{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO\t: 2023/1187 <br>KARAR NO\t: 2025/1183<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13.07.2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/678 Esas 2023/609 Karar<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 13.10.2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 06.11.2025<br><br>\tİlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... AŞ vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; 14.06.2015 tarihinde davalı ... tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olan davalı ... yönetimindeki aracın davacı şirkete ait araca çarpması sonucunda davacının aracında ağır hasara neden olduğunu, kaza sonrasında aracının değerinin çok fazla düştüğü davalıların kaza tarihi itibariyle temerrüde düştüğünü belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla araçta meydana gelen 1.000,00 TL değer kaybının tüm davalılardan müşterek ve müteselsil olarak, 1.000,00 TL kazanç kaybının ise fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı ...’dan, kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle tahsilini istemiş, 13.06.2017 tarihli dilekçesiyle; dava değerini değer kaybı için 56.548,53 TL'ye ve mahrumiyet zararını 4.000,00 TL'ye yükseltmiştir.<br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, kusur oranlarının tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, talep edilen miktarın fahiş olduğunu, değer kaybının bu kadar olamayacağını, araçta meydana gelen ve davaya konu edilen zararların sigorta poliçesinde öngörülen teminat dışında olduğunu, gerçek zarar dışındaki zararların teminat dışında olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.<br>Davalı ... vekili 25.11.2015 tarihli hasar ödeme makbuzunu sunarak, kaza nedeniyle ... Sigorta AŞ' ye 29.000,00 TL hasar ödemesi yaptığını bildirmiştir.<br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalının olayda kusurunun bulunmadığını, karayolunda nizami hızda seyrederken kazanın oluştuğunu, kaza tutanağında yazılanın aksine davacı şirkete ait aracın hareket halinde olmadığını, davacı şirkete ait aracın gidişe göre sağ şerit çizgisini ortalamak suretiyle park halinde olduğunu, kaza sonrası çekilen fotoğraflara bakıldığında davacının aracının hareket halinde olması halinde bu şekilde duramayacağını, davalının aracının sağ ön kısmı ile davacı şirkete ait aracın sol arka kısmına vurduğunu, davalının tünelden çıktıktan sonra aracı fark ettiğini, araca çarpmamak için sol şeride geçmek istemişse de sol şeritte başka bir araç olduğu için sol şeride geçemediğini, frene basmak zorunda kaldığını, yolun ıslak olması nedeniyle davacının aracına çarpmak zorunda kaldığını, davacı şirketin aracının sürücüsü nizami park etmiş olsaydı kazanın meydana gelmeyeceğini, davacı aracının park etmenin ve duraklamanın yasak olduğu yerde park ettiğini ve tedbirleri almadığı için kazanın meydana geldiğini savunarak davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk derece mahkemesince daha önce verilen 19.07.2017 tarihli 2015/427 E. 2017/563 K. Sayılı kararın, davacı vekilinin sigorta şirketi hakkındaki ret kararına yönelik olarak ve davalı ... vekilinin aleyhine verilen karara yönelik istinafı üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 18.11.2019 tarihli 2017/2685 E. 2019/1828 K. Sayılı kararı ile HMK'nın 297. maddesine uygun karar verilmemiş olması nedeniyle kaldırılması sonrasında, yeninden yapılan yargılama neticesinde ilk derece mahkemesince verilen 14.01.2021 Tarihli 2020/9 Esas 2021/12 Karar<br> Sayılı kararın da, bu defa sadece davalı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 15.09.2022 tarihli 2021/2475 E. 2022/1827 K. Sayılı kararı ile kararı davalı ... lehine eksik inceleme nedeniyle kaldırılması sonrasında yeniden yapılan yargılama neticesinde mahkemece; davanın trafik kazasından kaynaklanan araçta oluşan değer kaybının ve araç mahrumiyeti zararının tazmini istemine ilişkin olduğu, davalı ... tarafından, meydana gelen kaza nedeniyle yargılama sırasında, davacıya ait aracın kasko sigortacısına 29.000,00 TL hasar bedeli ödemesi yaptığının anlaşıldığı, kaza tespit tutanağında ve Torul Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/220 Esas Numaralı dava dosyasında Adli Tıp Kurumundan alınan kusur raporunda, ...’