{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ:14/10/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ:09/11/2021<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:14/10/2025<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili; davalı yan tarafından davacı aleyhine İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, borca ve yetkiye itirazları neticesinde İzmir 7. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı kararı ile İzmir İcra Müdürlüğü'nün yetkisizliğine ve Denizli İcra Müdürlüğü'nün yetkili icra dairesi olduğuna karar verildiğini, akabinde davalı yanca davacı şirket aleyhine bu kez Denizli 5. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, borca itirazları üzerine Denizli 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile yargılama sürecinin başlatıldığını, davacı şirketin davalı yan ile hiçbir ticari ilişkisi bulunmadığını, davacı şirketin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde ... ile davacı şirket arasında faturalandırılabilir yahut başka herhangi bir suretle kurulmuş ticari ilişkinin bulunmadığının görüleceğini, 50.000,00 TL sermaye ile kurulmuş bir şirketin Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan ile tüzel kişilik kazanmasından itibaren 3 ay bile geçmemişken tacir sıfatı taşımayan bir şahsa 460.000,00 TL bedelli bir bono keşide etmesinin hayatın olağan akışı içerisinde mümkün olmadığını, davacı şirketin ... ile hiçbir suretle ticari ilişkisi bulunmadığı gibi adı geçen şahsa herhangi bir miktarda borcunun da bulunmadığını belirterek Denizli 5. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyasının durdurulmasına, mahkeme aksi kanaatte ise öncelikle teminatsız olarak, aksi halde İİK'nın 72/3 maddesi uyarınca takdir edilecek teminat mucibince icra dosyasına yatan paraların işbu dava sonuçlanıncaya kadar alacaklıya ödenmemesine, davacı şirketin davalı ...'ye herhangi bir miktarda borcunun bulunmadığının tespitine, karar verilmesini, alacağın %20 sinden az olmamak kaydıyla davalının davacı şirkete kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili;  takibe dayanak bononun tanzim edildiği tarihte davacı borçlu ... Ltd. Şti'nin kurucusunun da müdürünün de tek sahibinin de senedi tanzim eden ... olduğunu, nitekim davacı tarafın da senedin imzasına yönelik hiç bir itirazının bulunmadığını, imza itirazında bulunmaksızın borcunun bulunmadığı şeklinde itirazda bulunan borçlu şirketin borcun ödendiğine ya da ertelendiğine ilişkin belge ve delil göstermeksizin soyut ve dayanaksız bir takım iddialarla borcundan kurtulmaya çalıştığını, takibe dayanak bononun tanzim edildiği tarihte borçlu şirketin yapı denetim faaliyetinde bulunmadığını, davacı borçlu şirketin 21.08.2017 tarihinde kurulduğunda hemen yapı denetim faaliyet izninin alınmadığını, süreç içerisinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın talep ettiği şartların yerine getirildiğini, firmanın alacak ve borçlarıyla birlikte ...'a devredildiğini, adı geçen borçlu şirketin kuruluşunun ilk aylarında yoğun miktarda paraya ihtiyaç duyduğunu, o tarihteki şirketin sahibi ve yetkilisi olan ...'nın arkadaşı olan davalı ...'den tüm birikimlerini belli bir zaman sonra kendisine vermek üzere aldığını, aldığı bu paraların yerine takibe  dayanak senedi düzenleyip verdiğini, ancak bu borçlanmayı borçlu şirketin kayıtlarına geçirip geçirmediğini bilemeyeceğini belirterek davanın reddi ile davacının İİK'nın 72/4 maddesi uyarınca alacağın %20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece; \"... davacı tarafın senetteki imzaya yönelik herhangi bir itirazı bulunmamaktadır. Bununla birlikte senedin zorla ve tehditle alındığına yönelik de bir iddiası olmadığı halde davalı ile aralarında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, borcunun bulunmadığını iddia etmektedir. Kambiyo senedi bağımsız borç ikrarı içerir, sebepten mücerrettir. Alacaklı temel ilişkinin varlık ve geçerliliğini kanıtlamak zorunda olmaksızın sadece imzası inkar edilmemiş senede dayanarak ifa talep edebilir. Borçlu temel ilişkinin geçerli olmadığını iddia ediyorsa ispat yükü kendisine aittir. 