{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br><br><br>T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/269 <br>KARAR NO\t: 2025/1626<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 18/11/2021<br>NUMARASI\t: 2020/70 E. - 2021/825 K. <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Simsarlık ücret alacağından kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin emlak komisyoncusu olduğunu, davalı ile arasında  07.11.2017 tarihinde  ''Anadolu Mahallesi Kanuni Caddesi No:...Tuzla/İstanbul'' adresinde, tapuda  Orhanlı Köyü, ... Ada 10 parselde yer alan  taşınmazın kiralanmasına dair ''Gayrimenkul Görme ve Hizmet Bedeli Sözleşmesi'' akdedildiğini,  sözleşmede '' ... Söz konusu yeri 1  yıl içerisinde şahsım, ortağı veya çalışanı bulunduğum şirket, şirket ortakları. şirketin ortak olduğu kuruluşlar ya da kan ve sıhi hısımlarım satın aldığı takdirde yukarıda yazılı satış bedelini %3+KDV'sini, kiraladığı takdirde yıllık kira bedelinin %12+KDV'sini ...a hizmet bedeli olarak ödemeyi  kabul ve taahhüt ediyorum.\" şeklinde düzenleme mevcut olduğunu, davalının bu taşınmazı davacıdan gizli bir şekilde  03.08.2018 tarihli kira sözleşmesi ile aylık 275.000 TL+KDV bedel üzerinden 10 yıl süre ile kiraladığını, davalının kira sözleşmesi imzalamış olmasına ve davacı ile sözleşme imzalamış olmasına rağmen sözleşmede yer alan simsarlık ücretini bugüne kadar ödemediğini,  davalıya  396.000 TL+ KDV olmak üzere  467.280 TL  tutarında, ... sıra numaralı, 02.07.2019 tarihli fatura düzenlendiğini, Kartal 9. Noterliği'nin 11.07.2019 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile faturanın davalıya tebliğ ettirildiğini, ihtarnamenin tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde fatura bedelinin ödenmesinin istendiğini, davalının  tebliğ edilen ihtarnameye İstanbul 19. Noterliğinin ... yevmiye sayılı ve  18.06.2019 tarihli ihtarnamesi ile cevap vererek, faturaya  konu borcun olmadığı iddia ettiğini, davacının TBK'nın 520.maddesi uyarınca yarınca kendisine düşen hususları eksiksiz tamamlayıp hizmet bedeline hak kazandığını, simsarlık sözleşmesinin simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı sözleşme olduğunu, davacının bu hususta kendisine düşeni yaptığını, tarafları bir araya getirdiğini,  sözleşmenin kurulmasına aracılık ettiğini,  davalının taşınmazı davacı  aracılığıyla gezip görmüş ve sonunda kiralamış olmasına rağmen, sözleşmeye aykırı olarak hizmet bedelini ödemeden kaçındığını,  sunulan kira sözleşmesinde görüldüğü üzere davaya konu hizmet bedeline esas yerin davalının  zilyetliğinde olduğunu,  yani kiracı olduğunu, ücretin ödenmemesi üzerine İstanbul Anadolu 25. İcra Dairesinin ... Esas sayılı  dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu ileri sürerek,  itirazın iptaline ve %20 icra inkar  tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle;  icra takibine dayanak edilen sözleşmeyi ...'ın imzaladığını, bu şahsın şirket elemanı olmasına rağmen şirketi temsile yetkili bulunmadığını, ticari vekili de olmadığını,  davacının şirkete verdiği herhangi bir komisyoncu hizmetinin bulunmadığını, müvekkili şirketin bu taşınmazı doğrudan mülk sahibiyle görüşüp kiraladığını,  sözleşmenin ... sayılı Taşınmaz Ticareti Hakkındaki Yönetmelikte öngörülen şartları taşımadığını,  taşınmazın 8 ay sonra, tamamen mülk sahipleri ile müvekkili şirketin mağaza geliştirme müdürlerinden ... arasındaki görüşmelerden sonra gerçekleştiğini,  davacının  herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığını, Yönetmeliğe göre  bedelin fahiş olduğunu, hizmet bedelinin nasıl ödeneceğine ilişkin bir hüküm bulunmaması dolayısıyla, Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmeliğin  20/4.maddesi uyarınca müvekkili şirketin ödemekle yükümlü olduğu kısmın, hizmet bedelinin en fazla yarısı olabileceğini savunarak, davanın reddine ve %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava, İİK'nun 67. Madde gereğince açılan itirazın iptali davasıdır. Davacı, davalı aleyhine İstanbul Anadolu 25. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında 467.280,00 TL fatura alacağı, 40.941,41 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 508.221,41 TL üzerinden icra takibi yapmış; davalı süresi içinde bu takibe \" borcum yoktur \" şeklinde itiraz etmiş, itiraz üzerine takip durmuş, iş bu davada bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılmıştır.İcra takibine konu edilen 07/11/2017 tarihli simsarlık sözleşmesi yazılı olup, sözleşmeyi Remax şirketinin bayisi olan davacı şirket ile ... imzalamıştır. Sözleşmede Tuzla Orhanlı Mahallesindeki bir taşınmaz ile davamıza konu Anadolu Mahallesi Kanuni Cad. ( demokrasi ) No: ...Tuzla adresindeki taşınmaz olmak üzere iki adet taşınmaz gösterilmiştir. Davamıza konu olan taşınmazın aylık kira bedeli 275.000,00 TL olarak gösterilmiş olup, sözleşmede bu taşınmazların satın alma / kiralamak amacıyla görüldüğü, söz konusu yerin bir yıl içinde kiralayanın şahsı, ortağı veya çalışanı bulunduğu şirket, şirket ortakları, şirketin ortak olduğu kuruluşlar ya da kan ve sıhri hısımlarının satın alması halinde %3 + KDV, kiraladığı taktirde yıllık kira bedelinin %12'si +  KDV alacağının doğacağı düzenlenmiştir. Sözleşmenin altında her ne kadar şirket ismi yazmıyor ise de, sözleşmenin üstünde ...'ın davalı şirkete kiralanması amacıyla yerleri gördüğü açık açık yazmakta olup, yerinde ticari depo olduğu yazılıdır. Bilahare bu taşınmazın davalı şirket tarafından ... ... Sanayi ve Anonim Şirketinden yazılı kira sözleşmesi ile 31/08/2018 tarihinde ( bir yıllık süre içinde ) aylık kira bedeli 275.000,00 TL + KDV olarak kiralandığı ihtilafsızdır. Kira sözleşmesi de dosyadadır. Mahkememizce davalı şirketin temsil durumu ticaret sicilinden getirtilmiş olup, sözleşmeyi imzalayan ...'ın 4. derece şirket temsilcisi olduğu, \" mağaza kira sözleşmeleri yönünden \" 3. Derece şirket yetkilisi ile birlikte atacağı imzalar ile yer kiralayabileceği görülmüştür. Kiralanan yer \"şirketin deposudur.\" ...'da şirketin aynı zamanda depo müdürüdür. Bilindiği üzere karine; şirketin ancak yetkili şahısların imzası ile temsil edilmesidir. Yetkisiz kişinin attığı imzalar şirketi bağlamaz. İmzalayan şahsı bağlar. Ancak bu karinenin aksi ispatlanabildiği gibi halin durumundan da karinenin dışına çıkılabilir. Mahkememizce davalı şirketin ticari defter ve kayıtları inceletilmiş olup bizzat ... tarafından imzalanıp, şirketçe benimsenen işlemlerin bulunup bulunmadığı araştırılmış; ...'ın imzaladığı ancak şirketin temsilci gibi benimseyerek uyguladığı herhangi bir hukuki sözleşme ya da işlem tespit edilememiştir. Ancak, halin icabı yönünden değerlendirildiğinde; sözleşmeyi imzalayan ...'ın şirketin depo müdürü oluşu, 4. Dereceden de olsa şirket temsilcisi oluşu; yerin depo olarak kiralanması, sözleşmeden hemen sonra ...'ın çalıştığı şirket tarafından İstanbul gibi çok büyük bir şehirde kala kala bu deponun bulunması, maliki ile kira sözleşmesi yapılmasının tesadüf ile açıklanmasının hayatın olağan akışına uymadığı; davalı şirketin bu taşınmazın varlığını ... üzerinden öğrenmiş olduğunun çok kuvvetle muhtemel olduğunu; çalışanı ve aynı zamanda 4. Dereceden temsilcisi olan şahıs üzerinden yere baktırdığı; beğendiği ve kiraladığı, bu nedenle sırf temsil yetkisinin bulunmadığı şeklindeki savunmanın iyi niyetli olmadığı; hal böyle olunca simsarlık ücretinden sorumlu olacağı kanaatine varılmış,  hem simsarlık sözleşmesinde