ın yönetimindeki aracın takip mesafesini korumayarak önünde seyreden araca çarptığı kabul edilerek, kazanın bu oluş şekline göre tam kusurlu olduğunun belirtilmesi üzerine ceza yargılaması sonucunda ...'ın eyleminin subuta erdiği kabul edilerek, taksirle yaralamaya neden olma suçundan cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, ceza soruşturmasında müşteki ifadesinde, olay sırasında seyir halindeyken sanığın kullandığı aracın arkadan kendilerine çarptığını ifade ettiği, sanık ...’ın ise hazırlık soruşturması sırasında kollukta alınan ifadesinde ve mahkemede alınan ifadesinde yönetimindeki kamyon ile seyir halindeyken yol kenarında duran müştekiye ait aracı görünce durmak istediği ancak hava yağışlı olduğu için duramadığı ve o araca çarptığını ifade ettiğinin görüldüğü, Bölge Adliye Mahkemesinin ilk kaldırma kararından önce deliller toplanarak kusur bilirkişisinden alınan raporda; davalı ... ve tanık beyanına değer vererek ve davacı şirkete ait aracın yolun tamamını terk etmeden yol kenarına park etmesi ve uyarıcı bir işaret yada levha koymaması ve arkadan gelen trafiği tehlikeye atması nedeniyle olayda %75 oranında kusurlu olduğu, davalı ...’ın ise seyir halindeyken yola gereken dikkati vermemesi olay yerine kontrolsüz olarak yaklaşması, kaplamada her hangi bir tedbir almadan bırakılan araca, zamanında her hangi bir tedbir almaması nedenyile %25 oranında kusurlu olduğu, bu kaza sonunda davacının aracında parça ve işçilik bedeli olarak toplam 63.663,51 TL hasar olduğunun belirlendiği, davalı ...’a ait aracın ZMMS sigortasının 01.06.2015 tarihinden sonraki dönemi kapsadığı, bu halde 14.05.2015 günlü resmi gazetede yayınlanan ve 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları ZMSS Genel Şartları ve ekindeki değer kaybı hesaplanmasına ilişkin formüle göre yapılan hesaplamada davacıya ait aracın hasarsız ikinci el değerinin 350.000,00 TL civarında olduğu, araçta değer kaybının toplam 56.548,53 TL olduğu, aracın tamir süresinin 20 gün olacağı günlük 200,00 TL den araç mahrumiyet zararının 4.000,00 TL olacağı, buna göre davacı zararının toplam 60.548,53 TL olacağı, davacı şirkete ait aracın sürücüsünün kusurun %75 olduğu kabul edildiğinde, davacı şirketin davalıdan isteyeceği değer kaybı ve mahrumiyet zararının 15.137,13 TL olduğu, her iki zarar için talebin ayrı ayrı 1.000,00 TL olduğunun bildirildiği, davalı itirazına ve Asliye Ceza mahkemesinin kararının dayanağı olan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporuna göre çelişkileri giderecek rapor düzenlenmesi için bilirkişiden alınan ek raporda; iki ihtimale göre yapılan iki farklı değerlendirmeye göre, tanık beyanına itibar edilmesi ve davacı şirkete ait aracın asfalt kaplamayı terk etmeden yol kenarına park etmiş sayılması halinde davacı şirkete ait aracı kullanan sürücünün %75, davalı ...’ın ise %25 kusurlu olduğu, trafik kaza tespit tutanağına itibar edilmesi halinde davalı ...’ın %100 kusurlu olduğu, davacı şirketin aracını kullanan sürücünün ise kusursuz olduğunun bildirildiği, davalı ... vekili tarafından sunulan kusur ve zarar konusunda uzman makine mühendisi bilirkişi tarafından tanzim edilen uzman görüşünde de, aracını asfalt kaplamayı terk etmeden ve tedbir almadan park eden davacı sürücüsünün %75 kusurlu olduğu, davalı ... ...’