{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br> İSTANBUL <br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/457 <br>KARAR NO\t: 2025/1628<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 02/12/2021<br>NUMARASI\t: 2019/912 Esas -  2021/1169 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasına Bağlı Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ 30/10/2025<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br> K A R A R<br>Davacılar vekili dava dilekçesi ile; müvekkillerinin eş ve babası olan ...'un 21.12.2018 tarihinde sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinde duran ... plaka sayılı araca yardım etmek için gidip, durduklarını ve gerekli önlemleri aldıktan sonra davalı ...'nun sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın çarpması ile meydana gelen trafik kazasında vefat ettiğini, kaza tespit tutanağı ile davalı sürücünün kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunun tespit edildiğini, kazaya ilişkin İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/178 esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde de davalı Levent'in mahkumiyetine karar verildiğini, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin kazaya karışan aracın zorunlu trafik sigortacısı, davalı ....sigorta şirketinin ise kasko sigortacısı olup İMM teminatı ve manevi tazminat teminatı nedeniyle müvekkillerinin zararından sorumlu olduklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, davacı eş Ayşe için 10.000,00-TL destekten yoksun kalma, 150.000,00-TL manevi, davacı çocuk ... için 1.000,00-TL destekten yoksun kalma, 150.000,00-TL manevi, davacı oğul İlker için 1.000,00-TL destekten yoksun kalma ve 150.000,00-TL manevi tazminat ile 5.000,00-TL cenaze ve defin giderinin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketleri yönünden maddi ve manevi tazminattan teminat oranlarınca sorumlu olmak üzere tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, davacılar ... ve ... vekili tarafından sunulan 09.11.2021 tarihli bedel artırım dilekçesi ile; destekten yoksun kalma taleplerini davacı ... yönünden 304.869,86-TL'ye (davalı ... sigorta şirketi yönünden 277.208,58-TL ile 04.12.2019 tarihinden itibaren işleyen), davacı ... yönünden 91.052,77-TL'ye artırdıklarını (davalı ... sigorta şirketi yönünden 82.791,77-TL ile ve 04.12.2019 tarihinden itibaren işleyen) belirterek tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılar Levent ile ... sigorta şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; kaza anında görüş mesafesinin az, havanın henüz aydınlanmamış ve sisli olması nedeniyle ve duran araçların herhangi bir güvenlik önlemi almamış olmasına rağmen, müvekkilinin duran araçları fark eder etmez sola manevra yapmış ise de davacıların desteği ...'un çevre yolu üzerinde yaya vaziyette bulunması ve orta şeride doğru koşması nedeniyle ölümlü trafik kazasının meydana geldiğini, ceza yargılaması neticesinde verilen hükmün henüz kesinleşmediğini, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusuru bulunmadığını, ölümün, davacıların desteğinin çevre yolunda yaya vaziyette olması neticesinde meydana geldiğini, müvekkilinin çevre yolunda karşısına yayanın çıkacağını öngörmesinin mümkün olmadığını, polis memuru ...'