{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>36. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/3448 <br>KARAR NO\t: 2025/2960<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN <br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/05/2023<br>NUMARASI\t: 2022/57 E. -  2023/388 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat ( Kira Sözleşmesinden  Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 23/10/2025<br>  İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının Gümüşsuyu Mah.İnönü Cad.No.... Beyoğlu adresinde kiracı sıfatı ile ... adlı işyerini işlettiğini, kiraya veren kusurlu ve kusursuz sorumluluğu bulunan davalı ile 03/10/2018 tarihli kira sözleşmesi akdedildiğini, davalının, davacıya sürekli olarak hukuka ve sözleşmeye aykırı bir şekilde yükselen kira artışları sebebiyle davacıyı çıkarıp çok daha yüksek bir kira bedeli ile yeniden kiralamak istediklerinden kiralananı boşaltması için baskı yaptığını, yaklaşık bir yıldır süren bu baskılar sonucu otel yetkililerinin davacıya suç teşkil eden niteliklerde eylemlerde bulunduklarını, bunun sonucunda İstanbul C.Başsavcılığına yapılmış 2021/116315 soruşturma sayılı konut dokunulmazlığının ihlalinden ve 2021/200069 soruşturma sayılı tehdit ve hakaretten suç duyurularının bulunduğunu, kiraya veren şüpheli şahsın 28/07/2021 tarihinde davacı işyerinde değilken kiralananın anahtarını değiştirerek izinsiz girdiğini, davacı ertesi gün işyerine girmek istediğinde güvenlik görevlilerinin davacıyı silahla tehdit ederek işyerine girmesini engellediklerini, bu durum nedeniyle davacının hem korktuğunu hemde işyerine gidememesi nedeniyle maddi anlamda güç duruma düştüğünü, bu olayın ardından davalının kiralananın bulunduğu otel içerisindeki davacıya ait reklamları herhangi bir kira borcu olmamasına rağmen kaldırdığını, otel içinden ve dışından davacıya gelen müşterileri kasten yanlış yönlendirerek davacının ticari faaliyetlerini engelleyerek davacıyı korkutarak baskı altına almaya çalıştığını, davacının iş yapamaz duruma geldiğini, nihayetinde 04/12/2021 tarihinde davalı şirket yetkilisi olan ...'in davacının işyerine gelerek davacıya hakaretlerde bulunduğunu ve tehdit ettiğini, davacının bu tarihten sonra işyerine gidemediğini, davacıya gelen müşterilerin güvenlik görevlileri tarafından içeri alınmayarak \"orası kapalı, çalışır vaziyette değil, ayrıca temizlik ve hijyenden yoksun, yenisi açılacak\" gibi beyanlar ile içeri alınmadığını, davacının, davalının bu eylemleri nedeniyle ticari değeri oldukça yüksek olan ticari işletmesini işletememesi nedeniyle maddi zarara uğradığını, davacının işyerine yapılan saldırı sonucu işletmesinin devamı için zorunlu olan cihazlarının çalınıp, parçalanması sonucunda işletmesini devam ettiremediğini ve maddi anlamda güç duruma düştüğünü, eylemleri gerçekleştiren kişilerin davalı şirketin sigortalı çalışanları ve ticari temsilcileri olduklarını, davalı tarafın kusur sorumluluğu yanında kusursuz sorumluluğu da bulunduğunu, davacının TBK m.70'de düzenlenen zarar tehlikesini önleme başlıklı maddesine göre davalı şirkete sözlü başvuruda bulunmasına karşın talebinin değerlendirmeye alınmadığını, davalı şirket ve çalışanları tarafından zikredilen eylemlere devam edildiğini, davacının bu haksız eylem nedeniyle ciddi anlamda manevi zarara da uğradığını, sürekli olarak savcılıklarda bulunduğunu ve bu süreçte çok yıprandığını, uzunca bir süre korku panik halinde hayatını devam ettirdiğini, olay öncesinde psikolojik rahatsızlığı bulunmayan davacının şimdilerde psikolojik destek görmeyi beklediğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla mahkeme tarafından tespit edilecek haksız fiil tarihi olan 28/07/2021 tarihinden itibaren yıllık %18,25 ticari temerrüt faizi ile birlikte belirsiz alacak olarak şimdilik 1.000 TL mahrum kalınan kazanç, 1.000 TL ticari işletmenin değer kaybı ve 1.000 TL eşyaların bakımsız kalmasından kaynaklı yıpranma