{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2025/2243 <br>KARAR NO: 2025/2042<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 19/08/2025  ARA KARAR<br>NUMARASI: 2025/731 Esas<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/11/2025<br>İSTİNAF KARAR YAZIM <br>TARİHİ:  19/11/2025<br>Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin  2025/731 Esas sayılı 19/08/2025 tarihli ara kararına karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili  dava dilekçesinde özetle; \"....DAVA KONUSU: Kambiyo senedine ilişkin menfi tespit davamızın ve teminatlı ihtiyati tedbir kararının kabulü talepli:  22 Mayıs 2025 tarihinde hukuka ve usule aykırı olarak düzenlenen ve ödemesi 20 Ağustos 2025 tarihinde yapılması gerektiği ifade edilen 40.000.000 TL bedelli senet, müvekkilimiz ... adına borçlu, davalı ... adına ise alacaklı sıfatıyla emredici yasal hükümlere aykırı olarak düzenlenmiştir. Ancak senedin dayandığı iddia edilen borç ilişkisi, taraflar arasında hiç doğmamış olmakla birlikte, bu ilişkiyi geçerli kılacak olan emredici hukuki şekil şartlarına uyulmamıştır. Özetle senedin dayanağı olan borç ilişkisi hiç doğmamıştır. Bilindiği üzere, bir sözleşmenin geçerliliği, sadece tarafların iradesine bağlı olmayıp, ilgili mevzuatta öngörülen emredici şekil şartlarının da tam ve eksiksiz şekilde yerine getirilmesine bağlıdır. Şekil şartları, sözleşmenin hukuki geçerliliği için temel bir unsur olup, bu şartlara uyulmaması halinde sözleşme, Türk Borçlar Kanunu, Türk Ticaret Kanunu ve  ilgili diğer mevzuat hükümleri gereğince batıl, hukuken yok hükmünde olmakta yani geçersiz sayılmaktadır.<br> İş bu dilekçede Açıklanacağı üzere somut olayda, senedin dayanağı olan sözleşme, gerek yazılı şekil, gerek Noter üzerinden yapılması gerektiği zorunluluğu ve  gerekse diğer şekil şartları açısından yasal düzenlemelere uygun değildir. Bu sebeple, taraflar arasında söz konusu borç ilişkisini tesis eden iddia edilen sözleşmenin, hukuki geçerlilik vasfı taşımadığı, bu nedenle senette gösterilen borcun doğmadığı ve müvekkilimizin bu borçtan sorumlu tutulamayacağı açıktır. Ayrıca, söz konusu sözleşme kapsamında öngörülen edimlerin hiçbiri yerine getirilmemiş, borcun gerçek bir karşılığı ve temeli bulunmamaktadır. Müvekkilimiz ... ne borçlu ne de kefil pozisyonundadır. Tüzel kişi adına hiç doğmamış ve emredici yasal hükümlere aykırı bir sözleşmeye sehven imza atmak zorunda bırakılmıştır.<br>Bu nedenlerle, senedin dayandığı iddia edilen hukuka aykırı, geçersiz ve hiç doğmamış bir borcun varlığı ve miktarı hususunda şüphe bulunmakta olup, bu borcun müvekkilimize ait olmadığının ve bu sebeple söz konusu senedin geçersiz olduğunun tespiti için iş bu davayı açmak zorunluluğumuz  doğmuştur....SONUÇ ve TALEP :  Yukarıda detaylı izah edilen nedenler doğrultusunda ve Mahkemece dikkate alınan resen nedenler neticesinde;<br>1-Hukuka ve usule aykırı olarak düzenlenen ve ödemesi 20 Ağustos 2025 tarihinde yapılması gerektiği ifade edilen 40.000.000 TL bedelli senedin kanunen öngörülen zorunlu şekil şartlarını taşımaması sebebiyle şeklen geçersiz olduğu, Müvekkilin sehven imza atması ve Müvekkil ...’a ait ticari bir borç ilişkisinin bulunmadığı, Müvekkilin bu senede dair herhangi bir borcunun olmadığı, senedin dayandığı sözleşmenin hukuken geçersiz ve batıl olduğu hususları açıktır.  