{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2<br>KARAR NO\t: 2<br>KARAR TARİHİ\t: 10/11/2025<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: İ<br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t: 10/12/2024<br>NUMARASI\t: <br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALILAR\t: <br>VEKİLLERİ\t: <br>\t\t<br>VEKİLLERİ\t: <br>\t\t<br>\t\t<br><br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 10/11/2025<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ\t: 10/11/2025<br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Asıl davada davacı vekili 12/09/2019 tarihli dilekçesiyle; davalılardan sigorta şirketinde sigortalı olan ve diğer davalı ... idaresindeki ... plakalı aracın karıştığı kazada araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, müvekkili davacının oluşan kaza sebebiyle maluliyetinin olduğunu, müvekkilinin Meram Tıp Fakültesi Adli Tıp biriminden alınan ve dava dilekçesi ekinde sunulan rapor ile %6 oranında malul olduğunu, kaza sonrası müvekkilinin Selçuk Tıp Fakültesi Hastanesinde bir dizi ameliyat ve tedavi gördüğünü, kaza sonrası Konya CBS'nın ,,,,,,,, soruşturma sayılı dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, müvekkilinin geçirdiği kaza nedeniyle ciddi psikolojik rahatsızlık geçirdiğini davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak anlaşma sağlanamadığını, müvekkili ...'da oluşan maluliyet ile ilgili olarak sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, tedavi giderleri, bakıcı giderlerinden kaynaklanan zararın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak (sigorta şirketi açısından poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla) fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000 TL. Maddi tazminatın sigorta şirketi açısından başvuru tarihinden diğer davalılar açısından olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline müvekkili davacının kaza sebebiyle oluşan manevi zararının giderilmesi için davalılar ..., Konya Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Konya Turizm Oto Nak. Ve Pet. Ür. San. Tic. Ltd. Şti.'den 30.000 TL. Manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline  karar verilmesini dava ve talep etmiştir.<br>Birleşen dosyada davacı vekili 14/04/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan ... plakalı aracın karıştığı kaza sonucunda davalı sigorta şirketine, araç sürücüsüne, Konya Turizm şirketine ve Konya Büyükşehir Belediyesine yönelik olarak Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyasından maddi ve manevi tazminat talepli olarak dava açılmıştır. Karar aşamasına gelen dosya 15/12/2023 tarihli ıslah dilekçemizden sonra davanın 2024 yılına sarkmasından dolayı 13/02/2024 tarihli duruşmasında 2024 yılı verilerine göre tekrar tazminat hesaplaması yapılması ve ek rapor sunulması için dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. 15/12/2023 tarihli ıslah dilekçemizde sürekli iş göremezlik maddi tazminat talebimizi  108.600,02 TL olarak ıslah etmiştik. İkinci kere ıslah dilekçesi verilemeyeceği için ek rapor sonrası hesaplanan 51.447,77 TL sürekli iş göremezlik maddi zararımızın tazimini için iş bu ek davanın açılması zarureti hasıl olmuştur.<br>Asıl davada ... tarafından 01/11/2019 tarihinde sunulan cevap dilekçesinde özetle; olay günü 15/02/2018 tarihinde Konya Büyükşehir Belediyesi Zabıta Daire Başkanlığında şoför olarak görevli olduğunu, kaza günü araç içinde seyir halinde iken caddeye çıkacağı esnada yolu kontrol ederek çıkarken kasksiz olarak gördüğü bir motosikletli şahsın aşırı hızlı ve kontrolsüz bir şekilde zabıta aracının sağ ön tarafına çarptığını ve çarpmanın etkisiyle motosiklet sürücüsünün yere düştüğünü, kaza sonrası araçtan inerek kendisine yardım ettiklerini, meydana gelen trafik kazasında kusurun motosikletli sürücüsü davacıya ait olduğunu, Manevi tazminat miktarının oldukça yüksek olduğunu, kaza sonrası davacıya her türlü yardımda bulunduğunu, izah edilen nedenler davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.<br>Asıl davada Davalı Konya Turizm Oto Nak. Pet. Ürün. San. Tic. Ltd. Şti vekilince sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususları kabul etmediklerini, meydana gelen kazada müvekkili şirketin kusuru ve sorumluluğunun bulunmadığını, kazanın oluşumunda kusurlu taraf olan davacı olduğunu, kazada kusuru bulunmayan müvekkilden tazminat talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin davacının talep ettiği tedavi ve bakıcı giderlerinden de sorumluluğunun bulunmadığını, davacı tarafından talep edilen manevi tazminat miktarının da fahiş ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, izah edilen nedenlerle haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Asıl davada davalı Konya Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekilince sunulan cevap dilekçesinde özetle; belediyeye sorumluluk yüklenmesi hukuken mümkün olmayacağını, bu nedenle davanın belediye yönünden husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini, belediyenin araç maliki sıfatıyla herhangi bir sorumluluk kapsamında olmadığını, davalı araç sürücüsü ... ise taşeron şirket çalışanı olduğunu, meydana gelen trafik kazasında kusurun davacı motosiklet sürücüsüne ait olduğunu, davacının talep ettiği manevi tazminat miktarının oldukça fahiş olduğunu, izah edilen nedenlerle meydana gelen kazada hukuken herhangi bir sorumluluğu ve kusur bulunmayan haksız ve hukuki mesnetten uzak davanın öncelikle husumetten reddine, davacının talepleri haksız olduğundan yargılama nihayetinde davanın esastan reddine, yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk derece mahkemesinin kararı ile; \"...Yukarıda izah edilenler, bilirkişi raporları, adli tıp raporları, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02/12/2021 tarihli 2017/1179 E.  