{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ  Esas-Karar No: 2023/1176 - 2025/1240<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2023/1176 <br>KARAR NO\t: 2025/1240<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08.06.2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/861 Esas 2023/454 Karar<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t:  Maddi ve Manevi Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 17.10.2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 17.11.2025<br><br>\tİlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; <br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacılar vekili dava dilekçesinde; 30.11.2019 tarihinde davacıların murisi ...'ın sevk ve idaresindeki araç ile seyir halinde iken aracının 5 şeritli yolda bozulması sonrasında aracının arkasına reflektör koymak için indiği sırada, davalı ...'ın sürücüsü ve maliki olduğu ve davalı sigorta şirketi tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile  sigortalı aracın, hizmet alım sözleşmesi ile davalı ...'ın servis taşımacılığı yaptığı sırasında çarpması neticesinde vefat ettiğini, davalıların ölenin desteğinden mahrum kaldığını ve manevi olarak zarar gördüklerini, zararlarından davalıların sorumlu olduğunu, davacıların müteveffanın eşi, çocukları ve annesi olduğunu, ölümü ile desteğinden yoksun kaldıklarını belirterek HMK'nın 107. Maddesi gereğince 1.000,00-TL, destekten yoksun kalma tazminatı ve HMK 109. maddesi uyarınca 55.000,00-TL Eş ..., 35.000,00-TL çocuk ... ..., 35.000,00-TL çocuk ... ve 25.000,00-TL anne ... için olmak üzere toplam 150.000,00-TL manevi tazminatın 31.11.2019 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmesinin talep etmiş, 03.01.2023 tarihli dilekçesi ile; 1.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının ... için 500,00-TL, ... için 300,00-TL, ... ... için 100,00-TL ... için 100,00-TL olarak açıklamış, davacı ... için talebini 426.788,33-TL'ye (davalılardan ... Sigorta AŞ yönünden poliçe limiti olan 295.255,08-TL ile sınırlı olmak üzere) ... için 61.477,50-TL'ye (davalılardan ... Sigorta AŞ yönünden poliçe limitiyle sınırlı olan 42.530,55-TL ile sınırlı olmak üzere), ... ... için 5.337,96-TL'ye (davalılardan ... Sigorta AŞ yönünden poliçe limitiyle sınırlı olan 3.692,84-TL ile sınırlı olmak üzere) ... için 70.137,40-TL'ye (davalılardan ... Sigorta AŞ yönünden poliçe limitiyle sınırlı olan 48.521,53-TL ile sınırlı olmak üzere) artırarak toplam 563.741,19-TL'nin (davalılardan ... Sigorta AŞ için poliçe limiti ile sınırlı olan 390.000,00-TL olmak üzere) 31.11.2019 kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı ... – ... AŞ vekili dilekçesinde; zamanaşımı ve görev itirazlarının bulunduğunu, müteveffanın asli kusurlu olduğunu davacının talep ettiği faizin başlangıç tarihine de itiraz ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı ... Sigorta AŞ; yasal süresi içerisinde davaya cevap vermemiş, yargılama sırasında davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı ...; cevap dilekçesi vermemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; davanın, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeni ile destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, davalı ... vekili zamanaşımı itirazında bulunmuş ise de; ceza zamanaşımı dikkate alınarak davalının zamanaşımı itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam olunduğu; Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından düzenlenen 23.02.2023 tarihli kusur raporunda; davalı ...'ın %50 kusurlu olduğu, müteveffa ...'ın % 15 kusurlu olduğu, arızalanan otomobilden çıkarak yoldaki görüşü ciddi şekilde etkileyen dumanın ise %35 kusurlu olduğunun tespit edildiği; mahkemece aktüer hesap bilirkişisinden alınan raporda ise; ...'in dava konusu trafik kazasında hayatını kaybetmesi sonucu; davacılar lehine toplam 1.127.482,37 TL destekten yoksun kalma maddi zararı hesaplanmış olup %15 kusur indirimi yapıldığında, toplam 958.360,01 TL destekten yoksun kalma  tazminatı hesaplandığı, toplam zararın 390.000,00 TL olan poliçe limitini aşması sonrasında, ZMMS poliçesi teminat limitinin garameten dağıtmı yapıldığında, davalı sigorta şirketinden davacı ...'