{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/770 <br>KARAR NO\t: 2025/1375<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 18/01/2023<br>NUMARASI\t: 2017/1106 E. - 2023/43 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025<br> Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Tarafların İddia ve Savunmaları: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafça davaya konu 30/06/2016 keşide tarihli, 67.500,00-TL bedelli, 6059739 çek nolu çekin İstanbul 18. İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasından takibe konulduğunu, bu takibin müvekkili açısındna geçersiz olduğunu, müvekkillinin çek üzerinde isimleri bulunan şirketlerle hiçbir ticari ilişkinin bulunmadığını, çek üzerindeki imzanın müvekkili şirketin yetkilisine ait olmadığını, imzanın sahte olduğunu, müvekkilinin bu çekten sorumlu olamayacağını belirterek davanın kabulü ile müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu çekin, dava dışı bir şirkete kullandırılan kredi karşılığında ciro yolu ile müvekkiline geçtiğini, çekin ciro silsilesinin davacılar ile diğer davalılar arasında olduğunu, müvekkili tarafından çekin tahsile verilmesi ile karşılıksız olduğunun öğrenildiğini ve bunun üzerine icra takibi başlatıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı ile; Bu kapsamda somut olayımıza bakıldığında; dava konusu olup, icra takibine dayanak yapılan çekte davacı şirkete atfen atılan imzanın davacı şirket yetkilisi ...'a ait olmadığı tespit edilmiş olmakla, imza inkarının mutlak def'ilerden olduğu ve herkese karşı ileri sürülebilir niteliği de gözetilerek davanın kabulü ile; davacının dava konusu çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitine,  her ne kadar davacı tarafça kötü niyet tazminatı talebinde bulunulmuş ise de takip alacaklısı davalının açıkça kötü niyetli olduğu hususu davacı tarafça ispatlanamadığından tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve \"Davanın KABULÜ ile; Davacı şirketin İstanbul 18. İcra Dairesinin... Esas sayılı icra takibine konu dava konusu ... Bankası AŞ Derince / KOCAELİ şubesine ait 30/06/2016 keşide tarihli, keşide yeri Kocaeli olan, ... seri numaralı,  67.500,00 TL bedelli çek sebebiyle borçlu olmadığının tespitine, kötüniyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine,\" karar verilmiştir.<br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:<br>Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu, matbu ve genel geçer ifadelerle hüküm tesis edildiğini, hangi somut gerekçe ile söz konusu rapora itibar edildiği, hangi hukuki gerekçe ile taleplerinin de beyanlarının kabul görmediğinin izah edilmediğini, bu durumun adil yargılanma hakkına aykırı olduğunu, mahkemenin gerekçeli kararında taraf iddialarını tartışan, irdeleyen, hukuka uygunluğun dayanaklarını açıklayan ve eksiklikler giderildikten sonra Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınmasına yönelik taleplerinin hangi sebeplerle reddedildiğine ilişkin hiçbir gerekçe bulunmadığını, yerel mahkemenin kararına dayanak olarak gösterdiği 19.10.2022 tarihli bilirkişi raporuna ilişkin itirazlarını irdelemeyerek ve tartışmayarak gerekçesiz ve dayanaksız bir hüküm tesis ettiğini, dosyadaki 19.10.2022 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, davacı şirket yetkilisinin bol miktarda samimi imza ve yazı örneklerinin alınmadığını, imza incelemesinin çekin keşide tarihinden önceki yıllara ait yeterli sayıdaki belgeler mukayese alınarak yapılması gerektiğini, imza incelemesi için toplanan mukayese belgelerin incelemeye konu olan çekin keşide tarihinden önceki yakın yıllara ait olması ve asıl olması gerektiğini, mahkeme dosyasına davacı şirket yetkilisi ...'