{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/689 <br>KARAR NO\t: 2025/1755<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t: ...   (...)<br>ÜYE\t: ...        (...)<br>ÜYE\t: ...                (...)<br>KATİP\t: ...        (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ\t: 13/12/2023<br>NUMARASI\t: 2022/271 Esas -  2023/708 Karar<br><br>DAVACI\t: ... - ... - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br>DAVALI \t: ... - ... ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... -  ...<br>DAVA\t: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 19/05/2022<br>KARAR TARİHİ\t: 23/10/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ\t: 05/11/2025<br><br>\tİstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin bir çocuk annesi ve hiçbir işte çalışmadığını, müvekkilinin sürekli gelir getiren bir malı bulunmadığını, davalı tarafından müvekkili aleyhine 26/04/2022 tarihinde Kocaeli İcra Dairesinin 2022/43937 esas sayılı dosyasıyla 500.000,00-TL bedelli, 08/01/2021 tanzim tarihli, 01/03/2021 vade tarihli ve 550.000,00-TL miktarlı, 08/01/2021 tanzim tarihli, 01/03/2021 vade tarihli senetlere dayalı takip başlattığını, müvekkilinin hiçbir borcu bulunmadığını, davaya konu senetlerin temelinde yatan husus müvekkilinin eşi ... ile davalı ... arasındaki alacak verecek meselesine dayandığını, davalının kendisini evde alıkoyarak senet imzalattığını, davalı tarafından 21/03/2021 tarihinde üzerinde tarih bulunmayan 500.000,00-TL değerinde ve yine üzerinde tarih bulunmayan 550.000,00-TL senetleri ve davalı tarafından takibe konulmayan 250.000,00-TL bedelli senedi cebir ve tehditle rızası dışında müvekkiline imzalatıldığını beyan ederek Kocaeli İcra Dairesinin 2022/43937 esas sayılı dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından arabuluculuk başvurusu yapılmadan huzurdaki dava ikame ettiğini, dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesini,  davacının beyanları gerçeği yansıtmadığını, borçtan kurtulma gayesinde olduğunu, davacı her ne kadar müvekkilince alıkonulduğunu ve senetlerin kendisine zorla imzalatıldığını iddia ediyor ise de tüm bu iddialar çürütüldüğünü, bu hususta kesinleşmiş savcılık ve mahkeme kararları olduğunu,  İcra takibine konu edilen senetler davacının iddia ettiği gibi 21.03.2021 tarihinde değil daha evvel imzalandığını, senetlerin vade tarihi 01.03.2021' olduğunu, tarafların 21.03.2021 tarihinde görüşmelerinin sebebi senetlerin vade tarihinde ödenmemesi, bunun üzerine tekrar bir araya gelinerek ödeme ile ilgili görüşmenin yapılması olduğunu, davacı o tarihte senetlerin vade tarihinde ödenmemesinden dolayı yaşadığı mahcubiyet ile tamamen kendi hür iradesi ile müvekkilinin yanına geldiğini  taraflar görüşmek üzere davacının eşi ...'ın yanlarına gelmesini beklemiş ancak ... tarafların yanına gelmediğini, tüm bu hususlar ceza yargılamasında ayrıntılı olarak ele alındığını,  ... günü şikayet üzerine müvekkilin bulunduğu ev, müvekkil ve evde bulunan herkesin üzeri aranmış ancak herhangi bir senet bulunmadığını, davacının iddia ettiği gibi dava konusu senetler 21.03.2021 tarihinde imzalanmış olsa idi ... yerinde senetlerin de bulunması gerektiğini, bu durumun mahkeme takdirinde olduğunu, bu nedenlerle açılan haksız, usule ve yasaya aykırı davanın easastan reddini, davacının alacağın %20'sinden az olmamak kaydı ile tazminat ödemeye mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ   : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; \" ... Davanın REDDİNE, Kötü niyet tazminatı talebinin yasal şartlar oluşmadığından REDDİNE ... \" karar verilmiştir. <br>Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; irade fesadına dayalı menfi tespit davalarında senede karşı senetle ispat kuralının uygulanması mümkün bulunmadığını, Yerel mahkemenin gerekçesinde ısrarla yer vermiş olduğu \"senede karşı senetle ispat kuralı\" ve \"yazılı bir delil veya sözleşme sunulmamış olması\" hususlarının işbu davada hiçbir yeri bulunmadığını, dava dilekçesinde, senetler altındaki imzanın iradi şekilde atılmadığı, müvekkilin iradesinin davalı ve ailesi tarafından fesata uğratıldığı iddiasına dayandıklarını (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1627 Esas 2018/1187 Karar sayılı 13/06/2018 T.), tahkikat aşamasında toplanan delillerle davalı tarafa borçlu olan kişinin müvekkilin eşi olduğu ve bu borç sebebiyle müvekkile de baskı uygulandığını açıkça ortaya koyduğunu, yapılan yargılamada tahkikat aşamasında birçok delil olmasına rağmen davalı taraf müvekkil Cansu ile ticaret yaptığına yahut müvekkil Cansu'ya para gönderildiğine dair yazılı veya yazısız bir delil ibraz edemediğini, aksine tüm yargılama boyunca -davalı tanıkları da dahil olmak üzere müvekkil Cansu'nun değil eşi ...'