{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1774 <br>KARAR NO\t: 2025/1598<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14.08.2025 tarihli ara karar. <br>NUMARASI\t: 2025/714 E.<br>DAVANIN KONUSU: Sözleşmenin İptali<br>Taraflar arasında görülen sözleşmenin iptali talepli davada ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen 14.08.2025 tarihli ara karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t<br>Davacı vekili, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle;davacı şirketin davacı gerçek kişi (%8)ve davalı (%92)  tarafından 2015 yılında kurulduğunu,  taraflar arasında imzalanan 10.01.2025 tarihli hukuk uyuşmazlıklarında ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesi  ile davacu gerçek kişinin davalının %92 payının tamamını devraldığını,  bu durumun pay defterine işlendiğini, böylece davacı gerçek kişinin davacı şirketin tek hissedarı olduğunu, dava konusu  anlaşma  belgesi uyarınca gerçek ve tüzel kişi davacıların  oluşan borç yönünden müştereken ve müteselsilen borçlu hale geldiğini, ''Pay Devir Bedeli: 1.020.000 USD, Cezai Şart: 100.000 USD,  Tüzel kişi müvekkilin cari hesap borçları, Tüzel kişi müvekkilin devirden sonra doğacak borçları'' başlıkları altında davacıların müteselesil borçlu hale geldiğini,  söz konusu ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin  geçersiz olduğunu, davacıların vekili olmadan toplantılara katılıp anlaşmayı imzaladığını, ortada bir uyuşmazlık söz konusu olmadığını,  HUAK  uyarınca ihtiyari arabuluculuk yoluna başvurulması için tarafların arasında  özel hukuk uyuşmazlığının bulunmasının şart olduğunu, ancak somut olayda taraflar arasında bir uyuşmazlık olmadığını, sadece hisse devri ve zaei şart belirlenmesinin söz konusu olduğunu, davacıların, davalının telkinleri ile  şartları oluşmamasına rağmen  ihtiyari arabuluculuk yoluna başvurduğunu, HUAK 18/5 anlamında dava yasağı olmadığını,  anlaşma tarihi itibariyle davacı gerçek kişinin payları devralmasına rağmen  davacı şirketi henüz temsile yetkili kılnmadığını,  imza sirküsü çıkarılmadığını, dolayısı ile davacı gerçek kişinin yetkisiz olarak davacı şirket adına imza attığını,  tutanağın bu sebeple de hükümsüz olduğunu,  arabulucunun süreç  ve sonuçları konusunda tarafları yeterince aydınlatmadığını,  arabulucunun davacı şirketin davacı gerçek kişi dışında temsilcisi olduğunu hatırlatmadığını, tutanağın TBK'nın hile, kesin hükümsüzlük,  kanunun emredici hükümlerine aykırılığa ilişkin  maddeleri uyarınca da hükümsüz olduğunu,  anlaşma tutanağının veya belgesinin borç ikrarı içermediğini,  davacı tüzel kişinin anlaşma belgesindeki borçlardan  davacı gerçek kişinin temsil ve imza yetkisinin henüz olmaması sebebiyle sorumlu olmadığını,  TTK'nın 380/1 maddesine göre  anonim şirketin finansal yardım yasağı ilkesine aykırılık bulunduğunu,  tüzel kişinin davacı gerçek kişinin  kendi paylarının  iktisabı için finanman sağlayamayacağını,  bu nednele davacı şirketin pay devir bedelinden sorumlu olmayacağını, pay sahiplerinin şirkete karşı borçlanma yasağo-ına da aykırılık bulunduğunu,  davalının  pay sahibi iken  dava dışı  ... AŞ ve Teknik  İstif ... AŞ ile davacı şirket arasında ilişki bulunduğunu,   davacı şirketin bu şirketlerden mal alımının gerçek bir alım olmadığını,faturaların satış bedeli karşılığında düzenlenmediğini,  bu sebeple   davacıların anlaşmadaki cari hesap borçlarından da cezai şart  borcundan da sorumlu olmadığını ileri sürerek, dava konusu 10.01.2025 tarihli hukuk yuşmazlıklarında ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin ve  20.01.2025 tarihli son tutanağın  iptaline,  geçersizliğinin tespitine  ayrıca  10.01.2025 tarihli belgenin takibe konu edilmesinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince 14.08.2025 tarihli ara kararda özetle;  \"... İhtiyati tedbir, HMK'nın 389. maddesinde '' Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır” şeklinde düzenlenmiştir.  