ın ise %25 kusurlu olduğunun bildirdiği, mahkemece verilen ilk kararda ve ilk kararın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi tarafından kaldırılmasından sonra verilen ikinci kararda, Asliye Ceza Mahkemesi tarafından Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan rapordaki, davalının %100 kusurlu olduğuna yönelik tespite üstünlük tanınarak verilen kararın, bu defa Ankara BAM 26. Hukuk Dairesi'nin15.09.2022 tarih, 2021/2475 E. 2022/1827 karar sayılı kararıyla, olayın oluş şeklinin değerlendiriliği ve raporlar arasında çelişkiyi giderecek 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınacak raporla, raporlar arasındaki çelişki giderilerek davanın esası hakkında karar verilmesi için kararın kaldırılması sonrasında; makine mühendislerinden oluşan 3 kişilik heyetten alınan raporda; davaya konu kazanın 14.06.2015 günü saat 17.00 sıralarında, Gümüşhane İli Torul İlçesinde Gümüşhane İlinden Trabzon İli yönüne 23.00 km.de, bölünmüş yolun Trabzon İli istikametinde dönel kavşak girişinde meydana geldiği, sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç, Gümüşhane İli istikametinden Trabzon İli istikametine seyri esnasında kaza mahalline geldiğinde, aracının sağ ön kesimleriyle, aynı yönde yol kenarında toprak alanda bir kısmı yol üstünde olmak üzere duruşta bulunan sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın sağ arka kesimlerine çarpması sonucu kaza olayının meydana geldiği toplanan delillerden anlaşıldığı, İlk çarpışma noktaları; ... plaka numaralı aracın sağ ön kesimleri, ... plaka numaralı aracın sol arka kesimleri olduğu, kazanın yerleşim yeri dışında bölünmüş asfalt kaplama Devlet Karayolu üzerinde meydana geldiği, yolun şerit sayısı 2, şerit genişliği 3,50 metre, yolun platform genişliği 7.00 metre olduğu, yolun Trabzon İli istikametinde sağ yan kenarında toprak alan bulunduğu, gün durumu gündüz, hava durumu yağmurlu, yolun yüzeyi ıslak ve nemli, yolun yatay güzergâhı düz yol, düşey güzergahı eğimsiz olduğu, kaza mahalli yolda; yol şerit çizgisi mevcut olup, görüşü engelleyen herhangi bir cisim bulunmadığı, kazaya etken yol sorunu bulunmadığı, kaza oluş şekline göre; yol üzerinde, iki araçlı, arkadan çarpma ve savrulma şeklinde meydana geldiği, ... plaka numaralı araca ait 15 metre fren izi bulunduğu, her iki aracında fenni muayenesinin bulunduğu, sürücülerinin sürücü belgelerinin mevcut olduğu, her iki araç sürücüsünün de 0.00(sıfır) promil alkollü oldukları tespit edildiği, dosya içeriğinde bulunan takograf kaydına göre, sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka numaralı aracın kaza öncesi 80 km/s hızla gittiği ve frene basmasıyla hızını 40-45 km/s'ye düşürdüğünün anlaşıldığı, çarpışma noktalarının; ... plaka numaralı aracın sağ ön kesimleri, ... plaka numaralı aracın ise sol arka kesimleri olması, çarpışma öncesinde ... plaka numaralı aracın 15 metre fren tedbirini kullanarak aracının hızını 40-45 km/s'ye düşürmesi, 40-45km/s hız ile ... plaka numaralı araca çarpması sonucunda; ... plaka numaralı aracın çarpışma sonrası ağır hasarlanarak 6 metre savrulmasının, bahse konu araçta KDV Dâhil 63.663,51 TL hasar meydana gelmesinin mümkün olmadığı değerlendirildiği, bu kapsamda; kazanın oluş şekli ve ilk çarpma noktaları da dikkate alındığında, ... plaka numaralı aracın sol lastikleri yol üzerinde ve trafik için engel teşkil edecek, sağ lastikleri ise toprak alanda olacak şekilde duruşta bulunduğu kanaatine ulaşıldığı, bu hususlar dâhilinde; kaza olayının ... plaka numaralı aracın yol kenarında bir kısmının yol üzerinde bir kısmının ise toprak alanda olacak şekilde dönel kavşak girişinde gerekli emniyet tedbirlerini almadan duruşta olması, ... plaka numaralı aracın ise dönel kavşağa yaklaşırken hızını azaltmaması ve iki şeritli yolda sağından araç gelmesi sebebiyle sol şeride geçememesi ve sağ ön kesimleriyle bir kısmı yol üzerinde bulunan ve trafik için engel teşkil eden ... plaka numaralı aracın sol arka kesimlerine çarpması sonucu meydana geldiğinin değerlendirilerek, ... plakalı aracın sürücüsü ...'un %75 oranında kusurlu olduğu, ... plaka numaralı aracın sürücüsü ...'