{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. İstanbul Anadolu  4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br><br>ESAS NO\t: 2024/483 <br>KARAR NO\t: 2025/893<br><br>DAVA\t: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>DAVA TARİHİ\t: 15/03/2024<br>KARAR TARİHİ\t: 05/11/2025<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>İDDİA: Davacı vekili 15/03/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacı ..., davalı --------% 50 oranında hissedarı iken mezkur hissesinin tamamını aralarındaki inanç anlaşması uyarınca şirketin diğer hissedarı olan ...'nun eşi olan davalı ...'na 10 Eylül 2012 tarihinde devrettiğini, şirketin diğer hissedarı ise % 50 oranında pay sahibi olan davalı ... olduğunu, inanç anlaşması uyarınca müvekkili hisselerinin devrinden sonra dahi, tarafların müvekkili davacının şirketin gerçekte yarı hissedarı olduğu bilinciyle hareket ettiğini, mezkur hisse devri hiç dikkate alınmaksızın şirketin mal varlıklarından elde edilen gelir ve giderler bu oran üzerinden yapıldığını, gerçekten inanç anlaşması uyarınca yapılan hisse devrinden sonra dahi müvekkili davacının, şirketin faaliyetleri, kira gelirleri ve bunun paylaşımı, ödenmesi gereken vergiler, yapılması gereken masraf ve harcamalar gibi şirket hissedarlığından kaynaklı konularda yazılı ve sözlü olarak bilgiler verildiğini, müvekkilinin şirketin gider ve harcamalarının tamamına da hissesine karşılık gelen % 50 nisbetinde katıldığını, bu meyanda inanç anlaşması uyarınca yapılan bu devirden sonra, davalı şirket 15.05.2014 tarihinde sermaye artışına gitmiş olup, bu artış sonucu ... adına artırılan paylar da esasen müvekkili davacıya ait olduğunu, öyle ki yapılan sermaye artışında arttırılan sermayenin 10.000 TL'sinin (tamamı) dağıtılmamış geçmiş yıl kârlarından karşılandığını, (Ek-1: Müvekkile ait şirket paylarının devrini gösterir 25.12.2012 tarihli ve sermaye artışını gösterir 05.06.2014 tarihli ------ Gazetesi) kısaca ...'nun mezkur şirkette gerçekte hiçbir pay sahipliği olmayıp elinde bulundurduğu tüm payların müvekkili davacıya ait olduğunu, ne var ki inanç anlaşmasının inanılanı davalı ..., müvekkili davacı ile arasındaki inanç anlaşması hilafına yeddinde bulundurduğu müvekkiline ait hisseleri, birçok kez talep edilmesine rağmen iade etmediğini, bunun üzerine müvekkili tarafından davalılar aleyhine \"taraflar arasındaki inançlı işlem gereğince davalı ...'ya bilabedel devredilen şirket hisselerinin müvekkile ait olduğunun tespiti ve müvekkile aynen iadesi\" vs talebi ile dava açıldığını, yapılan yargılama sonunda -----. Asliye Ticaret Mahkemesi 12.12.2018 tarihli ------- sayılı kararı ile özetle DAVANIN KABULÜ ile 10.09.2012 tarihli Limited Şirket hisse devri sözleşmesi ile davacı tarafından davalı ...'ye devredilen şirket hisselerinin müvekkili davacıya ait olduğunun tespiti ile müvekkil davacıya iadesine karar verdiğini, mezkur karar istinaf incelemesi ve Yargıtay ----- Hukuk Dairesi'nin----- sayılı kararı ile onanarak kesinleştiğini, (Ek-2: Yargı Kararları, Kesinleşme Şerhi), anılan karar sonrasında müvekkili davacı tarafından davalılar aleyhine keşide edilen---- Noterliği'nin 27 Ocak 2023 tarihli ve ------ yevmiye sayılı ihtarnamesi ile özetle \"kesinleşen yargı kararı uyarınca ...'nun elinde bulundurduğu payların tamamının her türlü takyidattan ari olarak derhal müvekkil ... adına devri ve Şirket Pay Defterine işlenmesi\" hususu ve sair hususlar ihtar edildiğini (Ek-3: İhtarname) ancak kesinleşmiş yargı kararına muhalif bir şekilde müvekkile ait payların tamamının müvekkiline devredilmediğini aksine aşağıda belirtecekleri hileli ve esasında kanunen yok hükmündeki işlemler ile müvekkiline ait hisselerin çoğunun davalı ...'a devredildiğini, keza müvekkiline ait olmakla birlikte davalı ...'a hileli işlemlerle devredilen bu paylar kullanılarak davalı ...'