{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/817 <br>KARAR NO\t: 2025/1827<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 21/02/2024<br>NUMARASI\t: 2023/431 Esas - 2024/119 Karar<br><br>DAVACI\t: ... - ... <br>VEKİLİ\t: Av. ... <br>DAVALI \t: ... - ... ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... <br>DAVA\t: Alacak (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 11/09/2023<br><br>KARAR TARİHİ\t: 31/10/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ\t: 10/11/2025<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil alacaklı ...'in, İstanbul’da şirketleri bulunan ve uzun yıllardır ticaretle iştigal eden başarılı bir iş adamı olduğunu, Odak Pazarlama İhracat İthalat Mümessillik A.Ş., Odak Sigorta Aracılık Hizmetleri A.Ş. ve Focus Aksesuar Ticaret A.Ş. müvekkilin yıllarca yönetiminde bulunduğu ve ticari camiada önemli yerlere taşıdığı şirketlerden bir kaçı olduğunu, söz konusu şirketlerin ticari faaliyetlerindeki başarıları ve yıllık cirolarının yüksek olması birçok kişinin dikkatini çektiğini ve şirketlerin devri için müvekkil ve diğer şirket ortaklarına teklifler yapılmaya başlandığını,  davalı ... da söz konusu şirketlerin hisselerinin kendisine devri hususunda müvekkil ve diğer şirket ortaklarına teklifte bulunduğunu ve bu teklife olumlu cevap aldığını, taraflar arasında Odak Pazarlama İhracat İthalat Mümessillik A.Ş.  (Sicil no : ...), Odak Sigorta Aracılık Hizmetleri A.Ş. (Sicil no : ...) ve Focus Aksesuar Ticaret A.Ş. (Sicil no: ...) ünvanlı şirketlerin tüm hisselerinin ...’a devri hususunda anlaşmaya varıldığını, hisse devrine konu şirketlerin merkez adresleri olan Maltepe Mah. Londra Asfaltı Cad. Odak Plaza No:40/A Zeytinburnu/İSTANBUL adresinde müvekkili ... ve hisselerini devreden diğer şirket ortakları ile davalı ... bir araya gelerek 24.12.2015 tarihli HİSSE DEVİR PROTOKOLÜ düzenlenip taraflarca imza altına alındığını, söz konusu sözleşme kapsamında müvekkil ... ve diğer şirket ortakları Odak Pazarlama İhracat İthalat Mümessillik A.Ş., Odak Sigorta Aracılık Hizmetleri A.Ş. ve Focus Aksesuar Ticaret A.Ş. ünvanlı şirketlerde bulunan hisselerini toplam 15.959.373,00-USD bedel üzerinden davalı ...’a devrettiklerini, satış bedelinden müvekkilin payına 3.989.373,00-TL isabet ettiğini, bu bedelin 15 taksit halinde seri çekler ile ödenmesi konusunda anlaşmaya istinaden davalı tarafından 30.04.2016 tarihinden başlamak üzere son çekin ödeme vadesi 30.06.2017 olacak şekilde 265.990,00-USD bedel üzerinden düzenlenen 15 adet sıralı çek düzenlenerek müvekkile teslim edildiğini, 30.04.2016 vadeli ilk çeke mahsuben 03.05.2016 tarihinde yapılan havaleyi müteakip davalı, şirket genel müdürü ... vasıtasıyla müvekkil ile irtibata geçerek gönderdikleri 05.05.2016 tarihli e-mail mesajı kapsamında hisse devir bedeline istinaden ödeme olarak verilen çeklerin vadelerinin beklenmesinin uzun süre alacağı, her ay çek tahsilatı ile uğraşılmaması için banka havalesi yoluyla ödemesi yapılan 30.04.2016 vadeli ilk çekle birlikte vadesi beklenen diğer 14 adet çekin iade edilmesi durumunda 3 taksit halinde çeklerin yarısının bedelinin derhal tahsiline imkan sağlayacak şekilde yeni ödeme planı sunularak 20.05.2016 tarihinde 1.875.000,00-USD, 30.05.2017 tarihinde 924.427,00-USD ve 30.06.2017 tarihinde 924.427,00-USD ödeme yapılarak borcun tasfiye