ın %25  oranında kusurlu olduğu, davacının aracındaki piyasa rayiçlerine göre değer kaybının 58.000,00 TL olduğu, aracın makul onarım süresinin 20 gün olduğu ve araç mahrumiyeti zararının 4.484,00 TL olduğu yönündeki kanaatlerini belirttikleri, tespitin dosya kapsamına ve olaya uygun görüldüğü,  daha önce verilen kararda 56.548,53 TL değer kaybı ve 4.000,00 TL araçtan mahrumiyet zararının oluştuğu kabulüyle verilen hükme yönelik davacının istinafı bulunmadığı, bu nedenle bu hesaplamanın hükme esas alındığı, dolayısıyla kusur durumuna göre davalı gerçek kişinin 14.137,13 TL değer kaybı, 1.000,00 TL araç mahrumiyet bedeli olmak üzere toplam 15.137,13 TL maddi tazminattan sorumlu olacağının kabulü gerektiği, davalı gerçek kişi vekilinin sigorta şirketince yapılan ödemenin dikkate alınması halinde davalı gerçek kişinin de artık sorumluluğunun kalmadığı iddia edilmiş ise de davalı ... tarafından dava sırasında 29.11.2015 tarihinde ... Sigorta Şirketine yapılan ödemenin hasar bedeline ilişkin olduğu, işbu davanın konusu ise değer kaybı ve kazanç kaybına ilişkin olduğu, dolayısıyla davalının bu kalemlerden sorumluluğu devam ettiği, bu nedenle davalı gerçek kişi yönünden davanın kısmen kabulüne karar verildiği; diğer taraftan, davalı ... şirketinin sigorta limiti araç başına 29.000,00 TL olup, bu bedelin 29.11.2015 tarihinde ... Sigorta Şirketine araç hasar bedeli olarak ödendiği, davalı ... açısından davanın konusuz kaldığının anlaşıldığı, davanın konusuz kalması halinde yargılama gideri davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre tayin edilmesi gerektiği, davanın açıldığı tarih itibariyle dosya kapsamında davacı tarafın davayı açmakta kısmen haklı olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle yargılama giderleri yönünden haklılık durumuna göre değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle; davanın davalı ... yönünden kısmen kabulü ile, 14.137,13 TL değer kaybı, 1.000,00 TL araç mahrumiyet bedeli olmak üzere toplam 15.137,13 TL maddi tazminatın 14.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı ... yönünden konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,” karar verilmiş hüküm davacı vekili, davalı ... AŞ ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemece alınan raporda, davalının %25, davacıya ait araç sürücüsünün %75 kusurlu olduğunun belirtildiğini, mahkemece eksik inceleme yapıldığını, daha önce değer kaybı ve araç mahrumiyetine itiraz ettikleri halde bu yönde mahkemece inceleme yapmadığını, aracın kaza sonrasındaki satış bedeli nazara alındığında değer kaybının 105.000,00 TL olması gerektiğini, bu hususun değerlendirilmediğinden kararın kaldırılması gerektiğini; kusur oranına itirazlarının nazara alınmadığını ve değerlendirilmediğini, yeni bir rapor alınması talebinin haksız olarak kabul edilmediğini, kaza anında davacının aracının park halinde olmadığını, ceza dosyasında da davacının aracının seyir halinde olduğunu, davalının ise arkadan fren tedbirine başvurmaması nedeniyle tam kusurlu olduğunun belirtildiğini, yine ceza mahkemesince Adli Tıp Kurumu’ndan alınan 14.06.2016 tarihli raporda da davacının aracının seyir halinde olduğu değerlendirilerek, kusur durumunun tespit edildiğini, davalının solundaki şeritten araç geldiği için sol şeride kaçamadığına ilişkin ifadesini, kanıtlayacak bir delil de bulunmadığını, sadece kendi ifadesi olduğunu, kaza tespit tutanağında da buna ilişkin belirleme olmadığını, bilirkişi tarafından sualsiz olarak, davalının beyanın esas alındığını, bilirkişi tarafından, davalıya ait araç takograf kayıtlarını aracın hızı açısından nazara almış ise de, söz konusu cihazların manipüle edilebildiğini, bu nedenle kayıtlara itibar edilmemesi gerektiğini, diğer bir husus ise tanık tarafından belirtilen “farazi lastik değiştirme iddiası olduğunu” buna ilişkin de resmi makamlarca düzenlenen evrak olmadığını bu nedenle dayanaksız kusur tespitini kabul etmediklerini, davacının aracının arazi taşıtı olduğunu, bu nedenle bu ölçüde hasara neden olabilecek kazada davalının hızının aşırı olduğunun açık olduğunu, bilirkişi tarafından bu hususta açıklamada bulunulmadığını, ayrıca davacının aracının park halinde olduğu kabul edilse dahi, davalı araç sürücüsünün kusurunun daha fazla olacağını, zira duran araca arkadan çarptığını, davalının duran aracı 50 m. den gördüğünü belirttiğini, ancak fren izinin 15 m. olduğunu, 35 m. frene basmadığını yol durumuna