{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/1664 - 2025/1891<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/1664 <br>KARAR NO\t: 2025/1891<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                  K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/07/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/180 E.  -  2021/261 K.<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/07/2021 tarih ve 2019/180 E. - 2021/261 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkili Şirket adına tescilli \"...\" ve \"...\" ibareli markaların bulunduğunu, müvekkilinin \"...\" ibareli markasının yalnızca ülkemizde değil yurt dışında da tescil ettirildiğini, aynı zamanda \"...\" ibaresini içeren 2013/00474 ve 2014/03333 sayılı tasarımların bulunduğunu, uzun yıllardan beri yoğun ve ciddi biçimde müvekkili markalarının kullanıldığını, davalının 2018/07222 sayılı \"...\" ibareli markası ile müvekkilinin uzun yıllardan beri kullandığı markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalının müvekkili markalarından haksız bir biçimde yararlanmayı amaçladığını, müvekkilinin \"...\" ibaresi üzerinde öncelik hakkı bulunduğunu, müvekkilinin uzun yıllara sari kullanımlar ile markalarına ayırt edicilik kazandırdığı gibi aynı zamanda seri marka izlenimi de yarattığını, dava konusu marka ile müvekkili markaları arasında iltibas tehlikesi bulunduğunu, aralarında ayniyet derecesinde benzerlik olduğunu, işaretler arasındaki tek farkın markaların başında yer alan harflerden kaynaklandığını, markaların birbirlerinin devamı olarak algılanabileceğini, müvekkili markasının sektöründe güçlü bir bilinirliğinin olduğunu, taraf markalarının 29 ve 30. sınıftaki malları ortak olarak içerdiklerini, tüketicilerin markalar arasında ekonomik bir bağ bulunduğu yanılgısına düşebileceklerini, dava konusu markanın kötü niyetli olarak tescil ettirildiğini ileri sürerek, 2018/07222 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı vekili, müvekkilinin \"...\" markasının 1999 yılından beri var olduğunu, davacının markalarının en eskisinin 2016 tarihli bulunduğunu ve hiçbirinin tek başına \"...\" ibaresinden oluşmadığını, davacının \"...\" ve \"...\" markaları ile müvekkili markası arasında bir benzerliğin zaten bulunmadığını, taraf şirketlerin iştigal sahalarının farklı olduğunu, \"...\" ve \"...\" ibarelerinin birbirlerinden farklı bulunduğunu, markalar arasında karıştırılma tehlikesinin olmadığını, davacı markalarının tanınmış bulunmadığını, \"...\" kelimesinin sıklıkla kullanılan bir ibare olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>\t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markalarının her ikisinin de iki hece ve beş harften oluştuğu, işaretler arasındaki tek farkın başlangıçlarında yer alan \"L\" ve \"M\" harflerinden kaynaklandığı, bununla birlikte özellikle kısa sözcük markalarında tek bir harf farkının dahi kelimeleri özellikle kavramsal açıdan birbirlerinden farklılaştırabileceği, taraf markalarının esas unsurları olan bu sözcüklerin, harf dizilimsel olarak ortak bir kısım harfleri taşıdıkları görülmekte ve bu durum netice itibariyle kelimelerin yazım olarak ortalama düzeyde bir benzerlik taşımaları sonucunu ortaya koymakta ise de kelimelerin başlangıç seslerindeki farklılığın, gerek işitsel gerekse de kavramsal açıdan işaretlerin birbirlerinden uzaklaşmalarını sağladığı, her ne kadar taraf markaları, dava konusu marka kapsamında yer alan emtialar bakımından aynı, aynı tür veya benzer emtiaları taşımakta iseler de bu emtiaların ilgili tüketici kitlesi olan ortalama tüketicilerin, birbiri ile asgari düzeyde benzerlik gösteren her işareti birbiri ile ilişkilendirmek suretiyle karıştırmalarının beklenmesinin doğru olmadığı, taraf markalarının harf dizilimsel benzerliği nedeniyle aralarında oluşan görsel benzerliğin, işaretler arasındaki farklığın ilk harfte olması nedeniyle asgari düzeyde oluşan işitsel farklılık ve yine somut olarak oluşan kavramsal farklılığa üstün gelmeyeceği, tüketicinin taraf markaları arasında bir ilişki kurmayacağı gibi dava konusu markayı da davacı markalarının yeni bir versiyonu, serisi veya aynı aileye dahil yeni bir üyesi olarak algılama ihtimalinin bulunmadığı, davacı yanın markalarının tanınmışlığı iddiası ile ilgili olarak dosya kapsamında yer alan delillerin, bir markanın olağan kullanımlarını gösterir nitelikteki deliller olduğu, bu nitelikteki delillerin anılan işaretin tanınmış marka statüsünde korunmasını gerektirecek nitelikte bir kimliğe büründüğünü ortaya koymak için yeterli bulunmadığı, davacının \"...