ın şirketin tek yetkili müdürü olması sağlanarak şirketin yönetim organı hukuka aykırı şekilde ele geçirildiğini, davalıların işbu hukuka aykırı eylemleri uzun süredir ----- yaşayan müvekkili tarafından tesadüfen öğrenilmiş olup, ayrıca davalıların hukuka aykırı şekilde ele geçirilen yönetim yetkisi ile şirketin malvarlığı üzerinde müvekkil zararına işlemler yapma girişiminde olduğu öğrenildiğini, davalıların hileli ve hukuka aykırı işlemlerinin önlenmesi amacıyla huzurdaki davayı açma zorunluluğu doğduğunu, şöyle ki; davalılar arasında yapılan hisse devri yoklukla malul olup, ilgili hisselerin müvekkiline ait olduğunun tespiti ve müvekkili adına tescili gerektiğini, açıkladıkları davalı şirketin %50 oranında hissedarı olan müvekkilinin davacının hisselerinin tamamını inanç anlaşması kapsamında 10.09.2012 tarihli Limited Şirket hisse devri sözleşmesi ile davalı ...'ye devredilmiş olup, müvekkilinin sermaye artışına da katılmak sureti ile şirketteki %50 hissenin ihtilafsız sahibi olduğunu, yapılan hisse devrinin inanç anlaşması kapsamında devredildiği, devredilen hisselerin tamamının müvekkili davacıya ait olduğu ve müvekkiline iadesi ile sair hususların ------ Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen ve Yargıtay denetiminden de geçen kesinleşmiş yargı kararı ile sabit olduğunu, karı-koca olan davalıların şirkette müvekkiline ait payların çoğunluğunu üzerlerine geçirmek üzere bir kısım hileli işlemler yaptıklarını, gerçekten müvekkilden tamamen habersiz olacak şekilde yapılan bu işlemlerle müvekkiline ait olan şirketin %50 hissesine karşılık gelen 300 adet payı elinde bulunduran davalı ...'nin, bu payların 100 adetinin müvekkili adına tescilini sağladığını, geri kalan 200 adet payı ise davalı olan eşi ----- devrettiğini, (Ek-4: Yapılan hisse devir sözleşmesini gösterir 01.03.2024 tarihli  ------ Gazetesi) davalıların esasında \"müvekkiline ait olduğu kesinleşmiş yargı kararı ile sabit ve ihtilafsız olan\" payları kendi aralarında devredebilmesi mümkün olmayıp, yapılan pay devrinin kanunen yok hükmünde olduğunun sabit olduğunu, belirtilen nedenle Mahkeme'den davalı ... tarafından davalı ...'a yapılan dava konusu------200 adet payının devrine ilişkin işlemin terditli olarak öncelikle yoklukla malul olduğunun tespitine, bunun kabul edilmemesi halinde butlanla batıl olduğunun tespitine veya iptaline, belirtilen payların müvekkiline iadesi ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ettiklerini, şirketin %50 hissedarı olan davacı müvekkilinin yokluğunda, müvekkilinin iradesi  hilafına ve usule aykırı şekilde yapılan genel kurul toplantısı ile alınan kararların hukuka aykırı olup, ilgili genel kurul kararlarının da yoklukla malul olduğunun tespiti ile iptaline karar verilmesi gerektiğini, davalılar yukarıda açıklandığı üzere esasında müvekkiline ait olan hisseleri müvekkiline devretmek yerine bunlar üzerinde hukuka aykırı tasarruflarda bulunmuş, bu da yetmez gibi esasında müvekkili adına tescili gereken bu hisseleri kullanarak toplantı usul ve esaslarına aykırı şekilde şekilde Genel Kurul Toplantısı yaparak şirket adına hukuka aykırı kararlar aldığını, davalı ...'nun şirkete Müdür olarak atanmasını dahi sağladığını, Gerçekten de davalılar; Müvekkil davacıya hiçbir haber vermeksizin dava konusu şirketi genel kurul için toplantıya çağırmış, 28.02.2024 tarihinde yaptıkları Genel Kurul Toplantısı'nda müvekkile ait olan ve müvekkile devredilmesi gereken ve fakat davalı ... yeddinde bulunan 200 adet şirket payı, davalı ...'a devredildiğini, yine aynı tarihli Genel Kurul'da şirketin adresinin değiştirilmesine kararı verildiği, dahası davalı ...'nun şirketi Münferiden Temsile Yetkili Müdür olarak seçilmesi sağlandığını, bu hususları gösterir 1 Mart 2024 tarihli ----- Gazetesi görüntüsü dilekçe ekinde olduğunu  (Ek-4), oysa belirtildiği üzere davalı ...'