göre gerekli önlemleri almadığını, asli kusurlu olduğunu, bunun yanı sıra sigorta şirketinin sorumluluğu açısından proporsiyon uygulaması yapılması gerektiğini, davalı ... şirketinin ödemesinin davacının kasko sigortacısına rücu ödemesi olduğunu, KTK’nın 96. maddesi gereğince proporsiyon hesabı yapılması gerektiğini, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>Davalı ... AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde; konusuz kalma kararının hatalı olduğunu, davalının yapmış olduğu 29.000,00 TL ödeme nedeniyle sorumluluğu kalmadığını, buna rağmen davalı hakkındaki davanın konusuz kaldığına karar verilmiş ise de, yargılama giderlerinden müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulduğunu, bununla birlikte Ankara 30. İcra Dairesinin 2017/17114 Sayılı dosyasında vekalet ücreti ve yargılama gideri açısından davalı hakkında takip başlatıldığını ve davalı şirket tarafından 08.09.2017 tarihinde 4.170,00 TL ödeme yapıldığını, ancak yapılan ödemelerin yargılama giderinden mahsup edilmemiş olması nedeniyle kararın bu yönüyle de eksik olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; %25 kusurun hatalı olduğunu, kavşağa girerken hızını yavaşlattığını, bu durumun takograf kayıtları ile de sabit olduğunu, bu nedenle davalıya kusur verilmesinin hatalı olduğunu, sigorta hakkındaki davanın konusuz kaldığına yönelik kararın hatalı olduğunu, gerekçeli karada davalıya 29.000,00 TL Işık Sigorta tarafından ödeme yapıldığının belirtildiğini, kaza tespit tutanağından davalı %100 kusurlu gösterilmiş iken, ancak kasko kapsamında ödeme yapılabileceğini, davalıya kaza nedeniyle yapılan bir ödeme olmadığını, yapılan ödemenin davacının kasko sigortacısına yapılan ödeme olduğunu, kusur oranları değiştiğinden, davalının ve sigortanın sorumlu olduğu tutarın değiştiğini, dolayısı ile hasar olarak da sorumlu olduğu tutarın değiştiğini, 63.750,00 TL hasara göre %25 kusurlu kabul edilse bile sigorta şirketinin ödemesi gereken miktarın 15.937,50 TL olması gerektiğini, buna göre bakiye limitin 13.062,05 TL olacağını bu miktarın araç değer kaybından mahsup edilmesi gerektiğini, bu durumda sigorta şirketinin de bu miktarla sınırlı olarak sorumluluğuna karar verilmesi gerektiği halde mahkemece bu yöndeki taleplerinin değerlendirilmediğini, bu durum nazara alındığında davalının sorumlu olacağı bakiye değer kaybının 1.437,95 TL olacağı, araç mahrumiyet zararı 1.120,00 TL ilave edildiğinde 2.557,95 TL sorumlu olacağı zarar olduğunu, icra dosyasına ise 16.209,78 TL para girişi olduğunu dolayısı ile davalı hakkındaki davanın da konusuz kaldığını, vekalet ücretine diğer davalı ile birlikte hükmedilmiş olmasının da hatalı olduğunu, farklı sebeplerle davanın reddedilmiş olmasına göre ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini, dosyada bilirkişi raporunda belirlenen miktar üzerinden oran kurmak suretiyle tazminata karar verildiğini, bilirkişi tarafından değer kaybının 58.000,00 TL, araç mahrumiyetinin 4.480,00 TL olarak tespit edildiğini, her ne kadar kaldırma kararından önce davacı yan tarafından dava 60.548,53 TL olarak ıslah edilmiş ise de, yeniden rapor alınarak tutarlar değiştiğinden davacıya ıslah dilekçesi vermesi için süre verilerek bu rapora göre karar verilmesi gerekirken, ıslah edilmeksizin karar verilmesinin hatalı olduğunu, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Mahkemece, verilen kararda kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, ayrıca ilk derece mahkemesi tarafından daha önce verilen 14.01.2021 tarihli 2020/9 Esas 2021/12 Karar sayılı kararın, sadece davalı ... tarafından istinaf edilmiş olması nedeniyle, kesinleşen hususlar ve usuli kazanılmış haklar gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; <br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan, araç hasarı nedeniyle araçta oluşan değer kaybının ve araç mahrumiyetinden kaynaklanan zararların tazmini istemidir. İlk derece mahkemesi tarafından kazanın oluş şekli değerlendirilmek suretiyle kazanın meydana gelmesinde davalı araç