ın davalıya borçlu olduğunu ispatlamış olmasına rağmen haksız ve hukuka aykırı şekilde davanın reddine karar verildiğini, ayrıca, yerel mahkeme gerekçesinde davalının ceza mahkemesinden beraat ettiği hususuna da yer vermiş, yargılama neticesinde \"ceza yargılamasında beraat etmiş olan kişi aleyhine hüküm verdiği ihtimalde kararların birbiriyle çelişeceğini\" göz önüne almış ve işbu davada toplanan delilleri değerlendirme ihtiyacı dahi duymadığını, müvekkil Cansu'nun davalı ile herhangi bir ticaretinin olmadığı ve davalı tarafa borçlu olanın müvekkilin eşi Mehmet olduğu sabit olup kendi halinde basit bir ev hanımı olan müvekkilin; eşinin ve ailesinin tehdit ve baskıya uğramasından hemen sonrasında bedelleri yüksek dava konusu senetleri kendi hür iradesiyle imzalamadığı hem görsel delillerle hem de tanık beyanlarıyla hem de davalı tarafın önceki beyanlarıyla çelişen beyanlarıyla ispatlandığı halde yerel mahkemenin davayı reddetmesi hatalı olduğunu beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, dava konusu aynı tarihli 2 adet senedin iptaline ve müvekkilin iradesi sakatlanarak keşide ettiği senetler karşılığında müvekkilin davalıya herhangi bir borcunun olmadığının tespitine, kötü niyetli şekilde müvekkil aleyhine icra takibi başlatması ve miktarın likit olması sebebiyle davalı aleyhine takipteki bedelin %20'sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, davanın kabulüne karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ispat yükünün davacı tarafın kedisinde olduğunu, davacı tarafça sunulmamış herhangi bir senet veya yazılı anlaşma dışındaki delillerin de kendi davalarını ispatlamaya elverişli olmadığını ve iddialarını doğrulamadıklarını, söz konusu davacı tarafı destekler tanık anlatımları ile davayı ilgilendirir ceza yargılamasında mevcut aynı tanıkların beyanları ve yine ceza yargılaması ile elde edilmiş somut kayıtlar (örneğin hts kayıtları) birbiri ile çelişmekte dolayısıyla yerel mahkemenin vermiş olduğu karar gibi \"tanık anlatımlarının tamamı incelendiğinde, davacı borçlunun senedi korku, tehdit altında imzaladığına dair bir delil elde edilemediği\" yönünde yaptığı değerlendirmede de hukuka aykırılık bulunmadığını, davacının açmış olduğu davanın mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu tüm dosya kapsamında tespit edildiğini beyan ederek, davacı yanın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>   DELİLLER: Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 13/12/2023 Tarih - 2022/271 Esas -  2023/708 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, korkutma, tehdit ve cebir nedeniyle düzenlenen bonoya dayalı borçlu olmadığının tespitine ilişkin menfi tespit davasıdır. <br>İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. <br>Dosyanın incelemesinde; davacının bir çocuk annesi  ve hiçbir işte çalışmadığını, davacının sürekli gelir getiren bir malı bulunmadığını, davalı tarafından davacı aleyhine 26/04/2022 tarihinde Kocaeli İcra Dairesinin 2022/43937 esas sayılı dosyasıyla 500.000,00-TL bedelli, 08/01/2021 tanzim tarihli, 01/03/2021 vade tarihli ve 550.000,00-TL miktarlı, 08/01/2021 tanzim tarihli, 01/03/2021 vade tarihli senetlere dayalı takip başlattığını, davacının hiçbir borcu bulunmadığını, davaya konu senetlerin temelinde yatan husus davacının eşi ... ile davalı ... arasındaki alacak verecek meselesine dayandığını, davalının kendisini evde alıkoyarak senet imzalattığını, davalı tarafından 21/03/2021 tarihinde üzerinde tarih bulunmayan 500.000,00-TL değerinde ve yine üzerinde tarih bulunmayan 550.000,00-TL senetleri ve davalı tarafından takibe konulmayan 250.000,00-TL bedelli senedi cebir ve tehditle rızası dışında davacıya imzalatıldığını beyan ederek menfi tespit istemiyle eldeki davanın açıldığı, davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının beyanları gerçeği yansıtmadığını,  borçtan kurtulma gayesinde olduğunu, davacı her ne kadar müvekkilince alıkonulduğunu ve senetlerin kendisine zorla imzalatıldığını iddia ediyor ise de tüm bu iddialar çürütüldüğünü, bu hususta kesinleşmiş savcılık ve mahkeme kararları olduğunu,  açılan haksız, usule ve yasaya aykırı davanın easastan reddini talep ettiği, Mahkemece ispatlanamayan davanın reddine karar verildiği, işbu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Kocaeli İcra Dairesinin 2022/43937 esas sayılı takip dosyasına konu olan 08/01/2021 tanzim tarihli, 01/03/2021 vade tarihli ve 500.000,00-TL bedelli, 08/01/2021 tanzim tarihli, 01/03/2021 vade tarihli ve 550.000,00-TL bedelli bonoya istinaden alacaklı tarafından icra takibi başlatılmış, davacı borçlu takibe süresi içerisinde itiraz etmediği, takibin kesinleştiği ve bu takip nedeniyle borçlu olmadığının talep edildiği görülmüştür.  <br>Menfi tespit davası; Yargıtay uygulamasında, gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz bir kimsenin (borçlunun), gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava olarak nitelendirilmiştir (Yargıtay HGK 2011/13-576 E-2013/747 K sayılı ilam).<br>Davacı taraf, davalı tarafından Kocaeli icra Kocaeli İcra Dairesinin 2022/43937 esas sayılı takip dosyasına konu olan 01/03/2021 vade tarihli ve 500.000,00-TL bedelli, 08/01/2021 tanzim tarihli, 01/03/2021 vade tarihli ve 550.000,00-TL bedelli bonolarının kendisine hürriyetinden yoksun kılanarak cebir ve tehdit altında takibe konu olan bonoların zorla imzalatıldığı ileri sürülmüştür. <br><br>Somut uyuşmazlıkta; kişi hürriyetinden yoksun kılma iddiasıyla Gölcük Asliye Ceza Mahkemesi'nde sanık ... hakkında kamu davası açıldığı, yapılan yargılama neticesinde sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dolayı suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği, beraat kararının istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır. <br>6098 Sayılı TBK 74 maddesi gereği hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Hukuk hakimi ancak ceza mahkemesinde tespit edilen maddi vakıa ile bağlı olup, zarar verenin kusurunun bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı hukuk hakimini bağlamaz. <br>Menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak davalıya (alacaklı) düşer. Davacı, davlının varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü, hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalıya düşer. Ancak, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer .<br>Her ne kadar davacı davalı ile aralarında ticari bir ilişki olmadığını, eşi ile davalı arasında bir ticari ilişki olduğunu, borcun aslında eşine ait olduğunu beyan etmiş ise de bu iddiasını ispatlar nitelikte yazılı bir delil sunamadığı, davaya konu bonolar nakden kaydını içerdiği, bu kayıt karşısında bedelsizlik bakımından açılan menfi tespit davasında da ispat yükü davacıda olduğu anlaşılmaktadır. Davalı tarafça yapılan açıklamalar senedin talili niteliğinde de değildir. Bu nedenle ispat yükünün yer değiştirdiğinden söz edilemeyecektir (Yargıtay HGK 2017/19-832 E-2019/459 K sayılı ilam)<br>6098 Sayılı TBK 37 maddesi gereği, korkutma nedeniyle yapılan akitler bağlayıcı olmayıp baştan itibaren geçersizdir. Korkutma, bir kimsenin yapmak istemediği bir hukuki işlemi yapmadığı takdirde kendisinin veya yakınlarının zarara uğrayacağı tehdidiyle sözleşme yapılmasına razı olmasını sağlayan haksız eylemdir.<br>Somut olayda; davacı tarafça icra takibine konu bonoların cebir ve tehdit sonucu imzalandığı ileri sürülmüş ise de, davacı tanıklarının görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığı, davalı hakkında beraat kararı verildiği ve kesinleştiği, karar içeriği birlikte değerlendirildiğinde irade bozukluğu hallerinden olan korkutulma halinin unsurunun oluşması için yeterli görülmediği, ispat külfetinin davacıda olduğu, ispat külfeti üzerinde olan davacı tarafça delil listesinde yemin deliline de dayandığı, ancak 6100 Sayılı HMK 226/1-c maddesinde, yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıaların yemine konu olamayacaklarının düzenlendiği (benzer düzenleme 1086 sayılı mülga HUMK 352 maddesi), davalının zorla senet imzalattığı başka bir ifade ile davalının haksız fiil faili olduğu iddia edildiğine göre, suç olan bir konuda yemin teklif edilemeyeceği (Yargıtay 4 HD 2015/4421 E-2015/6969 K sayılı ilam) göz önüne alındığında ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.<br>Gerekçeli karar başlığında; taraf vekillerinin adreslerinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br><br><br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,<br>3-Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile kalan 187,8-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın Dairemizce taraflara tebliğine,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 23/10/2025<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>*Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"40a86cdd8b7691c0","SID":"8bcc199107cfd095"}}