{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/1813 - 2025/2006<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/1813 <br>KARAR NO\t: 2025/2006<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                            K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 01/11/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/267 E.  -  2022/334 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01/11/2022 Tarih ve 2020/267 Esas - 2022/334 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar ..., ... Medikal Limited Şirketi tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t Davacı vekili, müvekkilinin  \"...\"  ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı Şirketin \" \"...”  ibareli başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının, dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunduğunu, dava konusu başvurunun müvekkili markalarının serisi olarak algılanacağını, müvekkilinin markaları tanınmış olduğundan SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da bulunduğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu  ileri sürerek,  2020-M-8613 sayılı  YİDK kararının iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>Davalı ... vekili, müvekkil Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Diğer davalı vekili, tarafların markaları arasında iltibasa neden olacak bir benzerlik bulunmadığını, \"...\" ibareli birçok marka tescili bulunduğunu, davacı yanın markasının tanınmış olmadığını, “...” kelimesinin el arabası anlamına geldiğini, müvekkilinin portatif, hareket ettirilebilen ürünler tasarladığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 10. sınıf malların davacının itirazına mesnet markaları kapsamında yer alan mallarla aynı, aynı tür ve benzer bulunduğu, tarafların marka işaretleri arasında da  biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, davacı yanın seri marka yaratma alışkanlığının varlığı gözetildiğinde, dava konusu markanın da bu serinin devamı olarak algılanma ihtimalinin son derece kuvvetli olacağı, “...” ibaresi içerir sair tescillerin varlığının, anılan ibarenin zayıf ayırt edici bir unsur olarak yorumlanması sonucunu doğurmadığı gibi somut olay açısından taraf markaları arasında tespit edilen ilişkiyi de ortadan kaldırmadığı, 10. Sınıf malların ilgili tüketici kitlesi nezdinde dahi markaların birbirleri ile ilişkilendirilme ihtimalinin mevcut olacağı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının \"...\" markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, taraf markaları arasında iltibas bulunduğu, davacının markalarının tanınmış olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile YİDK'ın 2020-M-8163 sayılı kararın iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, tarafların markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan benzerlik ve karıştırılma ihtimali  bulunmadığını, dava konusu başvuruya bir bütün olarak yeterli ayırt ediciliğin sağlandığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.        <br>          Davalı Şirket vekili, müvekkilinin “...” markasının, davacı markaları ile karıştırılma ihtimali bulunmadığını \"...\" ibareli bir çok tescilli marka bulunduğunu, müvekkilinin başvurusunun asli unsurunun  \"haraket ettirilebilen araç, el arabası\" anlamına gelen \"...\" ibaresi olduğunu, mahkemece alınan bilirkişi raporunda \"...\" sözcüğünün sepet anlamında olduğu davacının \"...\" isimli markasının müvekkil şirketin \"...\" markası ile birebir aynı ibarenin Türkçe- İngilizce karşılığı olduğu belirtilmişse ise de ortalama bir Türkçe- İngilizce sözlükten bakıldığında \"...\" sözcüğünün \"hareket ettirilebilen araç, el arabası\" anlamına geldiğinin görüleceği, bilirkişi heyeti raporunda, internet alışverişlerinde kullanılan \"... ...\" ifadesinin \"alışveriş sepeti\" anlamına geldiği beyan edilse de yalnızca bu iki kelimenin bir arada kullanılması ile böyle bir anlam çıkartıldığı, kaldı ki \"... ...\" ifadesinin dilimize \"alışveriş sepeti\" olarak çevrilmesinin kültürel yönü olan bir çeviri olduğunu,  ayrıca emtia benzerliği şartının da gerçekleşmediğini, mahkemece hükme esas alınan kök ve ek bilirkişi raporlarının usul ve yasaya aykırı bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.       <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK  kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br> İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı Şirketin,15.01.2019 tarihinde \"...\" ibaresini 10.  sınıf mallarda tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının \"...\" ibareli markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, itirazın önce Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiği, bu karara yönelik davacı itirazının da YİDK'ın  2020-M-861 sayılı kararıyla reddine  karar verildiği, anılan kararın davacı tarafa 20.10.2020 tarihinde tebliğ edildiği, işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 20.12.2020 tarihinde  açıldığı anlaşılmıştır.