{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/2003 - 2025/2350<br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/2003 <br>KARAR NO\t: 2025/2350<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t: ...<br>ÜYE\t: ...<br>ÜYE\t: ...<br>KATİP\t: ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ\t: 10/05/2023<br>NUMARASI\t: 2022/96 Esas, 2023/181 Karar<br><br>DAVACI\t:...<br>VEKİLİ\t:Av. ...<br>DAVALI\t:...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>DAVA\t:Tazminat (Haksız İhtiyati Hacizden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 30/10/2025<br><br>GEREKÇELİ KARARIN<br> YAZILDIĞI TARİH \t: 30/10/2025<br><br>\tAdana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/05/2023 tarih ve 2022/96 Esas, 2023/181 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı taraf Adana 14. İcra Müdürlüğü'nün 2015/19435 Esas sayılı icra dosyasından dava dışı ... aleyhine başlatmış olduğu ilamsız icra takibi nedeniyle bu icra dosyasından 14/04/2016 tarihinde davacının adresinde bulunan işyerinde haciz yaparak davacıya ait 23.250,00 TL değerindeki muhtelif banyo takımı nevresim takımı, pike takımı, uyku seti, el-yüz havlusu, uyku seti ve bornoz takım haksız ve hukuka aykırı olarak haczedildiğini tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile Adana 14. İcra Müdürlüğü'nün 2015/19435 Esas sayılı dosyasından 01/04/2016 tarihinde davacının iş yeri adresinde haksız ve hukuka aykırı haczedilen ve 29/06/2016 tarihinde muhafaza altına mahcuz mallar nedeniyle davacının uğramış olduğu maddi zararın şimdilik 1.000 TL olarak hükmen tahsiline davalı tarafın haksız ve hukuka aykırı haciz işlemi nedeniyle davacının kişilik haklar zedelendiğinden ticari itibarı sarsıldığından ötürü TBK 58. Maddesi gereğince davacı lehine 5.000 TL manevi tazminatın hükmen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; iş bu davanın, asliye hukuk mahkemesinde değil; asliye ticaret mahkemesinde açılması gerektiğini, dolayısıyla mahkemenin görevine itiraz ettiklerini davanın, görevli ve yetkili Adana Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesini öncelikle usule ilişkin nedenlerle davanın reddine karar verilmesini bu talep kabul edilmez ise müvekkilinin yasal yollardan hakkını aradığını, borçlunun adresinde haczedilen eşyaların kime ait olduğunu bilmesine imkan olmadığını, istihkak davasının iki kere reddedildiğini, yapılan işlemde müvekkilinin bir kusuru olmadığından davanın esastan reddine karar verilmesini yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, 13.950,00 TL maddi tazminatın 16/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili; yerel mahkemece alınan 13.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda, mahcuz malların ekonomik değerinin yitirdiğinden bahisle değerlendirme yapıldığını, bu rapora karşı sunulan itirazlarda tekstil ürünlerinin modası geçtikten sonra ekonomik değerinin kalmayacağı, kaldığı 5 yıl süre ile yediemin deposunda uygun olmayan şartlarda muhafaza edilen tekstil ürünlerinin kullanılmaz hale geleceğinin, bu haliyle defolu ürün olarak kabul edilmesinin zaten mümkün olmayacağı belirtilmişse de, bu itirazlarının değerlendirmeye alınmadığını, yerel mahkemece  müvekkilinin manevi tazminat talebininde reddine karar verilmişse de, yerel mahkemenin manevi tazminat talebinin reddine dair karar da yasaya aykırı olduğunu, müvekkili ...'in iş yerinde, dava dışı ...'in borcu nedeniyle Adana 14.