ın 295.255,08 TL, davacı ... ...'ın 3.692,84 TL, davacı ...'ın 42.530,55 TL ve davacı ...'ın 48.521,53 TL olmak üzere toplam 390.000,00 TL destekten yoksun kalma maddi tazminatı talep edebileceğinin hesaplandığı, bu durumda, davacı ...'ın 430.285,08 TL, davacı ... ...'ın 5.381,69 TL, davacı ...'ın 61.981,20 TL, davacı ...'ın 70.712,05 TL olmak üzere toplam 568.360,01 TL ZMMS poliçesinden karşılanmayan zararlarının bulunduğu hesaplandığı,  davalıların toplam %50 kusuruna göre hesap yapıldığında ise; 563.741,19 TL destekten yoksun kalma maddi tazminatı hesaplandığı,, davacı ...'ın 131.533,25 TL, davacı ... ...'ın 1.645,12 TL, davacı ...'ın 18.946,95 TL, davacı ...'ın 21.615,87 TL olmak üzere toplam 173.741,19TL ZMMS poliçesinden karşılanmayan zararlarının bulunduğunun mütalaa olunduğu,  aktüer bilirkişi raporu doğrultusunda haklılığı sabit olan davanın ıslah dilekçesi gibi kabulü gerektiği, manevi tazminat koşullarının oluştuğu gerekçesiyle; davacıların açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davasında; davanın kabulüne, davacı ... için 426.788,33 TL (davalılardan ... sigorta yönünden 295.255,08-TL ile sınırlı olmak üzere), davacı ... için 61.477,50-TL (davalılardan ... sigorta yönünden 42.530,55-TL ile sınırlı olmak üzere), davacı ... ... için 5.337,96-TL(davalılardan ... sigorta yönünden 3.692,84-TL ile sınırlı olmak üzere), davacı ... için 70.137,40-TL (davalılardan ... sigorta yönünden 48.521,53-TL ile sınırlı olmak üzere) destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketi bakımından 19.08.2022, davalılar ..., ... bakımından 31.11.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacıların manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; davacılardan ... yönünden takdiren 30.000,00 TL, davacı ... yönünden 10.000,00-TL, diğer davacılar ... ... ile ... yönünden ise; ayrı ayrı 15.000,00-TL olmak üzere toplam 70.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...’dan 31.11.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, davalı sigorta şirketi hakkında açılan manevi tazminat davasının reddine,\" karar verilmiş, hüküm davacı vekili, davalılar ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; manevi tazminatın düşük takdir edildiğini, ayrıca sigorta şirketi lehine vekalet ücreti takdirinin de hatalı olduğunu zira davalının İMMS’si olup olmadığını bilmediklerinden, sigorta şirketi açısından sigorta limiti ile sınırlı olmak üzere talepte bulunduklarını dava dilekçesinde belirttiklerini, bu nedenle manevi tazminat için sigorta lehine vekalet ücreti takdirinin hatalı olduğunu, belirterek kararın kaldırılarak düzeltilmesini istemiştir. <br>\tDavalı ... - ... Anonim Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davanın ticari dava olmaması nedeniyle, davanın görülmesinde ticaret mahkemesinin görevli olmadığını, alacağın zamanaşımına uğradığını, bu nedenle de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini; esasa ilişkin olarak, davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, mahkemece de davalı ...'ın hangi sebeple sorumlu tutulduğunun dahi açıklanmadığını, kaza yapan aracın davalıya ait olmadığı gibi, araç maliki ve sürücüsü olan ...’ın farklı şirket ve kurumlara hizmet veren bir servis aracı olduğunu, bu nedenle davalının işleten de olmadığını, diğer davalının kendi hesabına kendi aracı ile iş gören şahıs olduğunu, davalı ... ile davalı ... arasında 01.02.2019 tarihli personel taşımacılığına ilişkin sözleşme olduğunu, taraflar arasındaki tek ilişkinin personel taşıma işinin gördürülmesi olduğunu, davalının sorumluluğunun bulunmadığını, müteveffanın ise asli kusurlu olduğunu, ...’ın ise tali kusurlu olduğunu ve araç sürücüsünün tüm kurallara uyduğunu, bu nedenle sorumluluklarının bulunmadığını, ayrıca destek kişisinin kusuruna denk gelen zararlardan da sorumlu olmayacaklarını, kusur raporunu ve kusur raporunu esas alınan hesap raporunu kabul etmediklerini, faiz başlangıcını ve faiz türünü de kabul etmediklerini, faizin yasal olması gerektiğini, davalı şirketin manevi tazminattan sorumlu tutulmasının da hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tDavalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; ATK İhtisas Dairelerince tanzim edilen kusur raporları arasında çelişki bulunduğunu, mahkemece hükme esas alınan raporda ...’