{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br> İSTANBUL <br> BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1449 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1456<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br> İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 10/07/2025<br>NUMARASI\t: 2025/190 Esas, 2025/578 Karar<br>DAVA: İFLAS (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas(İİK 177)) <br>KARAR TARİHİ: 06/11/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:   <br> Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı kooperatifin adresinin alacaklılardan kaçmak için kapalı tutulduğunu, kooperatifin defter ve kayıtlarının ortaklardan hatta mahkemeden dahi gizlendiğini, kooperatif ortak sayısının gerçeği yansıtmadığını, kooperatifin kendine ait banka hesabı olmayıp, bilançolara işlenmeyen kooperatif paralarının kooperatif başkanının hesabında tutulduğunu, kooperatifin borçlarını ödemediğini ve ortakların zararına olarak aleyhe hükümler için kanun yoluna başvurmadığını, genel kurulda  gerekli nisap sağlanmadan kooperatifin yüksek meblağlı alacağı için feragat yetkisi alındığını, bu gibi nedenlerle kooperatifin malum yerleşim yeri olmadığını, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçtığını, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunduğunu veya teşebbüs ettiğini, ödemelerini tatil ettiğini ileri sürerek davalı kooperatifin İİK'nın 177/1.1 ve 2 maddesi uyarınca iflasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevabında; davacının 2003 yılında yapılan genel kurul toplantısında kooperatiften ihraç edildiğini, genel kurul kararına itiraz edilmediğinden ihraç kararının kesinleştiğini, 20 yıldır üyelik kaydı bulunmayan davacının ihraçtan sonra alacağı için dava açmadığını, aksinin kabulü halinde de alacağının zamanaşımına uğradığını,  davacının alacağı bulunmayıp tam aksine kooperatife borcunu ödemediğini, davacının alacağı tespit edilmeden müvekkilinin iflasına karar verilmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece; davacının dava tarihi itibari ile davalı kooperatiften alacaklı olmadığı, alacaklı sıfatı bulunmayan davacının, İİK'nın 177. maddesi kapsamında  davalı kooperatifin iflasına karar verilmesini dava etme hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>Dairemizin 2024/1533 Esas, 2025/309 Karar sayılı kararı ile; \"..davacı vekilinin mazeretinin geçerli bir mazeret olup olmadığı değerlendirilerek, HMK'nun 322 ve 150 maddesi hükümleri çerçevesinde işlem yapılması gerekirken, mazeret konusunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden yargılamaya devam edilerek davanın esası hakkında karar verilmesi doğru değildir.\" denilerek ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece; kararın kaldırılmasından sonra yapılan yargılama sonucunda; davacının İİK'nın 177. maddesi uyarınca iflas talebinde bulunabilmesi için alacaklı olduğunu iddia ve ispat etmesi gerektiği, davalı kooperatif kayıtlarında yapılan inceleme neticesinde davacının üyelikten kaynaklı aidat ödemelerine dair tespitte bulunulduğu, davacının, davalı kooperatiften  alacaklı olduğunu iddia etmediği gibi kooperetif kayıtları ve dosya kapsamı incelenerek düzenlenen bilirkişi raporundan anlaşıldığı üzere davacının dava tarihi itibari ile davalı kooperatiften alacaklı olmadığı, alacaklı sıfatı bulunmayan davacının, İİK'nın 177. maddesi kapsamında  davalı kooperatifin iflasına karar verilmesini dava etme hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; Gelir İdaresi Başkanlığı'nın asli müdahale talebi hakkında karar verilmeden davanın reddedildiğini, istinaf mahkemesinin kaldırma kararından sonra yapılan duruşmada beyanlarının eksik ve hatalı tutanağa geçtiğini, mahkemenin, davacının davalı kooperatiften  alacaklı olduğunu iddia etmediği yönündeki kabulünün doğru olmadığını, alacağın kesinleşmiş olmasının dava şartı olmadığını, bilirkişi raporunda davacının kooperatiften alacağı bulunduğu kanaatine varıldığını,  alacağını alması mümkün olmadığından iflas davası açtıklarını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep ve istinaf etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME<br>Dava, davalı kooperatifin İİK'nın 177/1 maddesi uyarınca doğrudan iflası istemine ilişkindir.Mahkemece,  davalı kooperatiften alacağı bulunmayan davacının, İİK'nın 177. maddesi kapsamında kooperatifin iflasına karar verilmesini dava etme hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili hükmü istinaf etmiştir.İstinaf konusu edilen uyuşmazlık, davalı kooperatifin iflasını talep eden davacının kooperatiften alacaklı olup olmadığı hususunda toplanmaktadır.Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2004 sayılı İİK'nın 177.maddesinde, \"Doğrudan Doğruya İflas Halleri\" üst başlığı altında, \"Evvelce takibe hacet kalmaksızın İflas, Alacaklının talebi\" düzenlenmiştir. 117/1.fıkrada, aşağıdaki hallerde alacaklının evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebileceği ifade edilmiştir. Yasada belirtilen 4 bent ise sırasıyla;1- Borçlunun  malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçar, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoluyla  yapılan takip sırasında mallarını saklarsa;2-Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa;3-308 inci maddede ki hal varsa;  4-İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse,..” şeklinde sayılmıştır.Somut davada ilk derece mahkemesinde alınan 21.12.2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalının ibraz olunan ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, açılış ve kapanış noter tasdiklerindeki eksiklikler nedeniyle sahibi lehinde delil vasfına haiz olmamakla birlikte aleyhe olan kayıtların her zaman delil ittihaz olunabileceği, davacının 2002 yılı Olağan Genel Kurul kararı ile mali yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle kooperatiften ihraç edildiği, davalı kooperatifin nihai ihraç kararının davacıya tebliğ edildiğine ilişkin dosyaya sunulu bir bilgi ve belge olmadığı, davalının ticari defterlerine göre gerek dava gerekse de inceleme tarihi itibariyle davacının kaydi olarak 44.4796,00TL davalıdan alacaklı olabileceği, 2009 öncesi kayıtlar ile bu kayıtlara dayanak belgeler incelemeye elverişli şekilde sunulmadığından davacının alacağının hangi kayıt ve belgelere dayandığının tespitinin mümkün olmadığı belirtilmiştir.Dosya kapsamı, bilirkişi raporu ve sunulan bilgi ve belgelere davacının uzun bir süre önce mali yükümlülüklerini ihlal etmesi nedeniyle kooperatif üyeliğinden ihraç edilmesine karar verildiği ve bu nedenle üye kayıt defterinde yer almadığı, ihraç kararının iptali için dava açıldığına dosyada bilgi ve belge bulunmadığı görülmektedir. Her ne kadar bilirkişi raporunda ihtimali olarak davacının alacaklı olabileceği belirtilmişse de, varsa alacağın dayanağı tespit edilemediği gibi  alacağın çıkma payı alacağı olarak kabulü halinde, ihraç kararından sonra çıkma payı alacağı için dava açıldığına dair de dosyada bilgi ve belge bulunmamaktadır. Bu durumda alacağının dayanağını açıklamayan davacının davalı kooperatiften alacaklı olduğunu ispatlayamadığı anlaşıldığından, mahkemece, alacaklı sıfatı bulunmayan davacının, davalı kooperatifin iflasına karar verilmesini dava etme hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddedilmesi yerindedir.Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-İstanbul\t1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/190 Esas, 2025/578  Karar sayılı ve 10/07/2025 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken istinaf harçları davacı tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde  BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 164. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu Açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.06/11/2025\t\t\t\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"210a95ea075f30a6","SID":"90719c6a9315f359"}}