{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ  Esas-Karar No: 2023/957 - 2025/1234<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2023/957 <br>KARAR NO\t: 2025/1234<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17.07.2023<br>NUMARASI\t\t: 2021/657 Esas 2023/586 Karar<br><br><br>\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Cismani Zarar Nedeniyle Maddi Ve Manevi Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 17.10.2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 17.11.2025<br><br>\tİlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili, davalı ... Sigorta AŞ vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; 31.12.2017 günü saat 18.20 sıralarında davalı ...’ın sürücüsü, davalı ...'ın maliki olduğu ve davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın davacı yaya olarak karşıdan karşıya geçerken çarptığını, davacının yaralandığını, hastane raporu ile ilk etapta %8 oranında kalıcı maluliyeti oluştuğunun tespit edildiğini, davalıların zararlarından sorumlu olduğunu, yapılacak yargılama neticesinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere; bedelli askerlik ücret farkı, maaş zammı ve pozisyon farkının maddi karşılığı, iş göremezlik raporu uyarınca boşta kalınan her gün için kazanç kaybı, 11 ay boyunca kaza sebebiyle işe gidemediğinden gelir kaybı, kalıcı engel durumu sebebiyle daha düşük bir pozisyonda işe başlaması ile kaza sebebiyle kalıcı engelli raporu da gözetilerek; her türlü hastane, yol, ilaç, bakım, tedavi masrafları, maddi zararı ve çalışamadığı günler için kazanç kaybı ile işyeri statüsünde kaza sebebiyle değişkenlik gösteren maddi zararı için şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan ... ve ... yönünden kaza tarihinden, sigorta şirketi yönünden ise temerrüt tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte, müteselsilen ve müştereken tahsili ile davacıya verilmesine, ayrıca 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.<br>Davacı vekili talebini açıkladığı 27.01.2022 tarihli dilekçesinde; 250,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 50.00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı, 300.00 TL tedavi ve bakıcı gideri, 200.00 TL yoksun kalınan kâr kapsamında, davacının kazadan önce bedelli askerliğe gitmiş olsaydı, şimdiye göre pasifindeki artış miktarı farklı olacağından söz konusu bakiye miktarın asilden karşılanmak üzere ve 200.00 TL ekonomik geleceğinin sarsılmasından kaynaklanan maaş zammı, pozisyon farkının maddi karşılığı olmak üzere toplam 1000,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş; 13.06.2023 tarihli talep artırım dilekçesi ile de; geçici iş göremezlik tazminatı olarak 2.851,52 TL, kalıcı iş göremezlik tazminatı olarak 92.611,74 TL, tedavi gideri olarak 780,24 TL, bakıcı gideri olarak 303,30 TL olmak üzere toplam 96.546,80 TL talep ettiklerini, her ne kadar dava dilekçesinde; kazadan önce davacının bedelli askerliğe gitmiş olması halinde pasifinde bu denli bir artış olmayacağı sebebiyle fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak üzere 200 TL maddi tazminat talep edilmişse de, dava sürecinde davacının askerliğe gittikten sonra askeriyenin sevk etmiş olduğu hastane raporunda \"askerliğe elverişsiz\" olması sebebiyle davacının askerlik yapamadığını ve 43.151,28 TL bedelli askerlik ücretinin ekte yer alan dekontta görüleceği davacıya iade edildiğini, dolayısıyla iş bu alacak kalemi yönünden davanın konusuz kaldığını beyan etmiştir.