bedeli olarak maddi tazminat ile haksız fiil tarihinden işleyecek adi kanun faizi ile beraber 100.000 TL manevi tazminat bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın dayanağı kira sözleşmesi olup görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemeleri olduğunu, davacının delillerini usulüne uygun olarak ibraz edip tebliğ ettirmediğini, davasını somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacının belirsiz alacak davası ikame etmesinde hukuki yararı bulunmadığını, arabuluculuk süreci ile dava tarihi arasında geçen süre zarfındaki zarar iddialarının kabul edilemeyeceğini, taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi mevcut iken haksız fiil sorumluluğunun iddia edilemeyeceğini, kira sözleşmesi devam ederken davacı tarafından mecuru 14/06/2021 tarihinde tahliye edeceğine ilişkin Tahliye Taahhütnamesi'nin 18/03/2021 tarihinde bizzat davacı tarafından imzalanarak davalı şirkete teslim edildiğini, davacının verdiği sözü tutmayarak mecuru boşaltıp davalıya teslim etmemesi üzerine davalı şirket tarafından 17/06/2021 tarihinde İstanbul 24.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, işbu takibe davacı tarafından yapılan itiraz üzerine davalı tarafından İstanbul 9.İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/1238 esas sayılı itirazın kaldırılması ve tahliye davası açıldığını, İstanbul 9.İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/1238 Esas, 2022/81 karar sayılı 18/01/2022 tarihli kararı ile davacının tahliyesine karar verdiğini, davacının verdiği taahhüde aykırı davranarak davalı şirketi zarara uğrattığını, davacının kira bedellerini ödemediğini, ayrıca mecurdaki eşyalarını boşaltarak mal kaçırdığını, davalı şirket tarafından ödenmeyen Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım,Aralık 2021 ve Ocak, Şubat 2022 ayları kira bedelleri için icra takibi başlatıldığını, bu takiplere de davacı tarafından itiraz edildiğini, davacının 26/01/2022 tarihi yani dava tarihi itibarı ile davalı şirkete 85.338,70 TL borcu olduğunu, davacının tüm bu süreç devam ederken 08/11/2021 tarihinde mecura gelerek nakliye şirketi çağırdığını ve mecurdaki bir kısım mallarını tahliye ettiğini, fakat mecurun anahtarını teslim etmediğini, daha sonra 10/11/2021 tarihinde yine davalı şirkete bir nakliye personeli göndererek mecurda yer alan bir masayı ve bir adet koliyi dışarı çıkarttırdığını, davacının işbu mal kaçırma eylemi sonrasında İstanbul 8.Sulh Hukuk Mahkemesinin dava dosyalarından ihtiyati haciz talep edildiğini, İstanbul 8.Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından her 3 dosya için ayrı ayrı ihtiyati haciz kararı verildiğini, davacının söz konusu kararlara itirazı üzerine her 3 dosya içinde duruşma açıldığını, ancak davacı tek bir ödeme belgesi ve/veya somut delil sunmadığından itirazlarının reddedildiğini, diğer yandan davacının mecuru kullanımından doğan elektrik, su, doğalgaz gibi genel giderlerini de ödemediğinden davacıya ihtarname keşide edilerek ödeme yapılmadığı için başlatılan icra takiplerine işbu alacağında konu edildiğini, davacının mecuru tahliye edeceğini taahhüt ederken basiretli tacir olarak davranma külfeti altında olup imzalayarak verdiği belgenin sonuçlarına da katlanması gerektiğini, bu sebeple herhangi bir zararı olmuş ise kendisinin müterafik kusuru bulunduğunun da kabulü gerektiğini, yıpranmaya maruz kalabilecek eşyalarını mecurdan almamış olmanın münferiden davacının kusuru olduğunu, mecur halen daha davacının zilyetliğinde olup gerekli bakımları yapmamış olmanın davacının kusuru olduğunu, mahkemenin davacının zarara uğradığını kabul etmesi halinde davalı şirketin alacakları bakımından takas mahsup taleplerinin bulunduğunu, davacının manevi tazminat talepleri yersiz olup talep edilen tutarın ayrıca fahiş olduğunu, manevi tazminat talebinin ancak kişilik haklarının saldırıya uğraması halinde talep edilebilecek bir zarar kalemi olduğunu, yaşanan sürecin