6100 sayılı HMK'nun 200. Maddesi ile düzenlenen senetle ispat kuralı gereğince davacının iddiasını yazılı bir delille ispat etmesi gerekirken mahkememize herhangi bir yazılı delil sunmadığı gibi, dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanmadığı anlaşıldığından, davacının takip konusu senet yönünden davalıya borçlu olmadığına dair ispat olunamayan menfi tespit davasının reddine karar vermek gerekmiştir. 2004 sayılı İİK'nın 72/5. maddesinde;\" Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.\" şeklinde tazminat düzenlenmiş olup, davalı cevap dilekçesi ile kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuş ve mahkememizce tedbir kararı verilmiş ise de, gerekli teminat yatırılmadığı için tedbir kararı uygulanmadığından ve dolayısıyla şartları oluşmadığından, kötü niyet tazminatı talebinin reddine\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yapı Denetim Kuruluşlarının Bakanlıktan izin belgesi almadan hiçbir ticari faaliyette bulunamayacaklarını, ilgili izin belgesi alındıktan sonra ise özgülendikleri yapı denetim işi dışında hiçbir ticari faaliyette bulunamayacaklarını, müvekkili şirketin Yapı Denetim İzin Belgesi'nin alındığı tarih olan 27.03.2018'e kadar herhangi bir ticari faaliyette bulunmadığını, takibe konu edilen emre muharrer senedin 15.11.2017 düzenleme 15.09.2020 vade tarihli ve 460.000,00-TL bedelli olduğunu, bononun tanzim tarihi olduğu belirtilen 15.11.2017 tarihi itibariyle müvekkili şirketin Yapı Denetim İzin Belgesi sahibi olmadığını, davalının kötüniyetli şekilde hareket ederek alacaklısı olmadığı müvekkili şirketi zarara uğratmak kastı ile hareket ettiğini, davalının müvekkili şirketin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na faaliyet izni için yatırılan teminatın karşılanması, ofis kirası, su, elektrik ve denetim faaliyetleri için gerekli alet edevatların temini noktasında paraya ihtiyaç duyduğu bedellerin o dönem için müvekkili şirketin müdürü olan ... tarafından davalı yandan borç olarak alındığını ve karşılığında 460.000,00 TL bedelli bonunun tanzim edilerek davalı yana verildiğinin beyan edilğini ancak müvekkili şirketin anılan tarih itibariyle müdürü olan ...'nın teminat yatırılması noktasında ihtiyaç duyduğu parayı davalı yandan almadığını, ... Bankası ile gerçekleştirilen rehin sözleşmesi ve Bakanlığa sunulan kesin teminat mektubunun ... Tur. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin mevduat hesabında yer alan paranın temlik edilmesi suretiyle müvekkili şirketin Bakanlığa teminat bedelini yatırabildiğini, davalının İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma nolu dosyası kapsamında alınan ifadesinde ...'yı uzun zamandır tanıdığını, ofis düzenlemesi ve teminat olarak kullanılmak üzere ...'ya 460.000,00 TL borç para verdiğini belirttiğini, aynı soruşturma dosyasında ifadesi alınan ...'nın da \"yetkili olduğum firmamda kullanılmak üzere para alıp senet verdim…Devrettiğim yapı denetim firması bu borcu ödemek istemediği bu tür yollara başvurmaktadır…” şeklinde ifade verdiğini, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma nolu dosyası kapsamında aldırılan bilirkişi raporunda \"...’den alındığı belirtilen 460.000,00-TL’lik senet karşılığı borçla ilgili olarak Ticaret Sicil Gazetesi ile şirketin defter ve belgelerinde herhangi bir kayıt bulunmadığı...