{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1498 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1442 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI\t: 2025/286 Esas (Derdest Dava Dosyası) <br>TARİH: 02/07/2025 (Ara Karar Tarihi)<br>DAVA: Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 18/09/2025                                       <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin korunması gereken hukuki yararı gözetilerek fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkili şirketin davalı ... tarafından düzenlenecek faturalardan kaynaklı talep edilen KDV tutarlarının dava sonuçlanıncaya kadar icra takibine konu edilmemesi ve dava sonuçlanıncaya kadar ödenmemesine ilişkin müvekkili idare nezdinde 4.500.000 USD bedelli teminat mektubu olduğu ve her türlü zararını defaten her zaman karşılama imkânı olduğu ve İİK md. 72 madde gereğince takdiren teminatsız aksi durumda ise uygun görülecek teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi'nin 02/07/2025 tarih 2025/286 Esas sayılı kararında;''Her ne kadar davacı vekili 23/06/2025 tarihli dilekçesi ile ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş ise de; dosyanın tetkikinde mahkememizce bu hususta daha önce karar verildiği, yeniden karar verilmesini gerektirir bir delil ve yeni bir durumun bulunmadığı anlaşılmakla karar tesisine yer olmadığına,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yenilenebilir enerji kaynaklarının, doğal çevrim sürecinde tükenmeyen kaynaklar olarak tanımlandığını, ülkemizde bu alandaki temel düzenlemelerin 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Kullanımına İlişkin Kanun olduğunu, (... Kanunu), ...'nın, yüksek yoğunlukta yenilenebilir enerji potansiyeline sahip alanları ifade ettiğini ve bu alanların belirlenmesi, tahsisi ile ilgili işlemlerin yasal mevzuat hükümleri uyarınca Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (“ETBK”) tarafından yürütüldüğünü, bu kapsamda ETBK tarafından belirlenen ... sahalarının kullanım hakkının, özel bir ihale usulü olan “... Kullanım Hakkı Yarışması” ile yatırımcılara tahsis edildiğini;... yarışmalarında yatırımcılardan, üretecekleri elektriği kaç dolar-cent/kWh fiyattan satmak istediklerine dair teklif vermelerinin istendiğini, ETBK tarafından bu fiyat için bir taban (en düşük) ve tavan (en yüksek) sınır belirlendiğini ve düşük fiyatı teklif eden yatırımcıya ... sahasının kullanım hakkının verildiğini, ancak tüm yarışmacıların aynı fiyatı (örneğin taban fiyatı) teklif etmesi halinde yarışmada fiyatlar arasında rekabet oluşmayacağından rekabetin “katkı payı” üzerinden sağlandığını, bu durumda ... alanının kullanımını en yüksek katkı payını vermeyi taahhüt edenin kazandığını;28.10.2024 tarih 32706 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Rüzgar Enerjisine Dayalı Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları ve Bağlantı Kapasitelerinin Tahsisine İlişkin Yarışma İlanı” kapsamında T.C. Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı (“ETBK”) tarafından 28.01.2025 tarihinde ... ...-2024 yarışması gerçekleştirildiğini, 28.01.2025 tarihli yarışma sonucunda yarışmacıların çoğunun aynı taban fiyattan teklif sunması nedeniyle müvekkili şirketin en yüksek katkı payı bedelini teklif ederek, taban fiyat olan 3,5 ABD Doları -cent/Kw-saat fiyatından 20 yıl süreyle satma taahhüdü karşılığında yarışmayı kazandığını;Şartnamenin 3.3.6 maddesinin;“Yarışma sonucunda katkı payı bedeli oluşması durumunda, bedelin tamamı Yarışmacının Sözleşme’ye davet edilmesini takip eden 20 (yirmi) iş günü içerisinde ...’a, ödeme tarihindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden ödenir.”  hükmüne haiz olduğunu, ... ...-2024 Sözleşmesi ve şartnamesi uyarınca müvekkili şirket tarafından ETBK’nın “ödeme yeri” olarak tayin ettiği davalı ...