{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2025/1260 <br>KARAR NO\t: 2025/1406<br>İNCELENEN ARA KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 21/08/2025 tarihli ara karar<br>NUMARASI\t: 2025/151 Esas<br>DAVANIN KONUSU:  İhtiyati Tedbir<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025<br> Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TALEP DİLEKÇESİ:<br>Davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin temelleri 1957 yılında atılmış ve faaliyet göstermeye başlamış olup, girişimleri ve yatırımları ile sektörde butik çikolata üreticisi ve çikolata tedarikçisi olarak öncü konumda yer aldığını, TPMK nezdinde 2018/22911 sayı ile tescilli “... ...” ibareli markanın müvekkili adına tescilli olduğunu, ancak davalı taraf \"...\" markasının tescili için 23.12.2020 tarihinde 2020/163670 başvuru numarası ile TPMK'ya başvuru yaptığını ve bu başvuru neticesinde tescilin gerçekleştiğini, davalının bu tescilinin müvekkili adına tescilli ve 1957 yılından itibaren kullanılan \"...\" ibareli markası ile iltibas yaratacak nitelikte olduğunu iddia ederek, \"...\" ibaresinin kullanımının engellenmesini mümkün kılacak şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP DİLEKÇESİ: <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline ait markayı oluşturan tüm unsurlar bir bütün olarak incelendiğinde markanın ayırt ediciliğe sahip olduğu, davacıya ait markadan farklılaştığı ve bu nedenlerle müvekkiline ait markanın karıştırılma ihtimaline neden olmadığını,  davacıya ait markanın tanınmışlığı ve ayırt ediciliği ve ilgili sektöre özel koşullar ve ortalama tüketicinin dikkat seviyesi de ayrıca dikkate alındığında markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı dolayısıyla davacının iddialarının gerçeğe aykırı olduğu görüldüğünü, müvekkiline ait marka ile davacıya ait markayı ilişkilendirmediğinden, davacının markasının pazar payı ve tanınırlığından yararlanılması gibi bir durum yaşanmamakta ve bundan kaynaklı marka tecavüzü ile haksız rekabet fiillerinin meydana gelmesi söz konusu olmadığını, somut olayda yetkili mahkeme davalı müvekkilin yerleşim yeri olan Karaman mahkemeleri olduğunu, davanın  yetkili  Karaman  Fikri Sınai  Haklar  Mahkemesine   gönderilmesine  karar  verilmesini, davacı talepleri zaman aşımına uğradığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk derece mahkemesi  2025/151 esas sayılı, 21/08/2025  tarihli ara kararı ile; \"Dosyadaki mevcut deliller arasında bilirkişi vasıtasıyla yapılmış bir tespit ve rapor bulunmadığı, ayrıca delil tespiti veya rapor alınmasına yönelik bir talebi de olmadığı anlaşılmakla mevcut aşamada yaklaşık ispat kurallarının bulunmadığı anlaşıldığından davacının ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE\" karar vermiştir.<br>İSTİNAF:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2025/151 E. sayılı dosyasında 21.08.2025 tarihinde verilen, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara kararın, yasal süresi içinde istinaf yoluyla incelenmesinin ardından kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir taleplerinin kabulünü talep ettiğini, yerel mahkemenin 21.08.2025 tarihli ara kararla talebi reddettiğini ve bu kararın 26.08.2025 tarihinde kendilerine tebliğ edildiğini söylediğini, ret gerekçesinin HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talebi için gerekli olan \"yaklaşık ispat\" kuralının, dosyada bilirkişi vasıtasıyla yapılmış bir tespit ve rapor bulunmadığı gerekçesiyle yerine getirilmediği yönünde olduğunu belirttiğini, oysa ki Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2023/184 E., 2024/172 K. sayılı dosyasında, davalının \"...\" markasının müvekkilinin \"...\" ibareli markaları ile iltibas yarattığının, 14.02.2024 tarihli bilirkişi raporu ve 17.04.2024 tarihli gerekçeli karar ile yaklaşık ispatı aşar nitelikte kesin olarak ispatlandığını, karıştırılma ihtimalinin bulunduğunun ortaya konduğunu, bu durumun yerel mahkemenin \"yaklaşık ispat kuralının bulunmadığı\" yönündeki gerekçesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve hukuka aykırı bulunduğunu savunduğunu, müvekkil şirketin 1957 yılından beri \"...