sürücüsünün %25 oranında, davacı araç sürücüsünün %75 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek, ilk derece mahkemesi tarafından daha önce verilen karara yönelik sadece davalının istinaf talebinde bulunması nedeniyle, usuli kazanılmış haklar gözetilerek, davalı ... hakkındaki dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davalı ...'a yönelik davanın ise, kazanın meydana gelmesinde davalı %25 kusurlu olduğundan bahisle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm tüm taraflarca istinaf edilmiştir. <br>Davacı vekili, davalının sürücüsü ve işleteni olduğu aracın olay yeri kavşağa yaklaştığında  takip mesafesini korumayarak davacıya ait araca arkadan çapması neticesinde trafik kazasının meydan geldiğini ileri sürerek, aracında meydan gelen değer kaybının davalılardan tahsiline karar verilmesini  talep etmiştir. Davalı sürücü ise ceza soruşturmasında ve yargılamada  davacıya ait araç sürücüsünün aracı ile yola taşkın şekilde durduğu sırada kazanın meydana geldiğini iddia etmiş, davacıya ait araç sürücüsü ise \"olay yerinde benzin istasyonuna bakmak için yolun sağ şeridinde yavaş yavaş seyri sırasında, gerisinden gelen aracın takip mesafesini korumadığından, davalıya ait aracın arkadan çarptığını iddia etmiştir. <br>Dava konusu kazadan sonra düzenlenen 14.06.2015 tarihli kaza tespit tutanağında  kazanın saat 17.00 sıralarında, Gümüşhane İli Torul  İlçesinde Gümüşhane İlinden Trabzon İli yönüne 23.00 km.de meydana geldiği, sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile Gümüşhane İli istikametinden Trabzon İli istikametine seyri esnasında belirtilen km'ye geldiğinde aracının ön tampon kısımları ile aynı yönde ilerleyen sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın arka tampon kısımlarına çarpması sonucu meydana gelen kazada  ... plakalı araç sürücüsü ...'ın 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/1-a kuralını ihlal ettiği belirtilmiş, sürücü ...'a kusur verilmemiştir. <br>Haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemli davalarda, kusur durumunun doğru şeklide tespit edilmesi önemlidir. Trafik kazasında, kusurun tespiti açısından kaza tespit tutanağı, aksi ispatlanabilen bir delil olmakla birlikte, kaza tespit tutanağındaki tespitlerin aksi yönde yapılacak değerlendirmede, özellikle taraf beyanlarına veya görgü tanıklarının beyanına göre tutanağın tanzim edilmesi durumunda,  (tanık beyanı, bilirkişi tarafından bulgulardan hareket edilerek tespit gibi) olayın oluş şekli değerlendirilmiş ise, tutanak mümzileri tarafından tutanağın düzenlenmesine yönelik beyanlarına başvurulmadan davanın esası hakkında karar verilmemelidir. Davaya esas belgenin içeriği hususunda taraflarca bu yönde talep olmasa dahi mahkemece tutanak mümzilerini res'en dinleyebilir.<br>Davalı araç sürücüsü kolluk ifadesinde, olaya ilişkin olarak tanığı olduğundan bahsetmeksizin \" ... plaka sayılı araç ile nakliye işi yapmaktayım. Bugün yani 14.06.2015 günü Kars ilinden aldığım yük eşyasını Giresun ili Keşap ilçesinde bulunan Geçit köyüne pötürüyordum. Saat 16:40 sıralarında Torul İlçesi jandarma kavşağından Trabzon istikametine doğru sağ şeritte ilerler iken ... plaka sayılı markasını göremediğim araç kavşak hizasında yolun sağ şeridinde dörtlü ıştıklarının yanıp yanmadığı konusunda şuan emin olamadığım araç park halinde idi. Bu sırada yine plakasını, marka ve modelini göremediğim binek araç jandarma kavşağından Torul merkezine doğru sol araç sinyali yanar suretle dönmek üzereydi. Bu iki aracın söz konusu yolu çift şerit halinde kapatmalarından dolayı tahminen araçlarla aramızda 50 metre mesale var iken ben kendi sevk ve idaremde bulunan ... plakalı aracımın frenine asıldım. Yolun ıslak ve kaygan olması nedeni ile aracım yaklaşık 50 metre civarında fren yaptı ancak yolun ıslak ve kaygan olmasından dolayı idaremdeki aracın sağ ön tarafı ile yolun sağ şeridinde park halinde bulunan ... plaka sayılı aracın sol arka kısmına çarptım. Çarpmanıın etikisi ile çarpmış olduğum araç bulunduğu şeritten çıkarak yolun sağ kısmındak toprak kısıma geçti. Ben aracımı yerinden hareket ettirmeden aşağıya indim. çarpmış olduğum aracın şöförü ...'a herhangi bir yaralanmasının olup olmadığını sordum ve olayı Polis Merkezine bildirdik. Bilahare olay yerine Trafik Ekibi geldi ve kendi yönlerinden işlemlerini yaptılar. Ben ve diğer aracın şöförü ifade vermek üzere Polis Merkezine geldik. Bu olay bahsettiğim üzere yolun iki araç tarafından daraltılması nedeni ile gerçeklemiştir. \" şeklinde beyan ettiği, görülmüştür.