{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1603 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1569 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI\t: 2025/482 Esas (Derdest Dava Dosyası)<br>TARİH: 17/07/2025 (Ara Karar Tarihi)<br>DAVA: Tapu İptali Ve Tescil<br>KARAR TARİHİ: 02/10/2025                                             <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili... Ticaret ve Sanayi A.Ş.'nin ortağı olduğunu,  ... ... Ticaret ve Sanayi A.Ş.'ne ait  İstanbul İli, Kadıköy İlçesi Kozyatağı Mahallesi, ... Ada, 188 Parsel sayılı arsa niteliğindeki taşınmaz, gerçek bedelinin altında muvazaalı olarak  ... ... yönetim kurulu tarafından davalılardan ... ve ...'ye 250.000.000TL'ye satıldığını,  Şirket ortağı müvekkilinin satışın iptalini ve davalı şirket adına tescilini talep ettiğini, davacı müvekkillerinin ,  ... ...'ın yönetim kurulu üyeleri olan davalılardan ..., ... ve ... hakkında nitelikli dolandırıcılık ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlarından şikayetçi olduğunu,   İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı 2025/72952 esas numarası ile soruşturmanın devam ettiğini, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı 2025/72952 soruşturma dosyasındaki şikayetinin  davacıların ortağı olduğu... Ticaret ve Sanayi A.Ş’ne ait olan İstanbul İli, Kadıköy İlçesi Kozyatağı Mahallesi, ... Ada, 188 Parsel arsa niteliğinde 2075.05 m2 alana sahip taşınmazın üzerinde ... A.Ş Altunizade şubesi lehine ipotek konulduğu ve bu ipoteğe bağlı olarak yönetim kurulu başkanının tek başına ortak ve yönetim kurulu başkanı olduğu ... TURİZM SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ'ne 140 Milyon Türk Lirası kredi çekildiği ve bu kredinin yönetim kurulu üyelerinin kendilerinin ve yakınlarının menfaatine, diğer ortakların zararına hukuka aykırı olarak amacı dışında kullanıldığı tespit edilmiş olduğunu,  ... ... yönetim kurulu üyeleri ..., ..., ... davacılar tarafından şikayet edildiğini, şikayet tarihinin 12.03.2025 tarihinde... yönetim kurulu; başkanı ..., yönetim kurulu üyesi ..., ... ve ...'dan oluştuğunu, davacı müvekkili ..., diğer yönetim kurulu üyeleri ve başkanın  suç işlediklerinden şüphelenince diğer ortaklarla birlikte şikayetçi olduğunu, soruşturma neticesinde gelen banka kayıtlarından kredilerin usulsüz kullanıldığını sabit olunca da  ..., yönetim kurulu üyesi olduğu tüm şirketlerden  07.04.2025 tarihinde istifa ettiğini, ..., şirket yönetiminin usulsüz işlemlerinde onayı ve bilgisi olmadığını, muhasebe ve banka kayıtlarında görüldüğü üzere  doğmuş veya doğacak hukuki ve cezai sorumluluğunun bulunmadığını,  şüphelilerin yönetimindeki  usulsüz  hukuki ve cezai  işlemleri nedeni ile şirket yönetimde bulunmak istemediğini belirterek haklı nedenle istifa ettiğini, müvekkili ... hem şikayet konusu şirketten hem de yönetimin aynı kişilerden oluştuğu diğer grup şirketlerindeki görevinden istifa ettiğini, ... ...'ın yönetim kurulu başkanı ve üyeler, ... ...'ın gayrimenkulünü gerçek değerinin altında satarak, ...'nın tek başına ortak ve yönetim kurulu başkanı olduğu İEK inşaatın kredisini ödemediğini, kötü niyetli, müvekkillerini zarara sokan işbu satışın iptalinin gerekli olduğunu, Tapu iptali ve tescil yönündeki taleplerinin  mümkün olmaması halinde, davacı müvekkillerin uğradığı zararın tazminini talep ettiklerini, ... ...'ın içi boşaltılmakta olduğunu,  şirketin soyulduğunu, İstanbul İli, Kadıköy İlçesi, Kozyatağı Mahallesi, ... Ada, 188 Parsel sayılı taşınmaza dava sonuna kadar 6100 Sayılı HMK’nun 392/1. maddesine istinaden teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasını, Tapu iptali ve tescil yönündeki taleplerinin mümkün olmaması halinde, davacı müvekkillerin zararının tespit edilerek dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak... Ticaret ve Sanayi A.