{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> T.C.<br> İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2022/1391 <br>KARAR NO\t: 2025/878<br> TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 11/02/2021<br>NUMARASI\t: 2018/511 Esas, 2021/241 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ : 30/10/2025 <br> Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :<br>I. DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında \"davacı şirketin işyerindeki santral kurulumu\" amacıyla, davalı tarafından gönderilen 05/04/2016 tarihli teklif metninin davacı şirket tarafından aynı tarihte imzalanması suretiyle bir sözleşme akdedildiğini, davalı tarafın sözleşme kapsamında yüklendiği taahhütlerini ayıplı ve eksik ifa etmesi nedeniyle davacı şirketin zarara uğradığını, sözleşme kapsamında davalı tarafın, davacı şirketin işyerinde kullanacağı iletişim sistemi kurma, devreye alma ve buna ilişkin davacı şirket çalışanlarına eğitim verme taahhüdü altına girdiğini, bu taahhütlerden sistemi kurma ve devreye alma yükümlülüğünü eksik ifa ettiğini, eğitim yükümlülüğünü ise hiç ifa etmediğini, davalı tarafça montajı yapılan santral için kurulması gereken güvenlik sistemi kurulmadığını ve bu eksikliğin neticesinde davacı şirketin telefon hattının üçüncü kişiler tarafından kullanıldığını, bu husus davacı tarafça tespit edilene kadar geçen birkaç günde ...A.Ş. tarafından davacı şirkete 85.201,61-TL bedelli fatura kesildiğini,  davacı şirketin ticari faaliyet alanına girmeyen böylesi teknik bir konuda oluşan güvenlik zafiyetinin gizli ayıp niteliğinde olduğunu, bu ayıbın öğrenilmesinden sonra davalıya 05/05/2017 tarihli ihtarnamenin gönderildiğini, ...A.Ş. ile yapılan harici görüşmeler neticesinde kesilen faturada 39.453,13-TL indirim yapıldığını ve davacı şirketin kalan meblağ olan 45.748,48-TL'yi ödediğini fakat bu meblağın içinde kendi olağan görüşmelerinin bedelinin de mevcut olduğunu belirterek, davalı tarafın eksik ve ayıplı ifası ile sözleşmeye aykırılıkları nedeniyle davacı şirketin uğradığı zararın tazmini için 2.500,00-TL ve bu kapsamında fazladan ödenen fatura bedelinin rücu edilmesi kapsamında 7.500,00-TL olmak üzere şimdilik 10.000,00-TL'nin davalı şirketten tahsilini talep ve dava etmiştir.Davacı vekilince sunulan 10.01.2019 tarihli ıslah dilekçesiyle; 04.12.2018 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı şirketin zararının; fazladan ödenen fatura bedeli 45.748,48 TL ile sistemin çalıştırılması için davalıya ödenen 2.007 Euro karşılığı 12.704,31 TL olmak üzere toplam 58.448,79 TL olarak belirlendiği belirtilerek, toplam alacak miktarı 58.448,79 TL'ye yükseltilmiştir.<br>II. CEVAP<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında yazılı herhangi bir sözleşme olmadığını, davalı şirketin davacı şirkete 30/01/2008 tarihinde bir telefon santrali sattığını ve davacının 2008 yılından bu yana bu santrali kullanmakta olduğunu, söz konusu santralin 01/06/2016 tarihinde yeni eklemelerle yükselttiğini, bu santralin hiçbir şekilde bir güvenlik duvarı içermediğini, davacının yaşadığı problemin kaynağının santral  olmadığını, davacı bünyesinde davalıdan bağımsız var olan ve davalı şirketin çalışanlarınca görüldüğü kadarıyla ...e marka güvenlik duvarı cihazı olduğunu, davacı şirkete yapılacak tüm saldırıları önleyecek sistemin güvenlik duvarı sistemi olduğunu, bu sistemin sadece bu cihazı satın almakla kurulamayacağını,  davacıda bulunan güvenlik duvarı sistemine davalı şirketin müdahalesinin söz konusu olmayacağını, davacıya kesilen yükseltme içerikli 01/06/2016 tarihli faturada \"Kurulum ve Devreye Alma Bedeli\" olarak davacıya 800,00-TL yansıtıldığını, güvenlik duvarı kurmak davalı şirketin sorumluluğunda olmadığı gibi  davacıya kesilen hiçbir faturada güvenlik duvarının söz konusu olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.