\"  şeklindeki ifadelere yer verildiğini, davalı ... ile ...'nın İzmir 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında sanık sıfatıyla yargılandıklarını, payların tamamen devralınması suretiyle yeni müdür olan ...'a teslim edilen beyannameler, mizan çizelgesi ve her türlü ticari defter ve belgelerinde ilgili bonoya dair hiçbir kayıt yer almadığından bononun ...'nın müdürlük görevinin sona erdiği tarihten sonra tanzim edildiğinin anlaşıldığını, müvekkili şirketin henüz Yapı Denetim İzin Belgesi almadığı bir tarihte faaliyet alanı olan Yapı Denetim işiyle ilgisi bulunmayan ...'ye 460.000,00 TL borçlanmasının hayatın olağan akışı içerisinde mümkün olmadığını, Yerel Mahkemenin devam eden soruşturmayı, müvekkili şirketin Bakanlığı yatırdığı teminata ilişkin sundukları yazılı belgeleri ve dosya kapsamında yer alan sair hususları göz ardı ederek henüz ön inceleme aşamasında iken davanın reddine karar vermesinin açıkça usule, yasaya ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava; İİK'nın 72/3. maddesi uyarınca kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit istemine ilişkindir. <br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Davacı şirket yetkilisi ...'ın şikayeti üzerine başlatılan soruşturma neticesinde; ... ve ... hakkında İzmir 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde ... Esas sayılı dosya ile  \"Kamu Kurum ve Kuruluşları Tüzel Kişiliklerin Araç olarak  Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık\" suçundan kamu davası açıldığı, yapılan yargılama neticesinde 16/11/2022 tarih ve ... Karar sayılı karar ile; \"katılanın ... Yapı Denetim Ltd. Şti'ni sanık ...'dan 50.000,00-TL sermaye karşılığında 06/12/2018 tarihinde devraldığı, şirketin devrinden sonra sanık ...'nın  ...'ye şirketi borçlu gösterecek şekilde 15/11/2017 tarihli, 15/09/2020 ödeme tarihli, 460.000,0-TL bedelli lehtarı ..., keşidecisi ... Yapı Denetim şirketi olan senedi düzenleyerek verdiği, sanık ...'nin de bu senedi İzmir 17. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine konu ettiği ve sanıkların bu şekilde şirketin devrinden sonra geçmiş tarihli senet düzenleyerek katılanı kamu kurumları aracı kılmak suretiyle dolandırdıkları\" yönündeki gerekçeyle  sanıkların üzerine atılı  kamu kurum ve kuruluşlarının aracı kılınması suretiyle dolandırıcılık  suçunun sübut bulduğundan bahisle bu suçtan cezalandırılmasına karar verildiği, söz konusu kararın istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesi'nin 04/10/2023 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmek suretiyle kesinleştiği anlaşılmıştır. <br>Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesindeki davaya etkisini düzenleyen Türk Borçlar Kanununun 74. maddesi hükmünde“hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” şeklinde düzenlenmeye yer verilmiştir.<br>Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Öğreti ve uygulamada hukuk hakiminin, maddi olaylara ve özellikle fiilin hukuka aykırılığına ilişkin olarak ceza hakimi tarafından yapılan tespitlerle bağlı olacağı kabul edilmektedir. Hukuk hakiminin ceza mahkemesi kararındaki maddi olgularla bağlılığının ölçüsü; beraat kararında suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin kesin olarak, delilleriyle tespit edilip edilmediğidir. Ceza mahkemesinin, kusurun ve zarar miktarının takdiri hususundaki kararı, yani, fiilin işlendiği sabit olduğu halde, kusurluluğa ya da kusursuzluğa ilişkin saptaması, hukuk hakimini bağlamaz. Hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kusura ilişkin değerlendirmesiyle ve buna etkili  tespit edilen olgularla bağlı kalmaksızın, taraflarca ileri sürülen delilleri toplayıp, tümünü birlikte değerlendirerek bir sonuca varmalıdır. Başka bir deyişle maddi olayları ve yasak eylemleri saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır.<br>Somut olayda; senet keşidecisi ... ile lehdarı ...'nin birlikte hareket ederek şirketin devrinden sonra geçmiş tarihli takip konusu senedi düzenledikleri, gerçekte  ...'nin belirlenen tutarda bir alacağının bulunmamasına rağmen senedi takibe koyarak haksız kazanç sağlamaya çalışarak dolandırıcılık suçunu işlediği, İzmir 14. Ağır Ceza Mahkemesince sanıkların eylemi kabul edilerek cezalandırılmalarına karar verilmesi ve söz konusu kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleşmiş olması karşısında ceza mahkemesinin kesinleşmiş mahkumiyet kararındaki bahsi geçen maddi olgulara ilişkin tespiti hukuk hakimini bağlayıcı mahiyettedir. Yerel mahkemece İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma ve devamında İzmir 14. Ağır Ceza Mahkemesinin dosya sonucu beklenmeden davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir. (Aynı yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2021/8879 Esas 2023/2466 Karar sayılı ilamı ).