<br>Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde; davacıya, davalı şirkete başvurusu ile 28.02.2019 tarihli ibraname ile 12.933,00 TL ödeme yapıldığını, ödemenin yeterli olduğunu ve ibraname ile yapılan ödemelerin yetersiz görülmesi halinde bilindiği üzere ibranamenin iptali niteliğindeki davaların ancak 2 yıllık hak düşürücü süre içerisinde talep edilebileceğini, dava konusu alacağın, ibranamenin iptali niteliğinde olmadığı gibi arabuluculuk görüşmelerinin de bakiye tazminat değil tazminat talebi üzerinden yapılmış olduğundan, hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunu ve davanın reddi gerektiğini, her halükarda davacının maluliyetinin 11.02.2019 tarihli rapor ile tespit edilmiş olduğundan 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu ve davanın zamanaşımından reddi gerektiğini, mahkeme aksi kanaatte ise kazanın çift taraflı trafik kazası olduğundan, kusur oranlarının tespitinin gerektiğini, davacıya Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 4.679,47 TL ödeme yapıldığını, davacının tedavi giderleri, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı talepleri nedeniyle herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, savunarak davanın reddini istemiştir. <br>Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; sigorta şirketi ile davacının maddi tazminat hususunda 28.02.2019 tarihinde yazılı uzlaşmaya vardığını, bu nedenle dava açılış tarihi olan 18.10.2021 tarihinde davacının dava açma hakkı bulunmadığını, davacının maddi tazminat istemlerinden bazılarının belirsiz alacak olarak davayı açmaya uygun olmadığını, kaza tespit tutanağı ve adli tıp kurumu raporunun kazanın oluşumunda asli kusurun davacıda olduğunun belirlediğini, istenen manevi tazminat tutarının çok yüksek olduğunu, savunarak davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olduğu: Ankara Üniversitesi ATK Başkanlığı'na ait 23.02.2022 tarihli ATK raporu ile; davacının, kaza tarihi itibariyle geçerli \"Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik\" hükümlerine göre kazaya bağlı özür oranının %11 (yüzdeonbir) olduğu, 9 (dokuz) ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı, 1 (bir) ay süresince başkasının yardımına ihtiyacı olacağının belirlendiği, 15.07.2022 tarihli kusur uzmanı bilirkişi heyetinin sunduğu rapor ile, davacı yaya ... ...'nın meydana gelen olayda %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, davalı ... adına kayıtlı, davalı şirkete sigortalı aracın davalı sürücüsü ...'ın ise, meydana gelen olayda kusursuz olduğu sonucuna varıldığının bildirildiği; Ankara 9. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/869 esas sayılı dava dosyası kapsamında alınan 16.04.2019 tarihli ATK kusur raporu ile sanık sürücü ...'ın alt düzeyde tali kusurlu, müşteki yaya ... ...'nın asli kusurlu olduğunun tespit edildiği, bu suretle mahkeme dosyasında alınan 15.07.2022 tarihli kusur raporu ile Ankara 9. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/869 esas sayılı dava dosyası kapsamında alınan 16.04.2019 tarihli ATK kusur raporunun birbiri ile çeliştiği görülmekle; çelişkilerin giderilmesi ve nihai kusur raporunun düzenlenmesi amacı ile dosyanın Ankara ATK Başkanlığı Genişletilmiş Uzmanlar Heyeti'ne tevdi edilmesine karar verilmiş olup; 08.11.2022 tarihli Ankara Trafik İhtisas Dairesine ait rapor ile; sürücü ...’ın %15 oranında kusurlu, yaya ... ...’nın %85 (yüzde seksen beş) oranında kusurlu olduğunu belirlendiği, 28.02.2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davacı ... ...'nın dosya kapsamına göre tedavi giderleri olarak dosya içeriğindeki tedavisi ile ilgili fatura esas alınarak 5.201,60 TL zorunlu tedavi gideri hesaplandığını, Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın 08.11.2022 tarihli raporunda sonuç olarak, ... ...'nın %85 oranında kusurlu rapor edildiği, kusur oranı düşüldükten sonra 780,24 TL yapması gereken zorunlu tedavi gideri hesaplandığı; maluliyete yönelik hesaplamada ise; davalı sigorta şirketi tarafından, 28.02.2019 tarihinde, 12.993,00 TL maddi tazminat ödemesi yapıldığı, Yargıtay'ın içtihatları gereğince, öncelikli