{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br> İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2025/1321 <br>KARAR NO\t: 2025/1056<br> TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/04/2025<br>NUMARASI\t: 2025/207 Esas, 2025/207 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İhtiyati Haciz<br>KARAR TARİHİ : 07/10/2025 <br>  Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : <br>Dava; bedel karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklı alacak davası nedeniyle İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen kısmen kabul kararındaki toplam meblağ üzerinden talep edilen ihtiyati haciz davası olup, mahkemece daha önce verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılması üzerine davacı yanca istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili özetle, davalı-borçlu ile akdettikleri eser sözleşmesinden kaynaklı alacakları nedeniyle İstanbul 33. İcra Dairesinin ... E. Sayılı ve İstanbul 14. İcra Dairesinin ... E. Sayılı dosyaları üzerinden icra takibi başlattıklarını, davalı borçlunun itirazı üzerine takiplerin durduğunu, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1197 E. ve 2025/281 K. Sayılı kararı ile İstanbul 33. İcra Dairesinin ... E. Sayılı dosyasının 61.793,44 USD asıl alacak ve bu asıl alacağa takip tarihinden sonra 3095 sayılı faiz kanunun 4/a maddesine göre işleyecek faiz üzerinden devamına, İstanbul 14. İcra Dairesinin ... E. Sayılı dosyasının 33.745,00 USD asıl alacak ve bu asıl alacağa takip tarihinden sonra 3095 sayılı faiz kanunun 4/a maddesine göre işleyecek faiz üzerinden devamına karar verildiğini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretleri ile birlikte bu tutarların toplamda 95.538,44 USD (Amerikan Doları) + 125.540,19 TL'ye tekabül ettiğini, ilama dayalı olan alacaklarının teminata bağlanmamış olduğunu, borçlu şirketin menkul ve gayrimenkul değerlerini alacaklılardan kaçırmak amacıyla üçüncü kişilere devretme, bu suretle müvekkil şirketin menfaatlerini zedeleme ihtimalinin bulunduğunu beyan ederek borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece 15.4.2025 tarihli değişik iş kararı ile özetle, ilama konu toplam rakamın TL cinsinden 3.768.621,53‬ TL olduğunu ve bu tutarın temini bakımından vaki isteğin İcra İflas Kanununun 257. Maddesinin 1.fıkrasına uygun bulunduğu belirtilerek davalı-borçlu şirketin malları ile 3. Şahıslardaki hak ve alacaklarının İcra ve İflas Kanununda muayyen tahditler dairesinde ihtiyaten haczine karar vermiştir.Davalı vekili ihtiyati haciz kararına itiraz dilekçesinde özetle, ihtiyati haciz kararına konu ilam uyarınca İstanbul 14.İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı ve İstanbul 33.İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyalarındaki takibin devamına karar verildiğini, davacı alacaklının bu dosyalardan müvekkil şirketin tüm mal varlığı üzerinde itirazın iptali davasında kabul edilen miktar üzerinden borçluya tebligat dahi gönderilmeksizin derhal haciz talep ve tatbik etme imkanına sahip olduğunu, bu nedenle ihtiyati haciz talep etmekte hukuki yararının bulunmadığını, itirazın iptali davalarında kesinleşme şartı aranmadığından alacaklının bu dosyalardan kabul edilen miktar üzerinden takibe devam etmesinde hiçbir engel bulunmamasına rağmen alacaklı tarafça bu yolun izlenmediğini, mevcut icra takibi hakkındaki bir davada hükmolunan yeni alacak kalemleri için dahi aynı dosyadan devam edilmesi gerekirken icra takibinin konusunu oluşturan miktarlar için ayrıca başka bir dosyadan ihtiyati haciz kararı alınmasının usul ekonomisine de aykırı olduğunu, ayrıca bu haksız işlem nedeniyle müvekkilinin ihtiyati haciz masrafları ve vekalet ücreti ile karşı karşıya bırakıldığını, ihtiyati haciz kararı uyarınca Mersin 5.