ın şirketin %50 hissedarı olup, geri kalan %50 hisse ise davacı müvekkiline ait olduğunu, somut olayda şirketin %50 hissedarı olan müvekkilinin katılımı olmaksızın ve müvekkilinden habersiz Genel Kurul kararı alınabilmesinin olanağı olmadığını, o bakımdan davalıların müvekkiline ait hisseleri haksız şekilde kullanarak ve sair şekiller ile, toplantı ve karar nisabı sağlanmaksızın alınan kararlar yoklukla malul olduğunu, kaldı ki 28.2.2024 tarihli Genel Kurul Toplantısına ilişkin olarak uzun yıllardır ----- yaşayan müvekkiline yapılmış usulüne uygun bir çağrı dahi olmaması ve müvekkilinin toplantıda hazır bulunmaması nedeniyle alınan kararlar ve yapılan işlemler bu yönüyle de hukuka aykırı olup yok hükmünde olduğunu, Yargıtay'ın bu konuda müstakar hale gelmiş sayısız kararı olup, örnek olarak; \"Herhangi bir pay sahibinin veya temsilcisinin toplantıda hazır bulunmaması ya da toplantıya itiraz etmesi hâlinde çağrısız genel kurul mevcut olmadığı için alınan kararlar yoklukla malûldür. Yok hükmünde bir genel kurul kararı karşısında bunun yokluğunun tespit edilmesinin istenmesi hiçbir şekilde hakkın kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilemez.\" (Yargıtay -----. HD. T:11.4.2023 -----) Belirtilen nedenle Mahkeme'den dava konusu ------- ait 28.02.2024 tarihli Genel Kurul Toplantısı'nda yapılan işlemler ve alınan tüm kararların terditli olarak öncelikle yoklukla malul olduğunun tespitine, bunun kabul edilmemesi halinde butlanla batıl olduğunun tespitine veya iptaline karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkili davacı zararına ve yargı kararı hilafına yapılan hileli işlemlerle müvekkilin zarara uğratılmasını önlemek maksadıyla, davalı şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanması, şirketin malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunulmasının önlenmesi ve müvekkiline ait şirket paylarının devrinin önlenmesi şeklinde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talepleri bulunduğunu, yukarıda da ifade ettikleri üzere davalıların kesinleşmiş yargı kararına ve hukuka aykırı, kötü niyetli ve ve kanunen yok hükmünde/batıl/iptale tabi işlemleri ile şirketin tek yetkili müdürü olarak davalı ... seçildiğini, kendisi hukuka aykırı olarak elde ettiği bu yetki ile şirket adına sınırsız işlem yapma yetkisine haiz olup, müvekkilinin şirketin faaliyetlerine ve yönetimine müdahale etme imkanı olmadığını, şirketin önemli bir malvarlığı olan , ------- caddesi üzerinde bulunan son derece değerli mülkü daha önceden davalı ... tarafından satıldığını, müvekkilinin bu satıştan hissesine isabet eden payı kendisine ödenmediğini ve müvekkilinin zarara uğratıldığını, müvekkili tarafından açılmış ve karara bağlanmış olan ------ Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülen davada da davalıların kötü niyetli bu davranışlarını önlemek amacıyla yargılama süresince kayyım atanmasına karar verildiğini, öteden beri kötü niyetli tutum içinde oldukları sabit olan davalıların, işbu kere kesinleşmiş yargı kararına da aykırı olarak yaptığı işlemleri ile kötü niyetli bu tutumlarını devam ettirerek kar payı dağıtmak ya da çeşitli yollar ile şirketin mevcut bütün menkul ve gayrimenkul mal varlıklarını elden çıkartmak veya şirketin fiktif olarak borçlanmasını sağlayarak kendileri lehine ve müvekkil aleyhine işlemler yapmak, bu şekilde müvekkili haklarından mahrum bırakmak imkanına sahip olup, bu durum müvekkil açısından kuvvetli ve riskli bir olasılık olduğunu, nitekim taraflarınca davalıların bu konuda çeşitli girişimlerde bulunulduğunun öğrenildiğini, belirtilen nedenle ve yukarıda belirttikleri ------. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kesinleşmiş kararı da dikkate alınarak; öncelikle teminatsız olacak şekilde ve dava sonuçlanıncaya kadar geçecek süre zarfında olmak üzere Mahkeme'den; 1. Hukuka aykırı şekilde davalı şirket müdürü olarak seçilen (2) no.lu davalının müdürlük görevlerinin tedbiren kaldırılarak, bu süre zarfında şirketin organsız kalmaması amacıyla tedbiren yönetim kayyımı atanmasına, aksi halde denetim kayyımı atanmasına, 2. Davalılar uhdesindeki müvekkile ait şirket paylarının 3. kişilere devrinin önlenmesi amacıyla, Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak (2) no.lu davalı uhdesinde bulunan ve esasında müvekkilin %50 hissesine dahil olan hisselerin 3. kişilere devrinin önlenmesine, 3. Davalıların, şirketin malvarlığına ilişkin müvekkil zararına tasarrufta bulunmasının