Ve 2021/1563 karar sayılı ilamı ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin yerleşmiş içtihatları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; ... plakalı araç ile davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması neticesinde maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği,  kaza neticesi ...  plakalı araçta bulunan davacının yaralandığından bahisle mahkememizde tazminat davası açıldığı, davalı tarafların ise davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır. Söz konusu trafik kazasının meydana gelmesinde sürücü ... %25 oranında, sürücü ...... %75 oranında kusurlu olduğunun alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği, davacının dava konusu trafik kazasına bağlı olarak maluliyetine ilişkin rapor aldırıldığı, davacının maddi zararının aktüer bilirkişi marifetiyle hesaplamasının yapıldığı, kazaya karışan ... plakalı sayılı aracın davalı Neova Sigorta şirketine  48957009 poliçe numarası ile Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğu, Konya Turizm Oto Nak. Ve Petrol Ürün. San. Tic. Ltd. Şti'nin ve Konya Büyükşehir Belediye Başkanlığının ise kazaya karışan  ... plakalı sayılı aracın işleteni konumunda olduğu, davacının maddi zararlarının tazmininde davalı Neova sigorta şirketinin ZMMS poliçesi uyarınca sigortacı sıfatı ile müteselsilen sorumlu olduğu anlaşılmakla; dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağına göre, davacının kaskının takılı olmadığı dikkate alınarak %20 müterafik kusur indirimi yapılmış,  açıklanan nedenlerle asıl dosyamızda ve birleşen dosyada davacının maddi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiş,  davalılar ile davacının ekonomik ve sosyal durumu ve kazaya karışan tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı ve paranın satın alma gücü dikkate alınarak manevi tazminat yönünden davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>Asıl Dosyamızda Davacının Maddi Tazminat Davasının KISMEN KABULÜ ile; 15.02.2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu davacıda meydana gelen yaralanmadan dolayı, 108.650,02 TL sürekli iş göremezlik zararı tazminatı, 9.793,64 TL geçici iş göremezlik zararı tazminatı, 4.566,38 TL bakıcı gideri zararı tazminatı, 1.125,00 TL  tedavi gideri zararı tazminatı olmak üzere toplam 124.135,04 TL’den, davacının kaza esnasında kaskının bulunmaması nedeniyle %20 müterafik kusur indirimi yapılarak 99.308,03 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketlerinin olay tarihi itibariyle geçerli olan kaza başına ölüm ve sakatlık teminatı ile tedavi giderleri teminat klozu limiti ile sınırlı olarak,  davalı Neova Sigorta Şirketinden 02.05.2019’dan itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, diğer davalılar; ..., Konya Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Konya Turizm Oto Nakliyat ve Petrol Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti.’den  kaza tarihi olan 15.02.2018 tarihindin itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte olmak üzere, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin reddine,<br>Davacının manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ İLE; 15.000 TL’nin ..., Konya Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Konya Turizm Oto Nakliyat ve Petrol Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti.’den kaza tarihi olan 15.02.2018 tarihindin itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile DAVACIYA VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin reddine,<br>Asıl Dosyamızda  Birleşen Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ......Esas Nolu Dosyasında; Davacının Maddi Tazminat Davasının KISMEN KABULÜ ile; 15.02.2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu davacıda meydana gelen yaralanmadan dolayı, 51.397,77 TL sürekli iş göremezlik zararı tazminatından, davacının kaza esnasında kaskının bulunmaması nedeniyle %20 müterafik kusur indirimi yapılarak 41.118,22 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketlerinin olay tarihi itibariyle geçerli olan kaza başına ölüm ve sakatlık teminatı klozu limiti ile sınırlı olarak, davalı Neova Sigorta Şirketinden 02.05.2019’dan itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin reddine\" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı Konya Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kusur oranının hatalı tespit edildiğini, dava konusu kazaya kavşakta aşırı hızla seyreden davacının sebebiyet verdiğini, davacının kaza tarihi itibariyle 17 yaşında olup yaşı itibariyle kazanç getiren herhangi bir işte çalışmasının söz konusu olmayacağını, davacının 18 yaşına kadar olan süre için hesaplanan geçici iş göremezlik tazminatının hatalı olduğunu, davacı için hesaplanan sürekli iş göremezlik tazminatında