hem de kira sözleşmesinde yer alan aylık 275.000,00 TL üzerinden hesaplanan yıllık kira bedelinin %12'si ve KDV'sinin toplamının takip talebindeki gibi 467.280,00 TL olduğu; dosya içinde mevcut olan davalının İstanbul Anadolu 4. Noterliğinde 18/07/2019 tarihinde ... yevmiye nolu cevabi ihtarında davacının keşide ettiği ihtarnamenin açıkça yer aldığı; bu nedenle davacının simsarlık alacağının cevabi ihtara 7 günlük süre eklendiğinde 24/07/2019 tarihinde davalının temerrüte düştüğü, takip tarihine kadar işlemiş faizinde 39.193,91 TL olduğu nazara alınarak bu miktarda işlemiş faize hükmedilmek suretiyle itirazın iptaline karar verilmiş; Simsarlık sözleşmesinden kaynaklanan alacağın likit olduğu, davalının itirazda haksız olduğu nazara alınarak davacının asıl alacak üzerinden inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiş, reddedilen kısmın bir miktar faize ilişkin olduğu, bu nedenle kötü niyetli takipten bahsedilemeyeceği sebebiyle reddedilen kısım üzerinden kötü niyetli takip tazminatı talebi reddedilmiş, aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur. \"  gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul Anadolu 25. İcra Müdürlüğünün ...  Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 467.280,00 TL asıl alacak, 39.193,91 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 506.473,91 TL üzerinden ve sadece asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanarak devamına,  takipteki işlemiş faize yönelik kaleme ilişkin fazlaya dair talebin reddine,  467.280,00 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, reddedilen kısım üzerinden davalı tarafça talep edilen kötü niyetli takip tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.  <br>Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; gerekçeli kararın yasaya ve Anayasa'ya aykırı şekilde somut gerekçe içermediğini, delillerin tartışılmadığını, deliller hakkında itiraz ve açıklamaları dikkate alınmadan  değerlendirme yapıldığını,  2-davalının 03.08.2018 imza tarihli kira sözleşmesi ile \"Anadolu Mah. Kanuni Cad. No:...Tuzla/İstanbul\" adresinde bulunan taşınmazı depo, idari merkez, lojistik merkez, ambalajlama/paketleme/imalat merkezi ve sair amaçlarla kiraya veren ... ... San. AŞ'den, sadece kiracı ve kiraya veren şirket arasında gerçekleşen görüşmeler neticesinde dosyada mübrez kira sözleşmesi ile kiraladığını, davacının bir hizmeti olmadığını,  davaya konu sözleşmeyi  imzalayan ...'ın İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen müzekkere cevabı, dosyada mübrez görev tanım belgesi, imza sirküleri ve müvekkilinin kayıtlarına göre davalıyı işbu sözleşme kapsamında temsile yetkili olmadığı, bu miktar için sözleşme imzası hususunda en az 2 imza gerektiğini, davalının ülke çapında 50 civarında bölge deposu olduğunu, tüm personelin kendilerine bildirilen  görev tanımlarına ve sınırlamalarına uygun şekilde çalıştığını, imza sirkülerinden de açıkça anlaşılacağı üzere  depo ve lojistik müdürü olan  ...'ın bu tür sözleşme imzası hususunda münferiden yetkilendirme içermeyen 4.dereceden imza yetkilisi olduğunu,dava konusu sözleşmeyi  münferit imzası ile imzalamaya yetkili olmadığını,  yetkili hiçbir kimsenin ilgili sözleşmede imzası da bulunmadığını,  bu nedenle   dava konusu sözleşmenin davalıyı borç altına sokmadığını,   hatta mahkemece, ... tarafından imzalanıp, şirketçe benimsenen işlemlerin bulunup bulunmadığının araştırıldığını, ...'ın imzaladığı ancak şirketin temsilci gibi benimseyerek uyguladığı herhangi bir hukuki sözleşme ya da işlem tespit edilemediğini,  Türk Borçlar Kanunun 549.maddesinde \"(...) Temsil yetkisi, birden çok kişinin birlikte imza atmaları koşuluyla da sınırlandırılabilir. Bu durumda, diğerlerinin katılımı olmaksızın temsilcilerden birinin imza atmış olması, işletme sahibini bağlamaz. (...)