{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  <br>T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/481 <br>KARAR NO\t: 2025/1661<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 28/06/2021<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/10/2025<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; davalının, müvekkili şirketten hizmet aldığını ve 3 parça halinde alınan hizmet neticesinde 7.776-TL, 4.797,41-TL ve 9.942,48-TL olmak üzere toplamda 22.515,89-TL borç oluştuğunu, 27/01/2021, 28/01/2021 ve 28/01/2021 tarihli faturalar gönderildiğini, davalının takibe \"faturanın vadesi gelmediği\" gerekçesi ile itiraz ettiğini taraflar arasında vadeye ilişkin bu şekilde bir yazılı ve sözlü bir anlaşma bulunmadığını, borcun ferilerini ödememek adına kasıtlı olarak takibe itiraz ettiğini, itirazından sonra  ödeme yaparak borcu sona erdirdiğini, davalının itirazının iptali ile takibin devamına, asıl alacağın %20'si oranda icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; müvekkili şirkete satışı gerçekleştirilen ürünlere ilişkin bedellerin vade tarihlerinin, fatura tarihinden 90 gün sonrası olacağının kararlaştırıldığını ,faturalarda yazan vade tarihleri 08.05.2021 ve 09.05.2021 olmasına rağmen faturalarının düzenlenme tarihlerinin 27.01.2021 ve 28.01.2021 olması sebebiyle anılan faturaların vade tarihlerinin 28.04.2021 ve 29.04.2021 olduğunun müvekkili şirketçe tespit edildiğini, bu sebepten ötürü müvekkili şirket ile davacı şirket arasında mevcut e-posta yazışmalarında da görüleceği üzere faturaların düzenlenme tarihi +90 gün olacak şekilde vade tarihleri müvekkili şirketçe hesaplanarak ahde vefa ilkesi gereğince 27.04.2021 ve 28.04.2021 tarihlerinde davacı şirkete ödendiğini, müvekkili şirketin takip konusu faturaları anlaşma uyarınca vade tarihinde ödediği icra takibindeki asıl alacağa bağlı ferilerden dolayı sorumluluğu bulunmadığını belirterek davacı şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Mahkemece; cari hesaba dair borcu oluşturan üç adet fatura bulunduğu, sırasıyla 28/01/2021 tarihli  08/05/2021 vade tarihli, 29/01/2021 tarihli 09/05/2021 vadeli, 29/01/2021 tarihli faturalar  olduğu, icra takibinin 09/04/2021 tarihinde başlatıldığı faturaların vadesinden önce davacı tarafından takibe geçildiği dava tarihi olan 28/06/2021 tarihinden önce 28-29/04/2021 tarihli ödemeleri  borcun ödendiğinden  davanın reddine, davacının takibinde kötüniyetli olduğu kabul edilerek  davacı aleyhine %20 kötüniyet tazminatına hükmediltir.Davacı vekili; faturalardaki yazılan her kaydın geçerli olmadığını, faturaya yazılan \"ödenmeyen her gün için yüzde 10 faiz işleyecektir'' ibaresi ne kadar geçersizse, koyulan vade tarihi de o kadar geçersiz olduğunu, faturaya kayıt koyulması üzerinden sözleşme yahut anlaşma gibi bir durum yaratılması söz konusu olamayacağını, karşı tarafın da bu tarz bir ek süre yahut aksine bir anlaşma olup olmadığını ispatlayamadığını, icra takibine itiraz ettikten sonra borcu ödediğini ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini ,davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.İcra takip tarihi itibariyle davacının düzenlediği faturaların vade tarihinin gelmediği davacının da kabulündedir. Davacı vekili faturaya konulan vade tarihinin geçerli olmadığını ileri sürmektedir. Muacceliyet, alacaklının borçludan, borçlanılan edimi talep ve dava edebilme yetkisidir. Faturaların üzerinde yazan vade tarihi alacağın muaccel olduğunu gösterdiği, davacının bizzat koyduğu vade tarihlerinden evvel  başlattığı  icra takibi, erken başlatılan bir icra takibidir.Davacı vekili taraflar arasında vadeye ilişkin bir sözleşme olmadığını ileri sürmekte ise de, alıcı davalıya vade tanındığı bizzat davacının düzenlediği faturalarda yazılı olduğundan ayrıca bir sözleşme ile ispatına gerek bulunmamaktadır. Bu sebeple muaccel olmayan, istenemeyen bir alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali isteminin bu sebeple reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık yoktur. <br> Ancak; takipteki alacaklının kötüniyeti takip tarihi itibariyle belirlenir. Alacağın  olmadığını bilerek kötüniyet  ile takip yapıldığının ispatlanması veya halin icabından takibin kötüniyetli olduğunun belirlenmesi gerekir.Muaccel olmayan alacak için başlatılan icra takibine itiraz ettikten sonra borcun tümüyle ödendiği, alacağın dava tarihi itibariyle ödendiği,takip tarihi itibariyle muaccel olmayan alacağın  muaccel olduktan icra takibi başlatılmadan ödenmesi halinde alacağın ferilerini istemekde davacı haklı değildir.Ne var ki; alacağın muaccel olmaması nedeniyle icra takibine itirazın iptali isteminin reddine karar verilmesi usulü bir karardır. Alacağın esasına dair bir inceleme yapılmadığı, ödenmemesi halinde  vade dolduktan alacak  sonra yeniden takip başlatılabileceği gözetilerek;  halde icra takibinde alacaklının takip yapmakta kötüniyetli kabul edilerek alacaklı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi doğru olmamıştır.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından kararın kaldırılarak yeniden karar verilmesine; itirazın iptali isteminin ve davalı vekilinin kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/05/2022 Tarih 2021/443 Esas - 2022/476 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; <br>\"İtirazın iptali isteminin reddine, <br>Davalı vekilinin kötüniyet tazminatı isteminin  reddine,\" <br>İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; <br>\"Alınması gereken 615,40-TL karar harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 556,10-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye ödenmesine,<br>Davalı vekili için takdir olunan 5.100-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya  verilmesine, <br>Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye ödenmesine,\"<br>Davacı tarafından yatırılan 179,90-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,<br>Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 20/10/2025<br><br>            <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"997e42d1d7d85d3a","SID":"3ee2c83318165e30"}}