Müvekkil ile alacaklı arasında herhangi bir ticari ilişki, hisse devri, mal veya nakdi bir ticari geçişin ve iradenin bulunmadığı anlaşılmaktadır,<br>Bu sebeple Davalı lehine düzenlenen 40.000.000-TL bedelli kambiyo senedinin dayanağını oluşturan *limited şirket pay devri işlemi* *TTK m.595*’e aykırı olduğundan *geçersiz* kabul edilerek, *TBK m.27* uyarınca *yok/ kesin hükümsüz* sayılmasına; bu nedenle *Davacının borçlu olmadığının TESPİTİNE, (İİK m.72), <br>2. Bu nedenlerle, senedin ve dayandığı borcun Müvekkil aleyhine hüküm ifade etmediğinin tespiti (menfi tespit) talebi ile birlikte Ayrıca, 20 Ağustos 2025 tarihli senedin icra takibine konu edilmemesi için ihtiyati tedbir taleplerimizin kabulüne, teminat gösterme yükümlülüğümüzün kabulüne, <br>(Keza ödeme günü gelmediği için takibin olmadığı kesindir:* HMK m.389 vd. ve İİK m.72/2 uyarınca, *en az %15 teminat* karşılığında (Sayın Mahkemenizce uygun görülecek tutarda) *senedin takibe konulmasının ve ciro/temlik ile üçüncü kişilere devrinin YASAKLANMASINA*,)   <br>3. Yargılama giderleri ve nispi vekâlet ücretimizin davalı üzerine bırakılmasına,.. talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : <br>İlk derece Mahkemesi ARA kararı ile; \"...KARAR :Yukarıda açıklanan gerekçelerle; <br>1- Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE, <br>2- İş bu ara kararının bir suretinin davacı vekiline tebliğine, tebligat giderinin davacının yatırdığı gider avansından karşılanmasına,<br>Dair, iş bu ara kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Kayseri  Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere...\" karar verilmiştir.<br>Davacı vekili işbu ara kararı yasal süresi içerisinde istinaf etmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle ;Yaklaşık ispat (HMK m.390/3) yanlış değerlendirildiğini, dava konusu senedin dayandığı limited şirket hisse devir sözleşmesi, noter zorunluluğu ve onayı olması gereken bir sözleşme olmasına rağmen sözleşmenin Noter tarafından onaylanmaması ve yokluğu / teslim-ifanın hiç gerçekleşmemesi / irade fesadı / ehliyetsizlik vb. belgelerle temel ilişkinin hükümsüzlüğü/hiç doğmadığının olasılığı güçlü ve kesin olduğunu, bu olgular, menfi tespit davası bakımından haklılık olasılığını (yaklaşık ispatı) fazlasıyla sağladığını, keza EK-1 de emredici hukuk kurallarına uyulmadan hazırlanan limited şirket hisse devrine ait adi sözleşmenin geçersiz olduğunu taraflar kabul ettiği için EK-2 de yer alan noter huzurunda yapılan ve Noter tarafından onaylanan limited şirketin hisse devrini gerçekleştiren yeni bir sözleşme yapıldığı kesin olduğunu, bu sebeple hem emredici hukuk kurallarına aykırı olan hem de noter huzurunda yapılan yeni sözleşme mevcutken EK-1 de yer alan ve dava konusu senedin dayandığı sözleşmenin geçersiz ve bedelsiz olduğu kesindir bu sebeple yaklaşık ispat fazlasıyla karşılandığını, ayrıca dava konusu bedelsiz senette EK-4 de görüldüğü üzere düzenleme yeri ve Müvekkilin adresi ve senedin borcunun ifa edilmesi gerektiği yer yazmadığını,  yer alan senette görüldüğü üzere düzenleme yeri, borcun ifa edileceği yer, ödeme yeri, Müvekkilin adresi vb. birçok zorunlu unsur bedelsiz senet üzerinde yazılmadığını, ödemeyi mahkemeler; alacaklının “takip talebi” üzerine -İİK 168/I uyarınca- ve gerekse icra mahkemesi; usulüne göre kendisine yapılan başvurularda -İİK m. 170/a-II uyarınca- takip dayanağı bonoda, yukarıda belirtilen “zorunlu şekil koşulları”nın bulunup bulunmadığını kendiliğinden araştırmak zorunda olduğunu, bu koşulların bulunmaması halinde, alacaklının elindeki senet “adi senet” sayılacağından,  “kambiyo senetlerine ilişkin özel takip yolu”na başvurulanamayacağını, telafisi güç zarar/geri dönülmezlik testi fazlasıyla karşılandığını,  telafisi imkansız kesin zarar ise  Teminatlı İhtiyati Tedbir Talebine hükmedilmediği takdirde, Davalı cebri icra tehdidi ile Müvekkilden hukuka aykırı olarak senet bedelini tahsil edecek ve akabinde yargılama sonunda davada lehimize hüküm kurulsa dahi yurt dışında ikamet ettiği için Davalıya bir daha ulaşılamayacak ve Müvekkil ödemiş olduğu bedelsiz senet bedelini geri iade alamayacak ve geri iadesi imkansız hale geleceğini , davalının Türkiye sınırları içinde menkul veya gayri menkul bir malı bulunmamakta olduğu gibi herhangi bir geliri dahi bulunmamakta özet olarak Davalının mal varlığı bulunmadığı için dava lehimize sonuçlansa bile dava konusuz kalacak ve Müvekkil için geri dönüşü olmayan fevkalade telafisi güç bir zarar ortaya çıkacağını, diğer bir sebep ise dava konusu bedelsiz senet hukuka aykırı olarak cebri icra ile Davalı tarafından tahsil edilirse MÜKERRER ödeme gerçekleşeceğini, EK-3 de yer aldığı üzere Davalı kötü niyetli olarak dava konusu senedin dayandığı ve geçerli olmayan adi limited hisse devir sözleşmesine istinaden iki adet ayrı icra takibi ile toplamda 30.000.000-TL lik hukuka ve usule aykırı icra takibi başlattığını, davalı cebri icra tehdidi altında bedelsiz olan dava konusu senetle 40.000.000-TL lik kambiyo senetlerine özgü haciz başlatacağını beyan ettiğini ve sözleşme geçerli olmasa dahi aynı zamanda 30.000.000-TL lik hisse devir bedeli tutarı kadarlık kısım için tekrar mükerrer bir icra takibini  başlatmış olacağını, nihai olarak davalı adi geçerli olmayan limited hisse devri sözleşmesi ile 70.000.000-TL tahsilat yapmış olacak ve mükerrer tahsilatı da cebri icra ile gerçekleştirmiş olacağını, senetin dayandığı hukuken geçersiz ve bedelsiz adi sözleşme maddelerinde davalının kendi adına keşide edilmiş Müvekkilden üç (3) ayrı çek alması ifade edilmesine rağmen geçersiz olan bir limited hisse devir sözleşme maddesine bile aykırı davranılarak müvekkilden tehdit, baskı ve yanılma ile dava konusu senet alınmış ve Müvekkil sehven bu seneti imzalamak zorunda bırakıldığını, özetle adi geçersiz sözleşmeye rağmen Çek alınması gerektiği ifade edilmesine rağmen dava konusu bedelsiz senet alındığını, geçersiz olan sözleşme maddesinde ifade edilen ve verileceği beyan edilen üç adet düzenleneceği ifade edilen çekten iki adet çekin bedeli olduğu ifade edilen 30.000.000-TL için Davalı hukuka aykırı olarak EK-3 de görüldüğü üzere Kayseri  İcra Dairlerinde icra takibi başlattığını, bu sebeple açık olarak görüldüğü üzere davalı cebri icra tehdidi altında dava konusu senede ait 40.000.000-TL bedele istinaden icra takibi başlattığında kesin olarak görüldüğü üzere 30.000.000-TL için mükerrer icra takibi başlatmış olacaktır. yani özetle hukuken geçersiz olan bir sözleşmede, sözleşme hisse devir bedeli olarak ödenecek tutar 40.000.000-TL olarak gösterilmesine rağmen davalı haksız ve hukuksuz olarak 70.000.000-TL için icra takibi başlatmış olacağını, bu durumda senedin cebri icra ile tahsilini bir kez daha hukuksuz olacağını ve teminatlı ihtiyati tedbir verilmesi gerektiği yönündeki ihtiyaç ve zorunluluğu gösterdiğini, emre yazılı senette bulunması gereken unsurlar dava konusu bedelsiz senette yer almadığını,  huzurdaki davada düzenlenme yeri ve borcun ödeneceği yer ve keşidecinin adresi gibi birçok zorunlu unsurlar dava konusu bedelsiz senette yazılmadığını, kıymetli evrak üzerinde davalı taraf değişiklik ve ilave oynama yapmaması gerektiğini, davalı taraf adi sözleşmeye dayanarak kötü niyetli olarak 30.000.000-TL Müvekkil aleyhine ilamsız icra takibi başlattığını ve bedelsiz senete dayanarak 40.000.000-TL lik Mükerrer bir icra takibi başlatacağını, teminatlı ihtiyati tedbir kararı verilmediği takdirde müvekkil adi geçersiz sözleşmede bile 40.000.000-TL hisse devir bedeli yazarken Müvekkil cebri icra tehdidi altında 70.000.000-TL ödemek zorunda bırakılacağını,  müvekkil geri dönüşü olmayan fevkalade bir zarara uğrayacak olup telafisi imkansız hale geleceğini, menfi tespit davalarında da kural olarak borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, hukuki ilişkinin ve borcun varlığını ispat yükü davalı/alacaklıya ait olduğunu, müvekkil, dava konusu bonoya dayalı olarak herhangi