\"  denildiğini,  davalıya ait Üsküdar 21. Noterliğince 19.09.2016 tarihli ... yevmiye numarası ile onaylı imza sirkülerine göre; ..., müvekkil şirket nezdinde, 4. Derecen imzaya yetkili olduğunu,  ilgili imza sirkülerinden de açıkça görüleceği üzere; mağaza kira sözleşmelerinin imzalanabilmesi için dahi üçüncü ve dördüncü derecen imza yetkililerinin sözleşmeleri birlikte imzalaması gerektiğini, sözleşme dikkatli şekilde incelendiğinde  davalı unvanının sözleşmeye sonradan eklendiği, müvekkili şirketin unvanının ... tarafından yazılan kalemden farklı bir kalem ile yazı formatı da farklı olacak şekilde davalıyı sözleşme ile ilgili şekle getirmek amacı ile kötü niyetli şekilde davacılar tarafından eklendiğini,  bu hususta sözleşmede pek çok ekleme bulunduğunu, bunların yanlarına herhangi bir şekilde ... tarafından dahi bir paraf ya da imza atılmadığını, tüm bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda sözleşmede karşı tarafça tek taraflı olarak ekleme yaptığı ve bu eklemeleri işbu dosyada lehine kullanmaya çalıştığının açık olduğunu, ...'ın davalıda depo lojistik müdürü olarak  çalıştığını, davacının basiretli bir tacir olarak  ...'ın davalıya ait imza sirkülerini incelemesi, devamında yetkisiz temsilci olması nedeni ile imzaları tamamlatması,  tacir olan davacı yanın bu konuda eksik işlemler nedeni ile kusurundan kendisinin sorumlu olması gerekirken, kusurundan kaynaklı eksilik hususunda yerel mahkeme tarafından ödüllendirildiğini, tüm sorumluluğun davalı üzerinde bırakıldığını,  TBK'nın 46. maddesinin \"Bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlar. Yetkisiz temsilcinin kendisiyle işlem yaptığı diğer taraf, temsil olunandan, uygun bir süre içinde bu hukuki işlemi onayıp onamayacağını bildirmesini isteyebilir. Bu süre içinde işlemin onanmaması durumunda, diğer taraf bu işlemle bağlı olmaktan kurtulur.\" şeklinde olduğunu, davacının  yetkisiz olduğunu bildiği ...'ın, imza atmış olduğu sözleşmenin, müvekkili şirketi bağlayıp bağlamadığına ilişkin müvekkili şirkete herhangi bir başvuruda bulunmadığını,  bu şekilde davacının TBK'nın 46.maddesinde bahsi geçen yükümlülüğünü, basiretli bir tacir olmak zorunda olmasına rağmen yerine getirmediğini, davacının iş bu taşınmazı kiralama hususunda da mal sahiplerinden herhangi bir yetki ya da onay almadığını, ... ... San. AŞ vekilinin 18.02.2021 tarihinde dosyaya sunmuş olduğu dilekçede açıkça \"müvekkil şirket yetkilileri davacı firma yetkililerini tanımamaktadır.\" şeklindeki beyanı ile davaya konu olana taşınmazın sahibi olan şirket ile davacı arasında herhangi bir hukuki ilişki olmadığını açıkça beyan ettiğini,  bu durumun da   davacının kira sözleşmesi kapsamında herhangi bir biçimde simsarlık yapmadığını, kira sözleşmesinin kurulması konusunda herhangi bir katkılarının olmadığını  açık bir şekilde ortaya koyduğunu, dava konusu sözleşmenin  davalıyı  temsile yetkili kişilerce imzalanmamış olmakla birlikte, davaya konu olan sözleşmenin, yüksek mahkeme kararlarında açıkça belirtilen hususlar yanında,  taşınmaz ticaretine ilişkin usul ve esasları düzenleyen ... sayılı Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelik düzenlemelerinde yer alan 17. maddede belirtilmiş olan  asgari şartları dahi sağlamadığını, 17. maddesinin 1. fıkrasından da açıkça anlaşıldığı üzere, huzurda görülen davaya konu olan sözleşmenin geçerli bir sözleşme olması için sözleşmede kiracının, kiralayanın ve işletmenin (aracılık edenin) imzalarının birlikte bulunması gerektiğini, ancak davaya konu olan sözleşmede, ilgili taşınmazın kiraya verenin, yani ... ... San. AŞyi temsilen, şirket yetkililerinin imzası bulunmadığını Yönetmeliğin  20/2maddesinde ''(2) Kiralama işlemlerinde hizmet bedeli, kiralamaya aracılık sözleşmesinde yer alan kira bedelinin katma değer vergisi hariç bir aylık tutarından fazla olamaz.