedelli 2 adet çeki 10.04.2025 tarihinde teslim aldığını, fakat adı geçen şahıs ile müvekkili arasındaki husumeti çözümlemek için hiçbir işlem yapmadığı gibi, söz konusu çekleri anlaşmak için kullanmayıp üçüncü kişiler adına cirolamak suretiyle tedavüle çıkardığını, söz konusu iki adet çekin iadesi istenmiş ise de, davalı tarafından kendi adına kullanıldığının ve ödenip iade edileceğinin beyan edilmesine rağmen iade edilmediğini, son çekin de 25.07.2025 tarihinde bankaya müracaat edilmek suretiyle yazdırıldığını, akabinde çeklerin son hamili dava dışı ... tarafından müvekkili aleyhine İstanbul 11. İcra Dairesinin ... E. ve İstanbul 19. İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyaları ile icra takibine girişildiğini, müvekkilinin söz konusu çekler ile ilgili davalıya borcu olmadığına dair menfi tespit davası açılacak olup, işbu davanın açılması için 07.08.2025 tarihinde dava şartı olarak arabuluculuk başvurusu yapıldığını, ancak bahsi geçen çekler icra takibine konu edilmiş olduğundan, menfi tespit davası açılmadan evvel müvekkili şirketin ticari faaliyetlerinin durma aşamasına gelmemesi için ihtiyati tedbir talebinde bulunulmasının zorunluluk arzettiğini ileri sürerek; (%115) teminat karşılığında, davalı nezdinde bulunan müvekkiline ait 10.06.2025 ve 24.07.2025 tarihli çeklere yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesinin 13.08.2025 tarihli ve 2025/439 D.İş 2025/447 K. sayılı kararıyla; \"...1-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kabulüne,  2004 sayılı İİK 72/3. maddesi uyarınca dava değeri (1.350.000,00 TL) kadar alacağın takip giderleri ve faizleri ile birlikte tamamını karşılayacak nakit paranın icra veznesine depo edilmesi koşulu ile dava değerinin %15'si oranında (202.500,00 TL) teminatın mahkememiz veznesine yatırılması karşılığında, İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı ve İstanbul 19. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyaları ile davacı aleyhine yürütülmekte olan takiplerde, icra veznelerine girecek paranın dava sonuçlanıncaya değin alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir konulmasına, davacı vekiline HMK 393/1 maddesi uyarınca teminatı yatırmak üzere 1 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süreye uyulmaması halinde tedbir kararının kendiliğinden kalkmış sayılacağına,...\" karar verilmiştir. Karşı taraf ... vekili ile ihtiyati tedbirden etkilenen 3. kişi ... vekili 15/08/2025 tarihli dilekçeleriyle; ihtiyati tedbir kararına itiraz etmiş olup Mahkemece, ihtiyati tedbir kararına itirazın murafaalı olarak değerlendirilmesine karar verilmiştir.İlk derece mahkemesinin 28.08.2025 tarihli ek kararı ile; her ne kadar talebin ileri sürülüş biçiminden uyuşmazlığın vekâlet akdinden kaynaklandığı anlaşılmakta ise de, takibe konu çekler ile vekâlet akdi arasında illiyet sağlayan bir delil sunulmadığı ve çek üzerinde de temel ilişkiye dair bir kayıt bulunmadığından, tedbir talebi yönünden mahkemenin görevli olduğu; ihtiyati tedbir talebine konu edilen çekte ihtiyati tedbir talep edenin keşideci, karşı tarafın ise lehtar konumunda olduğu, iddianın ileri sürülüş biçimine göre çeklerin hukuki ilişki kapsamında verildiği, avans olarak verildiği bildirilen çekler yönünden avans niteliğine dair delil sunulmadığı, çekin ödeme aracı olduğu, bu haliyle kayıtsız şartsız borç içeren kıymetli evraka dair ciranta/lehtarın tedbir kararına itirazının yerinde olduğu, talep edenin açacağı menfi tespit talepli asıl davayla ve yargılama sonucu çözülebilecek hususta bu aşamada tedbirin ölçülülüğü ve gerekliliğinin yerinde olmadığı, kaldı ki verilen ihtiyati tedbir kararının temelde takibi başlatan ciranta ...'yi etkilediği, keşidecinin senet metninden anlaşılmayan, senetteki taahhüdün geçersizliğine dayanmayan ve mutlak def'i niteliğinde olmayan def'ilerini temel ilişkiyi gerekçe göstererek sonraki cirantalara karşı ileri süremeyeceği, talep edenin temel ilişkideki bedelsizlik