davacının yapacağı askerlik hizmeti süresinin dışlanmadığını, mahkemece kazanın oluş şekline, kusur durumuna göre ve kaza tarihi itibariyle takdir edilen manevi tazminat miktarlarının da yüksek olup miktar itibariyle zenginleşmeye yönelik olduğunu, mahkemece, davacının davasının kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmesine rağmen müvekkili belediye lehine reddedilen kısım üzerinden vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kusur oranının hatalı tespit edildiğini, dava konusu kazaya kavşakta aşırı hızla seyreden davacının sebebiyet verdiğini, davacının kaza tarihi itibariyle 17 yaşında olup yaşı itibariyle kazanç getiren herhangi bir işte çalışmasının söz konusu olmayacağını, davacının 18 yaşına kadar olan süre için hesaplanan geçici iş göremezlik tazminatının hatalı olduğunu, davacı için hesaplanan sürekli iş göremezlik tazminatında davacının yapacağı askerlik hizmeti süresinin dışlanmadığını, mahkemece kazanın oluş şekline, kusur durumuna göre ve kaza tarihi itibariyle takdir edilen manevi tazminat miktarlarının da yüksek olup miktar itibariyle zenginleşmeye yönelik olduğunu, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda kusur indirimi yapılarak hesaplanma yapılmış olup davanına tamamen kabul edilmesi gerekirken kısmen kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yaralanmanın şekli, iyileşme süresi, kusur oranları, ülke ekonomisinin durumu, paranın satın alma değerinin neredeyse 10 kat düşmüş olması, dava açılırken istenen tazminat miktarı ile bugünkü alım gücü ile o günkü alım gücü arasında bariz bir uçurum olması nedenleri ile manevi tazminat taleplerinin tam kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, maddi ve manevi tazminat taleplerinin tam kabulüne, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı Konya Turizm Oto Nak. ve Petrol Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti. sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının kafasında kask bulunmadığı gerekçesiyle %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmış ise de müterafik kusur ile olaydaki kusurun farklı bulunduğunu, dolayısıyla müterafik kusur indirimi yanında %25 oranında kusur indirimi yapılması gerekirken bu husus dikkate alınmadığından hükmün kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, yerel mahkeme kararının bilirkişi raporuna dayanmış olduğundan yetersiz incelemeye dayalı olarak verildiğini, dava dilekçesinde, açılan davanın HMK m.107 kapsamında belirsiz alacak davası olduğunun belirtilmediğini, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine, mahkeme masrafları ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.<br>Asıl dava, trafik kazasından kaynaklı, sürekli iş görmezlik, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri, tedavi gideri ve manevi tazminat; BD dava, sürekli iş göremezlik tazminatı istemlerine ilişkindir.<br>1-Davalıların kusura itirazında;<br>15/02/2018 tarihinde davacının sürücüsü olduğu .... plakalı motosiklet ile davalı ...'in sürücüsü olduğu ... plakalı kamyonetin çarpışması donucu meydana gelen trafik kazasında davacı yaralanmıştır. Trafik kazası nedeniyle düzenlenen Kaza Tespit tutanağında, davalı sürücünün 2918 sayılı KTK'nın 57/1-b-4.maddesini ihlal ettiği asli kusurlu olduğu, davacı motosiklet sürücünün aynı yasanın 52/1-a maddesini ihlal ettiği tali kusurlu olduğu görüşünün bildirildiği, mahkemece ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 28/02/2022 tarihli raporda, Davalı sürücü ..., sevk ve idaresindeki araç ile olay mahalli kavşağa geldiğinde, ana yol üzerindeki araç trafiğini yeterince kontrol etmeden, seyir halinde olan motosikletin hız ve mesafesini dikkate almadan kavşaktan geçiş yapmak için kavşak müşterek alanına giriş yaparak kavşaktan düz devam etmekte olan davacı sürücü idaresindeki motosikletin seyir yönünü kapattığı, ilk geçiş hakkını davacı sürücüye vermediği anlaşılmakla olayda %75  oranında, Davacı sürücü ...........sevk ve idaresindeki motosiklet ile olay mahalli kavşağa her an tedbir alabilecek şekilde yaklaşması, yola gereken dikkati verip kavşak alanına giriş yapmakta olan vasıtayı zamanında fark ederek zamanında etkili tedbir alması gerekirken bu hususlara riayet etmemiş olduğu anlaşılmakla olayda %25 oranında kusurlu olduğu kanaatinin bildirildiği, ATK raporunun açıklayıcı denetime elverişli, kaza tespit tutanağı ve olayla uyumlu olduğu, hükme esas alınmasında bir yanlışlık olmadığı anlaşılmakla, itirazların reddi gerekmiştir.<br>2-Davalıalrın Maluliyete ve aktüeryaya itiraz ve Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede;<br>Ne varki AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.<br>Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları,idari makamlar,gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.<br>Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.” şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.<br>Zira, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.<br>T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).<br>Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, \"Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.\" yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.<br>Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.