İcra Müdürlüğünün 2015/19435 Es. Sayılı takip dosyasından haksız ve hukuka aykırı haciz ve muhafaza işlemi yapıldığını, müvekkili ...'in muhafaza işleminin yapıldığı icra dosyasının borçlusu olmadığını, davalı tarafından,  borçlusu olmadığı icra dosyasından dolayı müvekkilinin işyerinde  haksız ve kötü niyetli haciz ve muhafaza işlemi yapılmış olmasına rağmen, müvekkilinin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, davalı tarafın, dava dışı ... ile hiç bir alakası olmayan müvekkiline ait iş yerinde haciz ve muhafaza talep etmekte haksız ve ağır kusurlu olduğunu, haksız ve hukuka aykırı haciz işlemi nedeniyle, müvekkilinin  çalışanlarına, müşterilerine ve komşularına karşı rencide edildiğini ve itibar kaybına uğradığını, yerel mahkemece müvekkilinin manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi yasaya aykırı olduğunu belirterek Adana 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 10.05.2023 tarihli 2022/96 Es - 2023/181 K. sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak, müvekkilinin haklı davasının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili; davanın husumet yokluğundan ve zamanaşımından reddine karar verilmesi gerektiğini, bilirkişiler tarafından malların haciz tarihindeki değeri hakkında hiç bir inceleme ve araştırma yapılmadığını, haciz tutanağında yer alan değerin aynen kabul edildiğini, oysa ki, icra dosyasındaki kıymetin icra memuru tarafından takdir edildiğini ve bu değerin gerçek değerin üzerinde olmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, bilirkişiler tarafından, mahcuzların mevcut hali ile değerinin 7.175,00 TL olduğu tespit edildiği, bir diğer tespitin de, malların zarar görmemiş halleriyle güncel değerlerinin 13.950,00 TL olduğu, bilirkişiler tarafından haksız hacizden doğan zararın 13.950,00 TL olduğunun belirtildiği, oysa, zarar görmüş halleriyle de olsa mahcuzların ekonomik değerinin olduğunu ve bunun parasal karşılığının 7.175,00 TL olduğunu, dolayısı ile 13.950,00 TL'den, 7.175,00 TL'nin düşülmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile bir an için maddi tazminat kararının verilmesi halinde dahi gerçek zararı ancak, 6.775,00 TL olacağından bu miktar üzerinden karar verilmesi gerektiği yönünde karar verilmesini talep etmiştir. <br><br><br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, haksız haciz nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>Mahkemece davanın maddi tazminat yönünden kısmen kabulüne, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>Davalı vekilinin husumete yönelik istinafının incelenmesinde;<br>Haksız takip ve haciz, haksız fiil niteliğindedir. Dolayısıyla haksız haciz nedeniyle maddi tazminata hükmedilebilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir haciz işlemi sonucunda zarar doğması, zarar ile haciz işlemi arasında da illiyet bağı bulunması gereklidir. Ayrıca uyuşmazlığa, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı Kanunun 50 nci maddesi uygulanmalıdır. Belirtilen hükümler uyarınca; haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli olup zararın  kanıtlanması davacı tarafa, hükmedilecek  tazminatın  miktarının belirlenmesi ise hâkime aittir. <br>Davalı, Dava Dışı ... ile ilgisi olmayan ve kredi sözleşmesinde de taraf olmayan ve dava dışı ...'ın adresi olarak görünmeyen davacıya ait iş yerinde haciz ve muhafaza talep etmiş olup haksız haciz işlemi yaptırdığı açıktır. Bu nedenle haksız haczi yaptıran olarak davacının uğradığı zarardan sorumludur. Davalı vekilinin bu yöndeki istinafı yerinde değildir.<br>Davalı vekilinin zamanaşımına yönelik istinaf talebi yönünden yapılan incelemede; <br> Davalı vekili her ne kadar davaya konu icra takibinin  11.04.2016 tarihinde başlatıldığını, iş bu davanın ise 08.06.2021 tarihinde açıldığını, bu nedenle davanın zamanaşımına uğradığını ileri sürmüş ise de, davacı tarafından Adana 4.İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/350 Es. Sayılı dosyası ile ikame edilen istihkak davasının 07.11.2019 tarihinde kabulüne karar verildiği, istihkak davası kararının G.Antep Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlığı 12. Hukuk Dairesinin 2020/951 ES - 2021/919 K. Sayılı kararı ile 16.04.2021 tarihinde kesinleştiği, istihak davasının kesinleştiği tarih itibarıyla haczin haksızlığı saptanmış olup zamanaşımının bu tarihten itibaren başlatılması gerektiği davanın  08.06.2021 tarihinde zamanaşımı süresi içinde açıldığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.