ın beyanı ile de araçtan inmelerinden sonra herhangi bir güvenlik tedbiri alınmadığının anlaşıldığını, trafik uzmanı ... tarafından düzenlenen raporun da savunmalarını doğruladığını, ceza mahkemesince hükme esas alınan ATK raporunda hangi trafik kuralının ihlal edildiğinin dahi belirtilmediğini, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için kusur durumuna yönelik rapor alınması gerektiğini, dava dışı ...'in sevk ve idaresindeki aracın arızalandığı ileri sürülmesine rağmen bu hususun araştırılmadığını, oysa ki bu hususun kusur durumunu etkileyeceğini, çünkü söz konusu aracın arızalanması nedeniyle durması söz konusu değilse ve polis memurları tarafından sadece yavaşladığı için durdurulmuş ise, görevde olmayan polis memurlarının görev alanları dışındaki mahalle müdahalesi nedeniyle kazanın oluşumuna sebebiyet vermiş olacaklarını, ayrıca müteveffanın kan tahlilinde parasetamole rastlanmış olduğunu, bu durumunda bazı kişilerde baş dönmesi ve uyku haline neden olduğunu, müteveffanın, park ettiği aracın sağ yolcu kapısından inme imkanı mevcut iken seyir halinde olan araçlara rağmen sol kapıdan çevre yoluna inmesinin kusurlu davranış niteliğinde olduğunu, ayrıca müvekkilinin kullandığı araçtaki yükün devrilmesi neticesinde herhangi bir zararın oluşmadığını, müteveffanın yola koşması üzerine kazanın meydana geldiğini, kaza mahallinde yaya yolu bulunmasına rağmen servis aracından inenlerin güvenli alana geçmemiş olmalarının da kusurlu davranış olduğunu, kaza tarihi itibariyle havanın aydınlanma saati göz önüne alındığında ATK raporunun aksine görüş mesafesinin kısa olduğunu, ceza yargılamasında alınan bilirkişi raporunun mahkeme için bağlayıcı olmadığını, talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Anonim ... Şirketi vekili cevap dilekçesi ile; talepler yönünden hak düşürücü süre ve zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, husumet yöneltilen ... plaka sayılı araca ilişkin kaza tarihini kapsar herhangi bir poliçe tespit edilemediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesi ile; davadan önce başvuru şartının yerine getirilmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; davaya konu kazaya ilişkin İstanbul ... 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/178 Esas sayılı dosyasında ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 08.05.2019 tarihli raporda, kazanın meydana gelmesinde davalı ...'nun kusurlu olduğu, kamyonet sürücüsü ... ve minibüs sürücüsü müteveffa ...'un kusurlarının bulunmadığı kanaatine varıldığının bildirildiği, ceza mahkemesince; davalı sanık ...'nun mahkumiyetine araç sürücüsü ...'in ise beraatine karar verildiği, mahkeme ilamının kesinleştiği, İTÜ'de görev yapan öğretim üyelerinden oluşturulan heyetten alınan raporda; ceza yargılaması sırasında ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen raporun kazanın meydana geliş şekline uygun olduğu, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'nun tamamen kusurlu olduğu, kazaya karışan sürücü ... ile müteveffa ...'un kusurunun bulunmadığı kanaatine varıldığının bildirildiği, aktüerya uzmanı tarafından düzenlenen 29/05/2021 tarihli asıl ve 06/10/2021 tarihli ek raporda davacıların talep edebileceği tazminat miktarının TRH 2010 yaşam tablosu ve PMF 1931 yaşam tablosu uygulanmak suretiyle seçenekli olarak hesaplandığı, kural olarak ceza mahkemesinde, haksız eylemin öğelerinden eylem, nedensellik bağı ve hukuka aykırılık yönleri saptanmış ve bunlar kesinleşmişse, bu üç öğe bakımından ceza mahkemesinin mahkumiyet ya da beraat kararının hukuk hakimini bağlayacağı, hukuk hakiminin, artık olayların başka şekilde gerçekleştiğini benimseyemeyeceği ve zararın var olmadığını kabul edemeyeceği, bu ilke ve kurallar dikkate alındığında davalı sürücünün davacıya karşı haksız fiilde bulunduğunun sabit olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince hukuk hakiminin ceza mahkemesince kabul edilen maddi olgulara ilişkin kararlarıyla bağlı olduğu, ceza mahkemesince ATK aracılığıyla kusur tespiti yaptırılarak davalı Levent'in asli kusurlu olduğunun tespit edildiği, söz konusu tespitin mahkemece de kabul gördüğü ve davalı tarafın kusur tespitine yönelik itirazlarına itibar edilmediği, tazminat hesaplama yöntemi bakımından Anayasa Mahkemesinin 09.10.2020  tarihli resmi gazetede yayınlanan 17.07.2020 