önlenmesi amacıyla, - Davalı şirketin / sorgusu yapılarak ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü'ne müzekkere yapılarak tespit edilecek taşınmazların 3. Kişilere devrinin önlenmesine, şayet davalı adına kayıtlı taşınmaz bulunmaz ise yapılacak pasif taşınmaz sorgusu neticesinde tespit edilecek taşınmazlar üzerine davalıdır şerhi konulmasına, - -------müzekkere yazılarak davalı şirkete ait banka hesapları üzerinde tasarrufta bulunulmasının önlenmesine, yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etme zorunluluğumuz doğduğunu, yeri gelmişken, davalılar tarafından inanç anlaşmasına aykırı hareket edilmeye başlandıktan sonra, müvekkilin şirketten olan kar payı alacağı kendisine ödenmediği gibi, şirketin malvarlığı da davalılar tarafından hukuka aykırı ve müvekkilin zararına olacak şekilde kullanılmış olup, davalıların sorumluluğu, uğranılan zararın tazmini, ecrimisil ve sair konularda da yasal yollara başvurulacağından bahisle kesinleşmiş yargı kararı da dikkate alınarak öncelikle teminatsız, aksi halde mahkemece uygun görülecek teminat karşılığında ve dava sonuçlanıncaya kadar geçecek süre zarfında olmak üzere; i. Haksız ve hukuka aykırı işlemlerle ve kesinleşmiş yargı kararına aykırı şekilde davalı şirketin tek yetkili müdürü olarak seçilen (2) no.lu davalının müvekkilin rızası hilafına ve zararına olacak şekilde iş ve işlemlerde bulunması nedeniyle, davalının müdürlük görevlerinin (tedbiren) kaldırılarak HMK'nun 389. Maddesi uyarınca davalı şirkete tedbiren ve tensiple birlikte yönetim kayyımı atanmasına, aksi halde denetim kayyımı atanmasına, ii. Davalılar uhdesindeki müvekkile ait şirket paylarının 3. kişilere devrinin önlenmesi amacıyla, Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davalı ... uhdesinde bulunan ve esasında müvekkilin %50 hissesine dahil olan hisselerin / diğer ifadeyle davalı ... uhdesindeki ve davalı ...'ın şirketteki %50'lik hissesinden arta kalan hisselerin 3. kişilere devrinin önlenmesi, iii. Davalıların, şirketin malvarlığına ilişkin davacı müvekkilin zararına olacak tasarruflarda bulunmasının önlenmesi amacıyla, Davalı şirketin - sorgusu yapılarak ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü'ne müzekkere yapılarak tespit edilecek taşınmazların 3. Kişilere devrinin önlenmesine, şayet davalı adına kayıtlı taşınmaz bulunmaz ise yapılacak pasif taşınmaz sorgusu neticesinde tespit edilecek taşınmazlar üzerine davalıdır şerhi konulmasına------ müzekkere yazılarak davalı şirkete ait banka hesapları üzerinde tasarrufta bulunulmasının önlenmesine, yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine, haklı davalarını kabulü ile müvekkili tarafından davalı ...'ye inançlı işlem gereğince devredildiği ve esasında müvekkile ait olduğu kesinleşmiş yargı kararı ile sabit olan hisselere ilişkin olarak; davalı ... tarafından davalı ...'a yapılan dava konusu şirket paylarının devri işleminin terditli olarak öncelikle yoklukla malul olduğunun tespitine, hükümsüzlüğüne, bunun kabul edilmemesi halinde butlanla batıl olduğunun tespitine veya iptaline, belirtilen payların müvekkiline iadesi ile müvekkili adına ticaret sicilinde tesciline, 28.02.2024 tarihli genel kurulun usulüne uygun davet edilmemesi, müvekkilinin yokluğunda yapılması, toplantı usul ve nisabına, keza kanuna ve kesinleşmiş yargı kararı hilafına yapılması nedeniyle ------- ait 28.02.2024 tarihli Genel Kurul'unda yapılan işlemler ve alınan tüm kararların terditli olarak öncelikle yoklukla malul olduğunun tespitine, hükümsüzlüğüne, bunun kabul edilmemesi halinde butlanla batıl olduğunun tespitine veya iptaline, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br><br>SAVUNMA: Davalılar vekili 19/04/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; öncelikle, mahkemenin 18.03.2024 tarihli tensip tutanağının 8. maddesiyle davacı tarafa HMK 31. maddesi uyarınca vermiş olduğu, talep konusunun açıklanması kararının gereği davacı tarafça yerine getirildikten sonra cevap verme hakkımızı saklı tuttuklarını, mahkemenin, yukarıda Esas numarası belirtilen