<br>Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.<br>Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada  \"İptal kararları geriye yürümez\" kuralına yer verilmiştir.<br>Türk Anayasal sisteminde, \"Devlete güven\" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamındabir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve \"İptal kararlan geriye yürümez\" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.<br>Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;<br>AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre  sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı,dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar\"ın  sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir.<br>Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu  sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur.  Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır.<br>Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GEREKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE  Aynı kaza ile ilgili olmak üzere   İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA  UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır.<br>Öte yandan  icra ve iflas kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair 7327 sy nın 18. madde ile 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 90 ıncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Kanun” ibareleri “Kanunda” şeklinde değiştirilmiş, fıkraya birinci cümlesinden sonra gelmek üzere  cümle ve maddeye  fıkra eklenmiştir.<br>Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenir.” düzenlemesi 19/06/2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir.<br>2918 sy da yapılan Bu düzenleme sonrası 04/12/2021 tarihli resmi gazetede  düzenlenen düzenleme ile yasaya uygun yeni genel şartlarda değişikliğe gidilmiştir.<br>Bu bakımdan 04-12-2021 tarihinden sonra düzenlenecek poliçelerde bu genel şartlara uygun ve dayanak 2918 sy ya uygun   hesaplama yapılması gerekecek ve  yasal düzenleme bu ise de  2918 sy nın 90, maddesine eklenen 1. Fıkradan sonra gelen hüküm Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022tarihli ve E.: 2021/82, K.: 2022/167 sayılı Kararı ile.)<br>Karayolları Trafik Kanunu’nun 90’ıncı maddesinde yer alan trafik sigortası kapsamında ödenen değer kaybı tazminatı, destekten yoksun kalma tazminatı ve sürekli sakatlık tazminatlarına ilişkin hesaplamada dikkate alınacak kriterler ile maddenin uygulanmasına ilişkin SEDDK’ya düzenleme yapma yetkisi verilen hüküm Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmiştir.<br>2918 sy nın 90. Maddesinin son haline göre<br>Madde 90 – (Değişik:14/4/2016-6704/3 md.)<br>Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanunda (…)(2) öngörülen usul ve esaslara tabidir. (Ek cümle:9/6/2021-7327/18 md.) (İptal cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022 tarihli ve E.: 2021/82, K.: 2022/167 sayılı Kararı ile.) Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanunda (…)(2) düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.<br>(3) (Ek fıkra:9/6/2021-7327/18 md.) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022 tarihli ve E.: 2021/82, K.: 2022/167 sayılı Kararı ile.)  şeklindedir.<br>Görüldüğü üzere;son iptal kararı ile<br>Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı dikkate alınarak hesaplanacağı<br>Destekten yoksun kalma tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu ve zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak hesaplanacağı<br>Sürekli sakatlık tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı ve sürekli sakatlık oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak hesaplanacağı<br>Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirleneceği<br>Hükümleri Anayasaya aykırı bulunmuş olup,iptal kararı sonrası yine TBK nın haksız fiile ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam edilmesi gerekecektir.2. İptal kararı ile yine 1. İptal kararı öncesi mevcut düzenlemeler dikkate alınarak karar verilecektir<br>Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile  bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki  yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir<br>ÖTE YANDAN DANIŞTAY 8. DAİRESİNİN 2022/772 ESAS 2025/4513 SAYILI KARARI İLE<br>Davacı tarafında dilekçesinde belirttiği üzere Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, E:2019/40, K: 2020/40 sayılı kararı ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinin \"...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda...\" ibaresi ile \"...ve genel şartlarda...\" ibaresinin iptali sonrasında 90. madde; “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun (…) öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun (…) düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/01/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şekline gelmiş, böylece tazminat hesaplamalarına dair usul ve esasların Genel Şartlar ile düzenlenmesine temel dayanak olan ibareler, iptal edilmiştir.<br>Bu itibarla; kanuni dayanağı ortadan kalkmış Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nda değişiklik yapılmasına ilişkin dava konusu 04/12/2021 tarih ve 31679 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tebliğin  dava konusu düzenlemelerinin iptali gerekmektedir.