{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   9. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2025/2602 - 2025/2279<br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  9. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2025/2602 <br>KARAR NO\t: 2025/2279<br>KARAR TARİHİ\t: 04/11/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t: <br>ÜYE\t: <br>ÜYE\t: <br>KATİP\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI\t\t: 2025/607 ESAS <br>DAVACILAR\t: 1-... -  <br>VEKİLİ\t: Av. <br>DAVALI\t: ... MAKİNE SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ  <br>VEKİLLERİ\t: Av.  <br>DAVANIN KONUSU\t: Ticari Şirket (Fesih İstemli)|Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması)<br><br>İSTİNAF KARARININ <br>KARAR TARİHİ                   :  04/11/2025<br>YAZIM TARİHİ                    : 04/11/2025<br><br>.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  tarih, 2025/607 Esas sayılı ara kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ                                                                                             :<br>Dava, anonim şirketin haklı nedenle feshi talebine ilişkindir,  istinafa konu uyuşmazlık ise, davacının, davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin olarak verilen ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince birleşen davada  ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir.<br>Ara karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.<br>6102 sayılı TTK’da sermaye şirketlerinde yönetime dışarıdan müdahaleye, yani şirkete mahkemece yönetim kayyımı atanmasına olanak sağlayan açık bir kanun hükmü bulunmamaktadır. Sermaye şirketlerinde kayyım atanması ile ilgili olarak, TTK'da bulunan tek madde TTK nın 617. maddesinin üçüncü fıkrası ile yapılan yollama uyarınca 412. maddedir. Burada; genel kurula çağrının yapılması için kayyım atanabileceği düzenlenmiştir. TTK m. 636/2,  limited şirketlerde organ yokluğunu ve bunun sonuçlarını düzenlemiştir. Aynı maddenin 4. fıkrasında fesih davası açıldığında mahkemenin gerekli  önlemleri alacağı belirtilmiştir. Bunlar arasında kayyım atanması olduğu da kuşkusuzdur. Diğer taraftan TTK nın 1. Md.si  gereğince; Türk Ticaret Kanunu,Türk Medenî Kanunu'nun ayrılmaz bir parçasıdır. Türk Medeni Kanunu'nda kayyımlık, temsil kayyımı (TMK, m.426), yönetim kayyımı (TMK, m.427) ve isteğe bağlı (iradî) kayyım (TMK, m.428) olmak üzere üç türü düzenlenmiştir. TMK'nın 427/4. Maddesinde; Bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağı belirtilmiştir. Ayrıca limited şirketlerde müdürlerin atanmaları ve görevden alınmaları genel kurulun devredilmez yetkileri arasında sayılmıştır. (TTK 616/1-b)<br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 630/2 ve 3. maddelerinde açıklandığı üzere; her ortağın, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği, yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunacağı belirtilmiştir. <br>6100 sayılı HMK. 389. maddesine göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinde, uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebilir. Yine HMK.nın 390/3 maddesi uyarınca, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünde kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. <br>Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, şirketlerin seçilmiş organları eliyle idaresi asıl olup, bir şirkete kayyum atanması için kural olarak şirketin yasal organlarının mevcut olmaması gerekmektedir. Somut olayda,  TTK'nın 410. maddesi gereği davacının genel kurulu toplantıya çağırabileceği, temsilci seçilmesine ilişkin hususların karara bağlanmasını ve bu suretle davalı şirketin yönetimini başka yoldan sağlayabileceği ancak genel kurulu toplantıya çağırmadığı, herhangi bir işlem yapmadığı, daha önce açıldığı beyan edilen dava dosyasının ise aynı şekilde davalı şirkete yönetim kayyımı atanması talebine ilişkin olduğu, dolayısıyla TMK'nın 427/4. maddesindeki koşullar oluşmadığından, davalı şirkette organ boşluğu bulunmadığı gibi mevcut delil durumu dikkate alındığında, davalı şirket müdürünün, yönetim haklarının ve temsil yetkisinin tedbiren kaldırılması ya da sınırlandırılması için, TTK'nun 630/2 maddesi gereğince haklı nedenlerin varlığına ilişkin yeterli delil bulunmadığı, davacının varsa, 6102 sayılı TTK'nun 438. vd. maddelerinde belirtilen yasal koşullara uyarak özel denetçi atanmasını talep edebileceği, somut olayda böyle bir talebin de olmadığı, sonuç olarak, HMK'nın 389. maddesi anlamında, davalının temsil yetkisinin kaldırılması ve şirkete kayyım atanmasını  gerektirir bir durumun varlığının, HMK'nun 390/3 maddesi kapsamında yaklaşık olarak ispat edilemediği, bu nedenle ilk derece mahkemesince, davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun  olduğu anlaşılmıştır. <br>Açıklanan nedenlerle,  İlk Derece Mahkemesi'nce, temsil kayyımı atanmasına dair  ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen ara kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve buna dair aşağıdaki  hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere                                                      :<br>1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince davacı vekilinin ilk derece mahkemesi'nin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2- 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40.TL maktu istinaf karar harcının başlangıçta yatırıldığından davacıdan yeninden harç alınmasına YER OLMADIĞINA, <br>3-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince istinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan harcamaların kendi üzerine BIRAKILMASINA,<br>4-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,<br>5-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme dosya üzerinden yapıldığından lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,<br>Dair, 6100 Sayılı HMK'nin 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br>Başkan<br> <br>e-imzalıdır<br> <br>Üye<br> <br>e-imzalıdır<br> <br>Üye<br> <br>e-imzalıdır <br> <br>Katip<br> <br>e-imzalıdır <br> <br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f5462956cc9369f1","SID":"04192dbf4c38806c"}}