dosyası ile müvekkilleri aleyhinde ikame edilmiş olan huzurdaki dava, kanılarınca haklı ve yerinde olmayıp, aşağıda sunacakları nedenlerle kabul edilebilirliği bulunmadığını, şöyle ki; davacı tarafın, müvekkillerinden ------- 100 paydan oluşan hisselerini, -----. Noterliğinden düzenlenen 10.09.2012 tarih ve ------ yevmiye numaralı \"Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi\" ile, bir diğer müvekkili ...'na devrettiğini, davacının daha sonra, sözkonusu işlemin bir inanç sözleşmesi kapsamında yapıldığını iddia ederek, bahse konu hisselerin iadesi talebiyle, ----Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde ------- numaralı dosyada görülen davayı açtığını, işbu davaya esas dava dilekçesinin \"Sonuç ve İstem\" bölümünün 2.paragrafında \"...taraflar arasında inançlı işlem gereğince (2) No.lu davalıya bilabedel devredilen şirket hisselerinin aynen iadesine bunun mümkün olmaması halinde dava tarihi itibarı ile davalı şirket değerlemesi yapılarak müvekkile isabet eden hisse değerinin ne olduğunun tespitine...\" talebinde bulunduğunu, söz konusu dosyada yapılan yargılama neticesinde, 12.12.2018 tarihinde verilen -------. numaralı karar ile, \"Davanın KABULÜ İLE, 10/09/2012 tarihli Limited Şirket hisse devri sözleşmesi ile davacı tarafından davalı ...'na devredilen davalı şirkete ait 100 payın davacıya ait olduğunun tespiti ile davacıya iadesine\" karar verildiğini, işbu karara karşı müvekkillerince yapılmış olan istinaf başvurusu, ----- Bölge Adliye Mahkemesi -----.Hukuk Dairesinin -------. sayılı dosyası ile reddolunduğunu, bu karara karşı müvekkillerince yapılan temyiz başvurusu ise, Yargıtay -----Hukuk Dairesinin ------. sayılı kararı ile reddolunarak kararın onandığını, davacı taraf, bahse konu karara karşı herhangi bir yasa yoluna başvurmadığı gibi, müvekkillerince yapılan istinaf başvurusuna verdikleri 03.04.2019 tarihli cevap dilekçesinde \"hukuka uygun Yerel Mahkeme kararının onanmasını\" talep ettiklerini, kesinleşen kararın infazına ilişkin olarak, müvekkillerinden ----- ile davacı asil kardeşi arasında, ayrıca zaman zaman davacı asilin vekillerinin de dahil olduğu e-posta (EK.1) ve ----- yazışmaları yapıldığını, ayrıca taraflarınca keşide edilen  -----Noterliğinin 05.05.2023 tarih ve ------ yevmiye numaralı ihtarnamesi (EK.3) ile, karşı taraftan ------Ticaret Mahkemesinin kesinleşmiş olan kararının gereğinin bir an önce yerine getirilmesi için gerekli olan yasal prosedürleri yerine getirmeleri, yani hisselerini almaları istendiğini, hatta şirketin sözkonusu işlemlerin yapılmaması nedeniyle ------ Ticaret Sicili Müdürlüğünün 04.04.2023 tarih ve ------ sayılı ve ekte sunulan ihtar yazısıyla (EK.4) uyarıldığı, ayrıca sözkonusu yasal işlemlerin yerine getirilmemesi nedeniyle, müvekkili şirketin defter tasdiki yaptırmak, beyanname vermek gibi gündelik konularda bile ciddi sıkıntılar yaşamakta olduğu açıklanmış, ancak karşı taraftan konuya ilişkin müspet herhangi bir dönüş olmadığı gibi, karşı taraf asil, yazışmalarda görülebileceği gibi, müvekkili tarafla alacak - verecek pazarlığına giriştiğini, davacı tarafın, bu şekilde müvekkili şirketi adeta kıpırdayamaz hale getirerek, en basit, gündelik işlemlerini bile yapmasına engel olmak suretiyle, müvekkillerini istedikleri şekilde anlaşmaya zorlamak amacıyla yapmış oldukları engellemelerine rağmen, sonuçta -----Asliye Ticaret Mahkemesinin ------sayılı kararı, davacı yanın tamamen asılsız iddialarının aksine, eksiksiz şekilde yerine getirilmiş ve davacı tarafın açmış olduğu davada verilen karar uyarınca, müvekkillerinden ----- adına tescilli olan 100 hisse, davacı asil  ------ adına tescil edilerek, 18.01.2024 tarih ve ---- sayılı  ------ Gazetesinde (EK.5) ilan edildiğini, kesinleşmiş olan mahkeme kararının infaz edilmesinden sonra, şirketin yasal yükümlülüklerini yerine getirilebilmesi için gerekli diğer işlemlere geçilmiş, öncelikle 10.10.2018 tarih ve ----- sayılı ------ Gazetesinde yapılmış ilanla (EK.6) şirket müdürü olan ... tarafından genel kurul yapılması kararı alınmış, bu karar 