edilmesi teklif edildiğini, davalı tarafından ikinci ödeme planına da uyulmadığını ve ilk ödeme planına göre müvekkile teslim edilen 30.04.2016 tarihli çeke mahsuben banka havalesi yoluyla 03.05.2016 tarihinde yapılan 265.990,00-USD ödemeye ilaveten davalı tarafından, kendisine iade edilen 14 adet çeke ilişkin olmak üzere müvekkile 16.06.2016 tarihinde 265.990,00-USD nakit banka havalesi, 26.07.2016 tarihinde   41.500,00-USD nakit banka havalesi, 08.09.2016 tarihinde 250.000,00-USD nakit banka havalesi, 24.10.2016 tarihinde 500.000,00-USD nakit banka havalesi, 05.06.2017 tarihinde 924.427,00-USD çek ödemesi,  29.09.2017 tarihinde 924.427,00-USD çek ödemesi, 10.04.2018 tarihinde 110.000,00-USD çek ödemesi olmak üzere toplam 3.282.334,00-USD ödeme yapıldığını,  Yapılan işbu ödemelerin mahsubu sonrasında bakiye hisse devir bedeli kapsamında müvekkilin davalıdan 707.509,00-USD alacağı kaldığını, hisse devir bedeli karşılığı verilen 15 adet çekin en sonuncusunun vade tarihi 30.06.2017 olduğunu, müvekkil tarafından alacağın icra yoluyla tahsili maksadıyla Bakırköy 13. İcra Müdürlüğü’nün 2019/9560 Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin 25.05.2019 tarihinde tebliği üzerine davalı borcunu ödemek yerine vekili marifetiyle icra takibine yönelik olarak borçlunun ikametgahının Gölcük olduğundan bahisle 28.05.2019 tarihinde yetkiye ve borcun tamamına itiraz ettiğini, 24.12.2015 tarihli Hisse Devir Sözleşmesi'nden kaynaklanan ve 05.04.2022 tarihli Sulh Ve Borç Tasfiye Protokolü ile davalı-borçlu tarafından kabul ve ikrar edilen 773.861,71-USD tutarındaki bakiye hisse devir alacağından 06.04.2022 tarihinde yapılan 259.300,00-TL kısmi ödemenin ödeme günündeki kur karşılığı olan 17.586,69-USD'nin TBK 100. md. gereğince işlemiş faizden mahsubu sonrası geriye kalan 707.509,00-USD Asıl Alacak ve 48.766,02-USD İşlemiş Faiz olmak üzere toplam 756.275,02-USD tutarındaki müvekkil alacağının 05.07.2022 tarihinden (05.04.2022 tarihli Protokolde belirtilen vade tarihi) itibaren asıl alacağa (707.509,00-USD) 3095 sayılı Kanun 4/A maddesi gereğince Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıllık vadeli mevduata ödediği en yüksek faiz ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine, karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının talebi, borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte zamanaşımına uğradığını, huzurdaki dava, görevsiz mahkemede ikame edildiğini, taraflar arasındaki uyuşmazlık Asliye Ticaret Mahkemelerinin değil Asliye Hukuk Mahkemelerinin görev alanına girdiğini, ileri sürülen alacağın, 05.04.2022 tarihli Sulh ve Borç Tasfiye Protokolü'ne dayandığını, davacı, bilgileri protokolde yer alan iki adet taşınmazın kendisine devri ve 259.300,00-TL tutarında ödeme haricinde her türlü alacak ve hakkına ilişkin ibra ettiğini beyan ve kabul ettiğini, taraflar arasında Hisse Devir Protokolü'nden doğan her türlü borca ilişkin olarak da müvekkilin ibra edildiğini, artık böyle bir borcun mevcut olmadığını ve yine taraflarınca kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilin yalnızca protokolde belirtilen taşınmazların davacıya devrini ve 259.300,00-TL tutarındaki nakit ödemeyi üstlendiğini ileri sürdüğünü, davacının iddialarına göre dava konusu alacak işbu protokolün imzalanmasından itibaren artık ticari olmadığını, görevsizlik sebebiyle usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini,  davacı tarafın dava konusu bakiye alacağa ilişkin iddiaları tamamıyla gerçek dışı olup; müvekkil ...’