{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  24. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2025/1444 - 2025/1832<br><br><br>T.C.<br>ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 24. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2025/1444 <br>KARAR NO\t: 2025/1832<br><br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21/09/2023<br>NUMARASI\t\t: 2021/273 E. 2023/573 K. <br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: ALACAK  <br>KARAR TARİHİ\t :22/10/2025<br>KARARIN YAZILDIĞI <br>TARİH\t\t :<br>\tDairemizin 15/05/2024 tarih, 2024/473 E., 2024/731 K.sayılı kararı Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 01/07/2025 tarih, 2024/2676 E., 2025/3742 K.sayılı ilamı ile bozularak Dairemize gönderilmiştir. <br>\tTALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin çimento fabrikası bulunduğunu, davalıdan elektrik enerjisi satın aldığını, davalının satın alınan elektrik enerjisine istinaden elektrik faturaları düzenlendiğini, düzenlenen faturalarda sayaç okuma ve faturalama hizmetlerine karşılık olarak perakende satış hizmet bedelinin tüketilen enerji miktarı üzerinden nispi ücret olarak tahsil edildiğini, Danıştay 13. Dairesinin 2011/690 E. sayılı dosyası ile Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 11. maddesinin ve dava konusu kararların bu yönetmelik maddesine göre tesis edilen kısımlarının serbest tüketiciler yönünden iptaline karar verildiğini, kararın 13/05/2019 tarihinde kesinleştiğini, idari yargı iptal kararlarının geçmişe etkili olduğunu, Danıştay'ın kesinleşen iptal kararı sebebi ile 2011 Ocak-2015 Aralık arası dönemde tüketim miktarına göre alınan PSH bedellerinin hukuki dayanaktan yoksun kaldığını, davacı ile yapılan sözleşme gereğince davalı tarafça düzenlenen elektrik faturalarında sabit PSH faturalama bedelinin hesaplamayı gerektirecek olması sebebiyle 2011 Ocak döneminden itibaren sözleşme süresi boyunca düzenlenen faturalarda fazladan alınan PSH bedelinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi akabinde HMK 107. Madde gereği belirsiz olan alacak tutarının bilirkişi incelemesi ile belirli hale gelmesinden sonra artırılmak üzere şimdilik 50.000,00 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren 6183 sayılı kanunun 51.maddesine göre işleyecek gecikme zammı ve gecikme zammının KDV'si ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 02.05.2023 tarihli dilekçesi ile aboneliği sebebiyle 2011 Ocak döneminden itibaren davalı tarafça sözleşme süresi boyunca tahakkuk ettirilen faturalarla fazladan tahsil edilen 1.733.620,42-TL PSH bedelinin ödeme tarihlerinden itibaren 6183 sayılı Kanunun 51. maddesine göre işleyecek gecikme zammı ve gecikme zammının KDV'si ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tCEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde, talebin dayanağının sebepsiz zenginleşme hükümleri olduğunu, BK 66.maddesi gereği 1 yıl TBK uyarınca 2 yıl olan zaman aşımına uğrayan taleplerin reddi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davaya konu iptal edilen 29/12/2010 tarihli ve 3002 sayılı kurul kararının sadece 1 yıl yürürlükte kaldığını, 01/01/2006'dan sonra uygulanan kurul kararının iptaline dair bir iptal davası açılmadığını, 01/01/2011'den itibaren geçerli olan ve 01/04/2011 tarihinden itibaren yeni bir karar ile düzenlenen tarife tablosuna kadar olan dönem için geçerli bir iptal kararının söz konusu olmadığını, dolayısıyla iptal edilmeyen kısmın iadesinin de mümkün olamayacağını, Danıştay iptal kararının geçmişe yönelik olarak uygulanmasının hukuki olarak mümkün olmadığını, Danıştay kararının sadece serbest tüketiciler açısından verildiğini, davacının serbest tüketici olduğu dönemlerin EPİAŞ'dan araştırılması gerektiğini, davacının gecikme zammı ve KDV talebinin hukuka uygun olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tMAHKEME KARARI :Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin, 21/09/2023 tarih, 2021/273 E., 2023/573 K. sayılı kararı ile davanın kabulü ile, 1.733.620,42 TL'nin 07.05.2021 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, karara