<br>Ceza soruşturma dosyasında ve fezlekesinde tanığın varlığından bahsedilmemesine rağmen, Torul Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/220 E. 2017/48 K. Sayılı kararına göre ceza yargılaması sırasında dinlendiği anlaşılan tanık ... \"....anayolda giderken ... plaka sayılı aracın, iki lastiği çizginin içinde iki lastiği çizginin dışında olacak şekilde park halinde idi, biz ilerlerken solumuzdan gelen araç kavşağa yaklaştığında kontrolsüz dönüş yaptı, kaçamadık. ...'un sol arka tarafına çarptık. ...trafik polisleri gelene kadar sürekli telefon le konuşuyordu, trafik polisleri gelince telefon görüşmelerine son vererek başının ağrıdığını söyledi. ....aracının sağ arka lastiği stepne lastiği idi. Dar bir lastikti.\" şeklinde beyanda bulunduğu; ilk derece mahkemesi tarafından talimat ile alınan ifadesinde ise \" Kaza tespit tutanağında belirtilen hususlar gerçeği yansıtmamaktadır, ben kaza esnasında ...' ın kullandığı ... kamyonda bulunuyordum, Babam ve ben arıcılık yaparız, ... bizim arılarımızı Karsa götürmüştü, dönüşte yine onun kamyonuyla geri dönüyorduk, dönüş sırasında tutanakta belirtilen yerde kaza meydana geldi, ancak bizim çarptığımız ... marka taksi hareket halinde değildi, park halinde idi, park ederken de sol tekerlekleri yolun içinde idi, bizim solumuzda da ... bir araç bizi solluyordu, kaza bu esnada meydana geldi, o yüzden biz sola kaçamadık, hızımız normaldi, ..., bir de taksinin tekerlerinden biri ince kenarlı yedek lastiktir, ben aracın lastiğinin patladığını ve orada değiştirildiğini düşünüyorum, çünkü o lastik ile Ankaraya gitmesi mümkün değildi,\" şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.<br>Dairemiz, kaldırma kararı sonrasında 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınan raporda ise, tanık beyanı, davalı beyanı ve ceza soruşturmasındaki beyanlar ile teknik değerlendirme yapılarak, kazanın Kaza Tespit Tutanağında ve Ceza Mahkemesince Adli Tıp Kurumundan alınan raporda kabul edildiği şekilde olmadığı, davalının beyan ettiği şekilde olduğu kabul edilerek kazanın meydan gelmesinde davacıya ait araç sürücüsünün %75 asli, davalının ise %25 oranında tali kusurlu olduğu yönünde görüş bildirmiş rapora davacı ve davalı tarafından itiraz edilmiştir.<br>Olayın oluş şekline yönelik kamera kaydı olmayıp, beyanlar ve teknik değerlendirme ile bilirkişiler oluş belirlenmiş ise de, Ceza yargılamasında her ne kadar hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ve mahkeme kararı hukuk mahkemesinde, olayın oluş şekline yönelik olarak hukuk hakimini bağlamayacak ise de, soruşturma dosyasında alınan beyanlara göre, trafik polisleri olay yerine geldiğinde, tarafların olay mahallinde hazır oldukları anlaşılmaktadır. Bu durumda, kazaya karışan sürücülerin de bulunduğu ortamda tanzim edilen tutanakta belirtilen kazanın oluş şekli, davacıya ait aracın  park halinde olup olmadığı hususları ile farklılık oluştuğundan tutanak mümzileri tanık olarak dinlenerek, kaza tespit tutanağında, kazanın oluşunun ne şekilde tespit edildiği, olay mahallinde tanıkların ve sürücülerin beyanlarının sorulup sorulmadığı hususları sorularak, \"davalı, kaza öncesi davacıya ait aracın park halinde olduğunu iddia ettiğinden, soruşturma dosyasına göre trafik polisleri geldiğinde, davalı sürücü olay yerinde bulunduğunu da beyan ettiğinden oluşla ilişkin bilgisine başvurulup başvurulmadığı\" tutanak tanziminde ne şekilde  düzenlendiği hususunda beyanları alınarak, bundan sonra dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesi gerekirken,  kaza tespit tutanağı,  ceza mahkemesi dosyasındaki kazanın oluş şekline ilişkin kabul ve dosyada alınan bilirkişi raporları arasındaki farklılığın sebepleri açık ve tereddüte mahal vermeyecek şekilde  belirlenmeden karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.