ın davacı tarafa hiçbir borcu bulunmadığını,  ...’in hiçbir şekilde müvekkil ...’ı temsilen işlem yapma hakkı ve yetkisi bulunmadığını, ... isimli şahıs yalnızca Odak Pazarlama İhracat İthalat Mümessillik A.Ş. bünyesinde bir süre genel müdür pozisyonunda çalışmış olup; bu görevi de 20.06.2018 tarihinde sona erdiğini, davacı tarafın gerçek dışı beyanlarının aksine söz konusu hisse devir protokolünün imzasından sonraki süreç şu şekilde gerçekleştiğini: Dava konusu hisse devir protokolü müvekkil ... ile Odak Pazarlama İhracat İthalat Mümessillik A.Ş., Odak Sigorta Aracılık Hizmetleri A.Ş. ve Focus Aksesuar Tic. A.Ş. unvanlı şirketlerin yaklaşık %90 hissesine sahip ortakları ile imzalanmış olup; protokol metninden de anlaşılacağı üzere işbu yaklaşık %90 hissenin toplam bedeli 15.959,373-USD olarak belirlendiğini, oysa protokolün imza tarihi olan 24.12.2015 tarihi itibariyle her üç şirketin toplam sermayesi 12.950.000,00-TL olup; buna rağmen söz konusu şirketlerin sahibi olduğu düşünülen gayrimenkuller nedeniyle söz konusu protokolde hisse devir bedeli 15.959,373-USD olarak belirlendiğini, buna karşılık hisse devir protokolünün imzasından hemen sonra düzenlettirilen ekspertiz raporu neticesinde tamamı Odak Pazarlama İhracat İthalat Mümessillik A.Ş.’ye ait olduğu düşünülen ve hem şirket merkezi hem de araç satış bayii olarak kullanılan taşınmazın büyük kısmının kiralık olduğu ve şirkete ait olan kısmının da değerinin yalnızca 14.500.000,00-TL olduğu, bunun yanında yine söz konusu şirketlere ait olduğu düşünülen diğer taşınmazların da kiralık olduğu, şirketlerin ekspertiz raporu düzenlenen taşınmaz dışında başka taşınmazı bulunmadığı; dolayısıyla devralınan şirket hisselerinin gerçek değerinin düşünülenin çok altında olduğunun anlaşıldığını, müvekkil ...’ın davacı ...’e hiçbir borcu bulunmadığını, davacı taraf son ödeme tarihi değişmeyeceği halde “her ay çek tahsilatları ile uğraşmamak için” elindeki toplam 3.989.373,00-USD bedelli 15 adet çeki iade ederek, bunun karşılığında toplam 1.848.854,00-USD bedelli 2 adet çek aldığını iddia etmekte olup; böyle bir durum her şeyden önce hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, hiçbir ticaret adamının sırf “her ay çek tahsilatları ile uğraşmamak için” elindeki çekleri iade edip bunun karşılığında elindeki çeklerin yarısından daha az miktarda çekleri teslim almasının mümkün olmadığını, davacı tarafın iddiasına göre son ödeme tarihi 30.06.2017 iken, davacının Bakırköy 13. İcra Müdürlüğünün 2019/9560 E. Sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatmak için 2 yıl beklemiş olması da hayatın olağan akışına açıkça aykırı olduğunu, dava dilekçesinin 2. sayfasının ilk paragrafında yeni ödeme planı ile belirlenen son ödeme tarihinin de 30.06.2017 olarak belirlendiğini iddia eden davacı taraf, aynı sayfanın 3. paragrafında 20.09.2017 tarihli ve 10.04.2018 tarihli çekleri müvekkilden teslim aldığını belirttiğini,  davacı ile müvekkil arasında karşılıklı güven ilişkisine dayalı olarak yapılan bu anlaşma, davacı tarafından belirli bir süre geçtikten sonra ihlal edildiğini, müvekkil hakkında Bakırköy 13. İcra Müdürlüğünün 2019/9560 