<br>GEREKÇESİYLE<br>Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın; 04/12/2021 tarihli ve 31679 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar başlıklı Tebliğ'in; 4. maddesi ile değiştirilen A.5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan \"bu Genel Şartların Ek 1'inde yer alan esaslara göre\" ibaresinin ve 15. maddesi ile değiştirilen \"Değer Kaybı Tazminatı Hesaplaması\" başlıklı Ek 1'in, 4. maddesi ile değiştirilen A.5. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan \"bu Genel Şartların Ek 2'sinde yer alan esaslara göre\" ibaresinin ve 15. maddesi ile değiştirilen \"Sakatlık Tazminatı Hesaplaması\" başlıklı Ek 2'nin,  4. maddesi ile değiştirilen A.5. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde yer alan \"bu Genel Şartların Ek 3'ünde yer alan esaslara göre\" ibaresinin ve 15. maddesi ile değiştirilen \"Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Hesaplaması\" başlıklı Ek 3'ün  İPTALİNE, KARAR VERİLİDİĞİ<br>YİNE<br>DANIŞTAY 8. DAİRESİNİN 2022/786 ESAS 2025/6004 SAYILI KARARI İLE<br>Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 04/12/2021 tarihli ve 31679 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar başlıklı Tebliğ'in 16. maddesinin ve Genel Şartlar'ın dava konusu Tebliğ'in 15. maddesi ile değişik \"Ek 2:Sakatlık Tazminatları Hesaplaması\" başlıklı kısmının 6. maddesinin İPTALİNE,<br>KARAR VERİLDİĞİ VE GENEL ŞARTLARIN BU İPTAL KARARLARI İLE BİRLİKTE UYGULANABİLİRLİĞİ İMKANI KALMAMIŞTIR<br>Bu halde Aym'ce verilen HER İKİ   iptal kararları sonrası VE DANIŞTAYIN İPTAL KARARI GEREĞİ  düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların ve  bu  genel şartlarla belirlenen Özürlülük ölçütü yönetmeliği ile Engelliler yönetmeliğinin  uygulanma imkanı kalmadığından<br>Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre ,haksız fiil tarihi 11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği  hükümlerine  uygun olarak düzenlenmesi gerekir.<br>Kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde  haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme  yapılması gerekmemktedir<br>Nitekim Yargıtay 17 HD nin  2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas  2019/6853 karar sayılı ilamları<br>Bu halde  Söz konusu belirlemenin  Adli Tıp/Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlar tarafından (çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak) uzmanlık alanlarına göre, HMK'nun 275 inci maddesi gereğince  oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan çalışma gücü ve maluliyet oranının belirlenmesine ilişkin mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. <br>O halde  mahkemece, yukarıda verilen hukuksal bilgiler dikkate alınarak Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulu'ndan veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Ana Bilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarından davacının maluliyeti olup olmadığı, yaralanmasının niteliği, iş güçten kalma süresinin tespiti bakımından Aym' ce verilen  iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin  uygulanma imkanı kalmadığından  Her ne kadar somut olayda kaza tarihi 01/09/2013 tarihinden sonra ise ve Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümleri uygulanması gerekmekte ise de;<br>Adli Tıp Kurumunca düzenlenen raporlarda da belirtildiği üzere;<br>11 Ekim 2018 tarih ve 27021 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği özellikle trafik kazalarına bağlı olmak üzere tazminat davalarında mahkemelerce bilhassa istenilen ve bu konu ile ilgili değerlendirmelerde tüm bilirkişi kurumlarca kullanılan bir cetveldir. Bu cetvelde vücuttaki her bir sisteme ait hastalık veya arızalar için puanlar yer almakta olup, bu sayede çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybına bağlı bir oran verilebilmektedir.<br>Malulen emekli olma işlemleri ile ilgili olan 3 Ağustos 2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ise yönetmelikteki tanımıyla kişinin \"çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60'ını kaybedip kaybetmediğinin\" değerlendirilmesi için düzenlenmiştir. Yönetmelik ekindeki listelerde hangi hastalık veya arızaların bu kapsamda sayılabileceği listelenmiş, kapsama girmeyenler için ise herhangi bir oran belirtilmemiştir. Bu bağlamda belli bir tarihteki bir olaya bağlı çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının değerlendirilmesinde Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin kullanılması teknik olarak mümkün değildir. Zira 2013 tarihli yönetmelik  malulen emeklilik ile ilgili baremleri içermekte olup maluliyet oranının tespitine yönelik belgeleri ve cetvelleri içermemektedir.<br>Yine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk  dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın  muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması , davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden ,işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın  kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir.<br>Somut olayda, mahkemece ATK 2.İhtisas Kurulundan alınan 03/02/2021 tarihli raporda davacının yaralanması \"11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\"ne   göre değerlendirilerek davacının sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığı bildirilmiş,  yine mahkemece  NEÜ Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD'dan alınan 29/12/2022 tarihli rapor ve S.