{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ:03/10/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:27/03/2025<br>DAVANIN KONUSU:Tazminat<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:03/10/2025<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, müvekkil şirketin davalı bankanın müşterisi olduğunu, davalı bankadan kullandığı 254.000,00 TL tutarındaki kredinin banka nezdindeki ... numaralı hesabına 30.10.2018 tarihinde yattığını, müvekkilin 31.10.2018 tarihinde hesabına girdiğinde 30.10.2018 tarihinde saat 22:25'den başlayarak 31.10.2018 tarihi saat 03:08'e kadar hiç tanımadığı şahis ve firmalara çeşitli miktarlarda havaleler yapıldığını gördüğünü, hiç bilmediği kredi kartları için ödemeler yapıldığını, hesap bakiyesinin -33.712,04 TL'ye düştüğünü, havalelerin yapıldığı kişiler ile müvekkil şirketin hiçbir alışverişi olmadığını, ayrıca müvekkil şirkete ait olmayan ... ile biten kredi kartına da 38.850,00 TL ödeme yapıldığını, müvekkilin havale limitinin 500.000,00 TL olduğunu, tüm işlemlerin banka müşterisi hesaplarına yani havale şeklinde yapıldığını, sabaha karşı yapılan havaleler için hiçbir onay kodu veya bilgilendirme mesajı gönderilmediğini, davalı bankanın güvenlik zafiyeti bulunduğunu, davalı banka yetkilileri de dahil olmak üzere adı geçenlere Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına başvurularak ... soruşturma numaralı dosya üzerinden suç duyurusunda bulunduklarını, müvekkilin zararını defalarca bankadan talep etmesine rağmen ödenmediğini, bunun üzerine Antalya 10. Noterliğinin 19.11.2018 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, davalı bankaca kabul! edilebilir bir cevap verilmediğini, 277.600,00 TL'nin haksız fiil tarihi olan 30.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini arz ve talep etmiştir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili, davacıya ait işlemin sadece kendisinin bilgisinde olan şifrenin girilmesi neticesinde gerçekleştirildiği anlaşıldığından bankanın kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkil bankanın internet bankacılığı hizmetinin uluslararası alanda kabul edilen güvenlik standartlarında olduğunu, bankaya kusur atfedilmesinin mümkün olmadığını, davacıya internet bankacılığıkullanım esasları güvenliğine dair gerekli uyarıların yapıldığını, banka müfettişlerinin yaptığı inceleme sonucu “Şikayete konu işlemlerle ilgili tüm bilgilendirme mesajlarının ve tek kullanımlık şifrelerin şirket yetkilisi ...'ın bankamız sisteminde kayıtlı şifre telefonu olarak kayıtlı olan numarasına gönderildiği, şikayete konu vakanın bankamız kaynaklı bir güvenlik zafiyetinden ve bankamız kusurundan kaynaklanmadığı anlaşılmıştır” denildiğini, haksız ve mesnetsiz davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"... davacının hesabının bilirkişi raporunda ayrıntısı ile belirtilen virüs benzeri uygulamalar ile ele geçirildiği, bunların nitelik itibariyle sahtecilik suretiyle gerçekleştirildiği zira eylemin esasen davacıymış gibi hareket eden 3.kişilerce davalı bankaya karşı gerçekleştirilmiş olduğu, davalının bilirkişi raporunda ayrıntısı ile izah edildiği şekilde sabaha karşı yapılan 29 ayrı işleme hayatın olağan akışına uygun olmamasına rağmen izin vermesi, şüpheli işlemler olduğu açı olmasına rağmen davacı müşterinin hesabını blokeye almaması, gerekli güvenlik prosedürlerini gerçekleştirdikten sonra hesabı geri açması gerekirken bu yükümlülüklerini yerine getirmediği anlaşılmakla aksi yöndeki davalı savunmasına itibar edilmeyerek davalının tam kusurlu olduğu vicdani kanaatine varılmıştır. Her ne kadar raporda davacının kişisel bilgilerini koruyamadığına ilişkin belirlemeler de yer almış ise de; davacı ile davalı arasında yapılan sözleşmede davalının davacı hesabındaki parayı özenle koruma yükümlülüğü bulunduğu, kaldı ki eylemin yukarıda da izah edildiği üzere davacıya karşı değil, davalıya karşı gerçekleştirilmiş olduğu, davalının virüs ve benzeri uygulamalara karşı gelişmiş güvenlik önlemleri almakla yükümlü olduğu nazara alındığında davalının kusurunun davacının kişisel bilgilerinin ele geçirilmesi eylemi ile illiyet bağını kesecek yoğunlukta olduğu vicdani kanaatine varılarak, davacıya kusur atfedilmemiştir. Ceza mahkemesi dosyasının kesinleşmesi ise dosya kapsamında davalının gerekli güvenlik önlemlerini aldığına dair savunmasını destekleyen hiç bir delil bulunmaması nazara alınarak usul ekonomisi dikkate alınarak beklenmemiş, ceza dosyasındaki deliller resen ele alınarak davanın kabulüne ...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu işlemlerin, yalnızca davacının bilgisinde olan şifrelerin girilmesi neticesinde gerçekleştiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporu ile de bu hususların tespit edildiğini, işlemlerin davacının müvekkili bankada kayıtlı şifre ve telefon numarasına gönderilen tek kullanımlık şifreler ile yapıldığının açıkça tespit edildiğini, Yargıtay içtihatlarında da sabit olduğu üzere, bankanın sorumluluğu ile uğranılan zarar arasındaki illiyet bağını kesen, davacı müşterinin özen ve saklama yükümlülüklerinin değerledirilmesi gerektiğini, cep şifre ve smslerin davacıya başarı ile iletildiğini, ... tarafından gönderilen müzekkere cevabı ile de bunun açıkça tespit edildiğini, İlk derece mahkemesince,  işlemlerin 4 ayrı IP adresi üzerinden yapılmış olmasının müvekkili bankada şüpheli işlem olarak değerlendirilmemesinin müvekkilin kusuru olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili bankanın kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, bankacılık hizmet kusuruna dayalı  tazminat istemine ilişkindir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, dava konusu birden fazla farklı hesaba yapılan EFT/havale gibi işlemler ile başkasına ait kredi kartı borcunun ödenmesi gibi işlemlerin sayıca fazla oluşu, işlemlerin olağan zaman dışında gece vakti yapılması, farklı farklı ıp adreslerinin kullanılması, tüm bunların işlemlerin şüpheli olduğunu göstermesine rağmen bankanın hiç bir şekilde bloke koymak gibi güvenlik önlemi almaksızın zarara sebebiyet verdiğinin anlaşılmasına, bu tür sahtecilik işlemlerinin banka açısından doğrudan güvenlik riski olup, banka tarafından önlem alınmasının gerekmesine, bankanın kusurunun, varsa davacının kişisel bilgilerinin ele geçirilmesindeki ihmali ile zarar arasındaki illiyet bağını kesecek yoğunlukta olmasına, açıklanan sebeplerle davacıya kusur yüklemeyen ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına  göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli  15.547,36 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 3.271,44 TL harcın mahsubu ile bakiye ‭12.275,92‬ TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"10a7c7350e2ecb8e","SID":"8d5edc0da7322d93"}}