karşı taraflar ve feri müdahil tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde, Mahkemece davacı kuruluşun serbest tüketici olduğu, perakende satış hizmetleri bedelinin dayanağı olan EPDK'nın kurul kararının Danıştay 13. Dairesi tarafından iptal edilmesi ve bu iptal kararının dava daireleri kurulu kararı ile onanması sonucu davacı kuruluşun davalıdan alacaklı olduğu yönünde yapılan tespite yönelik herhangi bir itirazları bulunmadığını, kararda dava konusu alacağa, ödeme tarihlerinden itibaren 6183 sayılı Kanunun 51. maddesine işleyecek gecikme zammı ile verilmemesi yönünden kabulünün mümkün olmadığını, kabulüne karar verilen tutarın dava tarihi itibariyle değil, ödeme tarihlerinden itibaren gecikme zammı ile birlikte tahsili gerektiğini, tarafların, sözleşme ile dağıtım şirketinin hatası nedeni ile fazladan yapılan ödeme halinde faizin türünü ve başlangıcını belirlediklerini, dava konusu dönemde davacı kuruluştan fazladan tahsil edilen bedele ödeme tarihlerinden itibaren 6183 sayılı Kanunun 51. maddesine göre işlemiş ve işleyecek gecikme zammının KDV 'sinin uygulanması gerektiğini, işlemiş ve işleyecek gecikme zammına KDV eklenmesi talepleri konusunda karar verilmesi gerektiğini, Mahkemece faizin KDV'sine ilişkin taleple ilgili olarak karar verilmediğini ileri sürerek, kararın hüküm kısmının 1. maddesinin \"davanın kabulü ile 1.733.620,42-TL’nin ödeme tarihlerinden itibaren 6183 sayılı Kanunun 51. maddesine göre işleyecek gecikme zammı, işlemiş ve işleyecek gecikme zammının KDV’si ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine\" şeklinde düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde, zaman aşımına uğrayan taleplerin reddi gerektiğini, davacıdan tahsil edilen PSH sadece sayaç okuma işlemine ait bir kalem olmadığını, kümülatif bir bedel olduğunu, davacı lehine tahakkuk eden tüm PSH bedelleri toplam değeri için yapılan hesaplamalar ve istirdat kararının hatalı olduğunu, davacının serbest tüketici konumunda olmadığını, Danıştay kararının yalnızca serbest tüketiciler açısından uygulanabilir olduğunu ve davacının belirtilen dönemlerde serbest tüketici konumunda sözleşmesi olmadığını, (EPİAŞ'dan) davacının dava konusu dönemlerde serbest tüketici olup olmadığı oldu ise hangi abonelikler üzerinden serbest tüketici kabul edildiği bilgisinin dosyaya aldırılmadığını, yalnızca 1 yıl yürürlükte kalan (2011 yılı boyunca) 29.12.2010 tarihli ve 3002 sayılı Kurul kararına dava açıldığını, 2011 yılı çeyrek dönem tarife kurul kararlarının yalnızca ilkine (28.12.2010 tarih ve 2999 sayılı) dava açılmış olup bu Kurul kararından sonra yayımlanan ve sonraki çeyrek dönemlerin tarife tablolarını içerir Kurul kararlarına karşı iptal istemi ile dava açılmadığını, dava konusu edilen dönemde kwh üzerinden uygulanmış olan perakende satış hizmeti bedelinin geçmişe yönelik olarak sabit bir bedel şeklinde uygulanması ancak Tarife Metodolojisinin iptal edilen söz konusu hükmü ile birlikte aynı dönemde yürürlükte olan kurul kararlarının da iptali ile mümkün olabileceğini,  iptal kararının geçmişe yönelik uygulanmasının fiili imkansızlığının yanı sıra hukuki imkansızlığının da söz konusu olduğunu, dağıtım şirketinin söz konusu dönemde perakende satış hizmetinden aynı geliri elde etmesi gerektiğinden bir kısım abonelerin yıllar önce ödedikleri bedeller düşerken kaçınılmaz olarak bazı abonelerin ödedikleri bedellerin de artacağını, bu durum kazanılmış haklara müdahale olacağından geçmişe yönelik uygulama hukuki olarak da mümkün olmadığını ileri sürerek, kararın kaldırılarak davanın öncelikle usulden reddine, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tFer'i Müdahil ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davanın dayanağını oluşturan ve Danıştay tarafından iptaline karar verilen 29.12.2010 tarihli ve 3002 sayılı kurul kararının sadece 1 yıl yürürlükte kaldığını, iptal edilen kısmın ise sadece 01.01.2011 ve 01.04.2011 tarihi arasında düzenlenen bir tarife tablosuna kadar olan dönem için olduğunu, davacının dava dilekçesinde iddia ettiği şekilde geniş