Ü. Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD'dan alınan 07/06/2023  tarihli raporlarda ise davacının yaralanmasının Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması, Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre değerlendirme yapılmış olması nedeniyle, bu raporlar ile ATK 2.İhtisas Kurulundan alınan 03/02/2021 tarihli rapor arasında çelişki bulunmamaktadır. <br>Söz konusu30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Özürlülük yönetmelik yukarıda açıklandığı gibi maluliyet tespiti için uygun olmadığından \"11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\"ne  göre  ve usule uygun heyet teşkili suretiyle  rapor alınarak sonucuna göre karar vermek gerektiği, dosyaya sunulan ATK 2.İhtisas Kurulundan alınan 03/02/2021 tarihli raporunun, 1 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\"ne  göre düzenlendiği,  buna göre davacının sürekli iş görmezliğinin oladığı tespit edildiği anlaşılmakla, davalılarının itirazları yerindedir. <br>3-Davalıların Bakıcı giderinde %50 hakkaniyet indirimi yapılmasına yönelik itirazlarında;<br>Bakıcı giderine ilişkin de, bakım konusunda aile bireylerine böyle bir yükümlülük yüklenemeyeceği gibi, dışarıdan bir bakıcı tutulmuş olsa idi ne kadar zararının olduğu belirlenerek hüküm verilmesi gerekmektedir. Buna göre; olayda BK.’nun 43. maddesi (6098 sayılı TBK md. 52) gereğince hakkaniyet indirimi şartları bulunmamaktadır ve geçici iş göremezlik döneminde bu şekilde bakıcı gideri hesaplanması da yerindedir. (YARGITAY\t17. Hukuk Dairesi 2014/21822 E , 2017/5957 K, 2017/1726 E  2017/11442 K )<br>Davacının, alınan maluliyet raporuna göre bakıcıya ihtiyaç duyduğu süre içinde başkasının yardımına muhtaç olması nedeniyle brüt asgari ücretle bakıcı gideri hesaplanması doğru olup itiraz yerinde değildir. (Bkz.  Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2014/21822 Esas, 2017/5957 Karar sayılı ilamı)<br>4-Davalı Konya Turizm Oto Nak. Ve Pet. Ü. Tic Ltd. Şti  vekilinin,  davanın kısmi dava olduğu ikinci kez ıslah ıslah yapılamayacağı itirazında;<br>Zaman zaman, 6100 sayılı Kanun ile birlikte kabul edilen belirsiz alacak davası ile kısmi davaya ilişkin yeni düzenlemedeki sınırın tam olarak tespit edilemediği, birinin diğeri yerine kullanıldığı görülmektedir. Oysa bu iki davanın amacı ve niteliği ayrıdır. Alacak, belirli veya belirlenebilir ise, belirsiz alacak davası açılamaz; ancak şartları varsa kısmi dava açılması mümkündür.<br>Kanunun kısmi dava açma imkanını sınırlamakla birlikte tamamen ortadan kaldırmadığı da gözetildiğinde, belirli alacaklar için, belirsiz alacak davası açılamasa da, şartları oluştuğunda ve hukuki yarar bulunduğunda kısmi dava açılması mümkündür. Aksi halde, sadece ya belirsiz alacak davası açma veya belirli tam alacak davası açma şeklinde iki imkandan söz edilebilir ki, o zaman da kısmi davaya ilişkin 6100 sayılı Kanunun 109. maddesindeki hükmün fiilen uygulanması söz konusu olamayacaktır.<br>Çünkü, belirsiz alacak davasında zaten belirsiz alacak davasının sağladığı imkanlardan yararlanarak dava açılabilecek; şayet alacak belirli ise de, o zaman sadece tam eda davası açılabilecektir. Oysa kanun koyucunun abesle iştigal etmeyeceği prensibi gereği, anılan maddeyle kısmi davaya ilişkin düzenleme yapıldığı düşünülerek ve Kanundaki sınırlamalara dikkat edilerek kısmi dava açılabilecektir.<br>Somut olayda, asıl davada dava dilekçesinde, davanın açıkça, belirsiz alacak davası türünde açıldığı belirtilmediğinden ve fazlaya ilişkin hak saklı tutularak açılan eldeki davanın, belirsiz alacak davası değil kısmi dava olduğunun kabulü gerekir. Nitekim Yargıtay 17 HD'nin 2019/2997 esas 2021/331 karar sayılı ilamı.<br>2 kez ıslah dilekçesi sunulamayacağı itirazında;<br>Dava dilekçesinde, davanın açıkça, belirsiz alacak davası türünde açıldığı belirtilmediğinden ve fazlaya ilişkin  hak saklı tutularak açılan eldeki dava kısmi dava olarak kabul edilmelidir.<br>Kısmi davada verilen ıslah dilekçesinden  sonra  ikinci kere yapılan ıslah geçersiz ve yok hükmünde olduğundan ve ilk ıslah dilekçesine göre hüküm kurulması gerekir.<br>Somut olayda, 12/11/2021 tarihli Islah dilekçesi geçici iş göremezlik, bakıcı gideri  ve tedavi gideri alacaklarında müddeabihin artırıldığı ve harcın ikmal edildiği, 15/12/2023 tarihli ıslah dilekçesinde ise sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden müddeabihin artırıldığı  görülmüş olup, her iki ıslah dilekçesinin farklı alacak taleplerine yönelik olması nedeniyle,    15/12/2023 tarihli ıslah dilekçesinin ikinci ıslah olarak kabulü mümkün değildir. İtirazın reddi gerekmiştir.<br>5-Davacının müterafik kusura itirazında;<br>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun \"tazminatın belirlenmesi\" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; \"tazminatın indirilmesi\" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır.<br>             Buna göre, zarar görenin zarar katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (EREN, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (KILIÇOĞLU, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418) <br>Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığında, davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. <br>Buna göre, kaza tespit tutanağında, her ne kadar davacının kask takmadığı sabit ise de; yaralanmanın bacak kemiğinde ve ayak bileğinde kırık şeklinde olduğu, kask takılmasının mevcut yaralanmaya bir etkisinin bulunmadığı anlaşılmakla mahkemece, belirtilen gerekçe ile hükmedilen tazminatlardan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması doğru olmamıştır, Davacı itirazı yerindedir.<br>6-Davacının ve davalıların Manevi Tazminatın miktarına yönelik itirazlarında;<br>Manevi tazminat, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükme göre, Manevi zarar; mutlak  hak olan ve dolayısıyla herkese karşı korunmuş bulunan  kişilik haklarının kapsamına giren değerlerden birisinin ihlali ile doğar. Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze  uğrayan kişi, uğradığı manevi  zarara karşılık manevi tazminat namı ile bir miktar para ödenmesini talep edebilir. Şahsi menfaatleri ihlal edilen kimseye ihlalin ve kusurun özel ağırlığının haklı kılması halinde hakimin manevi tazminat olarak verilmesine hükmedeceği para miktarının belirlenmesinde hakkaniyet gözetilmelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nisfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Ödettirilecek para miktarı ise aslında ne tazminat, ne de cezadır. Çünkü  mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine olarak zarara uğrayanda bir huzur duygusunu doğurmaktır. Aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.<br>Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)<br>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesinde ; \"Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir\" hükmü düzenlenmiş madde metninden de anlaşıldığı üzere, haksız eylem sonucu bedensel zarar görenin yakınları yararına manevi tazminata karar verilebilmesi için, zarar görenin yaralanmasının ağır bedensel zarar niteliğinde olması gerekmektedir. Ağır bedensel zarar, kanunda tanımlanmamış olup,  yaralanmanın özelliğine ve yarattığı sonuçlara göre mahkemece takdir edilecektir.<br>Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu somut olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, kusur durumu, davacının kaza nedeniyle sürekli maliyeti bulunmamakta ise de bacağında ve ayak bileğinde kırık oluşması, tedavisinin 9 aya kadar sürecek olması ve  yukarıda açıklanan ilkeler, davalının eylemindeki hukuka aykırılığın tespitinin sağlayacağı manevi tatmin ile birlikte değerlendirildiğinde İDM'ince hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının AZ OLDUĞU, davacı vekilinin manevi tazminatın miktarına yönelik istinafının yerinde olduğu anlaşılmış olup, somut olayın özelliklerine göre talebin tam kabulle, kazada yaralanan davacı için 30.000,00 TL manevi tazminatın dosya içeriğine ve hakkaniyete uygun olacağı kanaatine varıldığından, davacıların bu yöndeki itirazının  kabulü, davalılar Konya Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve ...'in itirazının reddi gerekmiştir.<br>Bu nedenlerle davacının  ve davalıların  istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, ancak mahkemece yapılan yanlışlık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HMK 353/1/b.2 maddesi gereğince esas hakkında yeniden hüküm kurularak, karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.  <br>H Ü K Ü M \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>Davacı vekilinin, davalı Konya Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı vekilinin, davalı ...'in, davalı Konya Turizm Oto Nak. ve Petrol Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda kabulü ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere KALDIRILMASI VE DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMAK suretiyle;<br>1- Asıl Dosyada Davacının Maddi Tazminat Davasının KISMEN KABULÜ ile; 15.02.2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu davacıda meydana gelen yaralanmadan dolayı, 9.793,64 TL geçici iş göremezlik zararı tazminatı, 4.566,38 TL bakıcı gideri zararı tazminatı, 1.125,00 TL tedavi gideri zararı tazminatı olmak üzere toplam 15.485,02 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketlerinin olay tarihi itibariyle geçerli olan kaza başına ölüm ve sakatlık teminatı ile tedavi giderleri teminat klozu limiti ile sınırlı olarak,  davalı Neova Sigorta Şirketinden 02.05.2019’dan itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, diğer davalılar; ..., Konya Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Konya Turizm Oto Nakliyat ve Petrol Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti.’den  kaza tarihi olan 15.02.2018 tarihindin itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte olmak üzere, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin ve fazlaya ilişkin istemin reddine,<br>2-Davacının manevi tazminat davasının KABULÜ İLE; 30.00000 TL’nin ..., Konya Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Konya Turizm Oto Nakliyat ve Petrol Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti.’den kaza tarihi olan 15.02.2018 tarihindin itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile DAVACIYA VERİLMESİNE,<br>3-Birleşen Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2.......sas Nolu