{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2022/2489 <br>KARAR NO\t: 2025/1713<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİH: 09/06/2022<br>NUMARASI\t: 2021/142 Esas - 2022/463 Karar<br>DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 22/10/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;      <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ     :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 29.10.2017 günü meydana gelen trafik kazasında,... plakalı aracın sürücüsü ve işleteni ...'ın İstanbul/Şirinevler' de yaya olan davacı müvekkilin annesi müteveffa 01/03/1963 doğumlu ...'ya çarptığını, müteveffa ...'nın hastaneye yaralı olarak kaldırıldığını, kazanın etkisi ile müvekkilinin annesinde kemik kırılmaları meydan geldiğini, bu kazadan sonra yatalak duruma düşen ve kendisini toparlayamayan müvekkilinin annesinin 19/02/2018 tarihinde vefat ettiğini, kaza nedeniyle davalı sürücünün olayda %100 kusurlu olduğunu, davacı müvekkilinin özürlü olduğunu ve annesinden de destek aldığını, müteveffa ...'nın ölümüyle davacı müvekkilinin hem manevi varlığından ve hem de sağladığı maddi olanaklardan yoksun kaldığını, neticeten  ölümle sona eren trafik kazası nedeniyle fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla 6100 sayılı Yasa'nın 107. maddesi uyarınca belirlenecek destekten yoksun kalma tazminatının, şimdilik 5.000,00-TL maddi tazminatın işleten ve sürücü yönünden olay tarihinden, sigortacı yönünden temerrüt tarihinden işletilecek ticari faizi birlikte ortaklaşa ve zincirleme tüm davalılardan alınarak davacıya verilmesini, davacı için toplam 100.000,00-TL manevi tazminatın, olay tarihinden işletilecek ticari faiziyle birlikte sürücü olan davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla mahkemece bilirkişi incelemesine başvurulması halinde hazırlanacak raporda 01.06.2015 tarihli Trafik Sigorta Poliçesi Genel Şartları ve ilgili mevzuat gereği, destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin hesaplamanın, güncel TRH-2010 tabloları esas alınarak yapılması ve %1,8 teknik faiz oranı esas alınarak yapılması gerektiğini, davacı tarafın haksız destekten yoksun kalma talebinin reddinin gerektiğini, çocukların destekten yararlanma sürelerinin sınırlı olduğunu, yerleşik yargıtay içtihatları uyarınca hak sahibi kız çocukların 22, hak sahibi erkek çocukların ise 18 yaşına kadar destekten yararlanacağı kabul edildiğini, somut olayda davacının yaş sınırını aştığı ve müteveffanın desteğinden çıktığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"davanın reddine\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Murisin siroz hastası olmasının farklı bir durum olduğunu ve kazadan önce yatalak kalma durumunun söz konusu olmadığını, kazada ağır yaralanma olduğunu ve kendisini kazadan sonra toparlayamadığını, ceza mahkemesinde de yargılanan davalı ...'ın mahkum edilmiş ve mahkemece suçu sabit görülerek adı geçen davalının cezalandırılmasına karar verildiğini, davalı sürücünün olayda %100 kusurlu olduğunu, manevi tazminat isteğinin reddinin de tümden usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, dosyaya mübrez ATK 1. İhtisas Kurulunca muris ...'nın vücudunda birçok kemik kırılmaları yaşadığı ve Trafik kazası nedeniyle ağır yaralanmış olduğunun da tespit edildiğini, ATK raporuna karşı itirazlarının dikkate alınmadığını, tanıklarının dinlenmediğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.  Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından 29/10/2017 günü meydana gelen trafik kazasında ... plakalı aracın sürücüsü ve işleteni olan davalı ...'ın yaya  olan ...'ya  çarptığı, hastaneye yaralı olarak kaldırılan ...'nın 19/02/2018 tarihinde vefat etmesi üzerine davacıların destekten yoksun kalma tazminatı ve  manevi tazminat talebi ile eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Aynı olaya ilişkin ceza yargılamasının yapıldığı Bakırköy 39. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/644 Esas sayılı dava dosyasında desteğin ölümü ile kaza arasında illiyet bağı bulunmadığı ancak yaralanma ile illiyet bağı bulunduğu gerekçesi ile davalı sürücünün taksirle yaralama suçundan cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına  karar verilmiştir. Kaza ile davacıların desteği ...'nın ölümü arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığının tespiti için ATK 1. İhtisas Dairesi'nden alınan 27/10/2021 tarihli raporda \"20.10.2017 tarihinde araç dışı trafik kazası geçirdiği, tedavi gördüğü hastaneden 13.11.2017 tarihinde taburcu olduğu, 04.02.2018 tarihinde karın ağrısı şikayetiyle götürüldüğü hastanede  akut batın-duodenum perforasyonu tanısıyla ameliyat edildiği ve 08.02.2018 tarihinde taburcu edildiği, düzenlenmiş TÜİK ölüm belgesinde 19.02.2018 tarihinde öldüğü bildirilen ...  hakkında düzenlenmiş adli belgelerde  bulunan veriler değerlendirildiğinde:  kişinin 29.10.2017 tarihinde araç dışı trafik kazası sonucu yaralanma ifadesiyle götürüldüğü hastanede yapılan muayene ve tetkiklerine göre torakal 7.vertebra, sağ ayak kemiği, sağ 1.parmak uç, sol ayak 1. ve 2.parmak kemik, sol ayak kemiği ayrıksız kırık tespit edildiği,  07.11.2017 tarihinde aynı seansta 7.torakal omur kırığı için posterior enstrumentasyon, sağ ayak (kalkaneus) kırığı için osteosentez ameliyatları yapıldığı, 13.11.2017 tarihinde taburcu edildiği, 04.02.2018 tarihinde  karın ağrısı şikayetiyle tekrar hastaneye getirildiği, yapılan muayene ve tetkiklersonrası, uzun süreli alkol kullanımına bağlı son dönem karaciğer hastalığı (siroz) ve ince barsakta (duodenum) yırtılma tanısıyla ameliyat edildiği ve tedaviye rağmen klinik durumu kötüleşerek 08.02.2018 tarihinde hastanede öldüğü dikkate alındığında;  Kişinin ölümünün uzun süreli alkol kullanımına bağlı karaciğer hastalığı (siroz) ve patolojik kökenli (travmatik olmayan) barsak yırtılmasına bağlı komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu, Kişinin 20.10.2017 tarihinde maruz kaldığı araç dışı trafik kazasına bağlı yaralanmasıyla ölümü arasında illiyet bağı olmadığı\" tespit edilerek bildirilmiştir.6098 sayılı TBK'nin 49. maddesine göre; “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.” Bir başka anlatımla, haksız bir eylemin tazminat borcu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet (nedensellik) bağı bulunması gereklidir. Hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlusundan isteyebilir. Fiil olmasaydı meydana gelen zararın doğması mümkün olmayacak idiyse, fiil ile zarar arasında bir illiyet bağı var demektir.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre;  Dava dilekçesinde dayanılan vakıalar ve talebe göre destek Sema'nın ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma maddi tazminatı ve manevi tazminat talep edilmiş olup destek Sema'nın yaralanması nedeni ile maddi ve manevi tazminat davası açılmamıştır. Dava dilekçesinde ki talep doğrultusunda tazminata hükmedilebilmesi için desteğin ölümü ile davalının kusuru  ile gerçekleşen kaza arasındaki illiyet bağının ispatı gerekmekte olup bu ispat külfeti davacı taraf üzerindedir. Mahkemece kaza ile desteğin ölümü arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığının tespiti için ATK'dan alınan raporda desteğin ölümü ile trafik kazası arasında illiyet bağı bulunmadığının tespit edilmiş olmasına,  dosya kapsamı ve müteveffaya ait tıbbi evraklarda incelenerek düzenlenen ATK raporu gerekçeli, yeterli ve karar vermeye elverişli olduğundan İlk Derece Mahkemesince ATK raporu hükme esas alınarak yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.  <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye  534,70 TL harcın davacıdan   tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan  inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın  tebliğ tarihinden  itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.22/10/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ea497d995ede20a2","SID":"746376733b0fc736"}}