olarak “28.02.2019 ödeme tarihi verilere” göre hesap yapıldığında, davacı lehine 780,24 TL zorunlu tedavi gideri, 2.851,52 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 303,30 TL geçici bakıcı gideri tazminatı ve 29.155,95 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 33.091,01 TL maddi tazminat hesaplandığı, davalı tarafından yapılan 12.993,00 TL ödeme ile davacıya 20.098,01 TL eksik ödeme yapıldığının hesaplandığı, eksik ödenen 20.098,01 TL'nin fahiş fark olduğunun kabulü halinde taraflarınca rapor tarihine göre hesaplama yapıldığında, rapor tarihindeki verilere göre 780,24 TL zorunlu tedavi gideri, 2.851,52 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 303,30 TL geçici bakıcı gideri tazminatı ve 92.611,74 TL bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 96.546,80 TL maddi tazminat hesaplandığının bildirildiği;  Davalı sigorta şirketi vekili 28.02.2019 tarihli ibraname ile 12.933,00 TL ödeme yapıldığını, ödemenin yeterli olduğunu ve ibraname ile yapılan ödemelerin yetersiz görülmesi halinde ibranamenin iptali niteliğindeki davaların ancak 2 yıllık hak düşürücü süre içerisinde talep edilebileceğini, dava konusu alacağın, ibranamenin iptali niteliğinde olmadığı gibi arabuluculuk görüşmelerinin de bakiye tazminat değil tazminat talebi üzerinden yapılmış olduğundan, hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunu ve davanın reddi gerektiğini savunmuş ise de; 2918 sayılı KTK'nın 111. maddesi uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebileceği, Yasa'nın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklamasının da yeterli olduğu, Yasa'da belirtilen 2 yıllık süre, hak düşürücü süre olup re'sen dikkate alınması gerektiği, bazı hallerde, zararın öğrenilmesi, onun kapsamının değil, varlığının öğrenilmesi anlamında olduğu, zararın varlığı, niteliği ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmaya, o davayı ciddi ve objektif bir şekilde desteklemeye, gerekçelerini göstermeye elverişli, yeterli hal ve şartların öğrenilmesi, zararın öğrenilmiş sayılması için yeterli görüldüğü; buna karşılık ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde, sonradan değişme eğilimi gösteriyor, kısaca, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise, artık \"gelişen durum\" ve dolayısıyla, gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişikliklerin söz konusu olacağı, böyle hallerde, zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durum ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş sayılmayacağının Yargıtay içtihatları ile kabul ediliği; gelişen durumun varlığı halinde, gelişen durumun sona ermesinden itibaren zamanaşımı süresi içinde dava açılabileceği gelişen durum; olay sonucu meydana geldiği halde, başlangıçta bilinen yaralanmalar dışında, sonradan ortaya çıkan veya gelişen, olaya bağlı vücut bütünlüğünü bozan sonuçlar olduğunu, gelişen durumun olup olmadığı ise her olaya özgü olarak kanıtlara göre değerlendirilmesi gerektiği, davacıdaki yaralanmanın hangi tarihte tedaviyle tamamen sona erdiği, bu yaralanmadan dolayı gelişen bir durum olup olmadığı, varsa hangi tarihte gelişen durumun sona erdiği; diğer bir anlatımla, daimi iş gücü kaybının kesin olarak belirlenebilmesi için tedavilerinin ne zaman sona ereceği ve kesin maluliyet oranının hangi tarihte belirlenebileceğinin tespitinin önemli olduğu, somut olayda davacı vekili iş bu davada gelişen duruma bağlı sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı talep ettiği ; ilk  aldıkları raporda  kazaya bağlı maluliyet oranı %8 olarak tespit edilmiş iken, iş bu dosya kapsamında alınan ATK raporu ile %11 oranında maluliyetinin bulunduğu tespit edilmiş olmakla; davacının maluliyetine sebep olan arazların tüm raporlarda görüldüğü, ibranameye konu ödeme yapıldıktan sonra değişen