E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, müvekkil ..., davacı ile sulh görüşmeleri yaptığını, borcun sona erdiğine ilişkin karşılıklı güven ilişkisine dayanan sözlü anlaşma haricinde borçlu olmadığına ilişkin elinde hiçbir belge bulunmayan müvekkil tarafından 05.04.2022 tarihli Sulh ve Borç Tasfiye Protokolü imzalanmak zorunda kalındığını, davacı tarafından sunulan sulh ve borç tasfiye protokolünde davacının müvekkili, protokolde belirtilen taşınmazların devri ve 259.300,00-TL tutarında nakit ödeme haricinde her türlü hak ve alacağına ilişkin olarak ibra etmiş olduğunun açıkça görüldüğünü işbu sebeple davacı tarafından bu noktadan itibaren yalnızca, ilgili taşınmazların devrine ilişkin talepte bulunulabileceğini, her ne kadar davacı dava dilekçesinde yalnızca müvekkilden alacaklı olduğunu belirtmiş ise de, müvekkilin tarafların arasında ilişki kapsamında davacı yandan alacağı bulunduğundan bu alacağa ilişkin her türlü talep haklarını saklı tutar, söz konusu alacağa ilişkin olarak takas mahsup hakkını kullandıklarını belirtirek, şayet yapılacak yargılama neticesinde müvekkilin borcunun bulunduğu kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verilecekse bu hususun da göz önünde bulundurulmasını talep ettiklerini, hukuki ve maddi dayanaktan yoksun olarak ikame edilmiş olan işbu davanın öncelikle görevsizlik nedeni ile reddine, Sayın Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde davanın esastan reddine karar verilmesini, yagılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ   :<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; \" ... Davanın KABULÜ ile 756.275,02 USD'nin dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi gereğince devlet bankalarınca USD cinsi bir yıl vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalının takas definin reddine ... \" karar verilmiştir. <br>Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece, mevzuat hükümlerine aykırı olarak faize faiz işletilmek suretiyle hüküm tesis edildiğini, Türk Borçlar Kanunu'nun 383. Maddesinin 3. Fıkrası gereğince adi işlerde faize faiz yürütülmesi yasaklanmış olup ticari işlerde ise, TTK'da sayılan bir kısım istisnalar haricinde yine bileşik faiz uygulaması ayrıca yasaklandığını, davacı tarafından bir suret olarak dosyaya sunulan 05.04.2022 tarihli sulh ve borç tasfiye protokolünün celbi taleplerinin reddedildiğini ancak uyuşmazlığın hakkaniyete uygun bir çözüme varması için protokol aslının dosyaya sunulması gerekmekte iken aksi yönde hüküm tesis edilmesi hukuka aykırı bulunduğunu, huzurdaki dava, görevsiz mahkemede ikame edildiğini, taraflar arasındaki uyuşmazlık asliye ticaret mahkemelerinin değil asliye hukuk mahkemelerinin görev alanına girdiğini, davacı tarafından talep edilebilecek olan alacak taşınmazların devri olup ilgili protokole göre davacı tarafın yalnızca taşınmazların tapu devir ve tescilini talep edilmesi gerektiğini, davacı tarafın dava konusu bakiye alacağa ilişkin iddiaları gerçek dışı olup müvekkili ...’ın davacı tarafa hiçbir borcu bulunmadığını, dava konusu Odak Pazarlama İhracat İthalat Mümessillik A.Ş., Odak Sigorta Aracılık Hizmetleri A.Ş. ve Focus Aksesuar Tic. A.