{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/1686 - 2025/2016<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/1686   <br>KARAR NO\t: 2025/2016<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07/04/2023<br>NUMARASI\t\t: 2021/186 E.  -  2023/264 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br>\t<br>Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 07/04/2023 tarih ve 2021/186 Esas - 2023/264 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br> <br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t Davacı vekili, müvekkilinin  taşıyıcı mali mesuliyet sigortacısı olduğu dava dışı .....Ltd ŞTİ tarafından taşınması üstlenilen malların sigortalı aracın yanması sonucu zayi olduğunu, bu nedenle müvekkillinin zayi olan mal sahiplerine ödeme yaptığını, dava konusu olaya ile ilgili olarak alınan raporlarda yangının aracın üretim hatsından kaynaklandığının tespit edildiğini, davalıların yangın çıkaran aracın üreticisi ve satıcı olduruklarını müvekkilinin sigorta poliçesi kapsamında hak sahiplerine ödediği bedellerden sorumlu olduklarını ileri sürerek, hak sahiplerine ödenen toplam 188.828,71.-TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı .....AŞ vekili, dava konusu taşıma sorasında araçta çıkan yangının aracın üretim hatasından kaynaklanmadığını, davacının davasına dayanak yaptığı Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/405 D.İş sayılı dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunda  yangının çekicinin elektriksel ve elektroniksel sistemlerinde herhangi bir nedenle meydana gelen arıza sonucu yangın çıktığının, kısa devre (ARK)'ye sebebiyet veren arızanın tespit edilemediğinin belirtildiğini, bilindiği üzere nakliyat yapan araçlarda kısa devre(ark) oluşması sebebi ile ortaya çıkan yangınların %70'inin araç sürücü tarafından kullanılan ve aracın elektronik aksamına uygun olmayan elektrikli soba, webastolar, su ısıtıcıları, çay ve kahve makineleri, çakmaklığa takılmak sureti ile kullanılan diğer elektronik ürünler vb kabin içerisinde kullanılan elektrikli aletlerden kaynaklandığını, tamamen yanmış, %100 oranında kullanılmaz hale gelmiş araçta dahi kablolar üzerinde detaylı bir inceleme yapılarak ark patlamasına sebep olan arızanın kaynağının tespit edilmesi mümkün iken bu tespitin yapılmadığını, dava konusu olaya sebebiyle araç sürücüsünün jandarmada verdiği ifadesinde yangını kasten çıkardığını beyan ettiğini, davacının aracın ayıplı çıkması halinde  aracın üreticisine rücu edilebilmesi için taraf olduğu davalarda müvekkile davayı  ihbar etmediğini ya da çok geç ihbar ettiğini,  açılan davaların bir çoğunun ya feragatle ya sulh ile neticelendiğini, müvekkillerinin savunma hakkının gasp edildiğini, ayırca davacının sigortalısı tarafından da ayıp ihbarında  bulunulmadığını, savunarak davanın reddini istemiştir.<br>Diğer davalı vekili,  zarara sebep olan yangının dava dışı sigortalı araç sahibinin şoförü tarafından çıkarıldığına dair jandarma ifadesi bulunduğunu,  meydana gelen yangının araçtaki üretim hatasından/ayıptan kaynaklandığına dair delil bulunmadığını,  yangını çıkardığını baskı altında olmaksızın kendiliğinden jandarmaya  itiraf eden araç şoförünün ceza yargılaması sırasındaki inkar yönündeki beyanları ile beraatine karar verilmesinin hukuk mahkemesini bağlayıcı nitelikte olmadığını, davacının müvekkiline rücu imkanı olmadığını, ayıba karşı tekeffül hükümlerince zamanında ihbar koşulunun yerine getirilmediğini, davacı aleyhine açılan davaların müvekkiline ihbar edilmediğini, ayrıca müvekkilinin dava konusu aracın çıktığı aracın üretici olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, bilirkişi raporları ile söz konusu yangının araçta bulunduğu ileri sürülen bir ayıp ya da üretim hatasından kaynaklanmadığının tespit edildiği bu nedenle davalılara yangının meydana gelmesinde atfı kabul bir kusur bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, yerel mahkemenin davanın reddine dair kararına dayanak gösterilen  ve birbirleri ile  uyumlu olduğu belirtilen bilirkişi raporları arasında herhangi bir uyum bulunmadığı gibi kesinleşen ceza mahkemesi kararının aksine görüş içeren ilk raporun karara dayanak gösterilmesinin de hukuken mümkün olmadığı, mahkemece alınan ikinci bilirkişi raporunun varsayıma dayalı olarak düzenlendiğini, anılan bilirkişi raporunda araç içerisinde kontaktan beslenen elektrik akımı ile çalışan bilinmeyen bir elektrikli ekipman kullandığı kanaatini destekleyecek  uydu takip cihazına ait bilgiler dışında gerek dava dosyasında gerekse de aynı yangın olayı ile ilgili yargılaması sona ermiş  birçok dava dosyası içeriğinde başkaca hiçbir delil bulunmadığı, yangın olayının hemen akabinde   Çorlu 2 ASHM'nin 2014/405 D.