\" ibaresi etrafında bir seri marka ailesi yaratmış olması ve ilgili sektörde kullanıyor olmasının da tek başına tanınmışlık için yeterli bir kriter olmadığı, bu nedenle davacı yanın tanınmış markalara sağlanan geniş çaplı korumadan yararlanmasının mümkün bulunmadığı, taraf markaları arasındaki benzerlik iddiasının ötesinde dava konusu markanın kötü niyetli tescil başvurusuna konu edildiğini ortaya koyar herhangi bir delilin dosyada mevcut olmadığı, salt benzerlik iddiasının ise kötü niyete karine olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.        <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkilinin tarafı olduğu çok sayıdaki dava kapsamında hazırlanan bilirkişi raporlarında, müvekkilinin \"...\" ibareli markasının sektörel olarak tanınmış bir marka olduğunun açıklandığını, dolayısıyla aksi yöndeki mahkeme tespitinin yerinde olmadığını, davalının tamamen kötü niyetli bir şekilde müvekkili tarafından uzun yıllardan beri tescilli bir şekilde kullanılarak ayırt edicilik kazandırılan markalarının ayırt edilemeyecek kadar benzerinin tescil ettirildiğini, <br>davalının, müvekkili markalarının toplumda edindiği bilinirlikten haksız ve hukuka aykırı surette faydalanmayı amaçladığını, müvekkilinin \"...\" ibareli ve esas unsurlu markalar yönünden tescil ve koruma bakımından öncelik hakkına sahip olduğunu, \"...\" ibareli markanın, esas unsuru bakımından müvekkili markaları ile iltibas oluşturduğunu, müvekkili markaları ile davalı yan markasının tescilli olduğu malların aynı ve/veya türdeş bulunduğunu, hal böyle iken ayırt edilemeyecek kadar benzer olan markaların aynı faaliyet alanı içerisinde tüketicilerin hizmetine sunulması halinde tüketicilerin, markaların farklı firmalara ait olduğunu anlayabilmelerinin mümkün olmadığını, dava konusu markanın kapsamındaki malların, her düzeyde kişiye hitap eden mallar olduğunu, günlük tüketim mallarının satın alımı sırasında ortalama tüketicinin dikkatli davranmadığını ve özenle araştırma yapmadığını, dolayısıyla da tüketicilerin mezkur markaların aynı firmaya ait olduğunu veya firmalar arasında ekonomik bir bağ olduğunu zannetmelerinin kuvvetle muhtemel bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.    <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu \"...\" ibareli marka ile davacı adına tescilli \"...\" esas unsurlu markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik olmadığı, zira taraf markalarını oluşturan ibarelerin ilk harflerin birbirinden farklı olduğu, bu harf farklılığının markaların genel görünümünü farklılaştırdığı, yine  davacı markalarında bulunan \"...\" ibaresinin, \"Tadı güzel, lezzetli\" gibi bir anlamının bulunduğu, bu anlamsal karşılık nedeniyle özellikle gıda emtiası ve bunlarla ilişkili hizmetler bakımından ayırt edicilik vasfının düşük olduğu, dava konusu markayı oluşturan \"...\" ibaresinin ise anlamsal herhangi bir karşılığının bulunmadığı, \"...\" ibaresinden türetilmiş anlamı bulunmayan bir kelime olarak çağrışım gücünün bulunabileceği, buna göre SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, nitekim yine bu davanın tarafları arasında görülen bir başka davada, \"...\" ibareli davalı markası ile davacının \"...\" ibareli markaları arasında karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı yönünde verilen kararın, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 12.12.2024 tarih, 2024/789  E., 2024/8961 K. sayılı ilamı ile onandığı, diğer yandan somut olayda SMK'nın 6/5. maddesi koşullarının da oluşmadığı, kötü niyet iddiasının da ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 16/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/10/2025<br>\t\t\t\t<br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br> <br>Üye<br><br> <br>Katip<br><br> <br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d35e6b35c5c0dc81","SID":"fd3ac28173628ed5"}}