Ş. unvanlı şirketlerin hisselerinin, hisse devir tarihi olan 24.12.2015 tarihi itibariyle “gerçek değerlerinin” tespiti için bilirkişi incelemesi yapılması taleplerinin Yerel Mahkeme tarafından değerlendirilmediğini yine hisse devir protokolünün imzasından sonraki sürece ve müvekkil ile aralarında hisse devir bedelinin yeniden tespit edilmesi konusunda bir anlaşma yapılıp yapılmadığına ilişkin olarak davacı ...’in isticvabına karar verilmesi taleplerinin de değerlendirilmeye alınmadığını, eksik inceleme neticesinde usul ve yasaya aykırı karar verildiğini beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; yerel mahkeme davalı yanın göreve yönelik itirazını değerlendirerek görev itirazının reddine karar verildiğini, davalı yanın istinaf taleplerinin haksız bulunduğunu, bunun dışında malum olunduğu üzere; bileşik faiz olarak adlandırılan durumlar temerrüt faizine de tekrar temerrüt faizi yürütülemeyeceği ancak kural olarak kapital faizine temerrüt faizi yürütülmesine bir engel bulunmadığını, anılan sebeplerle yerel mahkemece; davalının kabulünde olan toplam tutar üzerinden faiz işetilmesi usul ve yasaya uygun bulunduğunu davalı yanın salt müvekkilin alacağını sürüncemede bırakma gayesi ile ileri sürdüğü soyut, çelişkili iddiaları ve haksız taleplerinden oluşan istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER: Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/02/2024 Tarih - 2023/431 Esas - 2024/119 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; alacak istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. <br>Dosyanın incelenmesinde, Taraflar arasında Odak Pazarlama İhracat İthalat Mümessillik A.Ş.  (Sicil no : ...), Odak Sigorta Aracılık Hizmetleri A.Ş. (Sicil no : ...) ve Focus Aksesuar Ticaret A.Ş. (Sicil no: ...) ünvanlı şirketlerin tüm hisselerinin davalıya devri hususunda anlaşmaya varıldığı,  söz konusu sözleşme kapsamında şirket hisselerinin davalıya devredildiği, satış bedelinden davacıya  3.989.373,00-TL düştüğü, bu bedelin 15 taksit halinde sıralı çeklerle ödeneceği, davalı tarafından şirket genel müdürü ... vasıtasıyla yeni ödeme planı sunulduğu ancak buna da uyulmadığı, yapılan ödemeler düşüldüğünde davalının halen 707.509,00-USD borcu kaldığı, davacı tarafından Bakırköy 13. İcra Müdürlüğü’nün 2019/9560 Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığı, davalının bu takipte 28.05.2019 tarihinde yetkiye ve borca itiraz ettiği, bunun üzerine taraflarca bu borcu da kapsar  05.04.2022 tarihli Sulh Ve Borç Tasfiye Protokolü imzalandığı, 06.04.2022 tarihinde yapılan 259.300,00-TL kısmi ödemenin ödeme günündeki kur karşılığı olan 17.586,69-USD'nin TBK 100. md. gereğince işlemiş faizden mahsubu sonrası geriye kalan 707.509,00-USD Asıl Alacak ve 48.766,02-USD İşlemiş Faiz olmak üzere toplam 756.275,02-USD tutarındaki alacağının 05.07.2022 tarihinden (05.04.2022 tarihli Protokolde belirtilen vade tarihi) itibaren asıl alacağa (707.509,00-USD) 3095 sayılı Kanun 4/A maddesi gereğince Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıllık vadeli mevduata ödediği en yüksek faiz ile birlikte davalıdan tahsilinin talep edildiği, Mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, kararın davalı tarafından istinaf edildiği görülmektedir.