İş sayılı dosyasında  yangın uzmanı ve makine mühendislerinden oluşan 3 kişilik  bilirkişi heyeti tarafından yanan aracın fiilen incelenmesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda, mahkemece alınan ikinci bilirkişi raporunda yangının kaynağı olarak gösterildiği şekilde  yanan araç üzerinde elektrik kontağından beslenen  çekiciye ait olmayan bir cihazın bulunduğuna dair bir değerlendirme ve tespitte bulunmadığını, davaya konu yangına davalılar tarafından üretilen ve satışı gerçekleştirilen 34 KE 2157 plakalı çekicideki gizli ayıbın neden olduğunun aynı yangın olayına ilişkin bu güne kadar diğer mahkemelerde alınan bilirkişi raporları ile tespit edildiğini, mahkemece alınan ikinci bilirkişi raporunun bu raporlarla çelişkili olduğunu, rapora karşı itirazları karşılanmadan ve raporlar arasındaki çelişki gidermeden karar verildiğini, diğer taraftan davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t:1- Dava, tarafından taşıyıcı mali sorumluluk sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br> Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, mahkemece alınan ikinci bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere dava konusu yangının, davalıların üretici ve satıcısı olduğu aracın üretim hatasından kaynaklandığının ispatlanamadığı, gerek dava konusu yangın sonrasında davacının talebi üzerine  Çorlu 2 ASHM'nin 2014/405 D.İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu gerekse de davacı tarafça aynı olay nedeniyle açılan dava dosyalarında alınan bilirkişi raporları ile mahkemece alınan ikinci bilirkişi raporu arasında çelişki bulunmadığı, zira bahsi geçen bilirkişi raporlarında, dava konusu yangının, aracın elektriksel ve elektroniksel sistemlerinde herhangi bir nedenle meydana gelen arıza sonucu çıktığı sonucuna varıldığı, bu arızanın aracın üretim hatasından kaynaklandığına yönelik bir tespitte bulunulmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan  kalan sair istinaf itirazlarının esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>2-Ancak, mahkemece maddi tazminat istemli davanın reddi nedeniyle  karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/4 maddesi uyarınca davalılar yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde  nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilebilen, yerel mahkeme hükmünün düzeltilerek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmeyip, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenlediğinden, Dairemizce asıl davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>\tDairemizce işin esası yönünden bir karar verilmeyip, münhasıran vekalet ücreti yönünden karar kaldırıldığından, ilk derece mahkemesinin karar tarihinde geçerli bulunan harç ve vekalet ücretine göre hüküm kurulmuştur.<br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan REDDİNE,<br>\t2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/04/2023 gün ve 2021/186 Esas - 2023/264 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>                        3-Davanın  REDDİNE,<br>\t4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 179,90 TL maktu karar ve ilam harcın, peşin olarak alınan 3.224,73-TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.044,83-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine, \t<br>\t5-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden, ilk derece mahkemesinin karar karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/4 maddesine göre belirlenen 9.200,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>\t6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t7-Davalılar tarafından ilk derece yargılamasında ve istinaf aşamasında herhangi bir gider yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,   <br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip resen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>9-6325 Sayılı Kanunun 18/A-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.360,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,  <br>\t10-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talep halinde davacıya iadesine,  <br>11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına <br>12-İİK'nın 36/5. maddesi uyarınca istinaf kararının neden ve şekline göre, icranın geri bırakılması için davacıdan alınan 19.500,00-TL tutarındaki nakit teminatın davalılar lehine hükmedilen 9.200,00 TL vekalet ücreti ve ferilerini aşan kısmının davacıya GERİ VERİLMESİNE,   <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 24/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br>\t<br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/11/2025    \t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ec3d47e3638f49a2","SID":"e0135727b33ce531"}}