tarih, 2020/40 esas, 2020/40 karar sayılı iptal kararı ile ve Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2016/19841 esas, 2020/6786 karar sayılı 01/07/2020 tarihli emsal nitelikli içtihadı uyarınca iptal kararının kesinleşmemiş tüm davaları da etkileyeceği nazara alındığında eldeki davada Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/6271 E., 2020/8104 K. sayılı kararında da belirlendiği gibi poliçe genel şartlarına göre değil, 2918 sayılı KTK.'nın ve 6098 sayılı TBK'nun haksız fiile ilişkin hükümlerine göre hesaplama yapılmasının yerinde olduğu, bu sebeple tazminat hesabının poliçe genel şartlarına göre değil 61098 sayılı TBK ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda TRH-2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılması gerektiği, desteğin kaza tarihi itibariyle de servis şöförü olarak çalıştığının SGK hizmet dökümü ile anlaşıldığı, davacının meslek  durumuna  müteveffanın gelir durumunun tespiti için emsal ücret araştırmasına yönelik Disk Nakliyat-İş Sendikası'nın cevabi yazı içeriğine göre müteveffanın 2018 yılındaki net ücretinin 3.150,00-TL olabileceği, bu kapsamda Yargıtay içtihatları doğrultusunda, belirlenen emsal ücretin vefat tarihindeki yasal asgari ücrete oranlanması ile tespit edilen katsayı dikkate alınarak yapılan hesaplamanın doğru olduğu, davacı ... dışındaki çocukların destek yaşlarını geçtiği, davacı eş ve davacı ... yönünden hesaplanan tazminat miktarlarının poliçe teminat limitini aşması nedeniyle garameten yapılan hesaplamanın dikkate alınması gerektiği, eşin evlenme şansının yüzdeye göre oranı takdir edilirken, dul kaldığı tarihteki yaşı değil, hüküm tarihindeki yaşı ve diğer özelliklerinin gözönünde tutulması gerektiği, desteğin nüfus kayıt tablosuna göre davacı eşin 1979 doğumlu olup  ayrıca davacı Ayşe'den müşterek 2013 doğumlu çocuklarının olduğu çocuğun kaza tarihinde 8 yaşında hüküm tarihi itibariyle de annenin 42 çocuğun 11 yaşında olduğu dikkate alındığında ve hüküm tarihi itibariyle de kazadan sonra da davacı eşin evlenmediği dikkate alındığında davacının bakmakla yükümlü olduğu küçük çocuğunun oluşu yaşının 42 oluşu gibi hususular yanında yaşadığı çevre ve çevrenin evlenme konusundaki düşüncelerine, uzun süredir evlenmemiş olmasının aile bağlılığının ve sadakatının bir göstergesi olacağına, ülkenin sosyal ve ekonomik koşullarına göre evlenme olasılığının olmadığının kabulü gerektiğinden bu hususta indirim yoluna gidilmediği, emsal Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2018/2651 Esas ve 2020/70 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, bilinen dönem gerçekliğinin yani rapor tarihindeki fiili durumun esas alınması gerektiği, eldeki davada da 42 yaşında olan davacı eş yönünden evlenme ihtimali indirimi yapılmadığı, cenaze defin giderleri bakımından ise, cenaze giderinin, ölümle doğrudan doğruya ilgili bulunan ve ölenin dini ile sosyal ve ekonomik durumuna uygun giderlerden ibaret olup ölenin taşınması, yıkatılması, gömülmesi, mezarlık ücreti gibi giderleri kapsadığı, cevabi yazı içeriğine göre 1998 yılından itibaren cenaze ve defin hizmetlerinin ücretsiz olarak (İstanbul içi nakil-cenaze aracı- yıkama, kefenleme, tahta, mezar kazısı, dini vecibeleri vb.) yapılmakta olduğu, sadece mezar yeri bedeli, inşaat ruhsat bedeli (hazır ve katlı mezar yerine defnetmek isteyenlerden) hazır mezar yeri üst yapı bedeli, kar farkı ve lahit yaptırmak isteyenlerden lahit bedeli alındığı, cenaze giderlerinin mutlaka belgeli olması gerekmediği, belge sunulmasa bile, geleneklere ve dinsel kurallara göre yapılan masrafların takdiren hesaplanıp hüküm altına alınması gerektiği, ölüm nedeniyle yapılan masraflar için alınabilecek belgelerin yok denecek kadar az olduğu, cenaze törenleri ile gömme sırasında ve sonrasında yapılan dinsel