davacının bizzat kendi iradesi ile verdiği Tahliye Taahhüdüne aykırı davranmış olmasından kaynaklandığını, dava dilekçesinde adı geçen kişilerin davalı şirket ile herhangi bir bağlantısı bulunmadığını, davacının hiçbir maddi zararı bulunmadığını, kiracı olduğu sürecin 2020 ve 2021 yıllarını zaten pandemi sebebi ile güzellik merkezlerinin kapalı kaldığını, 2021 Haziran ayı için de davacının bizzat tahliye sözü verdiğini, davacı şirketin kuruluşu 2017 yılı Ağustos ayı olup bahsettiği gibi bir müşteri kaybı oluşabilecek ticari faaliyet gösteremediğini, mecurdaki tüm faaliyetlerinin Ekim 2018-Şubat 2020 tarihleri arası olduğunu, davacının müşterilerinin hemen hepsinin ...Hotel işletmesinin içinde yani davalı şirketin ticari itibarı, bilinirliği ve müşteri portföyü sayesinde oluştuğunu, söz konusu zararını ispat külfetinin davacıya ait olduğunu, bu nedenlerle öncelikle davanın görevsizlik nedeniyle reddine, dava belirsiz alacak davası olarak açılamayacağından hukuki yarar yokluğundan reddine, aksi kanaat halinde arabuluculuk sürecinin 04/10/2021'de tamamlandığı, fakat davanın 24/01/2022'de açıldığı gözönüne alınarak 04/10/2021 tarihi sonrası taleplerin reddine, her halükarda davanın esastan reddine, davanın kısmen/tamamen kabulü halinde davalı şirketin takas/mahsup talebinin kabulüne ve alacaklı olduğu tutar yönünden kısmen ve/veya tamamen reddine karar verilmesini talep etmiştir. Yerel Mahkemesince ispatlanamayan davanın reddine karar vermiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Taraflar arasında 03.10.2018 tarihli kira sözleşmesinin bulunduğunu, Davaya konu olan olayların pandeminin başladığı dönemde başladığını, Davalı taraf, müvekkile sürekli olarak hukuka ve sözleşmeye aykırı olarak kiralananı boşaltması için baskıda bulunduğunu, Müvekkil söz konusu kiralananı boşaltmak istemediğini, Zira müvekkilin şirketi oldukça yüksek bir işletme değerine sahip olduğunu,  Davalılar müvekkili iş yerinden tahliye edip daha yüksek bir kira bedeli ile yeniden kiraya vermek için müvekkile sürekli baskı uyguladığını, Müvekkili  tehdit ve baskılar ile yıldırıp, kiralanandan çıkarmaya çalıştıklarını, müvekkil davalıların haksız eylemleri neticesinde Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu, iş bu dava neticelenmeden ilk derece mahkemesince usul ve yasaya uygun karar verildiğini,  Hukuk hakiminin, ceza mahkemesi kararının kendisini bağlayıp bağlamadığını değerlendirebilmesi için, öncelikle ortada değerlendirmeye tabi tutulabilecek kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararının olması gerektiğini,  ayrıca, maddi vakıa olarak ceza mahkemesinin tespit edip kabul ettiği hususlarda da ceza mahkemesinin tespit ve buna ilişkin kararının hukuk hakimini bağladığını, Yani, ceza mahkemesi kararlarında tespit edilen maddi vakıalar yönünden hukuk hakiminin bağlı olduğu hususunda tartışma bulunmadığını, davalı tanıkları dahi müvekkile ait işyerinin anahtarını değiştirdiklerini açıkça ikrar etmiş oldukları halde, dolaylı olarak müvekkilin işyerine alınmadığının ispat edilmiş olması karşısında bu hususun dikkate alınmaması da yerinde olmadığını, Müvekkil, tüm bu olanlar karşısında tehdit edilmesi ve iş yerine zorla girilmesi sebebiyle hem çok korkmuş hem de bu korku sebebiyle iş yerine gidememesi sebebiyle maddi anlamda güç duruma düştüğünü,  bu sebeple psikolojisinin bozulduğunu, Kiralananın bulunduğu otel içerisindeki müvekkile ait reklamları müvekkilin herhangi bir kira borcu olmamasına rağmen kaldırıldığını, otel içinden ve dışından  müvekkile gelen müşterilerin kasten yanlış yönlendirerek müvekkilin ticari faaliyetinin engellemesi gibi sebepler ile müvekkili korkutarak baskı altına almaya çalışıldığını, Müvekkil tüm bu tavırlara karşı işletmesini devam ettirmeye çalışsa da tehditlere daha fazla dayanamayıp, korku içinde olduğundan ve gelen müşterilerinin de otel yetkilileri tarafından verilen talimatla yanlış yönlendirilmesi sebebiyle iş