Ş.'ne  verilmesini , taşınmazların üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir veya davalıdır şerhi konulmasına, karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesinin 27/05/2025 tarihli ara kararı ile;\"1-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin  şimdilik 1.000.000,00 TL teminat mukabilinde  kabulüne,2-Teminatın nakit veya bu miktarda süresiz koşulsuz kesin banka teminat mektubu güvencesi olarak alındığında, taşınmazın halen davalı adına kayıtlı olması durumunda İstanbul İli, Kadıköy İlçesi, Kozyatağı Mahallesi, ... Ada, 188 Parsel sayılı taşınmaza 3. Kişilere devrinin önlenmesi hususunda ilgili Tapu Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına,\" karar verilmiş, bu karara karşı davalılar ... ve ... vekili tarafından itiraz edilmiştir.Davalılar ... ve ... vekili itiraz dilekçesinde özetle; davada taraf teşkilinin sağlanmadığını, ihtiyati tedbirin koşullarının oluşmadığını, müvekkillerinin taşınmazı gerçek değerini ödemek suretiyle satın aldıklarını, iyi niyetli üçüncü kişi olduklarını, muvazaa iddialarının gerçeği yansıtmadığını, takdir edilen teminat tutarının çok düşük olduğunu beyanla ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, aksi halde ise teminat tutarının taşınmazın gerçek değeri üzerinden belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi'nin 17/07/2025 tarih ve 2025/482 Esas sayılı ara kararında;\"Mahkememizce 27.05.2025 tarihli ara kararla davanın niteliği gereği taşınmazın 3.şahıslara devri halinde davanın konusuz kalma ve bu durumda da davacıların  telafisi zor zarara uğramaları ihtimalinin bulunduğu, bu nedenle  davanın konusuz kalmaması ve giderilmesi imkansız zarar oluşmaması bakımından 6100 Sayılı HMK'nın 389 ve devamı maddeleri gereğince; dava  dilekçesi neticesinde  taşınmazın bulunduğu yer ve niteliği dikkate alınarak şimdilik takdiren 1.000.000,00 TL teminat mukabilinde  davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kabulüne dair karar verilmiş olup, taşınmazın devrine yönelik  tedbir kararına ilişkin şart ve sebeplerde  bir değişikliğin meydana gelmediği, fakat tedbire konu taşınmaz değerine ilişkin sunulan bilgi ve belgelere göre yeniden değerlendirme yapıldığında önceki kararda takdir edilen teminatın yetersiz olduğu konusunda davalılar vekilinin itirazlarının yerinde olduğu görülmüş, bu nedenle tarafların hak ve menfaat dengeside dikkate alınarak  itirazın kısmen kabulüne, teminatın 10.000.000, TL'ye yükseltilmesine, taşınmaz üzerindeki tedbirin kaldırılmasına dair fazlaya ilişkin  talebin reddine  karar verilmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile, '' Davalılar vekillerinin ihtiyati  tedbire  itirazların KISMEN kabulü ile HMK 392, 395/2  ve 87  maddesi uyarınca mahkememizin 27/05/2025 tarihli ihtiyati tedbir kararında belirlenen teminat tutarının arttırılarak dava konusu taşınmazın yaklaşık değeri de dikkate alınarak takdiren 10.000,000,00TL  olarak belirlenmesine,Fazlaya ilişkin talebin reddine,Daha önce 27/05/2025 tarihli ihtiyati tedbir kararı gereğince davacılar tarafından 1.000.000,00 TL teminat yatırılmış olduğundan kalan 9.000.000,00TL teminatın nakit veya bu miktarda süresiz koşulsuz kesin banka teminat mektubu  olarak  iki haftalık kesin süre içerisinde dosyaya sunulmaması halinde mahkememizce verilen 27.05.2025 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına,'' karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili ile davalılar  ... ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/482 Esas sayılı dosyasında 27/05/2025 tarihli ihtiyati tedbir kararı gereğince belirlenen teminat miktarının 1.000.000,00 TL olduğunu, teminat mektubunun süresi içinde sunulduğunu, davalı vekilinin itirazının kısmen kabulü ile 17.07.2025 tarihli ara karar ile 10.000.000,00 TL teminat tutarı belirlendiğini, bakiye 9.000.000,00 TL süresiz koşulsuz kesin banka teminat mektubunun kesin süre içerisinde yerine getirildiğini, ancak dava konusu yerin satış bedelinin 250.000.000 TL olduğunu, söz konusu arsanın gerçek rayiç değerinin ise bu tutarın iki katı olduğunu, muvazaalı bir işlemin söz konusu olduğunu;Yönetim kurulu başkan ve üyelerini dolandırıcılıktan şikayet etmeleri nedeniyle usulsüz kullandıkları krediyi kapatabilmek için diğer davalılar Sipahilere danışıklı ve muvazaalı, kötü niyetli şekilde devir işlemi yaptıklarını, şikayetlerinin 12.03.2025 tarihi, dava konusu yerin satışının ise 27.03.2025 tarihi olduğunu, bu kadar değerli bir gayrimenkulün iki hafta içinde gerçek değerinde satılamayacağının açık olduğunu;Davalı Sipahilerin; kötü niyetli olduğunu, davalı yanın, tacir olup, şirketlerin önemli miktardaki gayrimenkullerinin satılmasında genel kurul onayı gerekeceğini bilmesi gerektiğini, bu durumun alelacele satışın gerçekleşmesinin kötü niyetin ispatı olduğunu, davacı müvekkillerinin, dava konusu taşınmazın yüzde yüz sahibi değil; taşınmazın eski sahibi olan şirketin hissedarı olduğunu, bu nedenle yönetim kurulunun yaptığı usulsüz işlemlerin ve tapunun iptali ile \"şirket adına tescili\"nin talep edildiğini, teminat miktarı belirlenirken bu durumun göz önüne alınması gerektiğini, müvekkillerinin şirkette \"ortak\" olduklarını ve  teminat miktarının fahiş olması nedeniyle teminat tutarına itiraz etmenin elzem olduğunu, teminat miktarının indirilmesini talep ettiklerini, bu miktarların, müvekkillerinin hak arama özgürlüğüne kısıt getirecek nitelikte olduğunu, davacı müvekkillerinin, şirketin yönetiminde olmadıklarını, şirketlerin kar etmediğini ve dolandırıldığını beyanla istinaf talebinin kabulü ile öncelikle teminatsız şekilde ihtiyati tedbir kararının devamına, aksi halde ise teminat tutarının hakkaniyete göre indirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle;  Mahkemece 27.06.2025 tarihli ara karar uyarınca müvekkillerine ait dava konusu taşınmaz üzerine 1.000.000,00 TL teminat mukabilinde ihtiyati tedbir konulmasına karar verildiğini, söz konusu teminat bedeline kendileri tarafından itiraz edildiğini ve mahkemenin 16.07.2025 tarihli duruşmalı yaptığı inceleme neticesinde teminat bedelini 10.000.000,00 TL bedele yükselttiğini, arttırılan tutarın taşınmaz resmi satış bedelinin %4'ü tutarına denk geldiğini, müvekkillerinin iş bu davayı kazandığı durumda davacılar, aleyhine açacağı tazminat davası da dikkate alındığında ilgili teminat miktarının müvekkillerinin haklarını korumaya yetmeyeceğini, sadece bugünkü banka mevduat faiz oranları incelendiğinde bugün söz konusu müvekkillerince ödenen paranın aylık getirisinin en aşağı 10 Milyon TL olduğunu, müvekkilleri dışında yer alan tüm tarafların akraba olduğu da dikkate alındığında, işbu davanın kötü niyetli açıldığının aşikar olduğunu, bu sebeple teminatın devam etmesi halinde  bedelinin de müvekkilinin mahvına yol açmayacak bir tutar olması gerektiğini ve bu nedenle de mahkemenin 16.07.2025 tarihli duruşmada verdiği ara kararı bedel yönünden istinaf etme zorunluluğu hasıl olduğunu;İşbu davada taraf teşkilinin sağlanmadığını, müvekkillerinin dava dışı... Ticaret ve Sanayi A.Ş'den 27.03.2025 tarihinde taşınmaz  resmi satış bedeli 250.000.000,00 TL (Resmi Satış tutarı olan İki yüz Elli Milyon Türk lirası) üzerinden satış işlemi yapıldığını, davacı tarafların ise, dava dilekçesinde müvekkilleri ile dava dışı şirket arasından söz konusu satış işleminin muvazaalı olduğundan bahsettiklerini, işbu iddiaları kabul etmemekle beraber, iddialarını ispat eden herhangi bir delilin mevcut olmadığını, müvekkillerinin taşınmazı, gerçek  bedelini belki de değerinden fazlasını ödeyerek dava dışı şirketten satın aldığını, dava dışı şirketin davada taraf olarak gösterilmemesinin de müvekkillerine yönelik kötü niyeti, müvekkillerini zarara uğratma kastını ortaya