bu durum olduğu, netice olarak, 2918 sayılı yasanın 111/2. maddesindeki 2 yıllık sürenin hak düşürücü sürenin dolmadığı kanaatine varılarak, davalının bahse konu savunması yerinde görülmediği ve 28.02.2023 tarihli bilirkişi heyet raporu ile tazminat alacaklarını kanıtlandığından, alınan rapor ve talep doğrultusunda, sürekli iş göremezlik, geçici iş görmezlik, tedavi ve bakıcı giderine yönelik taleplerinin kabulüne karar vermek gerektiği; davacının bedelli askerlik bedeli adı altında talep ettiği alacak yönünden ise, davaya konu kaza ile talep edilen alacak kalemi arasında illiyet bağı bulunmadığı dikkate alınarak, davacının bahse konu istemi yerinde görülmemiş ve hükümde açıklandığı üzere sair maddi tazminat isteminin reddine karar verildiği; davacının manevi tazminat istemi yönünden ise; kazanın oluş şekli, kusur durumu, maluliyet oranı, tanık beyanları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak, takdiren 25.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'tan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar vermek gerektiği gerekçesiyle; davacının maddi tazminat istemi yönünden; davacının geçici iş göremezlik tazminatı talebinin kabulü ile, 2.851,52 TL'nin, sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin kabulü ile, 92.611,74 TL'nin  tedavi gideri talebinin kabulü ile, 780,24 TL'nin, bakıcı gideri tazminatı talebinin kabulü ile, 303,30 TL'nin davalı sigorta şirketi yönünden 28.02.2019 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 31.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının sair maddi tazminat isteminin reddine, davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile; 25.000,00 TL'nin davalılar ... ve ...'tan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine\" karar verilmiş hüküm tüm taraflarca istinaf edilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davalının, kavşağa kontrolsüz ve hızlı şekilde girmesi ile kazanın meydana geldiğini, kaza tespit tutanağının, davacının beyanları esas alınarak tanzim edildiğini, olay yerinde MOBESE kayıtları olmasına rağmen, savcılık soruşturma dosyasına girmediğini, kaza neticesinde davacının %11 oranında malul kaldığını, meydana gelen kırıklar nazara alındığında takdir edilen tazminatın yetersiz olduğunu, sigorta şirketi tarafından, Engelli Sağlık Kurulu raporuna istinaden ödeme yapmış ise de, söz konusu raporun içtihatlarla yeterli görülmediğini, Bu nedenle KTK’nın 111. maddesinin uygulanmayacağını, ayrıca yapılan ödemenin güncellenerek düşülmesinin de hatalı olduğunu, ilk derece mahkemesi kararında, bedelli askerlik ücreti talebine ilişkin olarak, kaza ile illiyeti bulunmadığından talebin reddine karar verilerek, karşı taraf lehine vekalet ücreti takdir edilmiş ise de, davacı tarafından yatırılan bedelli askerlik ücretinin, askerliğe elverişsiz hale gelmesi nedeniyle iade ediliğini, bu nedenle talep konusuz kaldığından, karşı taraf lehine vekalet ücretine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının prime esas kazancı nazara alınarak hesaplama yapıldığını, prim ve brüt kazancı nazara alınmadan yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>Davalı ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davalı sigorta şirketi ile davacının 28.02.2019 tarihinde uzlaştıklarını KTK’nın 111. maddesi gereğince 2 yıllık sürenin 28.02.2021 tarihinde dolduğunu, dava tarihi olan 18.10.2021 tarihinde davacının dava açma hakkının bulunmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini; davacının, davadan önce Ankara Eğitim Ve Araştırma Hastanesinden alınan rapor ile yargılama sırasında Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi  Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan raporlar arasında çelişki olduğunu, üniversiteden alınan raporun neden üstün tutulduğunun