{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/475 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1257<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 05/12/2022<br>NUMARASI\t: 2020/689 E. - 2022/789 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/10/2025<br> Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :<br>Tarafların İddia ve Savunmaları: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafça davacı hakkında İstanbul 8.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, takibe konu çekin ... Mercan şubesinden verilme 15/11/2017 keşide tarihli .... Hırdavat Ambalaj ... Satış-... tarafından tanzim edilen 26.000 TL bedelli olduğunu, ancak takip konusu edilen çekin davacı ile herhangi bir ilişkisinin olmamasının yanı sıra hatta üzerinde yer alan ve davacıya atfen atılan imzanın ve yazıların da davacının eli ürünü olmadığını, davaya ve fazlaya dair tüm hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile öncelikle İstanbul 8.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının ihtiyati tedbir kararı verilerek teminatsız takibin durdurulmasına, davacının, davalıya borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin iptaline, davalı tarafça çekin tahsil edilmesi halinde ise tahsil olunan tüm bedellerin davacıya istirdadına, %20 kötü niyet tazminatına ve bu tazminata dava tarihinden itibaren reeskont avans faizinin uygulanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının, davacı yan ile PVC kapı ve pencere işi yaptığını, yapılan iş ile ilgili düzenlenen 28/08/2017 tarihli fatura ile davalının, davacıdan 26.000 TL alacağı bulunduğunu, davalının, faturadan doğan alacağına karşılık davacı tarafından takibe konu çek ciro edilerek verildiğini, buna ilişkin tahsilat makbuzu düzenlendiğini, çek bankaya ibraz edildiğinde karşılıksız olduğunun anlaşıldığını, davalı tarafça düzenlenen faturanın defter kayıtlarına işlendiğini ve vergi dairesine de beyan edildiğini, fatura alacağına karşılık çek alındığına ilişkin kaydın da ticari defterlerde işli olduğunu, alacağın tahsili için davacı aleyhine İstanbul 8.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip başlatıldığını, ödeme emri tebliğ edilen davacı tarafından yasal süresi içinde ne borca ne de borç dayanağı evrak üzerindeki imzaya itiraz edilmediğini, davacının imzanın kendisine ait olmadığı iddiasının asılsız olduğunu, davacının istirdat talebi de yerinde olmayıp dava konusu çeke istinaden herhangi bir ödeme yapılmadığını, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir ile takibin durdurulması yasal olarak mümkün olmadığından davacı yanın bu yöndeki talebinin reddi gerektiğini, davacı yanın tazminat talebinin yerinde olmadığını, davalının kötü niyet içerisinde bulunduğundan söz edilemeyeceğini, bu nedenlerle davanın reddi ile %20'den az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı ile; Grafolog bilirkişi raporuyla çekteki imzanın davacıya ait olmadığı tespit edilmişse de,  tarafların ticari defter ve kayıtlarını incelemek üzere süre verildiği, ancak davacının  defterlerini ibraz etmediği, davalı  defterlerinde ise 28/08/2017 tarihli, 26.000 TL bedelli “PVC Kapı ve Pencere Sistemleri” faturası ile buna karşılık alınan ve keşidecisi ... olan 15/11/2017 vadeli 26.000 TL’lik çekin kayıtlı olduğu, ayrıca BA-BS formlarında da bu işlemin yer aldığı, bilirkişi raporuna göre taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davacının davalıya 26.000 TL borçlu olduğunun  anlaşıldığı,  davacının iddiasını destekleyecek defterleri sunmaması nedeniyle ispat yükünü yerine getiremediği gerekçesiyle davanın reddine, ihtiyati tedbir infaz edilmediğinden davalı lehine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:<br>Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka aykırı olduğunu, davalı tarafça icra takibine konu edilen çek üzerindeki imzanın müvekkilinin eli ürünü olmadığının mahkeme gerekçesinde de sabit olduğunu, bu maddi gerçekliğe rağmen mahkeme tarafından davanın reddine karar verilmesinin hukuken doğru olmadığını, dava konusu ettikleri hususun davalı tarafça icra takibine konu edilen çekteki imzanın müvekkile ait olmadığına ilişkin menfi tespit içerikli olduğunu,  2. ciro imzasının müvekkili ...'un eli ürünü olmadığının belirlendiğini davalı tarafın ticari defter ve kayıtları ile BA - BS formlarına dair değerlendirmeleriyle ve bunları esas alarak hüküm tesis etmenin hatalı