<br>Hesap raporuna yönelik istinafın incelenmesinde;<br>Mahkemece alınan 16.11.2021 tarihli raporda; davacıya ait tekstil ürünlerinin haciz tarihindeki değerinin 23.250,00 TL olacağı, ürünlerin en iyi koşullarda saklandığında dahi moda ve trend farkı nedeniyle değer kaybı oluşacağının, buna göre davacının zararının 13.950,00 TL olacağı bildirilmiş mahkemece bu rapor esas alınarak \"Adana 4. İcra Hukuk mahkemesinin 2016/350 tarihli  kararı ile haksız haciz olduğu tespit edilen malların 29/06/2016 tarihinden itibaren yedieminde olduğu, saklama koşullarının uygun olmadığının yapılan keşif ile ortaya çıktığını, 07/11/2019 tarihinde verilen istihkak davasının kabulüne dair karar icrası için kesinleşmesi gerekmeyip, bu tarihten itibaren malların teslim alınmaması sureti ile zararın artmasına davacının kendi kusuru ile sebebiyet verdiği\" gerekçesiyle 16.11.2021 tarihli kök rapor doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 04.10.2018 Tarihli 2018/3692 Es. ve 2018/9262 K. Sayılı ilamında belirtildiği üzere; \"Mülkiyetin tespitine ilişkin olmaları nedeniyle istihkak davasının kabulüne dair ilamlar kesinleşmeden infaz edilemez. Somut olayda, icra takibinin dayanağı olan ilam, taşınır mal haczinden kaynaklanan istihkak davasının kabulüne ilişkin olup, takibe konulabilmesi için kesinleşmesi gerekir. Mülkiyetin tespitine ilişkin olmaları nedeniyle istihkak davasının kabulüne dair ilamlar kesinleşmeden infaz edilemez.\" denilmiş olup mahkemenin istihkak davasının kabulüne karar verildiği tarihte davacının malları alabileceği ve zararın büyümesine kendisinin sebep olduğu yönündeki kabulü yerinde değildir. Nitekim istihkak davasına bakan mahkeme iki defa davayı reddetmiş olup en son aşamada davayı kabul etmiştir. Bu sebeple mahkemenin davacının zararını kendisinin büyüttüğü yönündeki kabulü yerinde olmamıştır. <br><br><br>Diğer yandan davacının haczedilen malları tekstil ürünü olup zamanla moda ve trend kaybına uğrayacakları gibi yıllarca yediemin deposunda kalan ürünlerin kullanılırlıkları ve satılabilir özellikleri kaybolacaktır. Hiçbir müşterinin, dosyadaki fotoğraflarda görülen şartlarda, uygun olmayan koşullarda muhafaza edilen ürünleri satın alması beklenemez. Satıcı açısından da, bu şekilde muhafaza edilen ürünleri satması ticari ahlaka aykırı olup satması beklenemez. <br>Bu durumda davacının zararını ürünlerdeki değer kaybı olarak kabul etmek hatalı olup uygun koşullarda muhafaza edilmemeleri nedeniyle ürünlerin tümünün kullanılabilir ve satılır nitelikleri kalmadığından gerçek zararın ürünlerin güncel bedeli olarak kabul edilmesi gerekir.<br>Mahkemece alınan 18.08.2022 tarihli ek raporda davacının haczedilen ürünlerinin güncel değerleri 68.440 TL olarak tespit edilmiş olup bilirkişi raporunda belirlenen bu miktar davacının gerçek zararıdır. Davacı vekili 21.10.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 60.000 TL olarak belirlediğinden bu miktar üzerinden davanın kabulü gerekmektedir. Davacı vekilinin istinafı haklı, davalı vekilinin istinafı haksız bulunmuştur.<br>Davacı vekilinin manevi tazminatın kabulü gerektiği yönündeki istinaf talebi yönünden yapılan incelemede;<br>Davacı  vekili davalı şirketin haciz talebinde ağır kusurlu olduğunu ve müvekkilinin zararına ve manevi olarak yıpranmasına sebebiyet verdiğini, bu nedenle mahkemece manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.