<br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Taraflar arasında  haberleşme sisteminin yükseltmesine ilişkin sözleşmenin mevcut olduğu, davalı tarafından davacının haberleşme sisteminin yükseltilmesi işleminin gerçekleştirilmiş olduğu ancak bu işlem yapılırken bilirkişi raporlarında da belirlendiği üzere işlemin olması gerektiği gibi yapılmadığı, zira yükseltilen haberleşme sistemi ile güvenlik sisteminin entegre edilmediği, şifrelerin değiştirilmediği, bu hususta davacı tarafa eğitim verilmediği, bu eksiklikler nedeniyle sistemin dışarıdan müdahalelere açık hale geldiği, nitekim dışarıdan müdahale nedeniyle aramalar yapıldığı, davacı tarafın bu aramalar nedeniyle 45.748,48 TL tutarında fatura ödemek zorunda kaldığı, bu kısmın ne kadarının kendi kullanımı ne kadarının dışarıdan müdahale sonucu oluştuğu tam olarak belirlenemediği, ancak bu müdahaleden önceki 4 aylık fatura ortalamasına göre davacının aylık kullanımının ortalama 1.991,67 TL olduğu ve davacı zararının hesaplanmasında bu ortalamanın dikkate alındığı, bu tutarın dava konusu ödemeden mahsup edilmesi halinde ise davacının 43.756,81 TL fazladan ödeme yaptığı, her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olduğu üzere 8.814,35 TL davacının davalıya borçlu olduğu, davalı tarafından 2. cevap dilekçesinde davacının kendisine 8.814,35 TL borçlu olduğunu belirtilmiş olduğu, bu beyanın mahsup talebi olarak değerlendirilmesi gerektiği, bilirkişi incelenmesinde de bu miktarda davacının borcunun olduğu tespit edildiğinden bu miktarın davacının alacağından mahsup edilmek suretiyle ve davacının açıkça davayı ıslah ettiğini belirtmiş olması göz önüne alınarak ıslah edilen kısma ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; 34.942,46 TL’nin ıslah tarihi olan 10.01.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.<br>IV. İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;1-)Somut olayda davacı elindeki belgelerle iddia ettiği alacak miktarını belirleyebilecek durumda olduğundan belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı bulunmadığını, bu nedenle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2015/22-188 esas ve 2018/481 karar sayılı ilamında da belirttiği üzere, davacıya herhangi bir süre verilmeden hukuki yarar yokluğundan davanın reddi gerektiğini,2-)Mahkemece ara kararlar yerine getirilmeden eksik incelemeyle bilirkişi raporları alındığını ve bu raporlara dayalı bir hüküm kurulduğunu, 3. Celsenin 1 nolu ve 4. Celsenin 1 nolu ara kararlarına aykırı olarak alınan bilirkişi raporlarının usulen yok hükmünde olduğunu belirtmiş,3-)Esasa ilişkin olarak cevap dilekçesindeki beyan ve savunmalarını tekrar etmiş,4-)Davacıya 2008 tarihinde satılan telefon santralinin 2016 yılında yeni eklemelerle (lisanslı güncelleme) bir üst sürüme yükseltildiğini, eski santralin ve kullanım şeklinin değiştirilmediğini,5-)Taraflar arasında yazılı herhangi bir sözleşme bulunmadığını,6-)Yükseltmeye ilişkin ... nolu, 01.06.2016 tarihli, 800 Euro miktarlı faturada \" Kurulum ve devreye alma bedeli\" kalemi haricinde başkaca bir kalem yer almadığını, eğitim kaleminin fatura dahilinde olmadığını, bu hizmetin müvekkilinden satın alınmadığını,7-)Alınan bilirkişi raporlarında müvekkilinin SIP 5060 portunun açılmasını talep ettiği kabul edilerek bir değerlendirme yapıldığını ve bu değerlendirmeye dayanak olarak e-mail dökümünün gösterildiğini, ancak bu e-mailin durumu kendi lehine çevirmek üzere davacı tarafından müvekkiline atılan ve davacının kendi beyanlarını içeren bir e-mail olduğunu, dosyada 5060 portunun açılmasının müvekkilince istendiğine dair bir belge bulunmadığını,8-)Bir siber saldırıdan bahseden davacının, bu talebini dayandırdığı herhangi bir belge bulunmadığını, bu siber saldırıyla ilgili şikayeti dahi bulunmadığını, dosyaya sunulan tek bir fatura ile telefon hattının üçüncü