açıklanmadığını, kazanın meydana gelmesinde davacı %85 kusurlu iken, takdir edilen tazminatın fahiş olduğunu, takdir edilen manevi tazminatın da fahiş olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>Davalı ... Sigorta AŞ vekili, istinaf başvuru dilekçesinde; İlk derece mahkemesi tarafından alınan 15.07.2022 tarihli raporda, sigortalı araç sürücüsü kusursuz denilmişken, Adli Tıp Kurumu’ndan alınan raporda davalının %15 kusurlu olduğunun belirtildiğini, İTÜ Trafik Kürsüsünden seçilecek bilirkişi heyetinden rapor alınması talebi nazara alınmadan eksik inceleme ile karar verildiğini, 28.02.2019 tarihinde ibraname karşılığı davalıya 12.933,000 TL ödeme yapıldığını, ibranamenin iptaline yönelik davanın 2 yıl içerisinde açılması gerektiğini, bu nedenle süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini; davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, hesaplamanın progresif ranta göre yapılmasının hatalı olduğunu, hesaplamanın %1,8 teknik faize göre yapılması gerektiğini; bilinen dönem ve gelecek dönem hesabının hatalı olduğunu, hesaplamanın kaza tarihindeki verilere göre yapıldığını, bilinen dönemin SGK hizmet dökümüne göre yapılması gerektiğini, güncel geliri yerine farazi gelire göre yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, geçici bakıcı gideri ve tedavi giderinin teminat kapsamında olmadığını, sorumluluğun SGK’da olduğunu, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Mahkemece verilen karada kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan HMK'nın 355. maddesi gereğince yapılan inceleme neticesinde;<br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemidir. Mahkemece talebin kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm tüm taraflarca istinaf edilmiştir.<br>1-Öncelikle, HMK'nın 26. maddesinde, \"(1) Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. (2) Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır.\" denilerek, mahkemece kural olarak, dava dilekçesindeki talep çerçevesinde karar verileceği kabul edilmiştir. Yine HMK'nın 31. maddesinde \"hakimin davayı aydınlatma yükümülüğü\" düzenlenerek; \"Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.\" denilerek, dava dilekçesinde açık olmayan hususları ve çelişki gördüğü hususları açıklatabileceği düzenlemiştir. Hâkimin davayı aydınlatma yükümlülüğü çerçevesinde davanın/talebin açıklanması, durumda davacı sadece dava dilekçesinde talep ettiği hususları açıklayabileceğinden, açıklama kapsamında dava dilekçesinde talep edilmeyen hususların açıklama dilekçesi ile davaya dahil edilmeyeceği de izahtan varestedir. Taleplerin yeterince açık olmadığı durumda, Hâkim bu çerçeve içerisinde hareket etmeli, taleplerin açık olmaması durumda, dosyada delillerinden hareket ile dava dilekçesini talepleri yorum yolu ile kendisi belirlememelidir. Bu şekilde yapılacak değerlendirme, Hâkimin davayı aydınlatma yükümlülüğü kapsamında bir değerlendirme niteliğinde olmayacağı gibi, taleple bağlılık ilkesine de aykırılık oluşturabileceği, tarafların talebi hakim kararı ile daraltılmasına yahut genişletilmesine yol açarak, hak kaybına yol açabileceği göz ardı edilmemelidir.<br>Somut olayda, davacı dava dilekçesinde, sigorta şirketi tarafından, 28.02.2019 tarihinde yapılan ödemeden bahsetmeksizin, sigorta şirketine müracaatından önce alındığı anlaşılan %8 engelli raporunun mevcut olduğunu da belirtmek suretiyle, zararlarını talep etmiştir. Talebinde iyileşmesinin zaman alındığını belirtmiş ise de, talebinin ZMMS tarafından yapılan ödemeden sonra artan maluliyete ilişkin mi, yoksa davalı tarafından yapılan ödemenin yetersizliğine dayalı mı olduğunu açıklamadığı görülmüştür. Mahkemece de, dosyada alınan rapor ile maluliyetinin %11 olarak belirlenmiş olması nedeniyle davanın bu kapsamda artan maluliyete dayalı olduğu