ın %50, ...’ın %15, dumanın ise %35 oranında kazaya etken olduğunun belirtildiğini, Ceza dosyasında alınan raporda ise ise ...’ın alt düzeyde tali, ...’ın ise asli kusurlu olduğunun belirtildiğini, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, genişletilmiş uzmanlar kurulundan çelişkinin giderildiği rapor alınması gerektiğini; kazanın meydana gelmesinde davalı ...'ın kusurunun bulunmadığını, vefat edenin aracının bozulması sonrasında kazanın meydana gelmiş olmasına göre vefat edenin aracının bakımlarını yaptırıp yaptırmadığının, aracın trafiğe çıkmasının yasak olup olmadığının araştırılması gerektiğini, aydınlatma ve reflektörünün olup olmadığının incelenmesi gerektiğini; kusur raporuna itirazlar beklenilmeden, dosyanın aktüerya bilirkişine verilmesinin hatalı olduğunu, aleyhe olan hesaplamanın da hatalı olduğundan itiraz ettiklerini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>\tMahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde;<br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemidir. \t\tDavacılar vekili, davacıların desteği ...'ın meydana gelen kaza neticesinde vefat etmesi nedeniyle, araç sürücüsü/malikinden, ayrıca kazanın ...'ın hizmet alım sözleşmesi kapsamında, servis hizmetinin görülmesi sırasında meydana geldiğinden davalı ...'tan ve kaza yapan aracın ZMMS poliçesini tanzim eden davalı sigorta şirketinden tazminat talep etmiş, mahkemece alınan kusur raporunda, vefat edenin %15, vefat eden araçtan çıkan dumanın %35 etkisi, davalının da %50 kusurlu olduğuna yönelik yapılan hesaplama çerçevesinde (davalının %50 kusuruna, vefat edenin aracından çıkan dumanın için kabul edilen %35 kusurunda ilavesi ile) %85 kusur üzerinden hesaplanan tazminat miktarına göre maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\t1-Davalı ..., ... Anonim Şirketi vekilinin husumete yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemli davalarda, husumetin, uyuşmazlık konusu olması durumunda, husumete yönelik itrazlar değerlendirilmeden davanın esası hakkında karar verilmemeli, husumetin varlığının kabul edilmesi durumunda, hangi yasal hükümler çerçevesinde (sözleşmeden, haksız fiilden, sebepsiz zenginleşmeden gibi) husumetin kabul edildiği karar gerekçesinde gösterilmelidir. Husumete yönelik uyuşmazlıklar değerlendirilmeden ve sebepleri gösterilmeden husumetin varlığının kabul edilmesi, adil yargılanma hakkını kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlalini oluşturacaktır.<br>\tSomut olayda, davalı ..., diğer davalı ile aralarında belirli saatte personellerinin taşınması hususunda hizmet alım sözleşmesi olduğunu, bu nedenle işleten sıfatı olmadığı gibi, sürücünün de çalışanı olmadığından, üçüncü kişilere verilen zararlardan sorumlu olmadığını ileri sürmüştür. KTK'nın 3. Maddesinde İşleten \" Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.\" denilerek tanımlanmış, işletenin sorumluluğunu düzenleyen Yasa'nın 85/1 maddesinde de \" Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.\" denilerek, sorumluluk düzenlenmiş, aracın işletilmesi veya kesilen bilet kapsamında taşımacılık faaliyeti yapanın işleten olarak sorumlu olacağını düzenlemiştir. Bu kapsamda, taşımacılık faaliyeti yapmaksızın, hizmet alım sözleşmesi ile personeline servis hizmete sağlayan firma açısından, üçüncü kişilere (taşınan personel dışındaki kişilerin zararı yönünden) işleten ya da taşımacı olarak sorumluluğuna gidilmesi için sözleşme hükümlerinin değerlendirilerek, KTK'nın 3. maddesi kapsamında işleten sayılıp sayılmayacağı, işleten sıfatının olmadığı durumda ise sorumluluğunu gerektiren fiili yahut kanunu hükümler değerlendirilerek, husumete yönelik karar verilmesi gerekirken; davalının hizmet alım sözleşmesinin tarafı olması ve kazanın da servis taşıma işi sırasında meydana gelmesi nedeniyle davalı ...'ın da zarardan sorumlu olması gerektiğinden bahisle açtığı davada, davalı araç maliki ve davalı ... arasındaki hizmet alım sözleşmesinin hükümleri değerlendirilmeden, sırf hizmet alım sözleşmesinin varlığından hareket ile davalının da zarardan sorumlu olduğuna karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.