<br>Diğer yandan, olay tarihinde, davalının yağışlı havada, gündüz vakti seyri sırasından, kavşak noktasına geldiği sırada trafik kazanın meydana geldiği anlaşılmaktadır. Davacıya ait aracın kaza mahallinde durduğunun kabulü halinde dahi; hava, yol ve görüş durumunun yeterince değerlendirilmediği, raporun bu haliyle denetime ve karar vermeye elverişli olmadığı görülmektedir.<br>Bu durumda öncelikle, kaza tespit tutanağını tanzim eden tutanak mümzileri dinlenilmek suretiyle, trafik polislerinin olay yerine geldiğinde olay yerinde olduğu anlaşılan sürücülerin ve olaya tanık olanların, olay oluş şekilinin tespiti açısından bilgisine başvurulup başvurulmadığı, kazanın oluş şeklinin ne şekilde tespit edildiği, taraf beyanlarına başvurulmuş ise beyanlar arasında oluş şekline ilişkin uyuşmazlık olup olmadığı, var ise neye göre oluşu belirledikleri hususları sorularak, bundan sonra, davalı ceza mahkemesinde de aynı beyanlarında bulunmasına rağmen, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından, kaza tespit tutanağındaki oluşa üstünlük tanınarak rapor tanzim ediliğinden ceza mahkemesinde alınan bilirkişi raporları, ceza mahkemesinin kazanın oluş şekline ilişkin kabulü, mahkemece alınan raporlar, oluşa ilişkin bilirkişi heyetinin teknik değerlendirmeleri, tutanak mümzilerinin beyanları, taraflar ile tanığın beyanı değerlendirilerek, öncelikle kazanın oluş şekli tespit edilerek, kazanın tespit edilen oluş şekline göre, hava, yol, görüş durumu ve kazanın gündüz vakti meydana gelmiş olduğu da değerlendirilmek suretiyle taraf itirazlarını da karşılar şekilde, denetime ve karar vermeye elverişli Adli Tıp Kurumu Genişletilmiş Uzmanlar Kurulundan rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın esası hakkında karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. <br> Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliler toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davalı tarafından kaza tespit tutanağının, oluşa uygun olmadığı ileri sürüldüğünden, yukarıda açıklandığı üzere, önce tutanak mümzileri dinlenilmek suretiyle, akabinde Adli Tıp Kurumu Genişletilmiş Uzmanlar Kurulundan, ceza mahkemesi dosyasında kazanın oluşuna ilişkin kabulün ve  raporlar arasındaki oluşa ilişkin çelişki ve farklılıkların giderildiği ve tüm deliller çerçevesinde kazanın oluş şeklinin tespit edildiği, tespit edilen oluş şekiline göre de, kazanın gündüz ve yağışlı havada meydana gelmiş olmasına göre, olay tarihindeki hava, yol ve görüş durumu değerlendirilmek suretiyle kusur oranın belirlendiği rapor alınarak, sonucuna göre usulü kazanılmış haklarda korunarak, olumlu olumsuz bir karar verilmesi için, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacının ve davalıların sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM \t\t: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davacı vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,<br>Davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, <br>2-Kararın kaldırılma sebebine göre davalı ... AŞ vekilinin tüm, davacı vekilinin, davalı ... vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br>3-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının talepleri halinde iadesine,<br>4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda gözetilmesine,<br>5-Ankara 4. Genel İcra Dairesinin 2023/243819 esas sayılı dosyasına yatırılan 10.000,00 TL nakit teminatın yatıran tarafa iadesine,<br>6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 13.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t\t\t\t<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> <br><br>Üye ...<br> <br>...<br>Üye ...<br> <br><br>Katip ...<br> <br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3174d9dc469f0743","SID":"2825cd71fe22ff08"}}