ödevlerin belgelenmesinin neredeyse olanaksız olduğu, bilirkişi tarafından  defin giderleri olarak resmi yazıdaki (mezar yeri v.b) 3.110,00-TL belirlenmiş olup, örf ve adetler gereği cenaze sırasında yapılan ve  belgelendirilemeyen diğer giderlerin dikkate alınarak cenaze gideri talebinin kabulüne karar vermek gerektiği, davacı tarafça ıslah dilekçesi ile, kaza tarihinden tarihinden itibaren avans faiz işletilmesi talep edilmiş ise de, KTK'nin 99. maddesi ve yerleşmiş Yargıtay Kararları gereğince, gerekli belgelerin eklenmesi sureti ile şirkete müracaat tarihinden öncesinde şirketin temerrüdünün söz konusu olmayacağı, davalı sigorta şirketi yönünden davadan sonra başvuru yapıldığından dava tarihinden itibaren faize hükmedildiği, davacının avans faizi talebi yönünden ise, davacının ve haksız fiil faili sürücünün tacir olmadığı, diğer davalılar tacir olsa da her iki taraf için de ticari iş sayılması gereken bir fiil olması yanında TTK'da ticari iş, ticari işletme esasına göre belirlendiğinden söz konusu aracın haksız eyleminin de TTK'nın 3. maddesi uyarınca ticari iş niteliği taşımadığı, bu durumda davalılardan ancak yasal faiz istenebileceği, dava dilekçesinde ... plakalı aracın kasko poliçesinin davalı ... Anonim ... Şirketi tarafından yapıldığı belirtilmiş ise de dosya kapsamında söz konusu poliçeye ulaşılamadığı, ZMM sigortasının teminat miktarının destekten yoksun kalma tazminatlarının tamamını kapsaması nedeniyle kasko sigortacısının bir sorumluluğunun bulunmadığı dikkate alınarak davalı kasko şirketi yönünden davanın reddine karar vermek gerektiği, manevi tazminat talebi yönünden tarafların sosyal ekonomik durumu, müteveffanın kazanın meydana gelişinde kusuru olmadığı dikkate alıanrak alınarak davacılar yararına uygun manevi tazminata hükmetmek gerektiği kanaati ile;\"1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;A) Maddi tazminata ilişkin davanın bedel arttırım dilekçesi dikkate alınarak davacı ... İÇİN  304.869,86 TL,  davacı ... için 91.052,77 TL destekten yoksun kalma tazminatının  davalı ... 'ndan 21/12/2018 tarihinden itibaren, davalı ... sigorta yönünden poliçelerindeki limitlerle sınırlı olmak üzere( ... için 277.208,58 TL, ... için ise 82.791,42 TL miktarlar ile sınırlı olacak şekilde ) davalı ... Sigorta A.Ş.'den dava   tarihinden itibaren işleyecek yasal  faizi ile birlikte ... Sigorta  A.Ş  dışındaki davalılardan  müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılar ..., ... 'a verilmesine,B) Manevi tazminata ilişkin davanın KISMEN KABULÜ ile davacılar;-... için 50.000,00 TL- ... için 30.000,00 TL,-... için 30.000,00 TL  manevi tazminatın 21/12/2018 tarihi olan haksız fiil  tarihinden itibaren işeyecek yasal  faizi ile birlikte davalı  ...'ndan  tahsili ile davacılara verilmesine,2-Davacının fazlaya ilişkin maddi manevi  tazminat taleplerinin REDDİNE,3-Davacıların cenaze ve def'i giderleri olan 5.000,00 TL'nin  kaza tarihinden itibaren işleyecek  yasal faiz ile davalı ...'dan  alınarak davacılara verilmesine, 4-Davalı ... Sigorta A.Ş yönünden davanın REDDİNE,5-Maddi tazminata ilişkin dava yönünden; ...5.2)-Maddi tazminat talebi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacılar yararına tayin ve takdir olunan 36.514,58 TL  vekalet ücretinin davalı ... Sigorta  A.Ş.  dışındaki davalılardan  müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılar ... ve ...'a verilmesine, 5.3)-Maddi tazminat talebi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı ... Sigorta  A.Ş. yararına tayin ve takdir olunan 5.100,00 TL  vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı ... Sigorta  A.