İşletme Anonim Şirketi’ne (“...”) toplam 13.320.000,00 USD katkı payının ödenmesinin kararlaştırıldığını, bilahare müvekkili tarafından 13.320.000,00 USD katkı payının tamamının, 03.03.2025 tarihindeki Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden TL karşılığı olarak 485.470.044,00 TL ödendiğini, müvekkili şirketin şartname kapsamında kararlaştırılan ödeme yükümlülüğünü yerine getirdiğini;Şartnamenin 3.3.6 maddesinin devamında;“Ödenen tutar ... tarafından 1 yıl içerisinde aylık eşit taksitler halinde ... kapsamında değerlendirilir. Katkı payının süresi içerisinde ödenmemesi durumunda teminat irat kaydedilerek sırasıyla en uygun ikinci ve üçüncü teklif sahibi Yarışmacı’ya katkı payını ödemesi için 20 (yirmi) iş günü süre verilir.” düzenlemesi ile ...’ın ödenen katkı payı bedelini 12 aylık eşit taksitler halinde Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (“...”) kapsamında değerlendirileceğinin öngörüldüğünü, ...'in, Türkiye’de yenilenebilir enerji üreticilerine belirli bir süre boyunca, üretim yaptıkları enerjiye belirli bir destek fiyatı ödemek amacıyla oluşturulmuş bir mekanizma olduğunu, bu mekanizma ile, yenilenebilir enerji üretiminin teşvik edildiğini ve elektrik piyasasında bu üreticilere destek sağlandığını, yarışmayı kazanan tarafından ...’a ödenen katkı payı bedelinin esasen kamusal bir destek fonu olduğunu, kamusal bir gelir olduğunu, ... tarafından, katkı payı bedelinin 1 yıl içinde, 12 eşit taksitle ... kapsamında ödeme yapmak üzere sisteme aktarıldığını; ...'ın davaya konu süreçte; müvekkilinin toplu şekilde ödemiş olduğu katkı payı bedeli olan 485.470.044,00 TL’yi 12 aylık eşit taksite böldüğünü, her ay 1 aylık bedele tekabül eden miktar olan 40.455.837,00 TL’yi “MALZEME / HİZMET” adı altında “... ... GELİRLERİ” olarak 8.091.167,40 TL EK KDV ilave ederek müvekkiline fatura ettiğini, davalı ... tarafından katkı payının ilk taksitine ilişkin 03.03.2025 tarih ve ... fatura numaralı “... ... Katkı Payı 1. Taksit” açıklamalı ödemeye KDV tahakkuk ettirilerek, KDV dahil 48.547.004,40 TL bedelli işbu dilekçe ekinde sunulan faturanın düzenlendiğini, müvekkili şirkete 12.03.2025 tarihinde tebliğ edilen faturaya Antalya 11. Noterliği'nin 14.03.2025 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile yazılı olarak da, hem faturadaki KDV kalemine hem de gelecek aylara şamil olarak talep edilen ve faturası kesilerek ödenmesi istenecek olan KDV’lere itiraz edildiğini, dava konusu olayda ... tarafından katkı payı bedellerinin KDV dahil olacak şekilde müvekkiline fatura edilmesinin hukuka ve usule aykırı olduğunu;..., burada müvekkili şirketin ödediği tahsis bedelinde “ödeme yeri” olarak belirlenmiş olup ...’e katkı payı bedeli olarak belirlenen tutarın aktarılmasında aracılık görevini üstlendiğini, ...’ın müvekkilinden KDV tahsil etmesinin, sözleşme hukukuna da aykırı olduğunu, katkı payı bedeline KDV’nin ekleneceğine dair sözleşme ve şartnamede bir hüküm bulunmadığını, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu md. 1/1'e göre; KDV'nin, bir mal veya hizmet teslimine karşılık tahsil edilen bedeller üzerinden tahakkuk ettirildiğini, katkı payı ödemesinin ihaleye/ yarışmaya katılmak için yapılan kamusal mali iştirak olduğunu, hizmet veya mal teslimi niteliğinde olmadığını, ...'ın, katkı payını sadece tahsil ettiğini, herhangi bir mal veya hizmet sunmadığını, bu nedenle katkı payı bedelinin Katma Değer Vergisi’ne tabi olmadığını, davalı tarafın sözleşmenin 22.1 maddesindeki “her türlü vergiden” müvekkilinin sorumlu olduğu yazılı ise de, davadaki temel sorunun, KDV Kanununa göre vergiyi doğuran herhangi bir olayın olmaması olduğunu, bu hususun özellikle dava dilekçesinde detayları ile açıklandığını;Kendileri tarafından, davalının her ay fatura düzenlemek suretiyle yukarıda açıklanan nedenlerle haksız olarak müvekkilinden ek KDV tahsil edildiği gerekçesiyle “devam eden yargılama sürecinde taksitlere ilişkin tahakkuk ettirilecek KDV tutarlarının ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesi” talepli dava açıldığını, ilk derece mahkemesi tarafından ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiğini;Dilekçeler aşamasının tamamlanmasını müteakip kendileri tarafından “müvekkil