bir zaman aralığı bulunmadığını, perakende satış hizmet bedeli bakımından hukuki dayanakların, metodoloji hükmü ve tarifelerin onaylandığı kurul kararları olduğunu, söz konusu dayanaklar geçerliliğini sürdürmekte olduğundan dava konusu bedellerin hukuka aykırılığından bahsedilemeyeceğini, PSH bedellerinin iadesi istemiyle açılan ve şirketin tarafı olduğu Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/280 E. sayılı dava dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunda PSH bedelinin iadesi istemiyle talep edilebilecek tutarların yalnızca ilgili dönemde sayaç okuma ve faturalama hizmeti karşılığında fazladan tahsil edilen tutarlar olabileceğinin ifade edildiğini, zamanaşımı def'ine ilişkin yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için sözleşmeden doğan zamanaşımı uygulanacak olsa bile dava tarihi olan 07.05.2021’den geriye 10 yıl gidildikten sonra bulunan 07.05.2011’den önceki taleplerin zamanaşımına uğradığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik bilgi ve belgeye dayandığını, öncelikle tespiti gereken hususun, davacının serbest tüketici konumunda olup olmadığı olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasına, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tGEREKÇE :Davada, elektrik abonesi olan davacı şirketten  Ocak 2011- Mart 2012 döneminde fazladan tahsil edilen PSH ve sayaç okuma bedelinin tahsili talep edilmektedir. <br>\t İlk Derece Mahkemesinin 21/09/2023 tarihli kararının karşı taraf ve Fer'i Müdahil ... A.Ş. vekilleri tarafından istinaf talebinde bulunulmuş, Dairemizin 15/05/2024 tarih, 2024/473 E., 2024/731 K.sayılı kararı ile fer'i müdahil ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1/b/1 maddesi gereğince esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kısmen kabulüne, davanın kısmen kabulü ile 1.267.091,10 TL'nin 07.05.2021 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince ve fer'i müdahil vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 01/07/2025 tarihli ve 2024/2676 E, 2025/3742 K sayılı ilamıyla; \"feri müdahil vekilinin istinaf dilekçesi değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi\" gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur.<br>\tYargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında; PSH bedeli alınmasının dayanağını oluşturan EPDK kararının Danıştay'ca iptaline karar verilmesi sonucunda, Serbest Tüketici niteliğindeki abonelerden tahsil edilen maktu bedel dışında fazladan tahsil edilen PSH bedelinin iade edilmesi gerekeceği sonucuna ulaşıldığını, tüketim değerlerine göre davacının elektrik  aboneliğinin   davaya konu dönemlerde Serbest Tüketici olduğunu, talep konusu 2011-2015 yılları faturalarından, Ocak 2011 - Mart 2012 döneminde davacı şirketten tahsil edilen sayaç okumaya ilişkin perakende satış hizmet bedellerinin davacı Şirkete  iadesi gerektiğini, dosya arasında, davalının davadan önce temerrüde düşürüldüğüne dair bilgi ve belge bulunmadığını, bu nedenle, hesaplanan tutara dava tarihinden itibaren faiz işletilebileceğini, davacı şirketin talep edebileceği PSH bedeli  ve sayaç okuma hizmet bedelinin KDV dahil  1.755.341,35 TL olarak hesaplandığını, davadan önce temerrüt gerçekleşmediğinden, hesaplanan tutara dava tarihinden itibaren avans faizi işletilebileceğini belirtmişler, 30/01/2023 tarihli ek raporlarında, Ocak 2011-Mart 2012 döneminde davacı şirketin talep edebileceği PSH bedeli ve sayaç okuma hizmet bedelinin KDV dahil 1.733.620,42 TL olarak hesaplandığını\" ifade etmişlerdir. <br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde, alacağın ödeme tarihlerinden itibaren 6183 sayılı Kanunun 51. maddesine göre işleyecek gecikme zammı, işlemiş ve işleyecek gecikme zammının KDV’si ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiş ise de; dosyada sunulan mevcut abonelik sözleşmesinin 05/03/2012 tarihli olduğu ve dava konusu alacakları kapsamadığı görülmüştür.