{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/89 <br>KARAR NO\t: 2025/1183<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 04/11/2021<br>NUMARASI\t: 2020/1009 Esas -  2021/1022 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/09/2025<br>Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı tarafın Ocak 2018 de davalıdan 504 metre kare mozaik fayans ve 5.5 metre karelik kaplumbağa şeklinde mozaik dizaynı siparişi verildiğini, Nisan ve Mayıs 2018 aylarında iş bu mozaiklerin montajının gerçekleştirildiğini, 2018 Ekim ayı sonuna kadar havuzların kullanıldığını, Ekim ayının başından 2019 yılı Nisan başına kadar havuzların kullanılmadığını, iş bu mozaiklerin Karadağ ülkesi genelinde 7 tane havuzda kullanıldığını, Nisan 2019 da mozaiklerin yüzeyden kendiliğinden ayrıldığını, 540 metre kare mozaik için 7.010,00 Euro, 1.472,10 Euro gümrük vergisi, 36,30 Euro nakliye ücret olmak üzere toplam 8.518,40 Euro ödediklerini, montaj işçiliği, montaj için kullanılan malzemeler ve sair giderler olarak 28.844,60 Euro maliyet olduğunu, ticari itibarlarının yerle bir olduğunu 6.155,50 Euro tutar ile birlikte 35.000,00 Euro alacaklarının olduğunu beyanla, davacı taraf yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle, itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine %40' dan aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafa 540 metre kare mozaiğin 7.010,00 Euro karşılığından yollandığını, gönderilen mozaiklerin yanlış uygulamadan dolayı söküldüğü, mozaiğin havuzlara uygulanması gibi masrafların kendilerini ilgilendirmediğini, uygulamada kullanılan ürünlerde hata ve ayıp olmadığını beyanla, davanın reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Dava, itirazın iptali davası olup, iddia,savunma,sunulan deliller ve tüm dosya kapsamı ile bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli bulunmuş davacının, davalıdan dava konusu mozaikleri satın aldığı mozaiklerin havuzlarda kullanıldığı hususlarındabir ihtilaf bulunmamakta olup dosyada alınan teknik bilirkişi raporundaki tespitte de  davaya konu mozaiklerin davacı tarafça ıslak zeminde kullanıldığı  ve moziklerin havuzdan ayrılmasında  davacının  uygulama hatasının olduğu tespit edilmesi karşısında anılan şekilde kullanımdan doğan zarardan  davalının sorumlu olduğuna ilişkin delilleri dosyaya sunmadığı hususu hep birlikte değerlendirilmesinde   ispat yükünü düzenleyen 6100 sayılı hukuk muhakemeleri kanunu’nun '' HMK  190.maddesine göre “ (1) ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. '' hükmü dikkate alındığında davacı iddiasını ispat edememiş olup ispat edilemeyen davanın reddine ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada asil vekil bulunmasına rağmen tebligatların usulüne uygun olmayan yetki belgesine dayanarak yetkilendirilen avukata yapıldığını, oysa dosyada tebligatın yapıldığı avukatın davacı vekili olmadığını, zira dosyadaki tevkili usulsüz bir yetki belgesine dayandığını, bu durumda dosyada müvekkilinin tek bir vekili bulunduğunu ve tek asil vekil olarak kendilerine bilirkişi raporunun tebliğ edilmediğini, Bilirkişi raporu taraflarına tebliğ edilmediğinden rapora itiraz etme hakları doğmadan hüküm kurulmasının hukuka aykırılık teşkil etmekte olup ilk derece mahkemesinin bu kararının kaldırılarak ve gerekli düzeltmeler yapılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesince ilave gerekçe sunulmadan ve yalnızca mantığa ve hukuka aykırı bilirkişi görüşüne dayanılarak, iddiaları gözetilmeden hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporunda iki cümlelik teknik değerlendirme ve sekiz paragraflık hukuki mütalaanın bilirkişi raporunun amacına aykırı olmakla birlikte hukuka da aykırılık teşkil ettiğini, bilirkişi raporundaki teknik değerlendirme bölümü olması gerekenin aksine sadece varsayımlara dayandığını,  zira ürünleri Karadağ'dan getirip elden teslim etmelerine rağmen üzerinde herhangi bir inceleme yapılmadığını, özellikle havuz için üretilmiş bir malzemenin, havuzdaki olağan kullanımdan kaynaklanan yıpranmaya bağlı olarak havuz kullanım ömrüne göre oldukça kısa bir sürede telef olması uyuşmazlığa konu malın kalitesizliğini, malın gizli ayıplı olduğunu ve satış esnasında