<br>İlk derece mahkemesince dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunduğu, davacının markalarının tanınmış olduğunun ispatlanamadığı  gerekçesiyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olup, karara karşı sadece davalılar tarafından istinaf yoluna başvurulduğu gözetildiğinde, istinaf incelemesine konu uyuşmazlık, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas koşullarının oluşup oluşmadığı, noktasındadır.<br>6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409).  İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir.<br> Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; mahkemece alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 10. sınıf mallar davacının itirazına mesnet markaları kapsamında da yer aldığından, ilk derece mahkemesinin tarafların markaları arasında emtia benzerliği şartının gerçekleştiği kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.<br>Tarafların marka işaretlerinin karşılaştırmasına gelince; dava konusu başvuru \"...\" ibaresinden, davacının itirazına mesnet markalarının asli unsurları da \"...\" ibaresinden oluşmaktadır. Görüldüğü üzere taraf markalarında \"...\" ibaresi ortak olarak yer almakta olup, esasen taraflar arasındaki uyuşmazlıkta buradan kaynaklanmaktadır.   Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2024/4122-2025/2369 E/K sayılı ilamında da açıklandığı üzere, \"...\" ibaresinin  ayırt ediciliği oldukça düşük olup, her ne kadar tescilli olduğu sürece markanın korunması esas ise de bu ibareyi içeren markaların koruma kapsamları dar değerlendirilmelidir. Diğer bir deyişle, anılan ibarenin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldıracağının kabulü gerekmektedir. Aksinin kabulü halinde, tasviri ve vasıf bildirici veya ticaret alanında herkesin kullanımına açık ibareleri bir şekilde tescil ettiren kişilerin, bu ibarelerin başkaları tarafından kullanımına engel olmaları sonucu doğacaktır. Bu kapsamda yapılan değerlendirmede dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" asıl unsurlu markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira dava konusu başvuruda , \"...\" ibaresinin yanında \"...\" ibaresine yer verildiği, bu şekilde başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı kanaatine varıldığından, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir. Ayrıca her ne kadar mahkemece alınan bilirkişi raporunda, dava konusu başvuruda yer alan \"...\" ibaresinin özellikle internet alışverişlerinde \"alışveriş sepeti\" anlamına gelecek şekilde kullanıldığı, bu nedenle davacının itirazına mesnet \"...\" markası ile birebir aynı anlamı taşıdığı sonucuna varılmışsa da \"...\" ibaresinin İngilizce bir kelime olup \"el arabası\" anlamına geldiği tespit edildiğinden, bilirkişi raporundaki bu görüşe de iştirak edilmemiştir.<br>  Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.<br>Bu itibarla, ilk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan nedenlerle dava konusu \"...\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" asıl unsurlu markalar arasında, emtia benzerliği şartı gerçekleşmesine rağmen marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesindeki koşulların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalılar ..., ... Medikal Limited Şirketi vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01/11/2022 gün ve 2020/267 Esas - 2022/334 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın  REDDİNE,<br>\t3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 54,40-TL harçtan mahsubu ile bakiye 561,00-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, \t<br>\t4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>\t5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t6-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 150,00-TL posta masrafı, 738,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan 888,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,  <br>\t7-Davalı şirket tarafından istinaf aşamasında yapılan 738,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak anılan davalı şirkete verilmesine,  <br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip resen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t9-Davalı kurum ve davalı şirket tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 269,85'er-TL istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talep halinde davalı kuruma ve davalı şirkete ayrı ayrı iadesine,  <br>10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 24/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br>\t<br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :13/11/2025\t    \t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ab162ea3a63216dd","SID":"33f7ebd75d0c4bb3"}}