12.02.2024 tarih ve ---- sayılı ----  Gazetesinde, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.414'e uygun şekilde ilan olunduğunu (EK.7), ayrıca davacı asilin yasal belgelerde görünen yurtdışı adresine, iadeli taaahütlü mektupla genel kurul tarihi, toplantı gündemi ve diğer belge ve bildirimler gönderildiğini, (EK.8) dolayısıyla davacı tarafın kendilerinin genel kuruldan habersiz oldukları yönündeki iddiaları da yasal ve fiili dayanaktan yoksun olduğunu, mahkemenin takdir ve değerlendirmesine önemle sunmak durumundayız ki, davacının,----. Asliye Ticaret Mahkemesinin------. sayılı dosyasında ikame ettiği davada verilen ve derecattan geçerek kesinleşen kararda, davacıya iadesine karar verilen hisse miktarı açıkça ve net olarak 100 adet olarak belirlendiğini, davacının, sayın mahkemede ikame ettiği ve kesin hükme aykırı nitelikteki diğer 200 hissenin de kendi adına tescili talebinin, ----- Asliye Ticaret Mahkemesinin  ------ sayılı Kararı karşısında kabul edilebilirliği bulunmadığını, mahkemece, davacının hisselerin kendi adına tesciline ilişkin talebinin, kesin hükümden kaynaklı dava şartı eksikliği nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, iddiayı kabul anlamına gelmemek ihtirazi kaydıyla, 2014 yılında yapılan ve 05.06.2014 tarih ve ----- sayılı ---- Gazetesinde ilan edilen (EK.9) sermaye artışından haberdar olan davacı, 2017 yılında açtığı davada devretmiş olduğu hisselerin aynen kendisine iadesini talep etmek suretiyle, talebini net şekilde ortaya koyduğunu, davacının talebine uygun olarak verilen yargı kararının, farklı şekilde infaz edilmesinin mümkün olmadığı hususunu, mahkemenin takdir ve değerlendirmesine sunduklarını, açıklanan nedenle, davacının, hisselerin kendi adına tescili talebi ile mahkemede açmış olduğu işbu dava, zamanaşımı süresi içerinde de olmayıp, mahkemece zamanaşımı itirazlarının da takdir buyurulup değerlendirilmesini talep ettiklerini, davacının, genel kurul toplantısı çağrısının usulüne uygun şekilde yapılmamış olduğu iddiası ile, 28.02.2024 tarihli genel kurul toplantısına ilişkin taleplerinin de hukuken kabul edilebilirliği bulunmadığını, yukarıda da açıkladıkları üzere, davacıya genel kurul çağrısı usulüne uygun şekilde gönderildiği gibi, gerekli ilanların süresinde ----- Gazetesinde yapıldığını, davacının, ihtiyati tedbire yönelik tüm talepleri, davacı tarafın asıl ve tek amacının müvekkili şirketi işleyemez hale getirmek suretiyle menfaat temin etmeye yönelik olduğunu ortaya koyduğunu, dava açmak suretiyle şirket hisselerinin adına tescili talep eden, bu talebi kabul edilmesine rağmen kararın infazına yönelik hiçbir işlem yapmayan, şirket iş ve işlemlerinin aksamasına yönelik özel bir çaba gösteren davacı, bu kez de sayın mahkemeden şirkete kayyım atanmasını, banka hesapları vs üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep etmek suretiyle, müvekkil şirketin adeta son bulmasını amaçladığını, kaldı ki, ------ mesajlarında da görüldüğü ve farklı defalar ifade ettiği üzere, davacı asil müvekkillerden 1 milyon dolar talep etmiş, aksi takdirde şirketi adeta kilitleyip, tasfiyeye sürükleyeceğini ifade ettiğini, bunun üzerine, müvekkillerince davacıya, şirket ortaklarının şirket varlıkları üzerinde istedikleri gibi tasarruf etmelerinin hukuken mümkün olmadığı açıklanmaya çalışıldığını, nitekim, bu hususların dava konusu olmadığı ve ihtiyati tedbire konu edilemeyeceği, mahkeme tarafından da tespit edilmiş ve tensip kararı ile davacının taleplerinin reddine karar verildiğini, mahkemece tensip kararı ile, davalı ... tarafından diğer davalı ...'na devredilen 200 adet payın üçüncü kişilere devrinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verildiğini, mahkemece, takdiren teminat alınmaksızın bu karar verilmiş ise de, davacının kesin hükme aykırı nitelikteki taleplerinin, davalı müvekkillerine zarar verebileceği ortada olduğundan, öncelikle ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, bu talepleri kabul edilmediği takdirde, uygun nitelikte bir teminat alınmasına karar verilmesini talep