<br>\t2-Davalıların kusura yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; 19.12.2022 tarihinde, davacıların desteğinin sevk ve idaresindeki aracının arızalanması ve \"ceza soruşturmasındaki beyanlara göre vefat edenin aracından görüşü kapatacak boyutta\" duman çıkması üzerine, davacıların desteğinin aracından indiği esnada, gerisinden gelen davalının sevk ve idaresindeki, aracın çarpması sonucundan vefat ettiği ceza dosyası ve tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır.<br>\tKaza tespit tutanağında, kazanın meydana gelmesinde, vefat eden ...'ın asli kusurlu, davalı ...'ın ise tali kusurlu olduğu kabul edilmiş iken; Ankara 31. Asliye Ceza Mahkemesinde Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesinden alınan 08.12.2020 tarihli raporda davalı sürücünün asli kusurlu, vefat edenin alt düzeyde tali kusurlu kabul edildiği akabinde İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 22.03.2021 tarihli raporda da, ...''ın tali kusurlu, ...'ın alt düzeyde tali kusurlu olduğu, vefat edenin sevk ve idaresindeki araçtan çıkan dumanın da asli etken olduğu değerlendirilmiş, ceza mahkemesince 22.03.2021 tarihli rapora göre davalının (sanığın) cezalandırılmasına karar verildiği görülmüştür.<br>\tEldeki dosyada da, Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda, söz konusu raporlar ve beyanlar değerlendirilmek suretiyle kazanın meydana gelmesinde, davalı araç sürücüsü ...'ın %50 oranında, müteveffa sürücü ...'ın %15 oranında, yol ortasında arızalanan otomobilden çıkarak, yoldaki görüşü ciddi şekilde kısıtlayan dumanım oluş üzerine %35 oranında etken olduğu tespit edildiği görülmüştür.<br>\tDavacıların müteselsil sorumluluk çerçevesinde açtıkları davada, (davalı kusuru+ vefat edenin aracından çıkan dumanın etkisi) kapsamında %85 kusura göre zararlarını talep etmiş, mahkemece talep gibi karar verildiği görülmüştür.<br>\t Öncelikle, TBK'nın 74. maddesinde \"Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.<br>\tAynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.\" denildiğinden, ceza mahkemesinde kabul edilen kusur oranı hukuk hakimini bağlamaz ise de, ceza mahkemesinin kesinleşen mahkumiyet kararı ile haksız fiilin varlığı yanı sıra olayın oluşuna yönelik kabul hukuk hakimini bağlayacağından, hukuk hakimince, kabul edilen oluş şeklinin nazara alınması gerekir ise de; kusur oranın belirlenmesi, KTK ve Yönetmelikte belirlenen kurallar, çerçevesinde denetime elverişli şekilde değerlendirmesi gereklidir. <br>\tKTK'nın 52/1-c ve Yönetmelik 101/ maddesinde, sürücülerin \"Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun getirdiği şartlara uydurmak\" zorunda olduğundan, yolda meydana gelen görüş kısıtlılığını nazara alarak hareket etmesi gerekir ise de, ani gelişen durumun varlığı halinde, bu durum karşısında geliştirilebilecek hareket tarzı çerçevesinde kusur durum takdir edilmeli, ayrıca görüşe engel olan durumun ani şekilde gerçekleşmesinin insan kaynaklı olması durumunda, kaza ile illiyeti de değerlendirilerek kusur belirlenmeli, aksi durumda insan kaynaklı olmayan, öngörülen (aniden oluşmayan görüşe engel durumun varlığına rağmen, KTK'nın hükümlerine aykırı şekilde sürücü ve yayaların karayolunda hareketleri nedeniyle) görüşe engel durumda ise sürücülerin kusurlarının ve taşıt yolu üzerinde bulunan kişilerin, olayın meydana gelmesindeki etkisi, mevcut şartlar içerisinde değerlendirilmeli, sürücü ve yayaların hava şartlarına uygun trafikte hareket etmesi gerektiğinden, hava şartlarının kazaya etkisi tarafların kusurlarının belirlenmesi açısından değerlendirilmelidir. <br> \tTüm bunların yanı sıra, ani gelişen insan kaynaklı görüş kısıtlamalarında, KTK'nın 86. Maddesinde \"İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur.\" denildiğinden, zarar görenin kusuru olmasa dahi, aracın işleteni olması ve işleteni olduğu araçtaki bozukluğun, yarattığı olumsuz durumun kazaya etken olduğunun kabulü halinde, vefat edenin sorumluluğunda olan bu zararın, müteselsil sorumluluk kapsamında dahi kusuru ile zarara neden olandan talep edilemeyeceği göz ardı edilmemelidir.