{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/1736 - 2025/1998<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2023/1736 <br>KARAR NO\t: 2025/1998<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                       \t   K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/11/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/166 E.  -  2022/376 K.<br><br><br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t:  Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/11/2022 tarih ve 2021/166 E. - 2022/376 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, dava konusu markanın, müvekkilinin tanınmış markası olan \"...\" markasının bölünmesi suretiyle oluşturulduğunu, her iki markanın da okunuş olarak aynı harflerin seslerinden oluştuğunu, ayrıca “#” hashtag ibaresinin bilgisayarda, internette, özellikle twiter ve instagram'da bir konu başlığı açılması anlamına geldiğini, davalı markasına da bir farklılık katmadığını, müvekkilinin \"...\" markası ve \"...\" reklam sloganıyla ile dava konusu markanın aynı / ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, dava konusu marka ile müvekkilinin markası aynı mal ve hizmet sınıfında (gıda ürünleri ve pazarlanması) bulunmakta olup, bu malların özelliğinin değeri düşük, fazla zaman ayırmadan anlık kararla alınabilen, küçük yaştaki çocuklara hitap eden, bu nedenle kolayca markaların karıştırıldığı mallar olduğunu, \"...\" ve \"...\" markasının toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi gözetildiğinde ve davalının \"#...\" markasının tesciline izin verilmesi halinde, davalının, müvekkilinin \"...\" ve \"...\"  markasının imajını haksız olarak kendine transfer edeceğini, haksız olarak yarar sağlayacağını, müvekkilinin marka imajına zarar vererek ayırt ediciliğini zayıflatacağını, davalı şirketin marka başvurusunun kabulünün haksız rekabete neden olacağını ve müvekkilinin fikri haklarını ihlal edeceğini, dava konusu markanın içerdiği ibarenin tanımlayıcı, herkesin kullanımına açık bir hizmet adı olduğunu, ayırt ediciliğinin bulunmadığını, bu nedenle tesciline izin verilemeyeceğini, diğer yandan müvekkilinin markasını bilmemesi mümkün olmayan davalının \"...\" ve ''...\" ibaresini anımsatan, anlatan, hatırlatan markayı tescil ettirmek istemesinin kötüniyetli olduğunu ileri sürerek 2021-M-2714 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu 2019/111155 nolu \"#...\" ibareli marka başvurusunun dava sonuna kadar tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı cevap vermemiştir.  <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu markanın “...” ve “...” ibarelerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuş kelime markası olduğu, markada yer alan “...” ibaresi “sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı, aşırı bir biçimde”, “...” ibaresinin “büyük mağaza” anlamına geldiği, bu açıklamalar doğrultusunda, “...” ibaresinin tanımlayıcı dolayısıyla ayırt edici niteliği olmayan bir ibare olduğu, “...” ibaresinin ise ayırt edici niteliği zayıf bir ibare olsa da “#” işareti ile birlikte bütüncül olarak asgari korumaya haiz bir ibare olduğu, dava konusu markanın esas unsuru olan “#...” ibaresinin dava konusu hizmetler bakımından cins, çeşit, vasıf bildirmediği, dava konusu “#...” ibaresinin, ticaret alanında herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek, sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler kapsamında değerlendirilemeyeceği, dava konusu 2019/111155 sayılı ve #...\tibareli markanın 35. Sınıf tüm hizmetleri ile davacıya ait markaların kapsamlarında aynı/aynı tür/benzer hizmetlerin yer aldığı, dava konusu #... ibareli markasının, siyah renkte, küçük harflerle, başında “#” işaretinin yer aldığı, herhangi bir şekil unsuru içermeyen kelime markası olduğu, davacının markalarının “...” ibaresinin yanında, çeşitli şekil ibareleri ve/veya “..., “...”, “... ...” gibi tali unsurların yer aldığı bazıları kelime bazıları kelime+şekil markaları olduğu, dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, davacı markalarından “... ... ...+şekil” ibareli marka haricinde markalar ile dava konusu marka arasında marka işaretleri bakımından karıştırılma ihtimali bulunmadığı, “...” ibaresini ortak olarak içeren dava konusu marka ile davacıya ait “... ... ...+şekil” ibareli marka arasında karıştırılma ihtimali bulunup bulunmadığı noktasında değerlendirme yapmak gerektiği, davacının “... ... ...