şirketin davalı ... tarafından düzenlenecek faturalardan kaynaklı talep edilen KDV tutarlarının dava sonuçlanıncaya kadar icra takibine konu edilmemesi ve dava sonuçlanıncaya kadar ödenmemesine ilişkin müvekkilin idare nezdinde dosyaya fotokopisi sunulmuş 4.500.000 USD bedelli teminat mektubu olduğu ve her türlü zararını defaten her zaman karşılama imkânı olduğu ve İİK md. 72 madde gereğince takdiren teminatsız aksi durumda ise uygun görülecek teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesi”nin talep edildiğini, ilk derece mahkemesi tarafından ihtiyati tedbir talepleri hakkında hukuka ve usule aykırı olarak karar tesisine yer olmadığına karar verildiğini;İlk derece mahkemesinin “yeniden karar verilmesini gerektirir bir delil” ve “yeni bir durum” olmadığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar vermesinin usuli olarak, özellikle iki açıdan değerlendirilmesi gerektiğini, öncelikli olarak “yeni bir durum” olmadığı gerekçesinin, yargılamanın geldiği aşama itibarıyla hatalı bir değerlendirme olduğunu, gelinen aşamada taraflar arasında dilekçeler aşamasının tamamlandığını, bunun “yaklaşık ispat koşulunun değerlendirilmesi” için yeni bir durum olduğunu, tarafların halihazırda iddia ve savunmalarını sunduğunu, yazılı yargılama kapsamında esasen mahkemece “dinlendiklerini,'' bu aşamadan sonra tarafların sunmuş oldukları dilekçeler ile bağlı kalacak, iddia ve savunmalarını genişletilemeyecek ve değiştirilemeyeceklerini, tarafların iddia ve savunmaları incelendiğinde, davalının ek KDV tahsilatını haklı kılan bir savunma, iddiasını ispatlamaya elverişli bir delil sunmadığını, haliyle dilekçeler aşamasının tamamlanmasıyla bu durumun somut olarak ortaya çıktığını;İlk derece mahkemesi her ne kadar yeniden karar verilmesini gerektirir yeni bir delil olmadığını ifade etmişse de, dosyaya Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’nın 24.06.2025 tarih E-50875018-641.03.01-335989 sayılı yazısı ile kazandırılan müzekkere cevabında, ETBK’nın, ...’ın katkı payı tutarlarına Katma Değer Vergisi (KDV) tahakkuk ettirilmesine yönelik herhangi bir düzenleyici talimatı veya yükümlülüğü olmadığını, bu hususun da yargılamanın başında ortaya çıkan bir durum değil, yargılama sırasında safahatte ortaya çıkan “yeniden karar verilmesini gerektirir bir delil” ve “yeni bir durum” olduğunu, bu hususun Yerel mahkeme tarafından gözetilmeyerek ihtiyati tedbir talebi hakkında “karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu; Müvekkilinin ihtiyati tedbir kararı verilmesi noktasında davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat ettiğinin sabit olduğunu, kaldı ki; 23.06.2025 tarihli ihtiyati tedbir talebinde, dava dilekçesindeki ihtiyati tedbir talebine ek olarak İİK md. 72/2 uyarınca “müvekkil şirketin davalı ... tarafından düzenlenecek faturalardan kaynaklı talep edilen KDV tutarlarının dava sonuçlanıncaya kadar icra takibine konu edilmemesi”nin de talep edildiğini, bu talebin yeni bir ihtiyati tedbir talebi olduğunu, bu talebe ilişkin olarak ihtiyati tedbirin “reddi” “veya “kabulü”ne ilişkin karar verilmemesi hukuka aykırı olduğu gibi müvekkilinin Anayasal hakkı olan hukuki dinlenme hakkı ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, talebe ilişkin olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi nedeniyle de mahkemeye erişim haklarının engellendiğini;Davalı tarafından tahakkuk ettirilen KDV bedelleri haksız ve hukuka aykırı olmasının yanında, müvekkili şirket gibi halihazırda işletmede bulunan bir tesisi bulunmayan yatırımcılar için, yatırım döneminde yatırım maliyetinin yanında KDV için ilave fon ayrılması, ülkemizdeki enflasyon ve ekonomik dalgalanmalar da dikkate alındığında hakkaniyete ve hukuk kurallarına aykırı bir durum ve maliyet yarattığını, davalı tarafından katkı payına ek olarak tahakkuk ettirilen KDV bedellerinin yargılama sırasında müvekkili tarafından ödenmek zorunda kalınmasının ileride telafisi güç ciddi zararlara sebebiyet vereceğini, dava dilekçesi ve ekinde sunulan deliller ve tüm dosya kapsamı itibari ile müvekkilinin haklılığının yaklaşık olarak ispat edildiğini;  Öte yandan İİK’nın 72/2 maddesinde “İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.