bir borç ilişkisi bulunmadığını, bononun geçersiz bir sözleşmeye dayandığını ve senede sehven yanıltırılarak imza attığını açıkça beyan ettiğini, bu durumda, hukuki ilişkinin ve borcun varlığını somut ve kesin delillerle ispat etme yükümlülüğü davalı/alacaklıya ait olduğunu, açıklanan nedenlerle ve Sayın Mahkemenin re'sen dikkate alacağı sebepler neticesinde; Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 19/08/2025 tarihli *ihtiyati tedbir talebinin reddi* yönündeki ara kararının kaldırılmasına, HMK m.389–392 ve İİK m.72 uyarınca, “TEMİNATLI İHTİYATİ TEDBİR” kurulmasına, takip yoksa: Davalıya takip yasağı getirilmesine (İİK m.72/2), uyuşmazlık konusu senedin ciro/temlikinin yasaklanmasına,<br> takip varsa, İcra dosyasında vezneye giren paranın alacaklıya ödenmemesinin (İİK m.72/3) ve senedin *ciro/temlikinin yasaklanmasının,<br>tedbirin yalnızca bu senet ve bu dosya konusu ile sınırlı/ ölçülü  olarak uygulanmasına,<br>Davacı tarafından alacak miktarının en az %15’i oranında NAKDÎ TEMİNAT ve Sayın Mahkemece uygun görülecek Ek Gayri Nakdi teminatın verilmesine, aksi kanaatte olunursa, ilk derece kararının kaldırılarak teminat şartı belirtilip tedbir tesis edilmek suretiyle dosyanın iadesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ : <br>Yapılan inceleme sonunda derdest eldeki davada dava dilekçesiyle:<br> \"....DAVA KONUSU : Kambiyo senedine ilişkin menfi tespit davamızın ve teminatlı ihtiyati tedbir kararının kabulü talepli:  22 Mayıs 2025 tarihinde hukuka ve usule aykırı olarak düzenlenen ve ödemesi 20 Ağustos 2025 tarihinde yapılması gerektiği ifade edilen 40.000.000 TL bedelli senet, müvekkilimiz ... adına borçlu, davalı ... adına ise alacaklı sıfatıyla emredici yasal hükümlere aykırı olarak düzenlenmiştir. Ancak senedin dayandığı iddia edilen borç ilişkisi, taraflar arasında hiç doğmamış olmakla birlikte, bu ilişkiyi geçerli kılacak olan emredici hukuki şekil şartlarına uyulmamıştır. Özetle senedin dayanağı olan borç ilişkisi hiç doğmamıştır. Bilindiği üzere, bir sözleşmenin geçerliliği, sadece tarafların iradesine bağlı olmayıp, ilgili mevzuatta öngörülen emredici şekil şartlarının da tam ve eksiksiz şekilde yerine getirilmesine bağlıdır. Şekil şartları, sözleşmenin hukuki geçerliliği için temel bir unsur olup, bu şartlara uyulmaması halinde sözleşme, Türk Borçlar Kanunu, Türk Ticaret Kanunu ve  ilgili diğer mevzuat hükümleri gereğince batıl, hukuken yok hükmünde olmakta yani geçersiz sayılmaktadır.<br>İş bu dilekçede Açıklanacağı üzere somut olayda, senedin dayanağı olan sözleşme, gerek yazılı şekil, gerek Noter üzerinden yapılması gerektiği zorunluluğu ve  gerekse diğer şekil şartları açısından yasal düzenlemelere uygun değildir. Bu sebeple, taraflar arasında söz konusu borç ilişkisini tesis eden iddia edilen sözleşmenin, hukuki geçerlilik vasfı taşımadığı, bu nedenle senette gösterilen borcun doğmadığı ve müvekkilimizin bu borçtan sorumlu tutulamayacağı açıktır. Ayrıca, söz konusu sözleşme kapsamında öngörülen edimlerin hiçbiri yerine getirilmemiş, borcun gerçek bir karşılığı ve temeli bulunmamaktadır. Müvekkilimiz ... ne borçlu ne de kefil pozisyonundadır. Tüzel kişi adına hiç doğmamış ve emredici yasal hükümlere aykırı bir sözleşmeye sehven imza atmak zorunda bırakılmıştır.<br>Bu nedenlerle, senedin dayandığı iddia edilen hukuka aykırı, geçersiz ve hiç doğmamış bir borcun varlığı ve miktarı hususunda şüphe bulunmakta olup, bu borcun müvekkilimize ait olmadığının ve bu sebeple söz konusu senedin geçersiz olduğunun tespiti için iş bu davayı açmak zorunluluğumuz  doğmuştur....SONUÇ ve TALEP :  Yukarıda detaylı izah edilen nedenler doğrultusunda ve Mahkemece dikkate alınan resen nedenler neticesinde;<br>1-Hukuka ve usule aykırı olarak düzenlenen ve ödemesi 20 Ağustos 2025 tarihinde yapılması gerektiği ifade edilen 40.000.000 TL bedelli senedin kanunen öngörülen zorunlu şekil şartlarını taşımaması sebebiyle şeklen geçersiz olduğu, Müvekkilin sehven imza atması ve Müvekkil ...’a ait ticari bir borç ilişkisinin bulunmadığı, Müvekkilin bu senede dair herhangi bir borcunun olmadığı, senedin dayandığı sözleşmenin hukuken geçersiz ve batıl olduğu hususları açıktır.  