olduğunu, davalının kayıtlarında alacaklı olması ve hatta BA - BS kayıtlarında tarafların ticari ilişki içerisinde olmaları veya fatura tanzim etmiş olmalarının dava dosyasıyla bir ilişkisi olmadığını, yargılamanın yalnızca çekteki imzaya ve anılan çekten kaynaklı borç olunmadığına dair beyan ve taleplerine göre değerlendirilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle mahkemece hükme esas alınan mali inceleme raporu kabul edilse dahi taraflar arasında ticari ilişkinin varlığı ve bundan kaynaklı fatura tanzim edilmesi ile davalının bir an için alacaklı olarak değerlendirilebileceğini, ancak alacağın konusu ve alacak talebinin sadece faturadan kaynaklı olabileceğini, bu ihtimalde dahi davalının çekteki imza müvekkiline ait olmadığından çekten kaynaklı alacak talebinde bulunamayacağını, mahkemenin yapması gerekenin davalının alacaklı olup olmadığını belirlemek değil davaya konu çekten kaynaklı müvekkilinin sorumluluğunun olup olmadığını belirlemek olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı borçlu hakkında açılan icra takibinin kesinleştiğini, borçlunun süresinde açıkça imzaya itiraz etmediğini, artık hukuki bakımdan borçlu hale geldiğini, bahse konu kesinleşmiş icra takibini bertaraf etmek için bu davayı açtığını, davanın borçlu olunmadığının tespitine ilişkin ikame edildiğini, dava dilekçesinin sonuç kısmında bu talebin bulunduğunu, davalının çekteki imzanın müvekkiline ait olmadığına ilişkin menfi tespit davası olduğuna ilişkin istinaf nedenlerini yerinde olmadığını, dava menfi tespit davası olduğundan genel hükümler uyarınca borç ilişkisinin araştırıldığını, takibe dayanak yapılan çekteki imzanın davacıya ait olup inkar kastıyla farklı da atılmasının olağan olduğunu, süresi içinde imzaya etmemesinin, davacı ile müvekkili arasında mal alım satımına dair hukuki ilişkisinin bu hususu kanıtlar nitelikte olduğunu, mahkeme kararının hukuka uygun olduğunu, tüm bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Gerekçe ve Sonuç:<br>HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava  İİK'nın 72/1. maddesi uyarınca icra takibinden  sonra  açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı vekili,  takibe konu ... Mercan şubesinden verilme 15/11/2017 keşide tarihli .... Hırdavat Ambalaj ... Satış-... tarafından tanzim edilen 26.000 TL bedelli  çekte davacıya atfen atılan imzanın  davacının eli ürünü olmadığını belirterek  davacının  borçlu olmadığının tespiti ile  %20 kötü niyet tazminatına  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili,   takibe konu çekin davacı tarafından  ciro edilerek davalının faturadan doğan alacağına karşılık verildiğini beyanla davanın reddi ile %20'den az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir. İstanbul 8. İcra Müdürlüğü’ nün... Esas sayılı dosyasında, davalı tarafından davacı ve keşideciye karşı toplam  28.280,31 TL nin tahsili için  kambiyo takibi yapıldığı,  takip dayanağının ; ... Mercan Şubesine ait 15.11.2017 tanzim tarihli , ... İnş. Isı ... Hırdavat Ambalaj ... Satış – ... tarafından ... ... Gıda   emrine  tanzim edilen, 26.000,00-TL bedelli çekin arka yüzünde sırasıyla lehtar, davacı ve davalı adına ciroların yer aldığı ibrazında karşılıksız kaldığı anlaşılmıştır.  04/11/2021 tarihli bilirkişi raporunda; çek aslı arka yüzündeki 2.ciro imzasının mevcut mukayese imzalarına kıyasla davacının eli ürünü olmadığı belirtilmiştir.  ATK Fizik İhtisas Dairesinin 13/04/2022 tarihli raporunda , inceleme konusu çek arka yüzde 2.ciro imzanın teşhise götürecek önemli karakteristik materyal ve yazı unsuru içermeyen, tersimi basit, taklidi kolay imza, inceleme konusu materyal içermeyen imza olması nedeniyle söz konusu imza aidiyetinin, bu meyanda sorulduğu üzere ...'un eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği belirtilmiştir.  14/07/2022 tarihli bilirkişi heyet  raporunda; inceleme konusu çekte ...'a atfen atılı 2.ciro imzasının mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'un eli ürünü olmadığı belirtilmiştir. Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa,  kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü  davalı / alacaklıdadır.  Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı).  İmza inkarı  tüm senet ilgililerine karşı öne sürülebilen mutlak def'i niteliğindedir.  