Ş.'ne verilmesine,..6-Manevi tazminata ilişkin dava yönünden; ...6.2)-Manevi tazminat talebinin kısmen kabulü yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1.maddesi uyarınca 14.400,00 TL  vekalet ücretinin  davalı Levent Şekercioğlu'ndan alınarak kendini vekille temsil ettiren davacılara verilmesine,...6.4)-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/3.maddesi uyarınca 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak kendini vekille temsil ettiren davalı sigorta  şirketlerine verilmesine\" karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı ... vekilinin istinaf nedenleri; müvekkilinin, müteveffa ile aynı evde yaşadığı, müteveffanın, evin dolayısıyla da müvekkilinin geçimini üstlendiği, müteveffanın ölümü ile müvekkiline olan katkısı sonlanmasına rağmen müvekkilinin kaza tarihinde 23 yaşında olduğu gerekçesi ile destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, takdir edilen manevi tazminatın düşük olduğu hususlarına ilişkindir.Davacılar ... ve ... vekilinin istinaf nedenleri; kazaya karışan aracın tır olması nedeniyle avans faiz işletilmesi gerektiği, takdir edilen manevi tazminat miktarının düşük olduğu, davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunması nedeniyle hem maddi hem de manevi tazminat talebi yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu, davalı ... sigortanın teminat limitinin bulunmadığının SBM'nin cevabi yazı ile öğrenilmesi ve müvekkilinin teminatın tükendiğini bilmesinin mümkün olmaması nedeniyle davalı ... sigorta şirketi lehine takdir edilen vekalet ücretinin ve davalı sigorta şirketleri lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmolunmasının ve de ... Sigorta A.Ş. aleyhine açılan davanın tümden kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen lehine vekalet ücretine karar verilmesinin hatalı olduğu hususlarına yöneliktir.Davalı ... vekilinin istinaf nedenleri; ceza yargılamasında kusura ilişkin üç ayrı rapor alındığı, ilk iki raporda hangi trafik kuralının ihlal edildiği belirtilmesine rağmen, ceza mahkemesince hükme esas alınan ATK raporunda hangi trafik kuralının ihlal edildiği dahi belirtilmeksizin müvekkilinin kazanın meydana gelmesinde tamamen kusurlu olduğunun belirtildiği, ilk derece mahkemesince alınan İTÜ raporunda da kusur tamamen müvekkiline yüklenilmiş ise de, ATK raporu ve İTÜ heyetinden alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, İTÜ heyeti tarafından düzenlenen raporda müteveffa ...'un müvekkili tarafından kullanılan araçtan savrulan kerestelerin çarpması nedeniyle vefat ettiğine ilişkin tespitinin de hatalı olduğu, müteveffanın, araç çarpması neticesinde vefat ettiği, müteveffanın, sürücüsü olduğu servis minibüsü içerisinde bulunan polis memurlarının görev nedeniyle diğer aracı durdurduklarına ilişkin dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmadığı, diğer aracın yolun en sağındaki şeritte durdurulmasına rağmen gerekli önlemlerin alınmadığı, müteveffanın yaya vaziyette ve sol şeritte olması, kazayı farkedince de sağ şeride doğru koşması esnasında kazanın meydana geldiği, müteveffanın tır ve minibüs arasında kalarak vefat etmesine rağmen ölüm olayının traverslerin çarpması olarak belirlendiği, dosya kapsamında kusur oranına ilişkin farklı raporlar bulunması nedeniyle aktüer bilirkişi tarafından kusur durumuna göre seçenekli hesaplama yapılması gerekirken, müvekkilinin tamamen kusurlu olduğu görüşünün kabulü ile düzenlenen raporun hükme esas alınamayacağı, müteveffanın bakiye ömür süresi ve destek süreleri yönünden yeni bir yasal düzenleme yapılıncaya kadar PMF yaşam süresinin esas alınması gerekirken TRH 2010 yaşam tablosuna göre hesaplama yapıldığı, sağ kalan eş yönünden evlenme indirimi yapılmamasının isabetsiz olduğu, aktüer bilirkişinin ,desteğin gelirine ilişkin dosya kapsamında belge bulunmaması nedeniyle asgari ücretten hesaplama yapmasının doğru olduğu, davacı tarafın aksi yöndeki taleplerine itibar edilmemesi gerektiği, müteveffanın anne ve