ettiklerini, mahkemenin takdir ve değerlendirmesine sunmak istedikleri bir diğer husus ise, huzurdaki davanın açıldığı tarih itibariyle, davalı müvekkillerden ...'nun, müvekkili şirkette herhangi bir ortaklığı bulunmadığından, davada taraf sıfatının da olmadığı hususu olduğunu, açıklanan nedenle, davalı müvekkili ... hakkında açılan davanın, husumet nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerinden bahisle mahkemenin, 18.03.2024 tarihli tensip tutanağının 8.maddesiyle davacı tarafa HMK. 31.maddesi uyarınca vermiş olduğu, talep konusunun açıklanması kararının gereği davacı tarafça yerine getirildikten sonra cevap verme haklarının saklı tutulmasına, hukuki ve fiili dayanaktan yoksun davanın reddiyle yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacı tarafça mahkememizin ------ Esas sayılı dosyasıyla açılan davada genel kurul iptaline yönelik davanın ayrılarak yeni bir esasa kaydının yapılmasına karar verilmiş olup ilgili dosyanın mahkememizin işbu ---- Esas sayısını aldığı görülmüştür.Mahkememizin ----- Esas sayılı dosyasının karara çıktığı, istinaf dairesinin kaldırma kararı verdiği, dosyanın mahkememizin ------Esas numarasını aldığı ve mahkememizce \"1-Davanın KABULÜ ile, ----. Noterliği'nin 24/01/2024 tarih ve ------sayı ile tasdikli pay devir ve temlik sözleşmesiyle devredilen, 28/02/2024 Tarihli Çağrılı Olağan Genel Kurul Toplantısıyla onaylanan ve 01 Mart 2024 tarih ve ---- sayılı ----  Gazetesi sayfa -----'de yayınlanan davalı ... (TC:...) tarafından diğer davalı ... (TC:...)'na devrolunan ------- sicil nolu davalı ...'ne ait 200 adet payın davalı ... adına olan kaydın İPTALİ ile davacı ... (TC:...) adına ticaret siciline KAYIT VE TESCİLİNE,\" kararı verildiği görülmüştür.Dosyanın nitelikli hesaplamalar uzmanı ve mali müşavir bilirkişilere tevdi ile, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda rapor hazırlamalarının istenmesine karar verilmiştir. Bilirkişiler SMMM ---- ve Avukat  ----- tarafından sunulan 19.09.2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; \"NETİCE ----- ticaret sicili memurluğunun ----- nolu sicilinde işlem gören ----- şirketi ortaklarının %50   ------- + %50 ... oluş şirketin sermayesi 5.000,00 TL dir. Davacı ... ------ %50 hisse miktarı olan 2.500,00 TL tutarındaki 100 pay hissesini inanç sözleşmesi kapsamında diğer davalı ...'nu devir ve temlik yapmış bahse konu İnanç sözleşmesi kapsamında verilen hisseleri alamaması nedeni ile -----. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde açılan dava sonucu  ------ sayılı dosyası iadesine karar kesinleşmiştir. Şirketin sermayesi 5.000.00 TL'den 15.000,00 TL'ye çıkartılmış, çıkartılan 10.000,00 TL tutarındaki miktar ortaklar tarafından değil tamamen şirketin eskiden bekleyen bilanço kârlarından karşılanmıştır. Şirketin sermayesi her ne kadar Davalılar arasında 7.500,00 TL + 7.500,00 TL olarak belirlenmiş isede davalı ... 100 pay hissesini dava sonucunda inanç sözleşmesi ile aldığı hisseleri mahkeme kararı ile davacı yana devir ve temlik etmek durumu ile karşı karşıya kalmıştır. Davalı şirket ve diğer davalılar şirketin %50 hissedarı olan davacının hisseleri inanç sözleşmesi uyarınca vermesine rağmen davalıların davacının hisselerini onay ve muvafakati alınmaksızın devir edildiği tespit edilmiştir. Davalıların yapmış bulundukları fiililerden hiçbir hukuki geçerliliği bulunmayan davalı ...'nun şirketin geçmişteki birikmiş karlarından sadece %50 paya sahip olması gerekirken, davacının %50 payına isabet eden 200 payı da alması hiçbir hukuki dayanağı olmadığı gibi hakkaniyet kurallarına da aykırılık teşkil etmektedir. Borçlar hukuku irade özerkliği ve sözleşme serbestisi ilkelerini benimsemiştir. Davacının toplantılara davet edilmeksizin, toplantılarda alınan genel kurul kararları, şirket hissedarının bilgi ve iradesi dışında şirket merkezinin değiştirilmesi, şirket sermayesinin birikmiş karları dikkate alınarak arttırılması ,şirket müdürünün atanması, davacının inanç sözleşmesi uyarınca devir edilen hisselerinin onay ve muvafakati alınmaksızın diğer davalı ... ------ devir edilmesi, şirketin tüm gelir ve bilhassa giderlerinin davacının payından karşılanmasına rağmen sermaye artışının davalılar adına tescil edilmesi davalıların tüm bu işlemleri ve kararları alırken davacının onayı ve bilgisi dışında gerçekleştirmiş olmaları gerek TTK. 447 ve gerekse TTK. 622 maddesi uyarınca BUTLAN VE İPTALİ gerekmektedir. Bu nedenle davalılar arasında akdedilen hiçbir yasal hukuki geçerliliği olmayan devir temlik işlemlerinin iptali gerektiği görüş ve kanaatte olduğumuzu takdiri sayın mahkemenizin olmak üzere saygılarımızla arz ederiz.