{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/932 - 2025/1186<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2023/932 <br>KARAR NO\t: 2025/1186<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 29.05.2023<br>NUMARASI\t\t: 2023/138 Esas 2023/398 Karar<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 13.10.2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 22.10.2025<br><br>\tİlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacı vekili, 25.11.2017 tarihinde, davalı sigorta şirketine zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı dava dışı ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın davacı ...'in sevk ve idaresindeki bisiklete çarparak ağır yaralanmasına neden olduğunu, günlük ihtiyaçlarını tek başına yerine getiremediğini ve sürekli bakım ihtiyacının doğduğunu, davalıya karşı arabuluculuğa başvurulduğunu, taraflar arasında anlaşmaya varılamadığını, davacının uğramış olduğu sürekli işgöremezlik zararının tazmini amacıyla Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/464 E.sayılı dosyası ile açtıkları dava kapsamında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesince düzenlenen 15.01.2020 tarihli rapor ile davacının sürekli bakıma muhtaç olduğunun, mahkemece alınan 01.07.2020 tarihli kusur raporu ile de davalıya sigortalı araç  sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde %50 oranında kusurlu olarak tespit edildiğini belirterek HMK’nın 107.maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak 20.000,00 TL bakıcı gideri tazminatının kaza tarihi olan 25.11.2017 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... Şirketi vekili, Bursa Arabuluculuk Bürosunun 2021/64549 numaralı arabuluculuk dosyası ile davacı taraf ile davalı şirket arasında 11.06.2021 tarihinde anlaşma belgesi imzalandığını ve bu kapsamda davalı şirketçe başvurucu davacıya ödeme yapıldığını, davacının uğradığı gerçek zararın davalı şirket tarafından ödendiğinden davacının gerçek zarar miktarını aşan taleplerinin reddinin gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI <br>Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan sürekli bakıcı gideri tazminatına ilişkin olduğu, davacı ile davalı sigorta şirketi arasında eldeki dava tarihinden (27.02.2023) evvel 11.06.2021 tarihli Bursa Arabuluculuk Bürosuna ait 2021/64549 E-2021/1596 K.sayılı anlaşma belgesi içeriğine göre, tarafların anlaşma suretiyle uyuşmazlığı çözüme bağladıkları ve eldeki dava konusunu da (sürekli bakıcı zararı) içerecek şekilde anlaşma tutanağı tanzim edildiği, davacı vekilince tanzim olunan dava dilekçesi içeriği ve 29.05.2023 tarihli ön inceleme duruşma tutanağında eldeki davanın açılma nedenine ilişkin beyanı nazara alındığında, arabuluculuk anlaşma tutanağı sonrası, davacının kaza ile bağlantılı olarak yeni doğmuş ve/veya artan bir malûliyetinin bulunduğuna dair bir iddianın ileri sürülmemiş olması, arabuluculuk tutanağının tanzimine ilişkin olarak ''irade fesadı'' hâllerine ilişkin bir duruma da dayanılmamış olması gerekçesiyle 6325 sayılı Kanunun 18/5 maddesi uyarınca davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davalı taraf ile yapılan anlaşmanın ZMMS poliçesi kapsamında sakatlanma teminatına ilişkin olduğunu ve bu teminatı aşan kısımlar yönünden hakların saklı tutulduğunu, tedavi gideri teminatı kapsamında bakiye kısım yönünden herhangi bir anlaşmanın söz konusu olmadığını, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrasında Yargıtay kararlarında, bakım gideri taleplerinin tedavi gideri teminatı kapsamında olduğuna karar verildiğini, sakatlanma teminat limitini aşan bakım gideri ihtiyacı için tedavi gideri teminatı kapsamında eldeki davayı açtıklarını, mahkemece teminat limitini aşan hakların saklı tutulduğu hususunun dikkate alınmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>İstinaf talebinde bulunan davacı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; <br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan sürekli bakıcı gideri tazminatına ilişkindir.<br>Davacı vekili, 25.11.2017 tarihinde davalıya zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı aracın davacı ...'in sevk ve idaresindeki bisiklete çarparak ağır yaralanmasına neden olduğunu, davacının uğramış olduğu sürekli işgöremezlik zararının tazmini amacıyla Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/464E.sayılı dosyası ile açtıkları dava kapsamında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesince düzenlenen 15.01.2020 tarihli rapor ile davacının sürekli bakıma muhtaç olduğunun, mahkemece alınan 01.07.2020 tarihli kusur raporu ile de davalı sigortalı sürücünün kazanın meydana gelmesinde %50 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini belirterek sürekli bakıcı gideri tazminatının davalıdan tahsilini istemiş, mahkemece dava tarihinden (27.02.2023) evvel 11.06.2021 tarihli Bursa Arabuluculuk Bürosuna ait 2021/64549E-2021/1596 K.sayılı anlaşma belgesi içeriğine göre, tarafların anlaşma suretiyle uyuşmazlığı çözüme bağladıkları ve eldeki dava konusunu da (sürekli bakıcı zararı) içerecek şekilde anlaşma tutanağı tanzim edildiği, 6325 sayılı Kanunun 18/5 maddesi uyarınca davanın reddine dair karara karşı davacı vekili tarafından davalı taraf ile yapılan anlaşmanın ZMMS poliçesi kapsamında sakatlanma teminatına ilişkin olduğunu ve bu teminatı aşan kısımlar yönünden hakların saklı tutulduğunu, tedavi gideri teminatı kapsamında bakiye kısım yönünden herhangi bir anlaşmanın söz konusu olmadığını belirterek istinaf sebepleri ileri sürmüştür.