Dosyada mevcut  04/11/2021 ve  14/07/2022 tarihli  iki raporda çekteki 2. Ciro  imzasının davacının eli ürünü olmadığı  belirtilmiş, ATK Fizik İhtisas Dairesinin 13/04/2022 tarihli raporunda ise    davacıya ait imzanın karakteristik unsur barındırmayan  basit tersimli ve taklidi kolay imzalar olduğu belirtilerek çek üzerindeki imzanın davacının  eli ürünü olup olmadığı hususunda kanaate varılamadığı belirtilmiştir. Bu durumda  davalı alacaklı tarafça imzanın davacıya  ait olduğunun kesin olarak ispatlanamamıştır. Mahkemece taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davalı kayıtlarına göre söz konusu çekin fatura alacağına dayalı olarak verildiği davacının davalıya borçlu olduğu  gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de; dava,  imza inkarına dayalı olarak açılmış, nitekim  imza incelemesi yapılmıştır. Dava konusu çek nedeniyle takip yapıldığı, ancak çekte  2. Cirantası  olan davacı  adına atılmış olan  imzanın davacı  eli ürünü olmadığının tespit edildiği bu durumda çekin davacı tarafından  ciro edilmemesi nedeniyle çek bedelinden  sorumlu tutulamayacağı,  davanın kambiyo senedine mahsus icra takibi başlatılmasından sonra  \"takip dayanağı belgenin kambiyo vasfındaki çekte \"imza inkarına \"dayalı olarak açıldığı dikkate alındığında  borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası  doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. İmza inkarı  herkese karşı ileri sürülebilen mutlak  defilerden olup   hamilin  iyiniyetli olup olmaması, temel ilişki kapsamında  alacaklı olup olmaması hukuki sonucu değiştirmeyeceğinden,davacının çekten kaynaklı sorumluluğu bulunmadığı anlaşılmıştır. Temel ilişki kapsamında doğmuş bir borç ve taahhüt bulunmasının davacı yönünden mutlak nedenle hükümsüz olan çeke geçerlilik kazandırmayacağı, çekteki imza davacıya ait olmadığından   , temel ilişki kapsamında alacak mevcut olsa bile  kambiyo ilişkisi yönünden  sonucu değiştirmeyecektir. Davalının mevcut cari hesaba dayalı  alacağını ayrıca  yasal yola başvurarak tahsil yoluna gitmek  imkanı  ve hakkı mevcuttur.  Tüm bu nedenlerle, kambiyo senedine mahsus icra takibi başlatılmasından sonra açılmış menfi tespit davasında;  alacağın geçerli bir kambiyo ilişkisine dayalı olduğunun  ispat yükü üzerinde olan davalı tarafından ispat edilemediği ,  mahkemece  davacı yönünden  menfi tespit  talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken  reddine karar verilmesinin hukuka uygun olmadığı ,   davalı çekin hamili  olup,  kendisinden önceki cirantanın davacı olduğu ,  aralarında ticari ilişki bulunduğu dikkate alındığında takibin haksızlığı  belirlenmiş olmakla birlikte davalının kötüniyetli takip yaptığına dair somut delil ve ispat bulunmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddi gerektiği  anlaşılmıştır.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile  HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne, davacının  davalıya İstanbul 8. İcra Müdürlüğü’ nün... Esas sayılı dosyasına konu ... Mercan şubesinden verilme 15/11/2017 keşide tarihli .... Hırdavat Ambalaj ... Satış-... tarafından tanzim edilen 26.000 TL bedelli  çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ,   ispatlanamayan  kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2- İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 05/12/2022 tarih, 2020/689 E., 2022/789 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Davanın KABULÜNE,Davacının  davalıya İstanbul 8. İcra Müdürlüğü’ nün... Esas sayılı dosyasına konu ... Mercan şubesinden verilme 15/11/2017 keşide tarihli .... Hırdavat Ambalaj ... Satış-... tarafından tanzim edilen 26.000 TL bedelli  çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, İspatlanamayan  kötüniyet tazminatı talebinin reddine4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-Alınması gereken 1.776,06 TL harçtan, peşin yatırılan 482,96 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.293,10 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 54,40 TL başvurma harcı, 482,96 peşin harç, 7,80 TL vekalet harcı, 3.300,0 TL bilirkişi ücreti, 248,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 4.093,66 TL'nin, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 13/(1). maddesine göre 26.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 102,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 594,50 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 08/10/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b0ff8d6e26a9001d","SID":"2dfeb5334fb8f4f0"}}