def'inin şahsi defi niteliğinde olduğu, şahsi def'inin tedbir kararı verilen takip dosyası alacaklısı ciranta/hamil Emre'ye karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığı, TTK 818/1-e hükmüyle yapılan atıf üzerine çeklerde de uygulanacak TTK 687. maddesine göre şahsi def'ilerin ileri sürülmesinin ancak hamilin bile bile sırf borçlunun zararına hareket etmesine bağlı olduğu, diğer bir deyişle kötüniyetli hamilin araya girmek suretiyle borçlunun şahsi def'ilerinin ileri sürülmesini engellemek ve boşa düşürmek amacıyla hareket etmesi gerektiği, talep edenin itiraz eden Emre yönünden bu yönde sunulmuş bir kaydı veya delili bulunmadığı, beyanların soyut olduğu, kambiyo senetlerinin kamu güvenliğine mazhar olup tedavül kabiliyetinin bulunduğu, bu güvenin korunması gerektiği, dolayısıyla bu aşamada bedelsizlik iddiasından itiraz eden Emre'nin etkilenmemesi gerektiği, tedbirden doğrudan etkilenen bu hamilin durumu karşısında tedbirin tümüyle kaldırılması gerektiği gerekçesiyle; \"...1-Karşı taraf ... ve ilgili 3. kişi ... vekillerinin ihtiyati tedbire itirazlarının kabulü ile Mahkemenin 12.08.2025 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, 2-İhtiyati tedbirin kaldırılmasını isteyen ... ve 3. kişi ...  kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre 9.500,00 TL vekalet ücretinin, ihtiyati tedbir talep edenden alınarak ihtiyati tedbirin kaldırılmasını isteyen ... ve 3. kişi ...'ye verilmesine,...\" karar verilmiş; karar süresinde davacı vekilince istinaf edilmiştir.İhtiyati tedbir talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılama aşamasındaki beyanlarını tekrarla; yerel mahkeme tarafından re'sen araştırma yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, davalı ...'in avukat olup müvekkili şirketin yetkilisi tarafından kendisine başka bir dosyada karşı tarafa teslim edilmek üzere verilmiş olan çekleri kullandığını, müvekkil ile arasındaki güven ve sadakat yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini, müvekkil şirket yetkilisi tarafından 11.06.2025 tarihinde davalıya whatsapp hattı üzerinden gönderilen ve dava dilekçesi ekinde yer alan mesajda da görüldüğü üzere, müvekkilinin aslında çekleri hangi saikle davalı ...'a verildiğini ispat ettiğini, bu kapsamda yaklaşık ispat değil, tam ispat koşulunun gerçekleştiğini, davalı ... tarafından çeklerin kötüniyetli olarak 3. şahıslara cirolandığını, Mahkemece kararın gerekçesinde isabetli şekilde; \"TTK 818/1-e hükmüyle yapılan atıf üzerine çeklerde de uygulanacak olan TTK 687. maddesine göre şahsi defilerin ileri sürülmesinin ancak hamilin bile bile sırf borçlunun zararına hareket etmesine bağlı olduğu, diğer bir deyişle kötüniyetli hamilin araya girmek suretiyle borçlunun şahsi defilerinin ileri sürülmesini engellemek ve boşa düşürmek amacıyla hareket etmesi gerektiği\" belirtilmiş ise de, bu hususu araştırma yükümlülüğünün Mahkemede olduğu göz ardı edilerek hataya düşüldüğünü ve tedbirin ölçülülüğü ve gerekliliğinin yerinde olmadığı gerekçesiyle tedbirin kaldırılmasına karar verilerek tarafların eşitliği prensibine aykırı davranıldığını, müvekkilinin hakkını ispat etmesine izin dahi verilmeksizin tedbir kararının kaldırılmış olup ...'nin icra dosyasına yatırılan meblağları tahsil etmesine yol açtığını, müvekkilinin alacağına kavuşabilmesinin imkansız hale getirildiğini, icra dosyalarına hesap raporu doğrultusunda teminatın depo edilmiş olup Kanun gereği alacaklının hakkı korunmuş iken, Yerel Mahkeme tarafından yukarıda izah olunan şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek; İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28.08.2025 tarihli ve 2025/439 D. İş ve 2025/447 K. sayılı ek kararının müvekkil şirket lehine hüküm ifade etmek üzere kaldırılmasını talep edilmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; öncelikle aynı konu ve talep ile daha önce de ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğundan, işbu davada hukuki