<br>2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72/5. maddesine “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.” hükmünü içermektedir. Madde metninden de anlaşıldığı üzere menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir. Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 17.03.2010 tarihli ve ... esas, ... karar, 07.12.2011 tarihli ve ... esas ... karar ve 20.03.2013 tarihli ve ... esas, ... sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.<br>Somut olayda; dava ve takip konusu  15/11/2017 tarih, 15/09/2020 ödeme tarihli, 460.000,0-TL bedelli senedin lehtarı davalı ..., keşidecisi ... Yapı Denetim Şirketi'dir. Şirket yetkilisi olarak dava dışı ...'nın senedi geçmiş tarihli düzenlediği, davalı ile birlikte hareket ettikleri bahsi geçen ceza yargılamasında kabul edilmiştir. Bu durumda davalının kötüniyetli olarak takip başlattığı anlaşıldığından İİK'nın 72/5. maddesi uyarınca %20 oranında kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>Bu açıklamalar ışığında; davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince yukarıda açıklanan gerekçelerle kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, kesinleşen ceza mahkemesi kararı dikkate alınarak davanın kabulü ile 15/11/2017 keşide 15/09/2020 ödeme tarihli, 460.000,00-TL bedelli bono yönünden davacı şirketin davalı ...'ye borcunun bulunmadığının tespiti ile davacı taraf lehine İİK'nın 72/5. Maddesi gereği kötüniyet tazminatı takdirine dair yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,<br>2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/11/2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>a-Davanın KABULÜ ile; 15/11/2017 keşide 15/09/2020 ödeme tarihli, 460.000,00-TL bedelli bono yönünden davacı şirketin davalı ...'ye BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,<br>b- 92.000,00 TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>c-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 31.422,60 TL harçtan peşin olarak yatırılan 7.855,65 TL harcın mahsubuyla bakiye 23.566,95 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA,<br>c-Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL başvurma harcı ile 7.855,65 TL peşin harç olmak üzere toplam 7.914,95 TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,<br>d-Davacı tarafından yapılan davetiye gideri 41,00 TL, dosya ücreti 1,50 TL olmak üzere toplam 42,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, <br>e-Davalı tarafından İlk Derece Mahkemesinde herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine YER OLMADIĞINA, <br>f-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 73.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, <br>g-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesince davacıya İADESİNE, <br>3-İstinaf incelemesi yönünden; <br>a-Davacının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 80,70 TL maktu istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde talebi halinde İlk Derece Mahkemesince davacıya İADESİNE, <br>b-Davacı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 19,50 TL tebligat gideri, 69,60 TL posta gideri olmak üzere toplam 309,80 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, <br>c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>4-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarı esas alınmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nın  361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 14/10/2025      <br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b6a628eb43677395","SID":"2e89c7db0a390738"}}