<br>Davacı tarafından yapılan Arabuluculuk başvurusu üzerine açılan 2021/64549 sayılı dosyada taraflar arasında düzenlenen 11.06.2021 tarihli Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Anlaşma Belgesinin incelenmesinde; 25.11.2017 tarihinde ...'nın sevk ve idaresindeki davalı sigorta şirketine sigortalı ... plakalı araçla gerçekleşen kaza sonrası ...'in yaralanması nedeniyle tedavi gideri, geçici bakıcı gideri, sürekli bakıcı gideri, kazanç kaybı, ekonomik geleceğin sarsılması ile sair tüm maddi zararları ve ferileriyle yargılama gideri olmak üzere, 95.000 TL maddi tazminat ve 10.000 TL vekâlet ücreti toplam 105.000 TL (1.694,92 TL stopaj mahsubu ve 762,71 TL KDV tevkifatı ile 102.542,37 TL ödenecektir) bedeli sigortalı araç işleteni ve sürücüden de tekrar talepte bulunmamak limiti aşan kısımlar yönünden haklar saklı kalmak kaydıyla ödemeyi kabul ettikleri, tüm dava haklarından feragat etmekle birlikte tüm talep haklarını limiti aşan kısımlar yönünden haklı saklı kalmak kaydıyla sigorta şirketine temlik ettikleri hususunda anlaştıkları, tutanağı imzaladıkları ve 105.000,00TL'nin 28.06.2021 tarihinde davalı tarafından davacıya ödendiği anlaşılmaktadır.<br>Davacı yan, kaza nedeniyle malul kaldığını ve sürekli bakıcı ihtiyacının olduğunu belirterek eldeki davayı 27.02.2023 tarihinde açmıştır.<br>Ankara 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/464 E.sayılı dosyasında Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 15.01.2020 tarihli  maluliyet raporunda; davacının özür oranının %100 olduğu ve  sürekli başka birinin bakımına muhtaç durumda olduğunun belirlendiği görülmüştür. <br> 22.06.2012 tarihli RG'de yayımlanan 6325 sayılı Arabuluculuk Kanununun \"Tarafların anlaşması\" başlıklı 18.maddesi;\"<br>(1)Arabuluculuk faaliyeti sonunda varılan anlaşmanın kapsamı taraflarca belirlenir; anlaşma belgesi düzenlenmesi hâlinde bu belge taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır.<br>(2)Taraflar arabuluculuk faaliyeti sonunda bir anlaşmaya varırlarsa, bu anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesini talep edebilirler. Dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuşsa, anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, asıl uyuşmazlık hakkındaki görev ve yetki kurallarına göre belirlenecek olan mahkemeden talep edilebilir. Davanın görülmesi sırasında arabuluculuğa başvurulması durumunda ise anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebilir. Bu şerhi içeren anlaşma, ilam niteliğinde belge sayılır....<br>...Taraflar anlaşma belgesini icra edilebilirlik şerhi verdirmeden başka bir resmî işlemde kullanmak isterlerse, damga vergisi de maktu olarak alınır.\" Hükmünü içermekte olup 7036 sayılı Yasa ile getirilen 18.maddenin 4.bendi ile de taraflar ve avukatları ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesinin, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılacağı; 5.bendinde ise arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz düzenlemesi getirilmiştir.<br>Buna göre dosya içeriği ve toplanan delillerden, uyuşmazlığın alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olan ihtiyari arabuluculuk yoluna başvurularak çözümlendiği, davacı yanın maluliyette artış olduğuna yönelik bir iddiada bulunmaması, anlaşma tutanağının taraflarca imzalanıp, ödemenin yapıldığının tarafların kabulünde olması, davacının iradeyi fesada uğratan hâllerle başvurarak anlaşma tutanağını iptal ettirmemesi, anlaşma belgesinin bir ibraname olmamasına göre davanın 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/5 maddesi kapsamında; davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.<br>Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde ve HMK'nın 355. maddesi gereğince, davacı vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan incelemede; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usûl ve esas yönünden bir hukuka aykırılık görülmediğinden istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b-1.maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1.b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile kalan 345,55 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir olarak kaydedilmesine,<br>3-Başvuran tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>4-Davacı tarafından yatırılan istinaf gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, <br>5-Kararın taraflara tebliğine, \t<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 13.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye <br>Üye<br>Katip <br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5d5d52e9953b9c38","SID":"fcd3a6b3efdbaa66"}}