kabul edilerek davanın esası hakkında karar verildiği anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında belirttiği üzere gelişen durum, tarafların anlaşmasından sonra ortaya çıkan rahatsızlıklar nedeniyle maluliyet durumunun değişmesi halinde (Anlaşma öncesi mevcut olan maluliyetin, daha sonra raporlanmış olması bu kapsamda değildir.) söz konusu olacağından, kazaya bağlı yaralanması nedeniyle alınan raporda maluliyet oranın, ödeme sırasındaki rapordan fazla olması, maluliyet oranın anlaşmadan sonra gelişen durumu kanıtlamaya yeterli değildir. Öte yandan, davacının daha önce ödeme almış olması, ödemenin yeterli olup olmaması, hak düşümü ya da maluliyet, davacının talebi çerçevesinde değerlendirilecek olup, taleplerin belirlenmesinde deliller değil, bizzat davacının talebi esas alınmalıdır. Buna göre dava dilekçesinde talepte açıkça davanın gelişen duruma ilişkin olduğu belirtilmediği halde, mahkemece HMK'nın 26. maddesi ve 31. maddesi göz ardı edilerek, alınan rapordan hareket ile davanın gelişen duruma yönelik olduğu kabul edilerek esas hakkında karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan doğru görülmemiştir.<br>Bu durumda, davacı 31.12.2017 tarihinde meydana gelen kaza sonrasında, sigorta şirketine %8 engelli raporu ile başvurarak, 28.02.2019 tarihinde davalıyı ibra ettikten sonra, eldeki davayı %8 engel oranından da bahsederek 22.02.2021 tarihinde arabuluculuğa giderek, 26.03.2021 tarihli arabuluculuk son tutanağından sonra, 18.10.2021 tarihinde açtığından, Mahkemece HMK'nın 26. maddesi gereğince taleple bağlılık ilkesi gereğince karar verileceğinden, HMK'nın 31. maddesi gereğince, hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü çerçevesinde dava dilekçesindeki talebinin, ödemenin yetersizliğine dayalı mı, yoksa gelişen durum nedeniyle mi açıldığı hususu davacıya açıklatılarak, davanın gelişen durum nedeniyle açılması halinde, anlaşmadan sonra gelişen durumdan kaynaklanan, artan maluliyet var ise bu kapsamda artan maluliyet oranı üzerinden; ödemenin yetersizliğine dayalı dava olması halinde ise; bu çerçevede, davacının talebi, tarafların itiraz ve savunmaları ve KTK'nın 111. maddesi kapsamında öngörülen 2 yıllık hak düşümü süresini kesen işlemler olup olmadığı, değerlendirilerek, dava konusu talepler çerçevesinde yargılama yapılarak karar verilmesi gerektiğinden, eksik inceleme ile verilen karar doğru görülmemiştir.<br>2-Davalıların maluliyet raporuna yönelik istinaf sebeplerinin incelemesinde; haksız fiilden kaynaklanan maluliyet nedeniyle açılan tazminat davalarında, dava ister artan maluliyete dayalı açılsın, ister yetersiz ödemeye dayalı olarak açılsın, maluliyet durumunun doğru şekilde tespit edilmiş olması önemlidir. Özellikle dosyada alınan maluliyet raporları arasında çelişki olması halinde çelişki giderilmeden, esas hakkında karar verilmemesi gerekir.<br>Somut olayda, davacının 31.12.2017 tarihinde geçirdiği kaza sonrasında Ankara Numine Eğitim Ve Araştırma Hastanesinden alınan 11.02.2019 Engelli Raporunda %8 oranında vücut engel oranın meydana geldiği tespit edilmiş iken, mahkemece Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan raporda; davacının \"Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Raporlar Hakkındaki Yönetmelik\" hükümlerine göre vücut özür oranın %11 olduğu, 9 ay süre ile iş göremez kaldığı 1 ay başkasının bakımına muhtaç olduğu, tespit edilmiştir. Her iki raporda aynı Yönetmelik çerçevesinde tanzim edilmiştir. Raporlar arasında çelişki olup, davanın ilk derece mahkemesinin gerekçesi çerçevesinde, gelişen duruma yönelik olduğunun kabul edildiği durumda dahi tarafların anlaşması ve ibrasından sonra gelişen durum olup olmadığının belirlenmesi, yetersiz ödemeye dayalı dava açılmış olması halinde ise gerçek zarar kapsamında Yargıtay uygulamalarına göre olay tarihinde uygulanan yönetmelik hükümlerine göre maluliyetin belirlenmesi gerekir.  <br>Bu durumda, davacıya talebi açıklatılarak, davaya ilişkin talep belirlendikten sonra, Adli Tıp Kurumu İlgili (İhtisas Kurulundan, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürülük Ölçütü, Sınıflandırılması Ve Özürlülere Verilecek Raporlar Hakkındaki Yönetmelik hükümleri çerçevesinde, dosyada mevcut raporlar arasındaki çelişkinin giderildiği ve kazadan kaynaklanan yaralanması nedeniyle özür oranın, geçici iş görmezlik süresinin ve geçici bakıcı ihtiyacı olması halinde süresinin tespit edildiği; ayrıca davacının talebinin gelişen durum nedeniyle artan maluliyetine yönelik olması halinde, davacı %8 engellilik raporuna istinaden sigortaya başvurusu neticesinde, 28.02.2019 tarihinde, davalıyı ibra ettiğinden, ödemeye esas engel oranını aşan, engel belirlenmesi halinde, bu durumun 28.02.2019 tarihinden sonra gelişen durumdan kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespit edildiği rapor alınarak, davanın gelişen durumla sınırlı olarak açılması halinde,; buna göre talep edebileceği zarar  kalemleri çerçevesinde; davanın ibraname sonrası yetersiz ödemeye dayalı olarak açılmış olması halinde ise; KTK'nın 111. maddesi ve hak düşümünü kesen sebepler ve tarafların beyanları ve ibranamenin hangi zararlara yönelik olduğu değerlendirilmek suretiyle hak düşürücü süreye  yönelik savunmalarının yerinde olup olması üzerinde de durularak, davadan önce yapılan ödeme tarihi itibariyle, yapılan ödeme nedeniyle, davalıların sorumluluklarının  yeterli veya fahiş olmayan ödeme ile sona erip ermediği ödeme tarihindeki verilere göre de değerlendirilerek, hak düşümünün oluşmadığının kabulü ve ödemelerin yetersiz olduğunun anlaşması halinde ise hesap tarihindeki veriler çerçevesinde zararın hesaplandığı ve yapılan ödemenin de güncellenmek suretiyle zarardan mahsup ediliği aktüer hesap raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. <br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı ve davalıların istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeninden görülerek, öncelikle davacı vekiline talebi açıklatılarak, bundan sonra talep çerçevesinde maluliyet raporuna yönelik eksiklikler giderilerek sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, davacıların ve davalıların sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM \t\t: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davacı vekilinin, davalı ... Sigorta AŞ vekilinin ve davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 17.07.2023 tarih, 2021/657 Esas 2023/586 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>Davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, <br>2-Kararın kaldırılma sebebine göre istinaf edenlerin, sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>3-İstinaf edenler tarafından yatırlan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden taraflara iadesine,<br>4-İİK'nın 36. maddesi gereğince, Ankara 4. İcra Hukuk Mahkemesinin 2024/192 D.İş 2024/192 K. Sayılı icranın geri bırakılması kararı gereğince, \tAnkara 3. Genel İcra Dairesi 2024/25062 Esas dosyasına depo edilen 14.650,00 TL nakit teminatın ve Karşıyaka 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2023/640 D.İş 2023/642 K. Sayılı icranın geri bırakılması kararına istinaden Karşıyaka 3. İcra Müdürlüğü 2023/11175 E. Dosyasına yatırlan teminatın ve icranın geri bırakılması kararında 6.000,00 TL olduğu belirtilen teminatın yatırana iadesine,<br>5-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, <br>6-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 17.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip <br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"42f65338f0cc820c","SID":"3a59dbd2a5330489"}}