+şekil” markası ile dava konusu  #... ibareli marka işaretleri bakımından karşılaştırıldığında, dava konusu markanın esas unsurunun “... ...”, davacı markasının esas unsurunun ise “...” ibaresi olduğu, davacı markasında yer alan “... ...” ibaresinin tüketici algısında “...” ibaresine kıyasla daha arka planda olduğu, daha ziyade slogan olarak algılanacağı, somut uyuşmazlıkta davacı markasının esas unsuru konumundaki “...” ibaresinin görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan dava konusu markanın üzerinde kullanılacağı emtianın ortalama tüketicileri nezdinde iltibası önleyici mahiyette olduğu, dolayısıyla işletmeler arasında bir farklılığa yol açacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu marka ile davacının “... ... ...+şekil” ibareli markası arasında da marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde  6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı, salt taraf markaları arasındaki benzerlik iddialarının kötüniyete delalet olarak kabul edilmesinin mümkün olamayacağı, dosyada kötüniyete ilişkin yeterli delile rastlanmadığı, hem markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı hem de dosya kapsamında yukarıda ifade edilenler doğrultusunda, davacının haksız rekabete ilişkin iddiasını kanıtlayacak somut delil olmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının haksız rekabete ilişkin itirazının yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkili şirketin \"...\" ve \"...\" ibareli veya esas unsurlu seri markalarıyla ve \"...\" reklam sloganıyla davalının \"#...\" markasının benzer olduğunu, müvekkili şirketin \"...\" ve \"...\" seri ve tanınmış markasını yıllardır kullanması ve bu kullanımın yarattığı haklı ününden ve (tanınmışlığından) ve kullanıcıya verdiği güvenden, \"...\" reklam sloganından hiçbir yatırım yapmadan yararlanacağını, davalının binlerce kelime arasından, özgün ve diğer firmaların markaları ile iltibas yaratmayacak bir marka seçme şansı varken, müvekkil şirketin yıllar önce tescil edilmiş ve tanınmış \"...\" ve \"...\" ibareli veya esas unsurlu markasına ve \"...\" reklam sloganınla aynı / benzer, bunları anlatan, hatırlatan, anımsatan \"#...\" ibaresini seçmesi, üstelik müvekkil şirketin \"...\" ve \"...\" markasının tescilli olduğu ve kullanıldığı ürün ve hizmetlerde; yani aynı / benzer sınıflarda tescil ettirmek ve kullanmak istemesi bir tesadüf olamayacağını, gerçekten aynı raflarda aynı ya da benzer ürünler üzerinde, birbirlerine bu denli benzer iki markayı gören ortalama tüketicinin, bir markayı taşıyan ürün yerine sehven diğerini tercih etmesi yahut markaları ayırt etse dahi aynı firma tarafından üretildikleri izlenimine kapılabilecek ya da üretici firmalar arasında bir bağlantı olduğunu düşünebileceğini, müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu ve bu tanınmışlıktan haksız bir şekilde faydalanmak isteyen davalının kötüniyetli olarak tescil başvurusunda bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.    <br><br>GEREKÇE\t: Dava,  marka ile ilgili Kurum kararının iptali ve tescil halinde marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davanın YİDK iptaline ilişkin bulunduğu, bu kapsamda yapılan incelemede, dava konusu markanın “...” ve “...” ibarelerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuş kelime markası olduğu, markada yer alan “...” ibaresinin “sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı, aşırı bir biçimde”, “...” ibaresinin “büyük mağaza” anlamına geldiği, “...” ibaresinin tanımlayıcı dolayısıyla ayırt edici niteliği olmayan bir ibare olduğu, “...” ibaresinin ise ayırt edici niteliği zayıf bir ibare olsa da “#” işareti ile birlikte bütüncül olarak asgari korumaya haiz bir ibare olduğu, dava konusu markanın esas unsuru olan “#...” ibaresinin dava konusu hizmetler bakımından cins, çeşit, vasıf bildirmediği, 6769 Sayılı SMK’nın 5/1-(c) maddesinin koşullarının bulunmadığı,  6769 Sayılı SMK’nın 5/1-(d) maddesi bakımından ise, dava konusu “#...” ibaresinin, ticaret alanında herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek, sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler kapsamında değerlendirilemeyeceği, diğer taraftan sadece taraf markaları arasındaki benzerlik iddialarının kötüniyete delalet olarak kabul edilmesinin mümkün olamayacağı, dosyada kötüniyetin ispatına ilişkin yeterli delil bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 24/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/11/2025<br>\t\t\t\t<br> <br>Başkan<br><br> <br>  <br>Üye<br><br> <br> <br>Üye<br><br> <br> <br>Katip<br><br> <br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2695b7d9a69e0feb","SID":"baf7f0bd32a759fb"}}