\" ibareli markalarını kullandığını, davalının \"...\" markasının ayırt edilemeyecek derecede benzerlik teşkil ettiğini, ortalama tüketicide iltibas yaratarak haksız rekabete yol açtığını ve müvekkilinin ticari itibarını zedelediğini, davalının bu eyleminin tesadüf eseri olmadığını, müvekkilin tanınmışlığından haksız yararlanma amacı taşıdığını ifade ettiğini, dolayısıyla koşulları oluşan ihtiyati tedbir taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini belirterek, Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 21.08.2025 tarihli ara kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasını talep ettiğini bildirmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbiri haklı kılacak delillerin henüz kesinleşmemiş mahkeme kararı nazara alındığında mevcut aşamada yaklaşık ispat şartı yerine gelmediğini beyan ederek, davacının ihtiyati tedbirin kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir kararının reddini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; ... tescil numaralı \"...\" markasının hükümsüzlüğü ile marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi istemlerine ilişkindir.  6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 159/1. maddesi gereğince bu Kanun uyarınca dava açma hakkı olan kişilerin, dava konusu kullanımın, ülke içinde kendi sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat etmek şartıyla, verilecek hükmün etkinliğini temin etmek üzere, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edilebileceği, 159/3. maddesinde ise ihtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda SMK'nın 159. maddesi ile HMK'nın 389 vd. maddeleri kapsamında davacı tarafın ihtiyati tedbir talebine cevaz verilebilmesi için davalı kullanımının, davacının marka hakkına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığının ispat edilmesi, mevcut durumda değişiklik olacağı, tedbir kararı verilmediği taktirde hükmün infazının zorlaşacağı yahut imkansız hale geleceğinin, bu fiillerden zararın doğduğunun yahut doğma ihtimali bulunduğunun yaklaşık ispat kuralları çerçevesinde kanıtlaması gerekmektedir. İlk derece mahkemesi tarafından; dosyadaki mevcut deliller arasında bilirkişi vasıtasıyla yapılmış bir tespit ve rapor bulunmadığı, ayrıca davacı tarafın delil tespiti veya rapor alınmasına yönelik bir talebi de olmadığı anlaşılmakla mevcut aşamada yaklaşık ispat kurallarının bulunmadığı anlaşıldığından ileride alınacak rapor sonrası yeniden değerlendirilmek üzere ihtiyati tedbir talebinin bu aşamada reddine karar verildiği, davacı vekilinin Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2023/184 E., 2024/172 K. sayılı dosyası içeriğine delil olarak dayanmak sureti ile istinaf kanun yoluna başvurduğu görülmüştür. Dosyanın tetkikinde; davacı vekilinin dava dilekçesinde delil olarak dayandığı Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2023/184 E., 2024/172 K. sayılı dosyasının taraflar arasında görülüp karar bağlandığı ve henüz kesinleşmediği, YİDK kararının iptali istemli olup davalı tarafından davacı ve TPMK aleyhine açıldığı görülmüş ise de huzurdaki davanın markanın hükümsüzlüğü ile birlikte marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi istemlerine yönelik ikame edildiği, davalı tarafın fiili markasal kullanımlarını gösterir delillerin henüz sunulmadığı görülmekle ihtiyati tedbir istemi yönünden mevcut aşamada yaklaşık ispat koşullarının bulunmadığı anlaşılmıştır. Böylece ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Usûl ve yasaya uygun  Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin  21/08/2025 tarih ve 2025/151 E.  sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,  HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  23/10/2025 <br>\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6925d583530cdaf2","SID":"184f5cbfe05f864d"}}