\" denildiğini, ancak davaya konu olan sözleşmede belirtilmiş olan hizmet bedelinin müvekkil şirketin kiralamış olduğu taşınmazın bir aylık kira bedelinden fazla olduğunu,  davalının ilgili taşınmazı aylık net #275.000-TL + KDV'ye kiraladığını,  davacının  sözleşmeden doğduğunu iddia ettiği hizmet bedelinin  #396.000-TL + KDV olduğunu,  yani hizmet bedelinin, katma değer vergisi hariç bir aylık kira bedelinden fazla olamayacağı kuralına açıkça aykırı olduğunu, ayrıca Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelik'in 20/4.maddesinin aynen \"(4) Hizmet bedeli, iş sahibi ile alıcı veya kiracı arasında aksi yazılı olarak kararlaştırılmadıkça eşit olarak paylaştırılır.\" şeklinde olduğunu, aksi kararlaştırılmadığı müddetçe hizmet bedelinin iş sahibi ile kiracı arasında eşit olarak paylaştırılması gerektiğini,  bilirkişinin hukuki yorumda bulunma hak ve yetkisi olmadığını, davada alanında uzman bir bilirkişi heyeti oluşturulmaksızın sadece tek bir mali müşavir bilirkişisinden rapor alındığından, raporda mali müşavir bilirkişisi kendi uzmanlık alanını aşan eksik, hatalı tespit ve hukuki değerlendirmelerde bulunduğundan işbu raporun hükme esas alınmaması gerekirken denetime elverişsiz rapordaki değerlendirme ve hesaplamalar doğrultusunda davanın kısmen kabulü yönünde hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi incelemesine başvurulmasına karar verildiği takdirde; bilirkişilerin yapmış olduğu incelemeyi detaylı, objektif ve uyuşmazlığın tüm yönlerini ele alarak, özenli bir şekilde gerçekleştirmeli ve bu inceleme sonucunda mahkemenin, uyuşmazlık konusu olay ile ilgili karar vermesine yetecek derecede mahkemeye yardımcı olabilecek, detaylı, objektif, uyuşmazlığın tüm yönlerini ele alan bir rapor alınması gerektiğini, reddedilen kısım üzerinden kötü niyetli takip tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE<br>Dava, simsarlık sözleşmesinden kaynaklı ücret alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali sitemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında gayrimenkul görme ve hizmet bedeli sözleşmesi imzalandığını, davacının davalıya ''Anadolu Mahallesi Kanuni Caddesi No:...Tuzla/İstanbul'' adresinde bulunan, tapuda  Orhanlı Köyü, ... Ada 10 parselde yer alan taşınmazı gösterdiğini,  taşınmazın davacı devre dışı  bırakılarak   davalı yanca kiralandığını ancak  komisyon bedelinin ödemediğini ileri sürerek, bu bedelin tahsili için icra takibi başlatmış, itiraz üzerine eldeki davayı açmıştır. Davalı vekili ise; sözleşmeyi imzalayan ...'ın davalıyı temsile yetkisi bulunmadığını, bu sebeple sözleşmenin davalıyı bağlamadığını, ticari vekili de olmadığını,  davacının davalıya verdiği herhangi bir komisyon hizmetinin bulunmadığını, davalının bu taşınmazı doğrudan mülk sahibiyle görüşüp kiraladığını, sözleşmenin ... sayılı Taşınmaz Ticareti Hakkındaki Yönetmelikte öngörülen şartları taşımadığını,  Yönetmeliğe göre  bedelin fahiş olduğunu, nasıl ödeneceğinin belirlenmediğini savunarak, davanın reddi istemiştir.  Dosya kapsamında bulunan İstanbul Anadolu 25.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 467.280,00 TL asıl alacak, 40.941,41 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 508.221,41 TL alacak yönünden 27.12.2019 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 02.07.2019 tarih ve...numaralı faturanın gösterildiği, ödeme emrinin 04.01.2020 tarihinde tebliğ edildiği, davalı  tarafından 30.12.2019 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.   