koyduğunu;Söz konusu şirketin işbu davada davalı sıfatını haiz olmasının dava şartı olduğunu, işbu hali ile dahi söz konusu davanın  HMK md. 114/1.d bendi uyarınca dava şartı yokluğu ile reddi gerekirken müvekkillerinin taşınmazına bu şekilde ihtiyati tedbir konulmasının kabul edilemez olduğunu, öncelikle tedbirin kaldırılması akabinde davanın reddi gerektiğini, ihtiyati tedbirin şartlarının oluşmadığını, müvekkillerinin TMK md. 1023 kapsamında iyi niyetli 3. kişi olup aksini ispat edecek somut bir vakıa dahi sunulmadığını;Mahkeme heyetince yapılan inceleme neticesinde ve itiraz üzerine 16.07.2025 tarihli duruşmada verilen ara kararda, ihtiyati tedbirin şartlarının oluştuğuna ilişkin  değerlendirmenin açıkça hatalı olduğunu, çünkü davacı taraf, her ne kadar müvekkilleri ile dava dışı... şirketi ile arasında bir muvazaa ilişki olduğunu, satış bedelinin muvazaalı olduğunu iddia etmiş olsa da, bunu ortaya koyan herhangi bir somut delil dosyaya sunamadığını, kaldı ki böyle bir delilin de söz konusu olmadığını, dosyada yer alan evraklardan anlaşılacağı üzere müvekkillerinin söz konusu taşınmazı usule uygun şekilde satın aldıklarını;Müvekkillerinin bugüne kadar... ile herhangi bir şekilde ticari ilişkisinin olmadığını, davacı tarafın beyanlarının aksine müvekkillerinin ilgili taşınmazı piyasa rayiç bedeli üzerinden gerçek bir satış işlemi ile ... işi yapmak amacı vb amaçlar ile satın aldığını, davacılar vekilinin müvekkilleriyle alakası olmayan şirket içi işlemlere ilişkin beyanlarında yer alan aleyhe hususları kabul etmemekle beraber, taşınmazın değeri yönünden  ... A.Ş. tarafından geçmişte tesis edilen ipotek işlemine ilişkin mahkemeyi yanıltıcı beyanını kabul etmediklerini, nitekim ipotek ile ilgili hukuki durumların dava konusu olmadığını, söz konusu ipoteğin üst sınır ipoteği olabileceğini ve ipotek bedelinin taşınmaz bedelinin 3-4 katı üzerinde olabileceğini, bunu karşı taraf asillerin ve vekilinde rahatlıkla bilebileceğini tahmin etmekle beraber, hem bu şekilde mahkemenin yanıltılması, hemde müvekkilleri hakkında herhangi bir somut gerekçe olmaksızın söz konusu muvazaa iddiasında bulunulmasını kabul etmemekle beraber, bu konularda hukuki haklarının saklı olduğunu; Davacıların ihtiyati tedbir için gerekli olan haklılığı yaklaşık olarak ispat edemediklerini, yine dava dilekçesi ve içeriğinde yer alan savcılık dosyasından anlaşılacağı üzere davacıların şirket içi işleyişle alakalı yaşadıkları sorunlarla alakalı müvekkillerini söz konusu olaylara dahil etmeye çalıştıklarını, müvekkillerinin bu şekilde mağdur edildiğini, davacılar, dava dilekçesinde yaklaşık ispat koşulunu ispat edemediği gibi,  yukarıda yapılan açıklamalarla beraber davacıların tedbir taleplerindeki haklılığı yaklaşık olarak ispat etmesinin hukuken ve fiilen imkansız olduğunu, bu konuda çokça Yargı içtihadı mevcut olduğunu;Davacıların ihtiyati tedbir için gerekli olan haklılığı yaklaşık olarak ispat edemediklerini, öncelikle mahkemece uygulanan ihtiyati tedbirin kaldırılması gerektiğini, aksinin kabulü halinde mahkemece ilgili teminat bedeli olan 10.000.000,00 TL bedeli arttırılarak taşınmazın tapuda yer alan satış bedelinin en azın %15'i veyahut mahkemece takdir edilecek daha yüksek bir oranda teminat bedeli belirlenerek, davacılar tarafından iş bu dosya üzerinden oluşturulacak vadeli hesaba depo edilmesi (nemalandırılması) gerektiğini beyanla ihtiyati tedbirin haklılığın yaklaşık olarak ispat edilememesi sebebi ile derhal kaldırılmasına, mahkemece aksi kanaati halinde 17.07.2025 tarihli ara karanın kaldırılarak, taşınmazın resmi satış bedeli olan 250.000.000,00 TL üzerinden en az %15 tutarında olmak üzere mahkemece takdir edilecek teminat miktarının yeniden belirlenerek davacılara söz konusu bedeli yatırmak üzere süre verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep, davacıların ortağı oldukları dava dışı... Ticaret ve Sanayi A.