Müvekkil ile alacaklı arasında herhangi bir ticari ilişki, hisse devri, mal veya nakdi bir ticari geçişin ve iradenin bulunmadığı anlaşılmaktadır,<br>Bu sebeple Davalı lehine düzenlenen 40.000.000-TL bedelli kambiyo senedinin dayanağını oluşturan *limited şirket pay devri işlemi* *TTK m.595*’e aykırı olduğundan *geçersiz* kabul edilerek, *TBK m.27* uyarınca *yok/ kesin hükümsüz* sayılmasına; bu nedenle *Davacının borçlu olmadığının TESPİTİNE, (İİK m.72), <br>2. Bu nedenlerle, senedin ve dayandığı borcun Müvekkil aleyhine hüküm ifade etmediğinin tespiti (menfi tespit) talebi ile birlikte Ayrıca, 20 Ağustos 2025 tarihli senedin icra takibine konu edilmemesi için ihtiyati tedbir taleplerimizin kabulüne, teminat gösterme yükümlülüğümüzün kabulüne, <br>(Keza ödeme günü gelmediği için takibin olmadığı kesindir:* HMK m.389 vd. ve İİK m.72/2 uyarınca, *en az %15 teminat* karşılığında (Sayın Mahkemenizce uygun görülecek tutarda) *senedin takibe konulmasının ve ciro/temlik ile üçüncü kişilere devrinin YASAKLANMASINA*,)   <br>3. Yargılama giderleri ve nispi vekâlet ücretimizin davalı üzerine bırakılmasına,...\" karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacı tarafça istenen ihtiyati tedbir yönünden mahkemece 19/08/2025 tarihli gerekçeli ara kararla:<br>\"....HMK'nın 389/1. maddesine göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.<br>HMK'nın 390/2. maddesi göre de talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde hakim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. HMK'nın 392. maddesine göre ise mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmaksızın ihtiyati tedbire karar verebilir. <br>İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. <br>İhtiyati tedbir talebinin kabul edilebilmesi için \"Yaklaşık ispat\" yeterlidir yani çekişmeli vakanın gerçeğe yakın bir derecede kanıtlanması esastır. Mahkeme mevcut delillere göre tedbir isteyenin hakkını muhtemel görmeli ve tedbir verilmesini icap ettiren sebeplerinde varit görülmesi gerekir. <br>HMK'nın 390/3. maddesinde ihtiyati tedbir isteğinin haklılığı konusunda tam kanaat değil kuvvetle muhtemel yaklaşık bir kanaatin yeterli olacağı öngörülmüş olup, iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğu kabul edilmekle birlikte zayıf bir ihtimalde olsa aksinin mümkün olduğu ihtimali gözardı edilmemelidir,  bu sebepledir ki davacının haksız olma ihtimali dikkate alınarak HMK''nın 392. maddesi uyarınca teminat alınması gerekir. <br>İİK'nın 72/2 maddesi hükmüne göre \"İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir\".<br>İİK'nın 72/3 maddesi hükmüne göre \"İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez ancak borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın %15'inden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir\".<br> Somut uyuşmazlık, yapılan genel açıklamalar ve bahse konu yasa maddeleri ile bir bütün halinde değerlendirildiğinde, davacı vekilinin 18/08/2025 tarihli dava dilekçesinde belirttiği 22/05/2025 düzenleme, 20/08/2025 ödeme tarihli bir adet senedin  icra takibine konu edilmemesi yönündeki ihtiyati tedbir talebinin yaklaşık ispat olmaması nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR :Yukarıda açıklanan gerekçelerle; <br>1- Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE, <br>2- İş bu ara kararının bir suretinin davacı vekiline tebliğine, tebligat giderinin davacının yatırdığı gider avansından karşılanmasına,<br>Dair, iş bu ara kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Kayseri  Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere...\" karar verilmiştir.<br>Davacı vekili işbu ara kararını süresinde istinaf etmiştir.<br>Ön inceleme yönünden bir eksikliğin bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilince sunulan istinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri hakkında esastan inceleme yapılmıştır.<br>İstinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri , mahkemece verilen ve istinaf edilen gerekçeli ara kararda yazılı ayrıntılı açıklamalar ile bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde ; İşbu derdest, dava konusu bonodan dolayı, icra takibinden önce açılmış olan menfi tespit davasında, davacı tarafça istenen söz konusu ( senedin ve dayandığı borcun Müvekkil aleyhine hüküm ifade etmediğinin tespiti (menfi tespit) talebi ile birlikte Ayrıca, 20 Ağustos 2025 tarihli senedin icra takibine konu edilmemesi için ihtiyati tedbir taleplerimizin kabulüne, teminat gösterme yükümlülüğümüzün kabulüne, <br>(Keza ödeme günü gelmediği için takibin olmadığı kesindir:* HMK m.389 vd. ve İİK m.72/2 uyarınca, *en az %15 teminat* karşılığında (Sayın Mahkemenizce uygun görülecek tutarda) *senedin takibe konulmasının ve ciro/temlik ile üçüncü kişilere devrinin YASAKLANMASINA*, ilişkin ihtiyati tedbir) ihtiyati tedbir talebinin kabulü için gerek HMK 389.vd. Gerekse İİK 72/2 maddesi gereğince aranan gerekli ve yaklaşık ispata dair yeterli koşulların bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamına göre bulunmadığı,bu aşamadaki iddia ve beyanlarının mevcut derdest dava dosyası kapsamı itibari ile işbu dava konusu bono ile ilgili istenen sözkonusu ihtiyati tedbir talebinin kabulü için yasaca aranan  gerekli ve yaklaşık ispata dair yeterli olmadığı anlaşıldığından , ihtiyati tedbir talebinin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. <br>Açıklanan nedenlerle ve mahkemece de, istinaf edilen gerekçeli ara kararı ile ihtiyati tedbir talep eden davacı tarafın söz konusu ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olduğundan, istinaf edilen ara kararda mahkemece yazılı ayrıntılı açıklamalar, yasal sebep ve gerekçeler de birlikte gözetildiğinde, istinaf edilen ara kararda usul, yasa ve bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı yönlerinden herhangi bir isabetsizlik ve aykırılığın bulunmadığı, ara kararının hukuka uygun olduğu , bu nedenlerle de ihtiyati tedbir talep eden davacı tarafın yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ;<br>Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/08/2025 tarihli, 2025/731 Esas sayılı ara kararının hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin  istinaf başvurusunun H.M.K. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>Alınması gereken istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı taraftan peşin olarak alındığından hakkında harçla ilgili yeniden bir karar verilmesine yer olmadığına, <br>İstinaf eden davacı tarafından yapılan istinaf yoluna başvuru harcı ve istinaf posta giderlerinin derdest dava sonunda ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda değerlendirilmesine, <br>İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>HMK 302/5 maddesi gereğince işbu ilamın kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin , harç tahsil işlemlerinin, HMK 359/4 Maddesi gereğince bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-f ile 391/3 bendi uyarınca KESİN olarak oy  birliği ile karar verildi. 19/11/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f50592feac22389d","SID":"cc13dcf4097501a1"}}