<br>Anonim şirketlerde pay 6102 sayılı TTK'nın 476. vd. maddelerinde düzenlenmiş olup, 484. Maddesine göre pay senetleri, hamiline ve nama yazılı olur. Hamiline yazılı pay senetleri zilyetliğin devri ile(489), nama yazılı pay senetleri kanunda ve esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe bir sınırlamaya tabi olmaksızın devredilir(m.490). Eldeki uyuşmazlıkta, payların senet düzenlenerek devredildiği görülmektedir. Hisse devir bedellerinin ödenip ödenmediği, 05.04.2022 tarihli Sulh Ve Borç Tasfiye Protokolünden davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ve sorumluluğu var ise miktarı konusunda uyuşmazlık toplanmaktadır.<br>Somut olayda, taraflar arasında Odak Pazarlama İhracat İthalat Mümessillik A.Ş., Odak Sigorta Aracılık Hizmetleri A.Ş.  ve Focus Aksesuar Tic. A.Ş.'deki davacının ve diğer ortakların hisselerinin   tamamının davalı ...’a  24/12/2015 tarihinde devri konusunda anlaşma yapıldığı, aşamalarda  hisse bedelinin ödenmemesi üzerine taraflarca 05.04.2022 tarihli Sulh Ve Borç Tasfiye Protokolünün düzenlendiği, davalı tarafından 22.05.2019 tarihi itibari ile 707.509,00USD  asıl alacak ve 66.35271 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 773.861,71USD  borcun kabul edildiği, bu hususun davalının dilekçeler aşamasındaki beyanları ile de ikrar edildiği, davalı tarafından şirketin sahibi olduğu gayrimenkullerin değerinin devir bedeli kadar olmadığı, ayrıca borcun artık protokol gereğince taşınmaz devri ve bir miktar para ödenmesi şekline geldiği savunulmuştur. Mahkemece davalının ikrarının bulunması, nedeniyle sözleşme aslının dosyaya getirtilmesinin gerekmemesi, davalının, davacı ile yeniden sözleşme yapılarak borcun revize edildiği hususunda isticvap teklifinin yerinde olmadığı, sözleşme bedelinin taraflarca serbestçe kararlaştırılabileceği, davacının sözleşmenin 3.8 maddesi gereğince  707.509,00USD  asıl alacak ve 66.35271 USD talep hakkı olduğu değerlendirilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan yargılama ve toplanan deliller göz önüne alındığında, verilen kararın eksik araştırmaya dayandığı görülmektedir.<br>İspat yükü bakımından 6100 sayılı HMK’nın 189-(3) maddesinde “Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar, başka delillerle ispat olunamaz” hükmünü içermektedir. <br>Yine Aynı Kanunun 200/1. maddesinde “Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ….. Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ….. Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz” hükmü bulunmaktadır.<br>Davacı tarafından 05.04.2022 tarihli Sulh Ve Borç Tasfiye Protokolünün fotokopisi dosyaya sunulmuş, davalı tarafından taraflar arasındaki sürece yönelik ikrar içerikli savunmalar yapılmış ise de, davalının sözleşmenin 3.8. Maddesi gereğince dava konusu borcun tamamından sorumlu olduğunu gösteren maddesinde olduğu gibi borcun ifasının yan unsurlarını oluşturan maddelerinin de denetimi gerektiğinden, ispat yükü davacıda olduğundan, davalı tarafından sözleşmenin tahrifata uğrayıp uğramadığı noktasında itiraz hakkı saklı tutulduğundan sözleşmenin aslı dosyaya kazandırılmalıdır. Ayrıca tarafların iddia ve savunmalarına göre,  taraflar arasında 24/12/2015 tarihinde de anlaşma yapıldığı, dava konusu protokolün bu anlaşmanın devamı olduğu iddia edildiğinden, tarafların iddia ve savunmalarının denetlenmesi açısından 24/12/2015 tarihli protokolün de dosyaya kazandırılması gerekmektedir.