\" hükmü ile İİK'nın 72/4. maddesinde; \"Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.\" hükümlerinin düzenlendiğini, alacaklı tarafın belirtilen anlamda bir zararının olması halinde anılan madde uyarınca, zararının karşılanması olanağının da bulunduğunu, nitekim davalı ... tarafından düzenlenecek faturalardan kaynaklı KDV tutarının dava sonuçlanıncaya kadar ödenmemesi talebine ilişkin olarak müvekkilinin, idare nezdinde dosyaya fotokopisi sunulan 4.500.000 USD bedelli teminat mektubu olduğu ve her türlü zararını defaten her zaman karşılama imkanı olduğu hususu gözetildiğinde, huzurdaki davada alacaklının alacağının da müvekkili tarafından teminat altına alındığını, nitekim birebir yakınlıkta, benzer bir yargılamada bu hususta, Ankara BAM 23.HD.'nin, 08.06.2022 T, 2022/1057 E. 2022/975 K. Sayılı kararı ile davacının ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verildiğini beyanla İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02.07.2025 tarihli kararının kaldırılarak müvekkili şirketin davalı ... tarafından düzenlenecek faturalardan kaynaklı talep edilen KDV tutarlarının dava sonuçlanıncaya kadar icra takibine konu edilmemesi ve dava sonuçlanıncaya kadar ödenmemesine ilişkin, takdiren teminatsız aksi durumda ise uygun görülecek teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca düzenlenen faturalara eklenen KDV bedellerinin haksız olduğundan bahisle, bu bedeller yönünden borçlu olmadığının tespiti, ödenen bedellerin istirdadı talebi ile açılan davada, yargılama süresince düzenlenecek faturalarda yer alacak KDV bedellerinin ödenmemesi yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkindir.6100 Sayılı HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, 1. fıkrası; \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" şeklindedir. Yine 6100 Sayılı HMK'nın 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir.Somut olayda; davanın, davacının, adına düzenlenen faturalarda yer alan KDV bedelleri yönünden davalıya borçlu olmadığı, yani menfi tespit talebi ile ödenmiş ve ödenecek bedellerin istirdadına ilişkin olduğu, Mahkemece dava dilekçesinde yer alan ihtiyati tedbir talebi ile ilgili olarak 25/04/2025 tarihli ara kararın verildiği, bu kararda şartları oluşmadığından ihtiyati tedbir talebinin reddedildiği, bu ara karara karşı davacı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulmadığı, davacı vekili tarafından 23/06/2025 tarihli dilekçe ile yeniden ihtiyati tedbir talep edildiği, Mahkemece bu kez  02/07/2025 tarihli ara karar ile, bu hususta daha önce karar verildiği ve yeniden karar verilmesini gerektirir bir delil ve yeni bir durum bulunmadığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, her ne kadar verilen kararda talebin reddine yönelik bir ifade kullanılmamış ise de, esasen sonucu itibariyle verilen kararın, yeni delil durumunun değerlendirilmesi neticesinde verilmiş bir red kararı olduğu, Mahkemenin 25/04/2025 tarihli ara kararından sonra dosyaya yeni bir delil sunulmadığı, ara karar tarihi itibariyle mevcut delil durumundan, ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde, hakkın elde edilmesinin önemli derecede güçleşeceği veya imkansız hale geleceğine dair kanaatin oluşmadığı, davacı tarafça ödeme yapılması ve yapılan ödemelerin dayanaksız olduğunun anlaşılması halinde, bu kez talep edildiği üzere ödemelerin istirdadına karar verilebileceği, talep ve dava dilekçesinde ileri sürülen hususların haklılığının ancak tüm deliller toplandıktan sonra değerlendirilebileceği ve ihtiyati tedbirin koşullarının bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br> 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 18/09/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. <br>\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d0e9d0ba53e41295","SID":"a8481f05fe19a267"}}