babasına pay ayrılmadan yapılan hesaplamanın hatalı olduğu, davacıların destek paylarının yanlış hesaplandığı, İstanbul ilinde cenaze ve defin giderlerinin ücretsiz sağlanmasına rağmen cenaze ve defin giderine hükmedilmesi ve de bilirkişi tarafından belirlenen 3.110,00-TL'yi aşar şekilde 5.000,00-TL defin giderine hükmolunmasının doğru olmadığı, takdir edilen manevi tazminat miktarının fazla olduğu hususlarına yönelik olup, davalı vekili yasal istinaf kanun yoluna başvurma süresinden sonra sunduğu ek beyan dilekçesi ile, davaya konu kazanın trafik iş kazası olması nedeniyle mükerrer ödemeye engel olunması için davacılara, SGK tarafından rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığının tespitini talep etmiştir.Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf nedenleri; dava açılmadan evvel müvekkili şirkete başvuru yapılmaması nedeniyle davanın usulden reddi gerektiği, tazminat hesabının TRH 2010 yaşam tablosu ve teknik faiz uygulanmak suretiyle yapılması gerektiği, sigortalı araç sürücüsüne atfedilen kusurunun hatalı olduğu, kusur durumunun ATK'dan alınacak rapor ile belirlenmesi gerektiği, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16/13 madde hükmü gereğince AAÜT'ne göre belirlenecek vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken fazla vekalet ücretine hükmedildiği hususlarına ilişkin olup, davalı vekili yasal istinaf kanun yoluna başvurma süresinden sonra sunduğu ek beyan dilekçesi ile, davaya konu kazanın trafik iş kazası olması nedeniyle mükerrer ödemeye engel olunması için davacılara, SGK tarafından yapılan ödeme olup olmadığının tespitini talep etmiştir.Dava, trafik kazasına bağlı ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemine ilişkindir.(1) Destekten yoksun kalma zararının hesabında desteğin gelirinin belirlenmesi, tazminatın doğru tespitinde önemli yer tutmaktadır. Somut olayda, dava dilekçesinde, destek ...'un mesleğine ve gelirine ilişkin olarak herhangi bir beyanda bulunulmadığı, ilk derece mahkemesince alınan 29.05.2021 tarihli aktüer bilirkişi raporunda, desteğin gelirine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin dosya kapsamında bulunmaması nedeniyle asgari ücret üzerinden tazminat hesaplaması yapıldığı, bilirkişi raporuna karşı davacı tarafça itiraz edilerek emsal ücret araştırması yapılmasının istenilmesi üzerine, mahkemece emsal ücret araştırması yapıldığı, akabinde düzenlenen 06.10.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda; desteğin geliri yönünden, DİSK Nakliyat-İş Sendikası tarafından gönderilen emsal ücret yazısında bildirilen 3.150,00-TL net ücretin asgari ücretin 1,96 katı olduğu kabul edilerek hesaplama yapıldığı, ilk derece mahkemesince de aktüer bilirkişi ek raporu doğrultusunda tazminata hükmolunduğu görülmüş ise de, davacı tarafça 19.03.2023 tarihli beyan dilekçesinde sunulan SGK hizmet dökümüne göre, destek ...'un sigortalı olarak çalıştığı, davacı tarafça da dava dilekçesinde, desteğin gelirinin düşük gösterildiğine dair herhangi bir iddiada bulunulmadığı göz önüne alınarak, desteğin kaza tarihinde çalıştığı iş yerinin tespiti ile, ücrete ilişkin bordro ve SGK kayıtları da dosya arasına alınarak desteğin gelirinin tereddüte mahal bırakılmayacak şekilde belirlenmesi,  usuli kazanılmış haklara riayet edilmesi için desteğin geliri yönünden yalnızca davalı ... tarafından istinaf talebinde bulunulduğu da göz önüne alınarak belirlenecek gelirin bilirkişi raporuna esas alınan 3.150,00-TL'nin altında olduğunun tespiti halinde dosyanın hükme esas alınan raporu düzenleyen aktüer bilirkişiye tevdii ile davacıların talep edebilecekleri tazminat miktarına yönelik ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınarak, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken; eksik incelemeyle, yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi hatalı olup, davalı ... vekilinin bu hususa yönelik istinaf talebi yerindedir.