yararın olmadığı gözetilerek; işin esasına girildiğinde ise, temel borç ilişkisine istinaden ileri sürülen iddiaların ispatlanmadığından, ihtiyati tedbir talebinin reddinin gerektiğini, davacı tarafça ispat açısından tek bir mesaj sunulduğunu, bu mesajın da müvekkili tarafından teyit/ikrar edilmediğini, HMK uyarınca \"delil başlangıcı\" olarak sayılmadığını, yalnızca davacının beyanından ibaret olan tek yönlü bir mesaj olduğunu, bu şartlar altında sıfır ispat ile verilecek ihtiyati tedbir kararının ölçüsüz olacağını, kötüniyet iddialarının ise kambiyo senetlerinin tedavül kabiliyetini bertaraf eder şekilde tutarsızlık kesbettiğini ileri sürerek, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlişkili kişi ... vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Talep, davacı şirket ile davalı avukat arasındaki hizmet ilişkisine dayalı olarak davalı aleyhine açılacak menfi tespit davası nedeniyle icra takibine konu edilen iki adet çek yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkin olup, Mahkemece talebin kabulüne dair verilen karara karşı, davalı ve çek hamili/ciranta tarafından itiraz edilmesi üzerine, itirazın kabulü ile ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına dair verilen ek karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... tarafından 05.08.2025 tarihinde borçlu ... ... ... Reklam San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine 24.07.2025 günlü ve 5223 seri nolu 750.000,00 TL bedelli çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı, 737.000,00 TL çek alacağı, 2.250,00 TL çek komisyonu, 73.735,00 TL çek tazminatı ve 8.939,11 TL faiz olmak üzere toplam 822.274,11 TL alacağın tahsilinin talep edildiği, takip dayanağı çekin davalı ... emrine düzenlenmiş olup, arka kısmında ... tarafından imzalanarak ... adına ciro edildiğinin görüldüğü, ... tarafından da dava dışı ...'ya ciro edilmiş olup her ikisinin imzasının bulunduğu, 25.07.2025 tarihinde ödeme için bankaya sunulduğunda karşılığının bulunmadığı belirtilerek bankanın sorumlu olduğu miktarın hamile ödendiği, takibin derdest olduğu anlaşılmıştır. İstanbul 19. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... tarafından 05.08.2025 tarihinde borçlu ... ... ... Reklam San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine 10.06.2025 günlü ve 5222 seri nolu 600.000,00 TL bedelli çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı, 587.347,00 TL çek alacağı, 1.800,00 TL çek komisyonu, 58.734,00 TL çek tazminatı ve 39.979,83 TL faiz olmak üzere toplam 687.861,53 TL alacağın tahsilinin talep edildiği, takip dayanağı çekin davalı ... emrine düzenlenmiş olup, arka kısmında ... tarafından imzalanarak ... adına ciro edildiğinin görüldüğü, ... tarafından 11.06.2025 tarihinde ödeme için bankaya sunulduğunda, karşılığının bulunmadığı belirtilerek bankanın sorumlu olduğu miktarın hamile ödendiği, takibin derdest olduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 389 - 391 maddelerinde ihtiyati tedbir kararının usul ve esasları düzenlenmiş olup bu yasal düzenlemeye göre; HMK m. 389- \"(1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. (2) Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır.\" HMK m. 390- \"(1) İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir. (2) Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. (3) Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.HMK m. 391- \"(1) Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir. (2) İhtiyati tedbir kararında; a) İhtiyati tedbir talep edenin, varsa kanuni temsilcisi ve vekilinin ve karşı tarafın adı, soyadı ve yerleşim yeri ile talep edenin Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, b) Tedbirin, açık ve somut olarak hangi sebebe ve delillere dayandığı, c) Tereddüde yer vermeyecek şekilde, neyin üzerinde ve ne tür bir tedbire karar verildiği, ç) Talepte bulunanın, ne tutarda ve ne türde bir teminat göstereceği, yazılır. (3) İhtiyati tedbir talebinin reddi hâlinde, kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır.\" şeklinde düzenlenmiştir.Öte yandan, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72/3. maddesi gereğince icra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak borçlu, gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.Yapılan bu açıklamalardan sonra somut olayın değerlendirilmesinde; her ne kadar Mahkemenin 13.08.2025 tarihli değişik iş kararı ile somut uyuşmazlıkta İİK'nın 72/3. maddesinde belirtilen yasal şartların gerçekleştiğinden bahisle İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün ... E. ve İstanbul 19. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyalarında icra veznesindeki paranın takip alacaklısına ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmiş ise de, karşı taraf ile takip alacaklısı vekillerinin itirazı üzerine verilen 28.08.2025 tarihli ek kararın gerekçesinde de belirtildiği üzere; iddianın ileri sürülüş biçiminden taraflar arasındaki uyuşmazlığın vekâlet akdinden kaynaklandığının anlaşıldığı, ihtiyati tedbir talep eden tarafından takibe konu çekler ile vekâlet akdi arasında illiyet bağı bulunduğuna ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı, ihtiyati tedbir talebine ve takibe konu çeklerde ihtiyati tedbir talep edenin keşideci, karşı tarafın lehtar, takip alacaklısının ise ciranta/yasal hamil olduğu, çeklerin karşı tarafa vekâlet ilişkisi kapsamında verildiği iddia edilmekte ise de, çekin bir ödeme aracı olup kayıtsız şartsız borç ikrarını içeren kıymetli evrak niteliğini haiz olması sebebiyle keşidecinin, senet metninden anlaşılmayan, senetteki taahhüdün geçersizliğine dayanmayan ve mutlak def'i niteliğinde olmayan def'ilerini temel ilişkiyi gerekçe göstererek sonraki cirantalara karşı ileri süremeyeceği, talep edenin temel ilişkideki bedelsizlik def'inin ise şahsi def'i niteliğinde olup, şahsi def'inin aleyhine tedbir kararı verilen takip alacaklısı ciranta/hamil ...'ye karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığı, 6102 sayılı TTK'nın 818/1-e maddesi atfıyla çeklerde de uygulanacak olan 687. maddesine göre şahsi def'ilerin ileri sürülmesinin ancak hamilin bile bile sırf borçlunun zararına hareket etmesine bağlı olduğu, diğer bir deyişle kötüniyetli hamilin araya girmek suretiyle borçlunun şahsi def'ilerinin ileri sürülmesini engellemek ve boşa düşürmek amacıyla hareket etmesi gerektiği, talep edenin takip alacaklısı yönünden bu yönde sunmuş olduğu bir delil de bulunmadığı, beyanlarının soyut kaldığı, kambiyo senetlerinin kamu güvenliğine mazhar olup tedavül kabiliyetinin bulunduğu ve bu güvenin korunması gerektiği, hal böyle olunca karşı taraf ile takip alacaklısının itirazlarının kabulü ile ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına dair verilen 28.08.2025 tarihli ek kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, ihtiyati tedbir talep eden vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>Bu değerlendirmeler ile talep konusu uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemeler doğrultusunda; ihtiyati haciz talep edenin istinaf başvurusunun HMK m.353/1-b-1 uyarınca oy birliğiyle esastan reddine karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;<br>1.HMK m.353/1-b-1 gereğince ihtiyati haciz talep edenin istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,  2.İstinaf incelemesinin duruşmasız yapılması nedeniyle AAÜT m. 2/2 hükmü uyarınca karşı taraf lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,  3.Alınması gereken harçlar peşin olarak yatırıldığından yeniden alınmasına yer olmadığına,4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK madde 360 yollamasıyla, madde 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına,     5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine,  Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 07.11.2025 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c9c150f0e1641854","SID":"dc0e573feb3deb3e"}}