kişilerce kullanıldığına ilişkin bir varsayımda bulunulduğunu, teknik bilirkişinin santralde ne donanımsal ne de yazılımsal bir inceleme yapmadığını, kağıt üzerinde birtakım varsayımlarla denetime elverişli olmayacak bir şekilde görüş bildirdiğini belirterek,<br>kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE\t\t\t<br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir.Dava, taraflar arasındaki \"davacı şirketin işyerindeki santral kurulumu\" sözleşmesinin davalı tarafından eksik ve ayıplı ifa edilmesi nedeniyle uğranılan zararın (davacı şirketin uğradığı zararın tazmini için 2.500,00-TL ve bu nedenle fazladan ödenen fatura bedelinin rücu edilmesi kapsamında 7.500,00-TL olmak üzere şimdilik 10.000,00-TL'nin) davalıdan tahsili talebine ilişkin olup, ıslah dilekçesiyle, davacı şirketin zararının; fazladan ödenen fatura bedeli 45.748,48 TL ile sistemin çalıştırılması için davalıya ödenen 2.007 Euro karşılığı 12.704,31 TL olmak üzere toplam 58.448,79 TL olduğu belirtilerek, toplam alacak miktarı 58.448,79 TL'ye yükseltilmiştir.Davalı tarafça, 01/06/2016 tarihinde yapılan işlemin sadece 2008 yılında kurulan telefon santralinin yeni eklemelerle yükseltilmesi olduğu, sözleşmenin ve davacıya kesilen faturanın güvenlik duvarı içermediği, davacının yaşadığı problemin kaynağının santral  olmadığı, davacının kontrolünde olan bir güvenlik duvarı sisteminden kaynaklandığı belirterek davanın reddini istemiştir.Davacı vekili dava dilekçesinde davasını belirsiz alacak davası olarak adlandırmış ise de; talep edilen alacakların miktar ve değerinin belirlenmesi mümkün olduğundan HMK'nın 107. maddesine göre belirsiz alacak davası açılamayacağından, ancak belli bir miktar gösterilerek talepte bulunulduğundan, Mahkemenin davanın belirsiz alacak davası olmayıp  HMK'nın 109. maddesinde ifade edilen kısmi dava olduğu yönündeki kabul ve uygulaması yasaya uygundur.  (Bkz. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2017/1471 Esas - 2017/3192 Karar sayılı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.03.2016 gün 2014/15-439 Esas - 2016/207 Karar sayılı, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2023/1061 Esas - 2024/1939 K sayılı ilamları). Davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazı yerinde bulunmamaktadır.Esasa ilişkin istinaf itirazları değerlendirildiğinde; Gerek teknik bilirkişilerden alınan ilk bilirkişi raporuna gerekse teknik bilirkişilerin de yer aldığı heyetten alınan ikinci bilirkişi heyeti raporuna göre, daha önce davalı tarafından kurulumu yapılan telefon santrali sisteminde 01/06/2016 tarihinde yapılan güncelleme işlemi sonrasında meydana gelen güvenlik açığından davalı sorumlu olduğundan, Telekom kayıtlarından anlaşıldığı üzere bu sebeple davacının haberleşme sistemine sızılarak yüksek miktarda yurt dışı görüşme yapılarak davacı zarara uğratıldığından ve yine raporlarda değerlendirildiği ve Telekom'un 19.07.2019 tarihli yazısında belirtildiği üzere davacının bundan kaynaklanan gerçek zararının belirlenmesi tam olarak mümkün olmadığından, reddedilen miktarlar bakımından davacı tarafından istinafa da gelinmediğinden, Mahkemece, davaya konu fazladan ödenen fatura bedeli miktarı 45.748,48 TL'den, davacının olaydan önceki Ocak ayı görüşme bedeli kadar bir miktar (8.814,35 TL) düşülmek suretiyle kalan miktar olan 34.942,46 TL bakımından davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde olmuştur.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 11/02/2021 tarih ve 2018/511 Esas, 2021/241 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 2.386,92-TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 596,73-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.790,19-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 30/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f3a657739e93873b","SID":"5ef3e854e8382a2a"}}