<br>Haksız haciz nedeniyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için davalının kötü niyetinin ve ağır  kusurunun varlığı ile buna bağlı olarak zararının oluşması gerekmektedir. Somut olayda davalı şirket tarafından icra takibine konu kredi kartı alacağının borçlusu olan ...'in davacının kardeşi olması dışında borçla bir ilişkisi bulunmamaktadır. Davacı, dava dışı borçlunun kefili olmadığı gibi kredi sözleşmesinde dava dışı borçlunun adresi olarak davacının iş yeri gösterilmemiştir. Bu durumda davalının yaptırdığı haciz işleminde ağır kusurlu olduğu, davacının, haksız haciz işlemi nedeniyle manevi varlığının ve ticari itibarının zarar gördüğü açık olup mahkemece manevi tazminat talebinin kabulü yerine reddine karar verilmiş olması hatalı olmuştur. Davacının manevi tazminat talebi yerinde olup kabulü gerekmektedir. Dava dilekçesinde her iki talep yönünden de faiz talep edilmemişse de maddi tazminat yönünden ıslah dilekçesinde faiz talep edilmiş ancak manevi tazminat yönünden dava dilekçesinde ve ıslah yoluyla faiz talep edilmediğinden manevi tazminat için faize hükmedilmeyecektir. Davacı vekilinin bu yöndeki istinaf talebi yerindedir. <br>HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;<br>Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davalı vekilinin istinafının reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun  KABULÜ ile; <br>2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun REDDİ ile; <br>3-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca  düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/05/2023 tarih ve 2022/96 Esas, 2023/181 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>3-Davanın KABULÜ İLE;<br>a-)60.000,00 TL maddi tazminatın 16/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>b-)5.000 TL manevi tazminatın Davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, <br>4-a-)Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 4.440,15-TL karar harcından, peşin ve tamamlama harcı olarak alınan toplam 1.127,47-TL harcın mahsubu ile bakiye 3.312,68-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>b-)İlk derece mahkemesince 10.05.2023 günlü karar ile davalıdan tahsiline karar verilen harcın davalıdan tahsil edilmemiş olması ve fakat harç tahsil müzekkeresi çıkartılmış olması halinde söz konusu harç tahsil müzekkeresinin tahsil edilmeksizin iadesinin ilk derece mahkemesince istenilmesine, dairemiz kararına göre yeniden harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,<br>c-)Harç tahsil edilmiş ise tahsil edilen miktarın Dairemizce tahsiline karar verilen  bakiye harçtan mahsubu ile bakiyesinin tahsilinin istenmesine,<br><br>5-Davacı tarafından yatırılan 1.127,47-TL peşin ve tamamlama harcının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, <br>6-Davacı tarafından yapılan 1.714,70-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, <br>7-Arabuluculuk Bürosu tarafından T.C. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenmesine karar verilen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsil edilerek hazineye irat kaydına,  <br><br>8-Maddi tazminat yönünden davacı taraf  kendisini vekil ile temsil ettirdiginden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'ye göre hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>9-Manevi tazminat yönünden davacı taraf  kendisini vekil ile temsil ettirdiginden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'ye göre hesaplanan 5.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>İstinaf giderleri açısından;<br>10-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti  takdirine yer olmadığına,<br>11-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacı tarafa iadesine, <br>12-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 4.440,15-TL istinaf karar harcından, davalı tarafından peşin yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubuyla, bakiye 4.170,30-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, <br><br>13-Davacı tarafından yapılan 145,00-TL istinaf yargılama ve dosya gönderme ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, <br>14-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.30.10.2025\t\t\t <br><br>     Başkan                Üye                   Üye                     Katip <br>                                                                                                  <br><br><br> <br><br><br>  İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cf1f58f3b090f375","SID":"1d16929d55952e8f"}}