Dosya kapsamındaki 07.11.2017  tarihli ''Gayrimenkul Görme ve Hizmet bedeli Sözleşmesi'' başlıklı sözleşmenin  incelenmesinde; taşınmazı görenin  ''... (... AŞ'ye kiralama amacıyla)''  şeklinde, adresinin de ''Tuzla Depo  A ...'' şeklinde ifade edildiği, aranan taşınmazın özelliğinin  ticari depo olarak ve kiralamak amacıyla  görüldüğünün, ...'ın depo ve lojistik müdürü olduğunun yazılı olduğu, taşınmazı gösterenin davacı adına ... olduğu,  görülen taşınmazın ''Anadolu Mahallesi Kanuni Caddesi No:...Tuzla/İstanbul'' adresindeki taşınmaz ile bir başka taşınmaz daha olduğu,  sözleşmenin ... ve davalı yanca imzalandığı,  sözleşmede  ''... Yukarıda bulunan gayrimenkulü/gayrimenkulleri  beliritlen tarihte  satın almak/kiralama amacıyla gördüm. Söz konusu yeri 1  yıl içinde  şahsım, ortağı veya çalışanı bulunduğum şirket , şirket ortakları,  şirketin ortak olduğu kuruluşlar ya da kan ve sıhri hısımlarım satn aldığı takdirde yukarıda yazılı satış bedelini %3+KDV'sini, kiraladığı takdirde yıllık kira bedelinin %12+KDV'sini ...e hizmet bedeli olarak ödemeyi kabul ve taahhüt ederim.'' hükmüne yer verildiği anlaşılmaktadır. Davalı yanca sunulan 01.08.2018 tarihli kira sözleşmesine göre yukarıdaki adreste bulunan taşınmazın  kiralayan ... ... San. AŞ'den davalı şirket tarafından  aylık net 275.000 TL+KDV  üzerinden  10 yıllığına merkez, depo, ofis sevkıyat merkezi, idari  merkez vb...olarak kullanmak üzere kiralandığı görülmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu 07.11.2017 tarihli sözleşmeyi imzalayan ...'ın davalıyı temsile yetkili olup olmadığı, sözleşmenin geçerli olup olmadığı, sözleşmenin davalıyı bağlayıp bağlamadığı, bunun sonucuna göre de davalının takip konusu bedelden sorumlu olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Davacı ile davalı arasında yapıldığı ileri sürülen  sözleşme bir simsarlık sözleşmesidir. TBK'nın 520/son maddesi uyarınca, taşınmazlar hakkındaki simsarlık sözleşmelerinin yazılı yapılması geçerlilik koşuludur. Tarafların sözleşmeye ne ad verdiklerinin önemi yoktur. Somut olayda,  her iki tarafça  imzalanmakla adi yazılı şekilde yapıldığı anlaşılan sözleşme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 520. maddesindeki şartlara uygun geçerli bir tellallık sözleşmesi olup tarafları bağlar. Bu nedenle, simsarlık sözleşmesi geçerli olup bu sözleşme uyarınca davacının ücrete hak kazanıp kazanmadığının tespiti gerekir. TBK'nın 521/1. maddesi uyarınca simsar, ancak yaptığı faaliyet sonucunda sözleşme kurulursa ücrete hak kazanır. Tellallık sözleşmesi, tellal ile bu sözleşmeyi imzalayan kişi arasında hak ve borç doğuran bir sözleşmedir. Davalı, şartların gerçekleşmesi hâlinde, davacıya karşı sözleşme ile yükümlendiği ücretten sorumludur.Ancak öncelikle dava konusu  07.11.2017 tarihli ''Gayrimenkul Görme ve Hizmet Bedeli Sözleşmesi'' başlıklı sözleşmeyi davalı adına imzaladığı görülen ...'ın bu sözleşmeyi davalı adına  imzalama yetkisi olup olmadığı,  davalının bu sözleşmeye icazet  verip vermediği, bunun sonucuna göre sözleşmenin davalı açısından bağlayıcı olup olmadığı hususlarının  tespiti gerekir. Somut olayda, davalı şirketin ticaret sicil kayıtlarında yer alan imza sirkülerine göre, söz konusu sözleşmeyi imzalayan ...'ın 4. derece imzaya yetkili şirket temsilcisi olduğu, mağaza kira sözleşmeleri yönünden 3.derece imzaya yetkili şirket yetkilisi ile birlikte atacağı imzalar ile yer kiralayabileceği, simsarlık sözleşmesine ilişkin bir düzenlemenin belirtilmediği görülmüştür.Dava konusu sözleşme dava dışı ... tarafından imzalanmış olup  adı geçen kişinin şirkette 4.dereceden imzaya yetkili ve depo lojistik müdürü olduğu görülmektedir. Sözleşme içeriğinde sözleşmenin davalı şirket için yapıldığının belirtildiği, taşınmazın davalı şirkete depo kiralamak amacı ile görüldüğü  yazılıdır. Sözleşme tarihinde  ...'