<br>Bunun yanında davalı tarafından dilekçeler aşamasında yemin deliline de dayanılmıştır. Yemin delili, HMK'nın 225. ve devamındaki maddelerde düzenlenmiş olup, yemin kesin delil niteliğindedir. Bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf, o vakıayı başka delillerle ispat edemezse, diğer tarafa yemin teklifinde bulunabilir.Yemin deliline dayanan taraf, iddia veya savunmasının diğer delillerle ispatlanmamış olması nedeniyle bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden; mahkeme, ispat yükü üzerine düşen tarafın, iddiasını yazılı delillerle ispat edemediği kanaatine vardığı takdirde, ispat yükü üzerine düşen tarafa, yemin teklif etme hakkı bulunduğunu hatırlatmakla yükümlü olup, mahkemece tüm deliller toplanıp değerlendirilmeden karar verilemez.<br>Bu nedenlerle yerel mahkemece yargılama aşamasında karardan önce yemin delili hatırlatılmaması da hatalı bulunmuştur. Yemin, kesin delillerden olup dava veya cevap dilekçesinde dayanıldığı taktirde mahkemece bu hususun tarafa hatırlatılması zorunludur. <br>Kabule göre de;<br>HMK. 26. maddesi hükmüne göre mahkeme, tarafların iddia, savunma ve talepleri ile bağlıdır. Kural olarak, mahkemenin talepten fazlasına veya başka bir şeye hükmetmesi olanak dışıdır. Açılan bir davada hakim istenilenden fazlasına veya başka bir şeye hükmedemez. Bu kural emredici niteliktedir. Öğreti ve uygulamada taleple bağlılık olarak da adlandırılan bu kural sadece sonuç istem yönünden değil, sonuç istemi oluşturulan her bir alacak kalemi yönünden de uygulanır. Taleple bağlılık ilkesi, talep edilmeyene karar vermeme, talep edilenden fazlasına karar vermeme ve talep edilenden farklı bir şeye karar vermeme biçimlerinde mahkeme kararının sınırları belirler şekilde karşımıza çıkmaktadır. Mahkemece dava dilekçesine bakılarak tespit edilecek bu sınırlar, talep edilen hukuki sonuçtur. <br>Eldeki olayda; davacı tarafından asıl alacağa (707.509,00-USD) ilişkin faiz talep edildiği, Mahkemece 756.275,02 USD'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsili yönünde karar kurulduğu bu hususun davacının talebinden fazlasına karar verilmesi nedeniyle hatalı olduğu görülmüştür.<br>O halde Mahkemece, davacıya usulüne uygun süre verilerek 05.04.2022 tarihli Sulh Ve Borç Tasfiye Protokolünün aslının ve 24/12/2015 tarihli protokolün bir örneğinin dosyaya kazandırılması sağlanmalı, davalının dilekçeler ayamasında yemin deliline dayandığı da göz önüne alınarak yemin teklif etme hakkı hatırlatılmalı, tarafların talepleri ile bağlı kalmak suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. <br>Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, diğer istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE,<br>2-Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/02/2024 Tarih - 2023/431 Esas - 2024/119 Karar sayılı kararının  KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,<br>5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından  yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,<br><br>6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>8-İİK'nın 36/5 maddesi gereğince Bakırköy 2. İcra Dairesi 2024/3104 Esas sayılı dosyasına sunulan teminatın yatıran tarafa iadesine,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi. 31/10/2025<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br>¸e-imzalıdır <br> ...<br>*Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır <br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fcd85e440d411de8","SID":"fabc3e3ea21a1ad9"}}