yapamaz duruma geldiğini, Nihayetinde 04.12.2021 tarihinde davalı şirket yetkilisi olan şüpheli ... isimli kişi, müvekkilin iş yerine gelerek müvekkile hakaretlerde bulunmuş ve kendisini tehdit etmiştir.Müvekkile karşı uzun zamandır devam etmekte olan bu baskı sebebiyle müvekkil aylardır iş yerine çoğunlukla gitmemekte, gittiğinde ise sürekli hakarete ya da tehdide maruz kalacağı tedirginliğiyle yaşamakta olduğunu, Nihayetinde şirket yetkilisinin bahsedilen tarihte müvekkili tehdit etmesi sebebiyle, müvekkil bu tarihten sonra iş yerine gidemediğini,  Müvekkil davalı tarafın tüm bu eylemleri dolayısıyla ticari değeri oldukça yüksek olan işletmesini işletememesi sebebiyle maddi zarara uğradığını, Haksız eylemler öncesi çalışıp, para kazanan müvekkilin öncelikle tehditler sonucu iş yerine gidememesi, sonrasında da iş yerine yapılan saldırı sonucu işletmesinin devamlılığı için zorunlu unsur olan cihazlarının çalınıp, parçalanması sonucunda işletmesini devam ettirememekte ve maddi anlamda güç duruma düştüğünü belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.  Dava; Kira sözleşmesi kapsamında maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Taraflar arasında 03.10.2018 tarihli kira sözleşmesinin bulunmaktadır. Davacı davalı tarafça hukuka ve sözleşmeye aykırı olarak sürekli olarak kendisine kiralananı boşaltması için baskı yapıldığı, tehdit ve hakaret edildiği, davacıya ait reklamları davacının herhangi bir kira borcu olmamasına rağmen kaldırdığı, cihazlarına zarar verildiğini,  davacının ticari faaliyetlerini engellediği iddiaları ile maddi ve manevi tazminat talep edilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 4/1. maddesi gereğince Sulh Hukuk Mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; ...kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalara bakmakla görevlidir.Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır.Somut olayda; taraflar arasındaki uyuşmazlığın kira sözleşmesinden kaynaklandığı  anlaşılmaktadır.Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 4/1-a maddesi uyarınca, dava değerine bakılmaksızın davaya bakma görevi Sulh Hukuk Mahkemesi'ne aittir. Hal böyle olunca, mahkemece uyuşmazlığın çözümünde Sulh Hukuk Mahkemesi görevli olduğu halde Asliye Ticaret mahkemesince davanın esası hakkında yargılama yapılarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. (Emsal Yargıtay 3. HD 2023/2919 Esas 2024/1215 Karar-----  Yargıtay 4. HD 2016/1072 Esas 2018/5112 Karar)Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, yargı organlarınca yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gerektiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun değişik gerekçe ile (görev nedeniyle) kabulüne, HMK.353/1-a-3 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın görevli mahkemeye gönderilmek üzere mahkemesine gönderimesine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun görev nedeniyle KABULÜNE,2-İlk derece mahkemesinin kararının HMK’nın 353/1-a-3 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Davada görevli mahkemenin İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine, 4-HMK'nın 20. Maddesi gereğince Dairemiz kararının taraflara tebliğinden itibaren  iki haftalık yasal süresi içerisinde taraflarca başvurulması halinde kayıtların kapatılarak dosyanın görevli İstanbul  Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmek üzere, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne iadesine, 5-Davacının istinaf başvurusu için yaptığı yargılama giderlerinin esas hakkında verilecek kararda değerlendirilmesine, harcanmayan istinaf gider avansının taraflara  iadesine,6-Karar tebliği, harç takibi ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,Dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonunda oy birliği ile kesin olarak karar verilmiştir. 23/10/2025<br>\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d55c9d76882c795b","SID":"4b0b8288ac511f81"}}