ın imzasının bulunduğu belgelerin bir kısmının bila tarihli, büyük bir kısmının tarihinin ise çekin keşide tarihinden sonra olduğunu, geriye kalan mukayese belgelerin de sağlıklı ve doğru bir imza incelemesi için yetersiz olduğunun sabit olduğunu, söz konusu belgelerle doğru ve sağlıklı bir imza incelemesi yapılmasının mümkün olmadığını, imza incelemesinin Yargıtay HGK 06.05.2015 tarih ve 2013/19-2083 Esas, 2015/1307 Karar sayılı içtihadında belirtilen şekilde yapılması gerektiğini, bilirkişi raporunun aydınlatıcı, ayrıntılı ve denetime elverişli olmadığını, tek bir bilirkişi tarafından tanzim edilen rapora dayanılarak hüküm kurulmasının mümkün olmayıp adli tıp kurumundan rapor alınması gerektiğini, müvekkili bankanın takip konusu çeki diğer davalı ... ... Araçları...Ltd.Şti.'nin borçlarına istinaden aldığını, bu sebeple; müvekkili bankanın iyi niyetli hamil olup, temel borç ilişkisi ile ilgili herhangi bir iddianın müvekkili bankaya karşı ileri sürülmesinin hukuken mümkün olmadığını, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın istinaf başvurusunda ileri sürdüğü, yerel mahkeme hükmünün gerekçesiz olduğu ve somut delillere dayandırılmadığı yönündeki beyanların gerçeği yansıtmadığını, zira mahkeme hükmünün, imza inkarı üzerine Müvekkil şirket yetkilisinin imzasının bulunduğu evrak asıllarının ilgili kurumlardan celbedildiği, yeteri kadar imza örneğinin toplandığı, dava konusu çek aslının dosyaya alındığı, dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği ve bilirkişi raporunda çekteki imzanın Müvekkil şirket yetkilisi ...'ın el ürünü olmadığı kanaatine ulaşıldığı hususlarını detaylı bir şekilde açıkladığını ve bu durumun hükmün hangi somut delillere dayandığını açıkça gösterdiğini, davalı tarafın yeteri kadar imza örneği toplanmadığı ve eksik inceleme yapıldığı yönündeki iddiasının da yerinde olmadığını, zira imza mukayesesi yapılabilmesi adına müvekkili şirket yetkilisinin imza örneklerinin bulunduğu birçok kurumdan evrak celbinin sağlandığını ve bu durumun yeteri kadar delil toplanarak bilirkişiden rapor istenildiğini gösterdiğini, yine davalı tarafın, tanzim olunan bilirkişi raporunun aydınlatıcı, ayrıntılı ve denetime elverişli olmadığı yönündeki beyanlarına da katılmadığını, ilgili raporun birçok banka sözleşmesi, imza sirküsü aslı, yoklama fişi ve vekaletname fotokopisi gibi evraklar üzerinden irdelenerek tanzim edildiğini, bu nedenle raporun yüzeysel bir inceleme ile hazırlandığının söylenemeyeceğini, toplanan mukayese evrakları içerisinde çekin keşide tarihinden daha sonra tanzim edilenlerin olduğu iddiasına karşın, 2008 tanzim tarihli olan dahi mevcut olduğu için bu istinaf talebinin de dinlenmeyeceğini, son olarak, davalı tarafın, müvekkili olan bankanın iyi niyetli hamil konumunda olduğunu ve temel borç ilişkisi ile ilgili herhangi bir iddianın davalı bankaya karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığı yönündeki beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğini, zira eldeki uyuşmazlığın temel borç ilişkisine yönelik olmayıp, bizzat çek üzerinde bulunan imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığının tespitine yönelik olduğunu ve ayrıca müvekkili şirket ile çekin keşidecisi şirket arasında herhangi bir ticari ilişkinin de mevcut olmadığının belirtilmesi gerektiğini, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Gerekçe ve Sonuç:<br>HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava  İİK'nın 72/1. maddesi uyarınca icra takibinden  sonra  açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı vekili,  d davaya konu 30/06/2016 keşide tarihli, 67.500,00-TL bedelli, 6059739 çek nolu çekin İstanbul 18. İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasından takibe konulan çek üzerindeki imzanın müvekkili şirketin yetkilisine ait olmadığını  belirterek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, karar verilmesini talep etmiştir.Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa,  kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü  davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin ( borcun ) varlığını kanıtlamak durumundadır.  “imzanın sahte olması” iddiası  senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir.Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı) Bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya aittir.İstanbul 18. İcra Müdürlüğünün  ... Esas sayılı dosyasında, ; davalı ... T tarafından davacı şirket aleyhine; ... Bankası A.Ş. Derince/Kocaeli Şubesine ait, 30.06.2016 tarihli, ...  seri nolu, 67.500(Altmışyedibin beşyüz) TL bedelli  çeke dayalı olarak kambiyo takibi yapıldığı, çekin keşideci Karakoç şirketi tarafından  davacı  ... ... şirketi lehine düzenlendiği ilk cirantanın davacı olduğu, daha sonra  ... End. Ürünleri San. Ve Tic. AŞ , ve  ... ve  ... BANK tarafından ciro edildiği ibrazında karşılıksız kaldığı  görülmektedir. Ticaret sicil kayıtlarına göre keşide tarihinde şirket yetkilisinin ... olduğu tespit edilmektedir. Bilirkişi raporunda ; \"İnceleme konusu, ... Bankası A.Ş. Derince/Kocaeli Şubesine ait, keşide tarihi 30.06.2016, keşide yeri Kocaeli olan, ... çek seri nolu, 67.500(Altmışyedibin beşyüz) TL lık çekin arka yüzünde ilk ciranta... Elek.Makine Metal Çelik San.ve Tic.Ltd.Şti.kaşesi üzerine atılmış imzanın mevcut mukayese imzalara kıyasla şirket temsilcisi ...’ın eli ürünü OLMADIĞI \" kanaati bildirilmiştir.   İmza incelemesine esas rapor, uzman bilirkişi tarafından çeklerin düzenleme tarihi öncesi ve sonrasına tarihli borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan  belge asıllarının mukayeseye esas alınması suretiyle ve yeterli teknik optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle usulüne uygun   yapıldığı, imzanın kaligrafik ve karakteristik özelliklerinin ayrıntılı şekilde belirtildiği ve değerlendirildiği,  imzanın davacı şirket yetkilisine  ait  olmadığının  dayanaklarının  gösterildiği ,  raporun denetime elverişli ve  yeterli olduğu , hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.Dosya kapsamına göre ; dava,  imza inkarına dayalı olarak açılmış, nitekim  imza incelemesi yapılmıştır. Dava konusu çek nedeniyle takip yapıldığı, ancak denetime elverişli bilirkişi raporuna göre çekin  lehtarı  olan davacı şirket yetkilisi adına atılmış olan  imzanın davacı şirketin tek yetkilisi olan ...'nın  eli ürün olmadığının tespit edildiği bu durumda  imzanın  sahteliği  iddiası herkese karşı ileri sürülebilen mutlak  defilerden olup çek hamillerinin iyiniyetli olup olmamaları hukuki sonucu değiştirmeyeceğinden, menfi tespit talebinin kabulüne karar verilmesi yerindedir. Yine  davalının  çeki ciro yolu ile iktisap ettiği, yüzyüzelik  ilkesi gereği lehtar  imzasının sahte olduğunu bilecek durumda olmadığı bu nedenle haksız ve kötü niyetle takip yaptığı ispatlanamadığından,  kötü niyet tazminat talebinin  reddine karar verilmesinin hukuka uygun olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak, menfi tespit talebinin kabulünde, ve kötü niyet tazminatı talebinin ise reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı  anlaşılmıştır.Davalı ... vekilinin vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince  esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/01/2023 tarih ve 2017/1106 E., 2023/43 K. sayılı kararına karşı davalı ...Ş. vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.741,29 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.435,35 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.305,94 TL harcın davalı ...Ş.'den tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı ...Ş. tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 23/10/2025<br>\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"053f1a6e545c556f","SID":"1220ea4520f36e57"}}