Somut olayda; Şirket hisselerinin devrine ilişkin arabuluculuğa başvurulduğu,  06.01.2025 tarihinde taraflar arasında arabuluculuk sürecinin başladığı, tarafların müzakereler sonucu anlaştıkları ve 10.01.2025 tarihinde aralarında arabuluculuk  son tutanağı ve ayrıca hukuk uyuşmazlıklarında ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesi düzenlendiği, davacı tarafından arabuluculuk sürecinin usulüne uygun yürütülmediği, arabulucunun aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmeden arabuluculuk tutanağının düzenlendiği, imza tarihini gerçek tarihi yansıtmadığını, tutanağın asıl iradeyi yansıtmadığı, kanunun emredici hükümlerine aykırı olduğunu belirtilerek,  arabuluculuk tutanağının iptaline karar verilmesi istemli olarak dava açıldığı, arabuluculuk tutanağının taraflar tarafından imzalandığı hususunda uyuşmazlık bulunmakta olup, uyuşmazlığın niteliğinin yargılamayı gerektirdiği, sunulan kanıtlara göre davacının davanın esası yönünden haklılığını yasaya uygun şekilde ve yaklaşık olarak ispat edemediği, yine arabuluculuk tutanağında hisse devir bedellerinin ödenememesi cezai şarta bağlanması da nazara alınarak şu aşamada ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.  \"gerekçesiyle, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.<br>Bu ara karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;dava dilekçesini tekrarla,  tutanak ve anlaşma belgesinin  çok sayıda emredici norma aykırılık içermesinin yanı sıra içerik bakımından sahte olduğunu, yüzeysel inceleme ile ihtiyati tedbir talebinin rededildiğini, sahtecilik iddiası dikkate alınmadan, gerekli delilleri celp edilmeden   eksik inceleme neticesinde karar verildiğini, belgelerdeki tarihlerin gerçeğe aykırı olduğunu, arabulucu hakkında savcılığa şikayette bulunulduğunu, davacı ... Yılmazın ancak 21.01.2025 tarihinde EKT’yi temsile ve ilzama yetkili hâle geldiğini, bu tarihten önce ister 10 Ocak ister 20 Ocak itibarıyla tüzel kişi müvekkil EKT’yi borç altına sokma yetkisi bulunmadığını, TBK md. 40 ve devamı hükümleri uyarınca, yetkisiz temsil hâlinde yapılan işlemler, temsil olunanın sonradan vereceği açık veya örtülü onaya bağlı olduğunu, anlaşmanın ve son tutanağın geçersiz olduğunu  bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve dosyadaki eksikliklerin giderilmesi, talep edilen müzekkerelerin yazılması ve soruşturma dosyalarının celbinin sağlanması gereği işaret edilerek dosyanın ilk derece mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE<br>Dava, ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin  geçersizliğinin tespiti ve iptali istemine; istinaf başvurusu ise 10.01.2025 tarihli belgenin takibe konu edilmesinin tedbiren durdurulmasına dair ihtiyati tedbir talebinin reddi ara kararına  ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair 14.08.2025 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; taraflar arasında imzalanan  10.01.2025 tarihli hukuk yuşmazlıklarında ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin ve  20.01.2025 tarihli son tutanağın  emredici kurallara, HUAK'da yer alan hükümlere aykırı olduğunu  ileri sürerek,  iptaline,  geçersizliğinin tespitine karar verilmesini istemiş ayrıca  10.01.2025 tarihli belgenin takibe konu edilmesinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini istemiştir.Mahkemece yaklaşık ispatın gerçekleşmediği gerekçesiyle tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. HMK'nın 389. maddesi \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\"  hükmünü,  aynı Kanun'un 390/3.maddesi ise \"Tedbir talep eden taraf,  dilekçesinde  dayandığı ihtiyati tedbir sebebini  ve türünü açıkca belirtmek ve  davanın esası yönünden  kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.\" düzenlemelerini içermektedir.Davacının eldeki davadaki talep sonucu  gözetildiğinde, ihtiyati tedbir için yaklaşık ispat koşulunun somut olayda gerçekleşmediği, bu nedenle mahkemece talebin reddine karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşıldığından istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine dair 14.08.2025 tarihli ara kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair  aşağıdaki karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; <br>1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2- İhtiyati tedbir talep eden davacılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına,3-İhtiyati tedbir talep eden davacılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 09.10.2025<br>KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f ve 391/3  maddeleri uyarınca  karar kesindir. <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"187ba432711a0d3f","SID":"f46612af9b6c4df7"}}