<br>\tSomut olayda, vefat edenin maliki ve sürücüsü olduğu aracın arızalanması ve karayolunda orta şeritte stop etmesi sonrasında, aracından inen davacıların desteğine, davalının idaresinde bulunan  aracı ile  çarpması ile kaza meydana gelmiş olup, davalı, araçtan çıkan duman nedeniyle, görüşün kapanması nedeniyle kazanın meydana geldiğini ileri sürmüş olup, mahkemece ve ceza mahkemesince alınan kusur raporlarında çelişki bulunmaktadır. Bu durumda, İTÜ Öğretim Üyelerinden yahut Karayolları Trafik Fen Heyetinde görev yapmış bilirkişilerden, raporlar arasında çelişkinin giderildiği, KTK ve Yönetmelik hükümlerine göre kazanın oluş şekli çerçevesinde, yaya ve sürücülerin kusurlu eylemlerinin değerlendirildiği, kazaya ani (öngörülmeyen) ortaya çıkan dumanın etkisinin de olduğunun kabulü halinde, söz konusu dumanın olaya hangi oranda etki ettiği ve dumanın etki ettiği oranda oluşan zararların davalıdan müteselsil sorumluluk çerçevesinde talep edilebilecek olmasının belirlenmesi açısından, dumanın vefat edenin aracındaki arızadan kaynaklanıp kaynaklanmadığının gerekçeleri ile belirlendiği, dumanın ani gelişen durum olarak görülmediği durumda ise davalının ve vefat edenin görüşün yeterli olmadığı bir durumda taşıt yolu üzerindeki davranışları çerçevesinde kusurun değerlendirildiği rapor alınarak bundan sonra davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, hüküm kurmaya elverişli olmayan, kaza tespit tutanağındaki tespit ve ceza mahkemesinde alınan raporlar çelişki oluşturan rapora göre karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. <br>\tYukarıda açıklanan nedenlerle; davalıların istinaf başvurusunun kabulüne, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirmeden davanın esası hakkında karar verilmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesinin kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, öncelikle, davalı ... vekili ile diğer davalı arasındaki hizmet alım sözleşmesi hükümleri değerlendirilerek, davalının husmete yönelik itirazları değerlendirilerek, ayrıca yukarıda açıklandığı üzere, kazadan önce oluşan dumanın ani gelişen bir durum olup olmamasına, göre sürücülerin ve yayaların taşıt yolu üzerindeki hareketlerinin KTK ve Yönetmelik hükümlerince değerlendirildiği, ayrıca dumanın ani gelişen durum olarak kazaya etkisinin olduğunun kabulü halinde, KTK'nın 86. maddesi hüküm de gözetildiğin de, bu kapsamdaki etkinin müteselsilen davalıdan talep edilip edilmeyeceği açısından, dumanın vefat edenin aracında meydana gelen arızadan kaynaklanıp kaynaklanmadığının değerlendirildiği rapor alınarak, davacıların ve davalı sigorta şirketinin maddi tazminata yönelik istinafları olmaması nedeniyle, usuli kazanılmış haklarda gözetilerek davanın esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, davalıların sair, davacının tüm istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, karar vermek gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davalı ... vekili ve davalı ...-... AŞ vekili vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 08.06.2023 tarihli 2022/861 Esas 2023/454 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>\tDavanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, <br>\t2-Kararın kaldırılma sebebine göre davacının tüm, davalı ... vekili ve davalı ...- ... AŞ vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>3-İstinaf edenler tarafından yatırılan İstinaf karar harcının istek halinde istinaf eden taraflara iadesine,<br>4-İİK'nın 36. Maddesi gereğince, Ankara 15. İcra Hukuk Mahkemesi 2023/939 D.İş 2023/948 K sayılı icranın geri bırakılması kararına istinaden, Ankara 8. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2023/149294 Esas dosyasına depo edilen, 421.173,69 TL bedelli teminat mektubunun; Ankara4. İcra Hukuk Mahkemesinin 2023/452 D.İş 2023/452 K. Sayılı icranın geri bıkılması kararına istinaden, Ankara 8. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2023/149294 Esas dosyasına depo edilen 1.268.130,57 TL bedelli teminat mektubunun, yatıranlara iadesine, <br>5-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, <br>6-Karar tebliği, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 17.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye<br>Üye <br>Katip <br> <br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e8c680e10d48eb86","SID":"a3ea84eb7e17314b"}}