Ş.'ye ait taşınmazın, davalı yönetim kurulu üyelerince diğer davalılara, muvazaalı ve genel kurul onayı olmaksızın, usulsüz şekilde devri sebebiyle tapunun iptali ve dava dışı şirket adına tescili talebi ile açılan davada, dava konu taşınmazın üçüncü kişilere devrinin engellenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkin olup, Mahkemece 27/05/2025 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir talebinin 1.000.000 TL teminat mukabilinde kabulüne karar verilmiş, davalılar vekili tarafından alınan teminat miktarının düşük ve ihtiyati tedbir kararının haksız olduğu gerekçesi ile karara itiraz edilmiş, Mahkemece 02/10/2024 tarihli ara karar ile bu kez davalıların ihtiyati tedbirin şartlarına ilişkin itirazlarının reddine, teminata yönelik itirazlarının ise kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 6100 Sayılı HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, 1. fıkrası; \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" şeklindedir. HMK'nın 390/3 maddesi; ''Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini  ve türünü açıkca belirtmek ve  davanın esası yönünden  kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Buna göre, tedbir talep eden  haklılığını yaklaşık olarak  ispat etmek zorundadır. Aynı Kanun'un 394/2. maddesi ile, karşı tarafın, tedbirin uygulanması sırasında hazır bulunuyorsa  bu tarihten, hazır bulunmuyor ise tedbirin uygulanmasına dair tutanağın kendisine tebliğinden itibaren bir haftalık süre içerisinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak kararı veren mahkemeye itiraz edebileceği kabul edilmiştir. Somut olayda; davacılar tarafından, dava dışı... ve Ticaret Sanayi A.Ş.'nin yönetim kurulu üyesi olan davalılar ..., ... ve ... tarafından dava konusu taşınmaz ipotek gösterilmek suretiyle banka kredisi alındığı, bu kredinin adı geçenlere ait şirket için kullanıldığını ve çeşitli usulsüzlükler yapıldığı, bu nedenle haklarında suç duyurusunda bulundukları, bundan sonra yönetim kurulu üyelerince, dava konusu taşınmazın muvazaalı ve usulsüz şekilde davalılar ... ve ...'ye devredildiği, gerçek bir satışın söz konusu olmadığı iddia edilerek, taşınmazın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edildiği, taşınmazı devralan davalılar tarafından ise satışın gerçek bir satış olduğu savunulmuş olup, tarafların iddia ve savunmalarına göre, taşınmazın davalılara muvazaalı ve usulsüz şekilde devredilip devredilmediği, tapunun iptali ile dava dışı şirket adına tescili koşullarının bulunup bulunmadığının ancak tüm delillerin toplanması ile yapılacak yargılama neticesinde belirlenebileceği, hakkında tedbir kararı verilen taşınmazın, yargılama devam ederken üçüncü kişilere devredilmesi, davanın kabulüne karar verilmesi  ve üçüncü kişilerin iyi niyet savunmasında bulunmaları halinde, hakkın elde edilmesinin güçleşeceği veya imkansız hale gelebileceği, bu itibarla ihtiyati tedbirin şartları mevcut olup Mahkemece talebin kabulüne karar verilmesinin isabetli olduğu, tarafların hak ve menfaatleri gözetildiğinde Mahkemece takdir edilen teminatın ölçülü olduğu, taşınmazın gerçek değerinin daha fazla olduğunun anlaşılması ve itiraz halinde, Mahkemece teminat tutarında yeniden değerlendirme yapılabileceği anlaşıldığından, taraf vekillerinin aksi yöndeki tüm istinaf sebepleri haksız bulunmuş ve verilen kararda kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br> 1-Davacı vekili ile Davalılar ... ve ... vekilinin  istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince ayrı ayrı alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf edenler tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/10/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. <br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d9b1c509c076cee2","SID":"8f337f1a075208e8"}}