ın  davalı şirkette 4.dereceden imzaya yetkili  ve depo lojistik müdürü olduğu,   sözleşmeyi  bu sıfatla imzaladığı,  dava konusu  taşınmazı  davalı adına gördüğü ve  dava konusu yerin davalının deposu olarak  davalı şirket tarafından 01.08.2018 tarihli kira sözleşmesi ile kiralandığı, bu haliyle davalı lojistik müdürü olan ...'ın işlemine davalı yanca onay verildiği sabit olduğundan davalı vekilinin  aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Bu durumda somut olayda davacının, davalıya dava konusu  taşınmaz için aracılık hizmeti verdiği, bu taşınmazı davalıya gösterdiğinin kabulü gerekir. Bir diğer deyişle, somut olayda sözleşme hükümlerine göre davalının söz konusu  taşınmazı depo vb. amaçlarla kiraladığı ve davacı simsarın  devre dışı bırakılarak taşınmazın kiralandığı anlaşılmakla, sözleşmenin yukarıda yer verilen hükmü  uyarınca  davacının ücret talep etme hakkı bulunduğu anlaşılmıştır. Dava konusu sözleşme ile  bağlı olduğu kabul edilen davalının sözleşmedeki bir kısım bilgilerin sonradan farklı kalemle davacı yanca doldurulduğunu ileri  sürdüğü görülmekteyse de; söz konusu sözleşme imzası ikrar edilmiş adi yazılı belge niteliğinde olup içeriğinin iradesine aykırı olarak davacı yanca doldurulduğuna dair yazılı bir belge ibraz edemediğinden, davalının bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacının taşınmaz maliki tarafından  yetkilendirilmediği  ileri sürülmüş ise de,  eldeki davada, davacı simsarın  dava konusu taşınmazın kiralanması konusunda  maliki ile aralarında yazılı bir sözleşme olmaması yahut yetkilendirilmemiş olması,  davacının davalıdan   ücret talep etme hakkını etkilemeyeceğinden bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Her ne kadar davalı vekili sözleşmenin  ... sayılı Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelik düzenlemelerine aykırı  olduğunu, yazılması gerekli hususların yazılmadığını, ücretin bir aylık kirayı geçemeyeceğini, ücretin bir kısmının mal sahibinden alınması gerektiğini  istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür.  Söz konusu Yönetmeliğin ... sayılı ve 05.05.2018 tarihinde Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe girdiği, dava konusu  ''Gayrimenkul Görme ve Hizmet Bedeli Sözleşmesi'' başlıklı sözleşmenin 07.11.2017 tarihli olduğu, bir diğer deyişle sözleşme tarihinde Yönetmeliğin yürürlükte olmadığı ve somut olaya uygulanmayacağı anlaşıldığından  davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. Mahkemece davanın ksımen kabulüne karar verilmiş olup fazla hesaplanan faiz istemi reddedilmiştir. Davalı vekili reddedilen kısım yönünden  kötüniyet tazminatına hükmedilmemesini istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, mahkemece reddedilen kısım faiz alacağına ilişkin olup reddedilen kısım yönünden davacının kötüniyeti bulunmadığı anlaşıldığından bu yöndeki istinaf sebebi  de yerinde görülmemiştir. Bu sebeplerle, taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli olduğu, imzalayan ...'ın yaptığı simsarlık sözleşmesine davalı yanca sözleşmeye konu taşınmazın depo olarak kiralanması ile icazet verildiği, davalının sözleşme ile bağlı olduğu ve mahkemece gerekçesi yazılmak  suretiyle hüküm kurulduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.   Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; <br>1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2- Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 25.947,84 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 16.10.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7cbdba81ffb3abad","SID":"807d2a4d6fa397b4"}}