{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1121 - 2025/1218<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2023/1121 <br>KARAR NO\t: 2025/1218<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 03.10.2023<br>NUMARASI\t\t: 2019/203 Esas 2023/628 Karar<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 16.10.2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 24.10.2025<br><br>\tİlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; 23.07.2018 tarihinde, davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile ...'nın sevk ve idaresindeki davalı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın çarpışması sonucunda davacının yaralandığını ve malul kaldığını, davalı sigorta şirketi tarafından kısmi ödeme yapıldığını belirterek HMK’nın 107. Maddesi uyarınca şimdilik 3,00TL iş görmezlik alacağı, 3,00TL geçici iş görmezlik alacağı, 2,00TL tedavi gideri ve 2,00TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 10,00TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya 25.02.2019 tarihinde davalı şirket tarafından 3.003,47TL ödeme yapıldığını ve davacının zararının karşılandığını, kabul anlamına gelmemek üzere bakiye tazminat tespitinde ödeme tarihinin dikkate alınmasını ve davacıya yapılan ödemenin güncellenerek zarar hesabının yapılması gerektiğini, geçici iş görmezlik ve bakıcı giderinin SGK tarafından ödendiğini, teminat limiti kapsamında olmadığını, kaza sırasında davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığının tartışılması ve müterafik kusur olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğini, kusur durumunun ve davacının maluliyetinin tespit edilmesini, davacının avans faizi talebinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece yapılan yargılama sonunda; dosyadaki bilgi ve belgelere, alınan bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde davacının %75 oranında, davalı şirkete sigortalı araç sürücüsünün %25 oranında kusurlu olduğunun anlaşıldığı, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesinden alınan raporda, davacının kazadan kaynaklanan daimi maluliyetinin %0 oranında, tıbbi iyileşme süresinin 1 ay olduğunun, kaza sonrası bakıcı ihtiyacının olmadığının belirlendiği, davacının geçici işgöremezlik zararının 1.603,00 TL olduğu, davalı sigorta şirketi tarafından 25.02.2019 tarihinde davacıya 3.003,47TL ödeme yapıldığı ve davacının zararının karşılandığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının maluliyet oranı yönünden hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunu kabul etmediklerini, maluliyet raporları arasında çelişki olduğunu, tedavi gideri talebi yönünden bir rapor alınmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\t6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.<br>\tDavacı vekili, davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile ...'nın sevk ve idaresindeki, davalı şirkete ZMSS poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın çarpışması sonucunda davacının yaralandığını ve malul kaldığını belirterek geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı, tedavi gideri ve bakıcı gideri talep etmiştir.<br>\t1-Mahkemece, davacının maluliyetinin belirlenmesi yönünden Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 01.07.2021 tarihli ilk raporda, davacının kazadan kaynaklanan daimi maluliyetinin Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre zihinsel ruhsal davranış bozuklukları ve görme yetersizliği nedeniyle toplam maluliyetinin %33 oranında olduğu, 6 ayda iyileşeceği, 2 ay bakıcıya ihtiyacı olduğunun belirtildiği, davalı sigorta şirketinin rapora itiraz ettiği ve dosyaya 07.07.2021 tarihli Tıbbi Mütalaa raporunu sunduğu, bu raporda, Hacettepe Üniversitesi tarafından belirlenen maluliyet oranının fazla olduğunun, rapor tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının maluliyetinin %8 olduğunun belirtildiği görülmüştür. Bunun üzerine mahkemece Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulundan rapor alındığı, bu raporda ise Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının kazadan kaynaklanan zihinsel ve ruhsal aktif psikopatoloji tespit edilmediği, orbita BT'de patoloji görülmediği belirtilerek daimi maluliyetinin %0 olduğu, 1 ayda iyileşeceğinin belirlendiği, yaralanmanın araz bırakmadan iyileştiğinin bildirildiği anlaşılmış olup raporlarda belirtilen maluliyet oranları arasındaki çelişkinin giderilmesi için davacının tedavisine ait tüm tedavi evrakları ve son durum raporları alınarak olay tarihinde Yargıtay uygulamalarına göre Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre Adli Tıp Kurumu, Üst Kurulundan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken aynı yönetmeliğe göre düzenlenmiş olan raporlar arasındaki çelişki giderilmeden son rapor hükme esas alınarak sürekli işgöremezlik tazminatı talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>\t2-Davacının, dava konusu kaza nedeniyle gördüğü tedaviye ilişkin olarak SGK tarafından karşılanmayan, KTK’nın 98. maddesi kapsamında kalmayan, tedavi giderlerinin de davalıdan tahsilini talep etmiş olup talep edilen bu zararın miktarı TBK'nın 50/2. maddesi ve 51. maddesine göre belirlenmelidir. Bu durumda mahkemece, tedavi giderleri konusunda uzman doktor bilirkişiden, davacının kazadaki yaralanmasının niteliği, tedavisinin mahiyeti, tedavi süresi ve şekli ile tedavi belgeleri dikkate alınmak suretiyle, tedavi sürecinde yapılması muhtemel ve belgelenmemiş tedavi giderlerinin miktarı konusunda ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınması gerekmektedir. Mahkemece, davacının tedavi gideri talebi yönünden bir inceleme ve araştırma yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.<br>\t3-Kabule göre de; davacının, davalı sigorta şirketinden sadece geçici işgöremezlik tazminatı talep edebileceği, tıbbi iyileşme süresinin 1 ay olarak belirlendiği, buna göre davacının geçici işgöremezlik zararının 1.603,00 TL olduğu, davalı sigorta şirketi tarafından 25.02.2019 tarihinde davacıya 3.003,47TL ödeme yapıldığı ve davacının bu şekilde zararının karşılandığı gerekçesiyle geçici işgöremezlik tazminatı talebinin reddine karar verilmişse de; davalı sigorta şirketi tarafından davacıya yapılan ödemenin geçici işgöremezlik zararına ilişkin olup olmadığı, hangi zarar kalemi için yapıldığı dosya kapsamında anlaşılamamıştır. Bu durumda, davalı şirket tarafından davacıya yapılan ödemeye ilişkin belgeler getirtilerek ödemenin niteliği ve kapsamı belirlenerek ödemenin geçici işgöremezlik zararına ilişkin olduğunun anlaşılması halinde mahsup edilmesi gerekirken bu hususta bir araştırma yapılmadan ödemenin geçici işgöremezlik zararından tenzil edilmesi doğru görülmemiştir.<br>\tAçıklanan nedenlerle, HMK’nın 355. maddesi gereğince, istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan inceleme sonunda; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a.6. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak hüküm kurulması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM \t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>\tYeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br>\t2-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, <br>\t3-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,<br>\t4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 16.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye<br>Üye <br>Katip <br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"76b0e9cfdd8e17db","SID":"24baa7ad8884bb77"}}