\" şeklinde görüş bildirilmiştir. <br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : <br>Dava, davalı şirketin 28.02.2024 Tarihli Çağrılı Olağan Genel Kurul Toplantı'sının yokluğu, butlanı veyahut iptali istemlerine ilişkindir.Davacı taraf, genel kurula usulüne uygun davet edilmemesi, yokluğunda yapılması, toplantı usul ve nisabına, keza kanuna ve kesinleşmiş yargı kararı hilafına yapılması nedeniyle genel kurulda yapılan işlemler ve alınan tüm kararların terditli olarak öncelikle yoklukla malul olduğunun tespiti, hükümsüzlüğü, bunun kabul edilmemesi halinde butlanla batıl olduğunun tespiti veya iptalini talep etmektedir. <br>Davalı taraf, hukuki ve fiili dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmektedir. <br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Çağrının şekli 1. Genel olarak başlıklı 414 ncü maddesi \"(1) Genel kurul toplantıya, esas sözleşmede gösterilen şekilde, şirketin internet sitesinde ve ----- Gazetesinde yayımlanan ilanla çağrılır. Bu çağrı, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılır. Pay defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler, iadeli taahhütlü mektupla bildirilir. (2) Sermaye Piyasası Kanununun 11 inci maddesinin altıncı fıkrası hükmü saklıdır.\", Genel kurul kararlarının iptali İptal sebepleri başlıklı 445 nci maddesi \"(1) 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.\", İptal davası açabilecek kişiler başlıklı 446 ncı maddesi \"(1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, c) Yönetim kurulu, d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir.\" ve Butlan başlıklı 447 ncı maddesi \"(1) Genel kurulun, özellikle; a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır.\" hükmünü düzenlemiştir.Somut olayda; genel kurul toplantı çağrısının, esas sözleşmede gösterilen şekilde, şirketin internet sitesinde ve   ----- Gazetesinde yayımlanan ilanla yapılacağı, bu çağrının, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılması gerektiği, pay defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazetelerin iadeli taahhütlü mektupla bildirileceğinin düzenlendiği, bu kapsamda davacı tarafa yurtdışı/mektup gönderi türü olan mektubun 06/03/2024 tarihinde yapıldığı, toplantı tarihinin ise 28/02/2024 tarihi olup toplantı ile çağrı arasında Kanunun aradığı asgari iki haftalık süre bulunmaması nedeniyle çağrının usulsüz olması sebebiyle davalı ...'nin 28.02.2024 Tarihli Çağrılı Olağan Genel Kurul Toplantı'sının yokluğunun tespitine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br><br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davanın KABULÜ ile,<br>Davalı ...'nin 28.02.2024 Tarihli Çağrılı Olağan Genel Kurul Toplantı'sının YOKLUKLA MALUL OLDUĞUNUN TESPİTİNE, <br>2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından yatırılan 427,60 TL harçtan mahsubuyla bakiye 187,80 TL harcın davalı taraftan alınarak Hazineye irat kaydına, <br>3-Davacı tarafından sarf edilen 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 TL peşin harç, 15.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 113,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 15.968,20 TL'nin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,<br>4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>5-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana resen iadesine,Dair, davacı vekili ve davalılar vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c324669bdcbcbad0","SID":"f145fb13b7437de9"}}