{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1380 <br>KARAR NO\t: 2025/1101<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2025/594 (DERDEST)<br>DAVA TARİHİ : 21/08/2025<br>ARA KARAR TARİHİ: 21/08/2025<br>DAVA : Tanıma ve Tenfiz<br>KARAR TARİHİ: 08/10/2025<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'nin borçlu ... İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi aleyhine Küçükçekmece İcra Müdürlüğünde takip başlattığını, bu takip kapsamında borçlunun üçüncü kişilerde bulunan alacaklarının tahsili amacıyla davacı şirkete de İİK'nın 89. maddesi uyarınca haciz ihbarnamesi gönderdiğini ancak haciz ihbarnamenin usulüne uygun şekilde davacıya tebliğ edilmediğini ve haciz ihbarnamesine süresinde cevap verilmiş olmasına rağmen sehven yanlış bir dosyaya gönderildiğini, işbu icra ihbarnamesinin usulsüzlüğüne ilişkin Küçükçekmece 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nde 2025/604 E. sayılı dosyasında yargılamanın başlatıldığını, davacıya haciz ihbarnamesinden sonra itiraz için süre tanınmadan borçlu kabul edildiğini, davacının menfi tespit davası açtığını ve davalı şirketin Özbekistan'da iflasına karar verildiğini ve iflas nedeniyle tasfiye edildiğinin tespit edildiğini, bu durumda davalının tüzel kişiliğinin sona erdiğini ve Türkiye'de yürütülen takiplerde taraf sıfatıyla işlem yapılmasının hukuken mümkün olmadığını, Küçükçekmece 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2025/594 E. sayılı dosyası kapsamında şikayet yoluna giderek davalı şirketin iflas etmiş olması sebebiyle icra dosyasında taraf ehliyetinin bulunmadığını ileri sürülerek takibin iptalini talep ettiğini, davalı şirketin 23.05.2025 tarihinde Özbekistan'da iflasına karar verilmiş olması ve şirketin ticaret sicilinde tasfiye şerhinin bulunması karşısında artık tüzel kişiliği sona ermiş bir şirketin Türkiye'de açtığı veya sürdürdüğü takiplerin ve davalarındaki itirazların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, bu haliyle davacı şirket aleyhine Küçükçekmece 4. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı takip dosyası başta olmak üzere davalı tarafından başlatılan tüm takiplerin taraf ehliyeti yokluğu sebebiyle hükümsüz kalmasının gerektiğini, İİK'nın 226. vd. maddeleri uyarınca tanınan iflas kararıyla birlikte borçlunun tasarruf yetkisinin sona ereceğini, tüm mal varlığı hak ve alacakları üzerinde tasarruf etmeye yetkisi münhasıran iflas masasına geçeceğini, ancak gereklilik yerine getirilmediği ya da yargılamanın sürdüğü müddetçe tüzel kişiliği sona ermiş bir şirketin Türkiye'de takip alacaklısı sıfatıyla hukuka aykırı bir şekilde işlem yapmaya devam etme riskinin mevcut olduğunu, davalı şirket temsilcileri ve vekilinin tanımaya ilişkin herhangi bir eylemde bulunmaksızın takip işlemlerini yürütmelerinin kötü niyetli olduklarını gösterdiklerini, işbu tanıma tenfiz davası derdestken davalı şirket adına takiplerin devam etmesi davacının aleyhine geri dönüşü imkansız sonuçlar doğuracağını, bu sebeple Küçükçekmece 4. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı takip dosyası ve tüm icra dosyalarındaki takiplerin ve tahsil işlemlerinin durdurulması ve işlem tesis edilmesinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararının verilmesinin gerektiğini, aksi halde davacı aleyhine düzenlenin işbu takipler sonucunda yaklaşık 30.000.000,00 TL gibi fahiş bir meblağı icra yolu ile ödemek zorunda kalacağını ve davacı şirketin varlığının sona ereceğini, davalı şirketin iflasına dair Özbekistan Cumhuriyeti yargı makamlarınca verilmiş olunan kararın aslı veya onaylı suretinin 5718 sayılı MÖHUK'un 58 ve 50. Maddeleri kapsamında tanıma tenfizine esas olmak üzere Adalet Bakanlığı Dış ilişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü aracılığıyla ilgili Özbekistan adli makamlarından istenilmesini, iflas kararının Türkiye'de geçerliliği kesinleşinceye dek davalı şirket adına sürdürülen tüm icra takiplerinin durdurulmasını ve yeni işlem tesis edilmesinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı kararı verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ara kararı ile, İİK'nın 89/3 maddesi gereğince açılmış tanıma ve tenfiz istemine ilişkin davada, İİK'nın 89/3. maddesi uyarınca takibin durabilmesi için özel bir düzenleme mevcut olduğundan, genel hükümlere dayanılarak ihtiyati tedbir isteğinde bulunulamayacağı gerekçesiyle gerekçesiyle Davacı vekilinin İhtiyati tedbir talebinin REDDİNE karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde; HMK'nın 391. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talebinin reddi kararının gerekçeli olarak verileceğini, yerel mahkeme ara kararında ihtiyati tedbir talebimizin reddine ilişkin bir gerekçe sunmadığını, verilen ara karar tek cümleden oluştuğundan gerekçe içermediğini, mevcut durumda tanıma ve tenfiz davası derdestken davalı şirket adına takiplerin devam etmesi, müvekkili aleyhine geri dönüşü imkânsız sonuçlar doğurabileceğini müvekkilinin malvarlığı üzerinde telafisi güç zararlara sebebiyet vereceğini, bu durumun Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile adil yargılanma hakkının ağır ve açık bir ihlali niteliğinde olduğunu, müvekkilinin önlenemez ve telafisi güç zararlarla karşı karşıya kalacağının aşikar olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE<br>Dava, yabancı mahkemece verilen iflas kararının tanıma ve tenfizine ilişkin olup, istinaf incelemesine konu talep ise ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.6100 sayılı HMK'nın 389/1. maddesinde \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.'', HMK'nın 390/1. maddesinde \"İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir.\", HMK'nın 390/3. maddesinde \"Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'', HMK'nın 391/1. maddesinde \"Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir\"  düzenlemelerine yer verilmiştir.İhtiyati tedbir, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakınca yahut ciddi bir zarar doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için Yasanın düzenlediği şartların varlığı gerekli olmakla birlikte, şartların varlığı halinde bir davada her konuda ihtiyati tedbir kararı verilmemekte yalnızca uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilmektedir.Somut olayda iflas kararının tanıma ve tenfizi talep edilmektedir. Tedbir talebi ise davalı tarafından başlatılan icra takiplerinin durdurulmasına ilişkin olup, bu talep tanıma ve tenfiz davasında uyuşmazlık konusu değildir. Menfi tespit davasın da uyuşmazlık konusu olabilecek tedbir talebi yönünden mahkemece tedbir talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir ancak red gerekçesinde hata yapılmıştır.Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararı her ne kadar sonuç itibariyle doğru ise de gerekçenin yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun gerekçe yönünden kabulü ile  HMK'nın 353/1-b.2 bendi gereğince gerekçenin düzeltilmesi cihetine gidilerek yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun gerekçe yönünden KABULÜ ile, HMK 353/1.b.2 maddesi uyarınca İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/594 Esas sayılı 21/08/2025 tarihli kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,2-İhtiyati tedbir talebinin REDDİNE, 3-Derdest bir dava içinde karar verilmiş olması nedeni ile harç alınmasına yer olmadığına ve vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,4-İstinaf İncelemesi Yönünden;a-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf başvurma harcının hazineye gelir kaydına, yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının mahsubuna yeniden harç alınmasına yer olmadığına,  b-Davacı tarafça sarf edilen istinaf yargılama giderinin kararın kaldırılma sebebine göre davacı üzerinde bırakılmasına,c-İstinaf yargılaması duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti hakkında karar verilmesine yer olmadığına,d-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.f bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.08/10/2025  <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"51f94d9337106f4c","SID":"14b3eb553e055b76"}}