verilen bilgilendirmenin düzgün bir şekilde yapılmadığını, ayrıca mozaiklerin yapıştırılması için kullanılmış yapıştırıcı da davalı tarafından gönderilmiş olup bu maldaki gizli ayıp sebebiyle her şeyin de zarar gördüğünü, gizli ayıp ancak malın kullanılmasıyla ortaya çıkabilecek ayıplar olup müvekkilinin de bu ayıbı ancak kullanımdan 1 yıl sonra ayıbın ortaya çıkması ve mağduriyet yaşamasıyla fark ettiğini, her ne kadar ilk derece mahkemesi ispat yükümlülüklerini gerçekleştiremediklerinden bahisle davanın reddine karar vermişse de dava sürecinde dava dilekçesinde belirttikleri üzere davalı ile elektronik yazışmalarını dosyaya sunduğunu beyanla  istinaf taleplerinin kabulüne, İlk derece mahkemesi kararının kaldırılarak dosyanın yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE : Dava, ticari satım sözleşmesi kapsamında ayıplı olarak teslim edildiği iddia olunan ürünün bedeli ve ayıplı ürün teslimi nedeniyle yapıldığı iddia olunan  masrafların iadesi istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, yetki belgesi sunan avukata bilirkişi raporunun tebliğ edilmesinin usulüne uygun olup olmadığı, satılan ürünlerin ayıplı olup olmadığı, bedel iadesi ve masrafların tazmin koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul 35. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"01.05.2019 tarihli 35.000,00 Euro tutarlı  asıl alacak\" sebebine dayalı olarak 35.000 Euro asıl alacağın 4.902,39 Euro işlemiş faiziyle birlikte 39.902,39 Euro'nun tahsili istemiyle 16.01.2020 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Avukatlık Kanunu'nun 56/5. maddesinde \"Avukatlar veya avukatlık ortaklığı başkasını tevkil etme yetkisini haiz oldukları bütün vekâletnamelerini kapsayacak şekilde bir başka avukata veya avukatlık ortaklığına vekâletname yerine geçen yetki belgesi verebilir. Bu yetki belgesi vekâletname hükmündedir.\" şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Yetki belgesinin 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 56/5. ve Avukatlık Kanunu Yönetmeliğinin 18.maddelerine göre yetki belgesinde yetki verenin ve yetkilendirilenin adı, soyadı, barosu, sicil ve vergi numarası ve bu maddenin birinci fıkrasında yazılı hususların yer alması ve yetki belgesinin asıl ve örnekleri ibraz edilirken vekaletname pulu yapıştırılması zorunludur. Vekil tarafından yetkilendirilen vekillere yapılan tebligatların geçerliliği için yetki belgesinden hangi yetkilerin ve kim adına verildiğinin tespit edilebilmesi gerekmektedir.Somut uyuşmazlıkta; davacı tarafından vekil tayin edilen Av. ...,  düzenlediği ve vekil tayin ettiği Av. ...vekaletname kapsamındaki tüm iş ve işlemler için yetkilendirmiş olup, yetki belgesinde, vekaletname bilgileri yer almamış ve vekaletname pulu eklenmemiş ise de yetki belgeli avukatın dava ve duruşmalara katılarak işlemler yaptığı gözetildiğinde bilirkişi raporunun bu vekile tebliğ edilmesinde usul ve yasaya aykırı bir durum yoktur. Kaldı ki davacı vekilinin kendi düzenlediği yetki belgesinin usul ve yasaya aykırı olduğu iddia etmesi, hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olup, davacı vekilinin bilirkişi raporunun tarafına tebliğ edilmediğinden rapora itiraz etme hakkının doğmadığı yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Taraflar arasında mozaik satımına ilişkin ticari ilişki bulunmakta olup, davacının satın aldığı ve bedelini ödediği 2018 yılı Ocak ayında gönderilen mozaikleri Karadağ'da havuzlarda kullandığı ancak sonrasında mozaiklerde ayrılmalar olması üzerine mozaiklerin davacı tarafça söküldüğü, davalı tarafından 2019 yılının Nisan ayında davacıya bedelsiz olarak mozaik gönderildiği ayrıca davacıya 2019 yılının Mart ayında da bedelini ödediği mozaiklerin gönderilmiş olduğu ihtilafsızdır. Davacı, 2019 yılının Mart ayında satın aldığı mozaiklerin, önceki mozaiklerle aynı olduğu ve bu mozaikleri kullanamayacağı gerekçesiyle ödediğini belirttiği mozaik bedeli, gümrük ve nakliye gideri  8.518,40 Euro, ikame mozaik için ödediğini belirttiği gümrük ve nakliye gideri 700,34 Euro, mozaiklerin montaj masrafları, yapıştırma ve düzeltme malzemeleri, işçilik giderleri ile birlikte 28.844,60 Euro ile ticari itibarı telafi bedeli 6.155,5 Euro'dan oluşan 35.000 Euro alacağın tahsilini talep etmiş; davalı ise ilk gönderilen mozaiklerin yanlış uygulamadan dolayı söküldüğünü, ticari ilişkinin zedelenmemesi için bedelsiz olarak tekrar aynı miktarda mozaik gönderdiğini, sorunun uygulama ya da yapıştırıcı kaynaklı olduğunu savunmuştur.Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı).Ayıba karşı tekeffül borcu, satılan şeyde satıcı tarafından zikir ve vaat edilen vasıfların bulunmamasından veya satılan şeyin değerini yahut akit gereğince ondan beklenen faydaları azaltan veya kaldıran noksanları bulunmasından satıcının sorumlu tutulmasını ifade eder.Satış sözleşmesinde, satıcı zapttan ve ayıptan ari bir şekilde satılanın, mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. Satılanın ayıplı olması halinde alıcı Türk Borçlar Kanunu'nun 227/1. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarını kullanabilir. Alıcının seçimlik haklarını kullanması için Kanunda düzenlenmiş bir süre bulunmamakta olup, muayene ve ihbar külfetinin yerine getirilmiş olması yeterlidir.Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise, alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklı tutulmuştur. Somut olayda, davalıdan satın alınan ve 2018 yılı Ocak ayında gönderilen mozaiklerin 2019 yılı Nisan ayında havuzların tekrar faaliyete geçirilmesi sırasında filelerinden ayrılmaya ve düşmeye başlaması üzerine 05.04.2019 tarihli e-mailde durum davalıya bildirilmiş, davalı aynı tarihli cevabı mailinde \"bu durumun nedeni olarak yapıştırmada sorun olabileceği veya havuzun montajından sonra uzun süre susuz kalmış olabileceği şeklinde iki seçenek belirterek çözüm amacıyla yeniden mozaik üreteceklerini\" belirtmiştir. Ayrıca davalı, 03.05.2019 tarihli  davacıya gönderdiği mailde, file üreticisinin üretimde sorunlar yaşadığını ve davacı siparişi için kullanılan filelerde de sorun olup olmadığını bilemediğini taraflarına beyan ettiğini  ancak kendilerinin risk almayarak sorunu kabul ettiklerini, file üreticisinin sorunu düzelttikten sonra ürünü test ettiklerini, fuga konusuna dikkat edilerek doğru montaj yapıldığı takdirde mozaiklerin düşmeyeceğini belirtmiş, 07.05.2019 tarihli mailde de davacıya doğru kimyasal ve doğru montaj yöntemi kullanıldığından emin olunması gerektiğini bildirmiştir .Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda, mozaiklerin ıslak zeminde kullanılması nedeniyle mozaiklerin yapıştırıldığı malzemenin kalitesiz olabileceği ya da uygulama hatasının olabileceği, havuzlarda kullanılan (havuz kimsalları) klor, çöktürücü, yosun önleyici vb.gibi ürünlerin uygun kalitede olmaması halinde mozaik derzlerinde su basıncıyla erime olabileceği, bunun da havuzun mozaiklerinde ayrılmalara neden olacağı, bu bakımdan ayıplı bir ürün ifasının bulunmadığı kanaati bildirilmiştir.Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır.Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.  Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdırDosyaya sunulan mail yazışmalarından anlaşılacağı üzere davalının sorun yaşanılan mozaiklerin yerine ücretsiz olarak yeniden mozaik göndermiş olması, mozaiklerde üretimden kaynaklı ayıp olduğunu kabul ettiği sonucunu doğurmaz. Davalıdan satın alınan mozaiklerin montajının davacı tarafından gerçekleştirildiği gözetildiğinde davacının, gönderilen mozaiklerin ayıplı olduğunu ispatlaması gerekir. Ne var ki davacı tarafça  dava konusu edilen mozaiklerde, bilirkişi raporunun aksine, üretimden kaynaklı ayıp bulunduğu konusunda yapılmış bir tespit veya rapor bulunmadığı gibi mozaiklerin yapıştırılması için kullanılan yapıştırıcının  davalı tarafından gönderildiğine dair dosyada bir delil de yoktur. Buna göre  davacı, satıma konu mozaiklerde üretimden kaynaklı ayıplı olduğunu dosya kapsamı ile ispatlayamamıştır. Mahkemece dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunun hükme esas alınması yerinde olup, ayıp nedeniyle bedel iadesi ile ayıp sonucu uğranıldığı iddia edilen zararın tahsili istemine ilişkin davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR  : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  23/09/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f890ac12f3d98fc7","SID":"fd648e57f93bd4f0"}}