{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1290 <br>KARAR NO\t: 2025/1382<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/04/2025<br>NUMARASI\t: 2025/293 Esas -  2025/292 Karar<br>DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/10/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Müvekkilinin, eski sevgilisi ... tarafından kandırıldığını, menfaat sağlamak amacıyla müvekkilinin adına ... Tic. San. Ltd. Şirketi unvanlı şirket kurduğunu, şirketin kurulması, faturalar, para transferleri ve hür türlü işlemi, ... ve arkadaşları tarafından yapıldığını ya da müvekkiline yönlendirildiğini, müvekkilinin hangi işlemleri yaptığını bilmediğini, vergi dairesince şirketin incelenmeye alınması ile haberdar olduğunu, vergi müfettişleri tarafından defter beyanı istendiğini, usulsüz işlemler nedeniyle bilgi talep edildiğini, müvekkilinin şirketle ilgili bir bilgisinin olmaması nedeniyle zor durumda kaldığını, müvekkilinin aleyhinde, dava açıldığını, davanın halen derdest olduğunu, ... müvekkilinin güvenini kötüye kullanarak kurulan şirket üzerinden menfaat sağladığını, müvekkilinin vergi ve SGK borcu altında kaldığını, şüpheliler hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, bu nedenle şirketin feshini, TTK 636 maddesi gereği hakimin haklı sebebin bulunması halinde şirketin feshine karar verebileceği kabul edildiğini, şirketin feshi kararı ile birlikte tasfiyesi amacıyla gerekli işlemlerin yapılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" , ...Davanın açıldığı sırada var olmayan “hukukî yararın” dava sırasında tamamlanması, mahkemenin “hukukî yarar” eksikliğinin tamamlanmasını beklemesi söz konusu olamaz. Çünkü, hukukî yarar dava şartı eksikliği ilgili tarafa belli bir süre verilerek taraf eylemi ile tamamlanabilecek bir dava şartı değildir.  (Pekcanıtez, Hakan Atalay, Oğuz/ Özekes, Muhammet: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2015, s. 250-251; Pekcanıtez, Hakan: Medeni Usul Hukuku, Ciltli, İstanbul 2017, s. 948). Hukukî yararın bulunması dava şartı, sadece dava açılırken değil, nihai karar verilinceye kadar mevcudiyetim devam ettirmelidir. (Arslan, Ramazan Yılmaz, Ejder/Ayvaz Taşpınar, Sema/ Hanağası, Emel: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2020, s. 316; Budak, Ali Cem/ Karaaslan, Varol: Medeni Usul Hukuku, İstanbul 2021, s. 176; Postacıoğlu, İlhan: Medeni Usul Hukuku, İstanbul 1975, s. 204; Karslı, Abdurrahim: Medeni Muhakeme Hukuku, İstanbul 2012, s. 466; Alangoya, Yavuz: Medeni Usul Hukuku Esasları, İstanbul 2000, s. 170-178). 6102 sayılı TTK' nın 636/3 maddesi; “Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Somut olayda; Davacı ...'nin davalı ...nin tek ortağı olduğu sicil kayıtlarından anlaşılmış olup ve bu durumda davacının yazılı olarak alacağı bir genel kurul kararı ile şirketi feshedebileceği bir hakkı varken ve yine fesih kararı aldıktan sonra fesih işlemlerini kendisinin yürütmesi gerekirken, limited şirketin feshi davası açamayacağı; bu haliyle davacının hukuki yararının olmadığı tespit edilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 11.01.2014 Tarih ve 2021/773 E. - 2024/44 K. Sayılı ilamı) 6100 sayılı HMK 320. maddesi gereğince dava şartı eksikliği nedeniyle taraflar davet edilmeden de dosya üzerinden karar verilebileceği anlaşıldığından, davacının davasının dava şartı olan hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine,\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece kurulan hükmün tamamen hatalı olduğunu, somut olay incelendiğinde, davacının haklı sebeplerinin var olduğunun anlaşılacağını,  feshi talep edilen şirketin, davacının eski sevgilisi ... tarafından kandırılması sonucunda davacıdan haksız menfaat sağlanmak amacıyla kurulduğunu, ...'nin tek başına hareket etmediğini, ... ile birlikte hareket ettiğini, dava dilekçesinde ve Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı 2025/17059 sayılı soruşturma dosyasında belirtildiği üzere davacının adına açılan şirketin fiili olarak başkaları tarafından kullanıldığı hatta kullanılması için vekaletname dahil gerekli işlemlerin yapıldığının açıkça ortada olduğunu, davacının bu durumdan dolayı mağdur olması ve şirketin kamu düzenine aykırı bir şekilde kullanılması sebebiyle şirketin feshine karar verilmesi gerektiğini, dolayısıyla mahkemece hukuki yarar yokluğu gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmesinin kamu güvenliğine ve kamu vicdanına aykırı olduğunu,  davacının telafisi neredeyse imkansız önemli boyutlarda zarara uğradığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE :Dava; TTK 636  Maddesi gereği limited şirketin haklı nedenle feshi istemine ilişkindir.  <br>İlk derece mahkemesince toplanan deliler ile dava açmakta davacının  hukuki yararı bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş,  karara karşı davacı vekilince yukarıda belirtilen sebepler ile istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık;  dava açmakta hukuki yarının bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davalı şirket tek ortaklı olup hisselerinin tamamı davacıya aittir.  6100 sayılı HMK 114.maddesinde hukuki yarar dava şartları arasında sayılmıştır. HMK 115. maddesi hükmü gereği dava şartları yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmedir. Bu sayede, iç hukukumuzun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme)'nin 6.maddesi ve 1982 Anayasası'nın 36. maddesinde düzenlenen “hak arama özgürlüğü” nün dürüstlük kuralına uygun kullanılması sağlanabilecek; bu durum, haksız davalar açmak suretiyle, dava hakkının kötüye kullanılmasına karşı bir güvence oluşturacaktır. Dava açmaktaki hukuki yarar; hukuk düzenince kabul edilmiş meşru bir yarar olmalı, bu yarar dava açan hak sahibi ile ilgili olmalı ve dava açıldığı sırada ve devam eden süreçte halen mevcut bulunmalıdır. Ayrıca açılacak davanın, ortaya çıkacak tehlikeyi bertaraf edecek nitelikte olması gerekir. Bir kimsenin hakkına ulaşmak için mahkeme kararının o an için gerekli olması durumunda hukuki yararın olduğundan söz edilebilir. Bir mahkeme kararına ihtiyaç yoksa hukuki yarardan söz edilemez. (Pekcanıtez, H./Atalay, O./ Özekes, M.: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2011, s.297) ( Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2018/60E- 2020/3257 K sayılı 30.06.2020 tarihli kararı) Davacının dava hakkına sahip olması, dava açabilmesi için tek başına yeterli olmadığı gibi ideal veya ekonomik yarar da yalnız başına yeterli değildir. Davacının, hakkına kavuşmak için mahkeme kararına muhtaç olması gerekir.Davacının dava dışı şirketin tüm paylarına sahip tek ortağı olduğu alacağı genel kurul kararı ile şirketin feshine karar verebileceği, fesih kararı alınması için mahkeme kararına ihtiyaç bulunmadığı anlaşılmakla davanın hukuki yarar yokluğundan reddine ilişkin verilen kararda bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamakla davacı vekilinin istinaf isteminin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 14/10/2025<br>\t<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"42f25f57d1a96ede","SID":"66623213deddc96d"}}