Dosyasında; Davacının Maddi Tazminat Davasının KISMEN KABULÜ ile; 15.02.2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu davacıda meydana gelen yaralanmadan dolayı, 51.397,77 TL sürekli iş göremezlik zararı tazminatından, davacının kaza esnasında kaskının bulunmaması nedeniyle %20 müterafik kusur indirimi yapılarak 41.118,22 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketlerinin olay tarihi itibariyle geçerli olan kaza başına ölüm ve sakatlık teminatı klozu limiti ile sınırlı olarak,  davalı Neova Sigorta Şirketinden 02.05.2019’dan itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin reddine,<br>İlk Derece Yargılaması Yönünden;<br>Asıl Davada;<br>4-Alınması gereken 3.107,08 TL nispi karar ve ilam harcından, ıslah harcı dahil peşin alınan toplam 1.070,96 TL harcın mahsubu ile kalan 2.036,12 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına, (davalı sigorta şirketinin 693,18 TL'sinden sorumlu tutulmasına)<br>5-Davacı tarafından yatırılan 44,40 TL başvurma harcı, 1.070,96 TL peşin ve ıslah harcı toplamı olan 1.115,36 TL harç giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak  davacıya verilmesine, (davalı sigorta şirketinin 379,71 TL'sinden sorumlu tutulmasına)<br>6-Davacı tarafından yapılan 1.800 TL bilirkişi ücreti gideri, 2.765,12 TL posta ve tebligat gideri, 4.553,42 maluliyet raporu gideri olmak üzere toplam 9.118,54 TL yargılama giderinin kabul olunan miktar üzerinden hesaplanan 2.511,14 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kalan bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, (davalı sigorta şirketinin 854,90 TL'sinden sorumlu tutulmasına)<br>7-Maddi Tazminat davasında; Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 15.485,02 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,<br>8-Maddi Tazminat davasında; Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 15.485,02 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar Konya Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Konya Turizm Oto Nak. ve Pet. Ür. San. Tic. Ltd. Şti.'ye verilmesine,<br>9-Manevi Tazminat davasında; karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000 TL vekalet ücretinin davalılar ..., Konya Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Konya Turizm Oto Nakliyat ve Petrol Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti.’den alınarak davacıya verilmesine,<br>10-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 1.320 TL.'nin davalı Neova sigorta şirketinden alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,<br>Birleşen Davada;<br>11-Karar tarihi itibariyle (ve dava değerinin 41.118,22 TL olduğunun kabulü ile) alınması gereken 2.808,78 TL nispi karar ve ilam harcından, peşin alınan 175,54 TL harcın mahsubu ile kalan 2.633,23 TL harcın davalı Neova Sigorta Şirketinden alınarak Hazine'ye gelir kaydına, <br>12-Davacı tarafından yapılan 175,54 TL peşin harç yargılama giderinin kabul olunan miktar üzerinden hesaplanan 140,43 TL'sinin davalı Neova Sigorta Şirketinden alınarak davacıya verilmesine, <br>13-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (dava değerinin  41.118,22 TL. olduğunun kabulü ile) davacı vekili için 30.000 TL vekalet ücretinin davalı Neova Sigorta Şirketinden alınarak davacıya verilmesine,<br>14-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın, 6100 s. HMK'nın 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde ve re'sen davacıya iadesine,   <br>İstinaf Yargılaması Yönünden;<br>15-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harçlarının talep halinde davacı ve davalılara ayrı ayrı iadesine,<br>16-Davacı tarafından yapılan 3.366,20 TL istinaf başvuru gideri ile 557,48 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 3.923,68 TL yargılama giderinin davalı Konya Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı, davalı ... ve davalı Konya Turizm Oto Nak. ve Petrol Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,<br>17-Davalı Konya Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı tarafından yapılan 1.683,10 TL istinaf başvuru gideri ile 7,50 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.690,60 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile bu davalıya ödenmesine,<br>18-Davalı Konya ... tarafından istinaf başvuru gideri olmak üzere yapılan 1.683,10 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile bu davalıya ödenmesine,<br>19-Davalı Konya Turizm Oto Nak. ve Petrol Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından  istinaf başvuru gideri olmak üzere yapılan 1.683,10 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile bu davalıya ödenmesine<br>20-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>21-HMK'nın 359/3. fıkra gereği kararın tebliği ile 302/5. fıkrası gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması ve tebliğ işlemlerinin İLK DERECE MAHKEMESİ tarafından yapılmasına,<br>Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince;  (544.000,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.10/11/2025<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> e-imzalı<br><br>Üye<br><br>  e-imzalı<br><br>Üye<br><br>  e-imzalı<br><br>Katip<br><br>  e-imzalı<br><br><br><br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"eb04f2696dc75e66","SID":"424b8a5f0b05003e"}}