İcra Dairesinin ... talimat sayılı dosyası ile 21.04.2025 tarihinde saat:16.21 itibarıyla müvekkilin elektrik üretimi yaptığı Mersin Tarsus OSB'deki Güneş Enerjisi Santralinde ihtiyati haciz kararının uygulanmak istendiğini, ihtiyati haciz işlemi için gidilen Tarsus OSB içindeki haciz mahallinde, alacaklı vekilince \"GES sahasında elektrik üretimi yapan pano\"nun ve \"güneş panellerinin üretmiş olduğu doğru akım elektrik enerjisini alternatif akıma dönüştüren ve dağıtım şebekesine ileten invertörler\"in ihtiyaten haczedilmesi ve muhafaza altına alınması talep edildiğini, uzun süren uğraşlardan sonra elektrik üretim tesisinde çalışmaya yetkin ve uzman olmayan kişilerce yapılmak istenen muhafaza işleminden vazgeçildiğini, bu işlemler silsilesi de ihtiyati haciz kararının iyi niyetle talep edilmediğini, amacın alacağın tahsili ya da teminat altına alınması olmayıp husumetli hareketle müvekkiline ait Güneş Enerjisi Santralini çalışamaz hale getirmek olduğunu, tüm bu işlemlere engel olabilmek amacıyla ihtiyati haciz kararındaki alacak tutarı olan 3.768.621,53.TL’nin 22.04.2025 tarihinde İstanbul 4.İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına nakden teminat olarak yatırıldığını belirterek ihtiyati haciz kararının usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle kaldırılmasına karar verilmesi talep etmiştir.Davalı vekili 28.5.2025 tarihli beyan dilekçesinde özetle, İstanbul 33.İcra Dairesinin ... (...) esas sayılı dosyasına 3.200.000-TL ve İstanbul 14.İcra Dairesinin ... (...) esas sayılı icra dosyasına 2.300.000-TL tutarlı teminat mektupları ibraz edilerek mehil vesikaları talep edildiğini, bilahare bu teminat mektuplarının İcra Mahkemesince de uygun bulunarak mehil vesikaları verildiğini, ihtiyati haczin tatbikinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tarafından takip talebinde bulunulmadığını ve bu nedenle ihtiyati haciz kararının hükümsüz kaldığını, ihtiyati haciz kararının dayanağı olan mahkeme ilamı gereği, müvekkili aleyhine verilen kararlar neticesinde dosya borçlarının teminat mektupları yatırılmak suretiyle garanti altına alındığını da belirterek öncelikle ihtiyati haciz kararına karşı itirazlarının kabulü ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına, her halükarda alacaklı vekilince yasal süre içinde ihtiyati haciz kararı uyarınca esas takibe geçilmediğinden İİK 264.maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararının hükümsüz kaldığının tespitine, durumun İcra Müdürlüğüne bildirilmesine ve ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.Mahkemece 29.05.2025 tarihli kararla özetle, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/281 Karar sayılı ilamında,  İstanbul 33.İcra Dairesinin ... (...) esas sayılı dosyasındaki ve İstanbul 14.İcra Dairesinin ... (...) esas sayılı icra dosyasındaki borçluların yaptığı itirazın iptaline karar verildiğinin getirtilen icra takip dosyalarından anlaşıldığını, İstanbul 4.İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasında asıl takiple birleştirme isteminin reddedildiğinin görüldüğünü,  emsal Yargıtay ilamında açıklandığı üzere \"Kötü niyetli olmasa da alacaklı tarafından yasadaki boşluktan yararlanılarak bir ilamdaki haklar için ayrı ayrı takip başlatılarak sebepsiz zenginleşmeye neden olacak şekilde fazladan avukatlık ücreti talep edilmesi, davacı borçlu tarafa fazladan yargılama giderleri yükletilmesine neden olunması hakkın kötüye kullanılmasıdır ve hukuk düzeni tarafından korunamaz. Hakim, yukarıda belirtilen yasa maddeleri gereğince yasadaki boşluğu objektif iyi niyet kuralları içinde doldurmak zorundadır\" belirlemesi esas alınarak aynı ilama dayanarak ayrı ayrı takip başlatılmak suretiyle sebepsiz zenginleşmeye neden olunduğunun getirtilen icra takip dosyalarından anlaşıldığı gerekçesiyle ihtiyati hacze itirazın kabulü ile 2025/207-207 sayılı ve 15/04/2025 tarihli ihtiyati haciz kararının hukuki yarar yokluğundan kaldırılmasına karar verilmiştir.Davacı vekili tarafından sunulan istinaf dilekçesinde özetle, İİK m.257 vd. maddeleri uyarınca, ihtiyati haciz tedbirinin