<br>\tDosyadaki bilgi ve belgelerden; davalı şirketin, Danıştay tarafından iptal edilen EPDK'nın düzenleyici işlemine (metodoloji) dayanarak, davacı şirket adına tahakkuk ettirilen faturalar ile tüketilen enerji miktarı (kW) üzerinden nispi olarak PSH bedeli tahsil ettiği, diğer taraftan bilirkişi raporuna göre davacının yıllık enerji tüketim miktarı dikkate alındığında serbest tüketici sıfatına haiz olduğu, bu durumda geçmişe etkili olarak ortadan kalkan düzenleyici işlem nedeniyle, davalı şirket tarafından fazladan tahsil edilen PSH bedelinin davacıya iadesinin gerekeceği, istirdada konu alacak miktarının belirlenmesi noktasında hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli, ayrıntılı ve açıklayıcı, hukuka uygun olduğu, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı görülmekle, davacı vekilinin tüm, davalı ve feri müdahil vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.<br>\tHer ne kadar mahkemece gerekçeli kararda davanın yasal 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açılmış olduğunun tespit edildiği belirtilmiş ise de, dava tarihi 07/05/2021 olup, alacak TBK 146 maddesi gereğince 10 yıllık zaman aşımına tabi olduğundan, dava tarihinden itibaren geriye doğru 10 yıla ilişkin fazla ödeme miktarı tahsil edilebileceğinden, 07.05.2011’den önceki talepler zamanaşımına uğramıştır. <br>Bilirkişi tarafından hesaplanan toplam 1.733.620,42 TL'den, zamanaşımına uğrayan 07.05.2011’den önceki  talepler  (70.802,08+20.277,00+52.742,91+322.707,37= 466.529,36TL) düşüldüğünde, Mahkemece kalan (1.733.620,42 TL-466.529,36 TL=) 1.267.091,10 TL’ye hükmedilmelidir.\tBu çerçevede yapılan hesaplamada bu dönem bakımından zamanaşımı definin göz önünde bulundurulması gerekirken, mahkemece bu hususun dikkate alınmamış olması doğru görülmemiştir.<br>\tAncak, belirtilen bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm fıkrasının 1. maddesinde yer alan \"1-Davanın kabulü ile 1.733.620,42 TL'nin\" ibaresinin silinerek yerine \"1-Davanın kısmen kabulü ile 1.267.091,10 TL'nin,\"  cümlesinin yazılması ve yargılama giderlerinin buna göre düzeltilmesi suretiyle davalı vekilinin ve Fer'i Müdahil ... A.Ş. vekilinin  istinaf başvurularının KISMEN KABULÜ ile HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA karar vermek gerekmiştir.<br>\tİnfazda duraksamaya yol açmamak için hükmün kesinleşen kısımlarına kararda aynen yer verilmiştir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nun 355.md hükmüne göre istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\tI- A)1- Fer'i Müdahil ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE, <br>\tB) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1/b/1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\tC) Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince KISMEN KABULÜNE,<br>\t1-Davanın kısmen kabulü ile 1.267.091,10 TL'nin 07.05.2021 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, <br>\t2-Alınması gereken 86.554,99 TL harçtan peşin alınan 853,88 TL ve 28.752,30 TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 56.948,80 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT'ne göre hesaplanan 169.380,00 TL ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t5-)Davalı kendisini vekil ile temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 71.314,10-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,<br>\t6-Davacı tarafça yatırılan 59,30 TL başvuru harcı, 853,88 TL peşin harç, 28,752,30 TL tamamlama harcı, 132,00 TL tebligat, 50,50 TL müzekkere gideri ve 2.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 31.847,98 TL yargılama giderinin davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 23.276,00 TL’sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,<br>\t7-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t8-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,<br>\tHMK'nın 361/1.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde temyiz yolu açık olmak üzere 22/10/2025  tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t<br><br>Başkan<br>  e-imzalıdır<br><br>Üye <br>  e-imzalıdır<br><br>Üye <br> e-imzalıdır <br><br>Katip <br> e-imzalıdır <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"747f371f0dafd650","SID":"447b627c4e3d5a9c"}}