(2) Eş, çocuklar ile anne ve babanın desteklenen olduğu durumlarda destek paylarını belirlerken desteğin gelirinin bir miktarını kedisine bir miktarını eşine, bir miktarını çocuklarına bir miktarını da anne ve babasına ayıracağı kabul edilmektedir. Desteğin gelirinden kendisine ayıracağı pay kadar eşine de ayıracağı, bu durumun Türk Medeni Kanun'unda ki eşitlik ilkelerine de uygun düşeceği, kendisine ayırdığı paydan daha fazla payı eşine ayırması hayatın olağan akışına uygun düşmeyecektir. Yargıtay'ın ve Dairemizin kabul görmüş pay esasına göre; çocukların eş ile birlikte destek payı alacağı durumunda, desteğin gelirden eşi ile birlikte ikişer pay alırken çocuklara birer pay verileceği, yine eş, çocuklar ile ana babanın pay alacağı durumlarda desteğe 2 pay, eşe 2 pay, çocukların her birine 1 pay, ana ve babaya birer pay ayrılarak böylece gelirin tamamının dağıtılacağı esasına dayalıdır.  Çocukların sayısı arttıkça hem desteğe ayrılan pay hem de eş ve çocuklar ile ana ve babaya ayrılacak paylar düşecektir. Çocukların destekten çıkması ile birlikte  destekten çıkan çocuğun payları destek, eş ve diğer çocuklara dağıtılacak anne ve babaya verilmeyecektir. Böylece geriye kalan eş ve çocukların payları ile desteğin payı artacaktır. Bu pay esası Türk aile sistemine çok uygun düşmektedir. Çünkü Türk aile sisteminde desteğin geliri aile bireyleri tarafından birlikte paylaşılmakta, aile bireyleri arttıkça gelirden alınacak pay düşmekte, aile bireyi azaldıkça da gelirden alınacak pay yükselmektedir. Ana ve babadan birinin destekten çıkması ile payı diğerine aktarılacak, ana ve baba ile çocukların tamamının destekten çıkması durumunda ise yine çocuksuz eş gibi desteğe 2 pay eşe 2 pay esasına göre %50 desteğe, %50 eşe pay verilerek varsayımsal olarak gelir paylaştırılarak tazminat bu ilkelere göre hesaplanmalıdır. (Bknz. Yargıtay 17.HD'nin 2015/10677 E., 2018/996 K. Sayılı ilamı)Eldeki davada, dosyada mevcut nüfus kayıtları ve Dairemizce UYAP aracılığı ile dosya kapsamına alınan desteğe ait nüfus kaydının incelenmesinde, kaza tarihinde desteğin babasının vefat etmiş olduğu anlaşılmış ise de, annesi Şöhret'in kaydının yer almadığı görülmekle, ilk derece mahkemesince, desteğin annesine ait nüfus kayıt örneğinin ilgili nüfus müdürlüğünden celbedilmesi, bu suretle kaza tarihi itibariyle sağ olup olmadığının belirlenmesi, desteğin annesinin sağ olduğunun tespiti halinde annesine de pay ayrılmak suretiyle davacılar Ayşe ve ...'nin talep edebileceği tazminatın hesaplanması gerekirken, yargılama aşamasındaki bu yöndeki savunmalara rağmen herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmadan yargılamaya devamla karar verilmesi hatalı olup davalı ... vekilinin bu hususa isabet eden istinaf talebi yerindedir.Bu durumda mahkemece, desteğin annesi Şöhret'e ait nüfus kaydının dosya kapsamına celbi ile kaza tarihinde sağ olup olmadığının tespit edilmesi, kaza tarihinde sağ olduğunun belirlenmesi halinde davacılar Ayşe ve ...'nin talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi için dosyanın önceki raporu düzenleyen aktüer bilirkişiye tevdi ile, istinaf talebinde bulunan davalı ... lehine oluşan usuli kazanılmış haklara riayet edilerek (06.10.2021 tarihli aktüer bilirkişi ek raporundaki veriler aynı kalmak, yukarıda -1- numaralı bentte belirtilen gelire ilişkin kaldırma nedeni de göz önünde bulundurulmak suretiyle) ek rapor alınması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir.(3) Kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 21. maddesinin 4. fıkrasında \"İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir\" düzenlemesine yer verilmiştir.Somut olayda; davaya konu kazanın aynı zamanda trafik iş kazası olduğu, SGK Kadıköy Sosyal Güvenlik Hizmetleri Merkezi'nin 04.02.2020 tarihli cevabi yazısında, müteveffa ...'un geçirdiği trafik iş kazası nedeniyle talepte bulunduklarının, kusur durumunun tespiti için dosyanın Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı'na gönderildiğinin, işlemlerin devam ettiğinin bildirildiği görülmüş olup, ilk derece mahkemesince SGK'ya yeniden müzekkere yazılarak davacılara ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılan ödemenin miktarı ve niteliği (iş kazası sigorta kolundan olup olmadığı) ile ilk peşin sermaye değeri tutarının ne olduğu, rücuya tabi olup olmadığı hususlarının sorulması, ödeme yapılmış ise dayanak ödeme belgelerinin temin edilmesi, rücuya tabi ödeme bulunması hâlinde ilk peşin sermaye değeri tutarlarının indirilmesiyle tazminatın hesaplanması için ek rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekmekte olup, davalı ... Sigorta şirketi vekili ve davalı ... vekilinin bu hususa ilişkin istinaf talebi yerindedir. (4) Kazaya karışan, davalı tarafın sürücüsü ve trafik sigortacısı oldukları ... plaka sayılı aracın, ticari nitelikteki çekici olması nedeniyle hükmolunacak tazminata avans faiz işletilmesi gerekirken, eylemin haksız fiilden kaynaklandığı gerekçesi ile yasal faize hükmolunması hatalı olup, davacılar ... ve ... vekilinin bu hususa ilişkin istinaf talebi yerindedir.(5) Davacılar ... ve ...'un ihtiyari dava arkadaşı olduğu, her birinin davasının diğerinden bağımsız olduğu, usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak birlikte dava açtıkları durumda esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak; her bir davacı yönünden kabul edilen tazminat miktarları üzerinden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, hükmolunan toplam maddi tazminat üzerinden ve toplam manevi tazminat üzerinden tek vekalet ücretine hükmolunması hatalı olup, davacılar ... ve ... vekilinin bu hususa yönelik istinaf talebi yerindedir. (6) Dava dilekçesinde, maddi ve manevi tazminat isteminde bulunulmakla birlikte, kazaya karıyan aracın zorunlu trafik sigortacısı davalı ... Sigorta A.Ş. Aleyhine manevi tazminat talebinde bulunulmamasına rağmen, ilk derece mahkemesince reddedilen kısım yönünden davalı ... Sigorta A.Ş. lehine vekalet ücretine hükmolunması hatalı olup davacılar ... ve ... vekilinin bu hususa yönelik istinaf istemi yerindedir.Açıklanan nedenlerle, davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin yerinde görülen istinaf isteminin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü gereğince kaldırılmasına, Dairece verilen kaldırma kararının gerekçesi ve şekline göre istinaf talebinde bulunanlar vekillerinin sair istinaf istemlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ / Gerekçe uyarınca,<br>1/Davacılar vekili, davalı ... vekili ile davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurularının yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/12/2021 tarih ve 2019/912 Esas 2021/1169 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü uyarınca  KALDIRILMASINA,-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafların sair istinaf istemlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,2/Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3/İstinaf yasa yoluna başvuran davalılar tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının  talepleri halinde kendilerine İADESİNE,4/İstinaf yasa yoluna başvuran davacılar adli yardımdan yararlandığından istinaf karar harcı hususunda karar verilmesine YER OLMADIĞINA,5/İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,6/İstinaf yasa yoluna başvuran taraflar tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/10/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2fa228c3165e8b26","SID":"3bcfbcbf13072c77"}}