amacının alacaklının tahsil kabiliyetini tehlikeye düşürebilecek muhtemel durumlara karşı alacağını güvence altına almak olduğunu, bu tedbirin uygulanabilmesi için kesinleşmiş bir alacak veya derhal ispatlanabilecek bir para alacağının bulunmasının yeterli olup, asıl değerlendirme noktası alacağın tahsilinin risk altına girip girmediği olduğunu, ilgili icra takip dosyalarında doğrudan haciz talebinde bulunulması halinde, borçluya yeni bir ödeme emrinin gideceğini, bu suretle borçlunun durumdan derhal haberdar olacağını, özellikle taşınır mallarını üçüncü kişilere devretmek veya elden çıkarmak suretiyle alacağın tahsilini etkisiz hale getirme olanağına kavuşacağını, bu tür fiili ve hukuki kaçırma risklerinin önlenmesi amacıyla ihtiyati haciz yoluna başvurulduğunu, diğer yandan ihtiyati hacze konu alacağın daha önceki dosyalarda takip konusu yapılan kalemlerle aynı olmayıp, yargılama neticesinde hüküm altına alınan yeni nitelikteki asıl alacak, vekalet ücreti, yargılama gideri ve fer'i alacaklardan oluştuğunu belirterek ilk derece mahkemesinin ilgili ek kararının kaldırılarak ihtiyati haczin devamına karar verilmesi talep edilmiştir.<br>DEĞERLENDİRME<br>Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davalı iş sahibi, davacı yüklenicidir. Taraflar arasında yazılı eser sözleşmesi akdedilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 389 v.d. maddelerinde geçici hukuki korumalar arasında ihtiyati tedbir düzenlenmiş olup, maddede \"mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeni ile hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebi ile bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" düzenlemesi bulunmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 389. maddesinde ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin “uyuşmazlık konusu hakkında” verileceği hüküm altına alınmıştır.Buna göre ihtiyati tedbirin ancak \"uyuşmazlık konusu hakkında\" verilebileceği dikkate alınarak tedbire esas olan hakkın iyi belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu olan hakkı oluşturacaktır. Kanun, “uyuşmazlık konusu hakkında” diyerek bu hususa vurgu yapmıştır (m. 389/1). Bu nedenle ihtiyati tedbir, dava konusu hak, mal ya da şeyler üzerinde uygulanabilir.İİK'nın 257. Maddesinde ise rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcu alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği, vadesi gelmemiş borçtan dolayı ancak borçlunun belirli bir yerleşim yerinin bulunmaması veya mallarını gizleme, kaçırma, kaçma gibi alacaklının haklarını ihlal eden eylemlerde bulunması halinde ihtiyati haciz kararı verilebileceği düzenlenmiştir. Aynı kanunun 258. maddesinde; ihtiyati haciz talep eden tarafın, öncelikle dilekçesinde dayandığı ihtiyati haciz sebebini belirtmesi ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ve yasal delillerle ispat etmesi gerektiği belirtilmiştir.Somut olayda, davacı-alacaklı taraf  İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/281 Karar sayılı kararı sonrasında ihtiyati haciz talebinde bulunmuş, talebin kabulü sonrasındaki süreçte davalı-borçlu tarafından icra dosyalarına teminat mektupları sunulmuştur. Dosya incelendiğinde, davacı-alacaklı tarafın İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinden aldığı karar üzerine başlattığı ihtiyati haczi \"kesin hacze\" dönüştürmediği anlaşılmıştır.  Bu nedenle mahkemece verilen karar sonuç itibariyle doğru bulunmuştur.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br> 1 - İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 15/04/2025 tarih ve 2025/207 Esas, 2025/207 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,2 - İstinaf  harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3 - Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 07/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. <br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b9804bafa6249d9d","SID":"2ff233d7c87eef42"}}