{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1537 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1411 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI\t:  2025/189 Esas (Derdest Dava Dosyası) <br>ARA KARAR TARİHİ: 21/05/2025<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 18/09/2025                                                        <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davalının, müvekkili şirket ... ve Otomotiv Ticaret A.Ş. Nezdinde şirket ortağı sıfatına haiz olduğunu, davalı borçlunun, takip talebi, ödeme emri ve eki cari hesap ekstresi ve faturalarda da görüleceği üzere müvekili şirkete oban borcunu ödemediğini, bunun üzerine davalı aleyhine İstanbul 32. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibin tamamına itiraz ederek dosyaya durduğunu, davalının tüm itirazlarının haksız olduğunu, iptali gerektiğini, müvekkili şirketin alacağının, ticari defter kayıtları, banka ödeme dekontları ve faturalar ile sabit olduğunu, davalı tarafından icra takibine karşı yapılan itirazın açıkça hukuksuz olduğunu, davalı ile yapılan görüşmelerde takibe konu borcu ödeyeceğini söyleyerek müvekkili şirketi uzun süre oyladığını, küçük kısmi ödemeler yaptığını, ancak borcun kapatılması beklenirken davalının malvarlıklarnı yurt dışına kaçırdığını ve Türkiye' de evi dışında neredeyse hiç malvarlığı değerini bırakmadığını bu nedenlerle öncelikle teminatsız mahkeme aksi  kanaatte ise uygun görülecek teminat karşılığında dava konusu tutar miktarınca davalıya ait taşınır ve taşınmaz mallar ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz konulmasını ve davanın kabulü ile icra takibine yapılan itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu İstanbul 32. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takibine, borcun tamamına, işlemiş ve işleyecek olan faize, talep edilen faiz oranına ve borcun tüm ferilerine itiraz ettiklerini, yönetim kurulu kararı olmaksızın başlatılan icra takibinin hukuka aykırı olduğunu, davacı şirket tarafından başlatılan icra takibine ilişkin itirazlarının, icra takibinin yapılması hususunda alacaklı şirket tarafından yönetim kurulu kararı bulunmaksızın, yetkisiz şeklide ve usule aykırı olarak icra takip işlemi yapıldığını, bu nedenle takibin hukuka aykırı olduğunu, takibin iptalinin talep ettiklerini, müvekkiline yapılan ödemelerin hizmet karşılığı olduğunu, borç niteliği taşımadığını, müvekkilinin Far Sanayi şirketinin %48 oranında hissedarı olduğunu, şirketin ana gelir kaynağının, iştiraklerden elde edilen kar payları olduğunu, ortaklara kar payı dağıtımı yapılmadığını, bunun yerine kar payı avansı olarak ortakların, mutabakatı sonucu ortaklara borç verildiğini, bu borçlar, ortakların cari hesaplarına alacak olarak yazıldığını, dağıtılması gereken kar paylarının, ortaklara aktarılmak yerine sermaye arttırımında iç kaynak olarak kullanıldığını, müvekkili sermaye arttırımı kararına muhalefet şerhi koyduğunu, ortaklara verilen ve kar payı avansı kabul edilmesi gereken tutarlara faiz uygulandığını, ortaklardan alacaklar hesabının bakiyesinin yükseltildiğini, ortaklar yapılan bu işlemlerle şirketin ortaklara borçlu olması gereken yapı, tersine çevrilerek ortaklar borçlu hale getirildiğini, müvekkilinin yeni yönetim kurulunda alınmadığını, şirketin iştiraklerden elde ettiği karları öncelikle ortaklara dağıtarak kar payı avansı niteliğindeki ödemeleri kapatması aynı genel kurulda talep edildiğini, bu nedenlerle işbu olağanüstü genel kurul kararının iptali amacıyla taraflarınca Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/313 esas sayılı dosyası ile olağanüstü genel kurul kararının iptali davası açıldığını, ihtiyati haciz talebinin yerinde olmadığını, gerçeğe aykırı olduğunu, talebini destekleyen hiçbir somut delilin olmadığını, müvekkilinin halen Türkiye' de ikamet etmekte ve ticari faaliyetlerine devam ettiğini, bu haksız beyanlarının , müvekkilinin itibarsızlaştırılmasına neden olduğunu, bu nedenle davanın öncelikle usulden reddini, müvekkilinin davacıya karşı borcu olmadığından davanın reddini ve takibin haksız ve kötüniyetli olan davacı şirketten %20' den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi'nin 22/04/2025 tarihli ara kararı ile; \" 1-Davacının ihtiyati haciz  talebinin KISMEN KABULÜ ile;  104.135.340,00 TL'lik asıl alacağı karşılayacak miktarda davalının menkul, gayrimenkul ve üçüncü kişilerden hak ve alacaklarına ihtiyati haciz konulmasına, asıl alacak miktarının %20'si oranında hesaplanan  20.827.068,00  TL nakdi veya kesin ve süresiz banka teminat mektubu olarak teminat yatırması şartıyla, İstanbul 32. İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararının uygulanmasına, geri kalan haciz taleplerinin REDDİNE,2-Teminat yatırılması halinde ilgili icra müdürlüğüne gereği için müzekkere yazılmasına,3-Davacı tarafa, tüm ortakların cari hesap dökümünü sunması için 2 haftalık süre verilmesine, 4-Ticaret Sicil Müdürlüğünden, davalının bildirdiği Far Şirketinin ticaret sicil kaydının istenilmesine, 5- Davacı tarafın dava değerini 141.939.799,15TL bildirdiği, takip çıkışının da bu kadar olduğu, buna göre yatırılması gereken harcın 2.423.797,00TL olduğu, oysa yatırılan harcın 1714.277,93 TL olup eksik harç yatırıldığı anlaşıldığından, eksik 709.698,07TL peşin harcı yatırması için davacıya 2 haftalık kesin süre verilmesine, aksi halde harçlandırılan asıl alacak olan 104.135.340,00 TL üzerinden yargılamaya devam edileceğinin ihtarına, bu kararın tebliği ile ihtarın yapılmış sayılmasına,\" karar verdiği anlaşılmıştır. Davalı vekilinin hacze itiraz dilekçesi ile; İhtiyati haciz şartlarının oluşmadığını, ihtiyati haciz kurumunun alacaklı bakımından aranan şartlarından birinin, ihtiyati haciz isteyen tarafın gerçek bir alacaklı sıfatına sahip olması gerektiğini, oysa ki müvekkilinin davacı şirkete herhangi bir borcunun olmadığını, borç durumunun tespitinin yargılamaya muhtaçken, müvekkili aleyhine ihtiyati haciz kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ihtiyati haciz talep dayanağı ödeme dekontları ve faize ilişkin faturalar olduğunu, ödenmesi gereken muaccel bir alacağın varlığının kesin olarak gösteren belgelerden olmadığını, bu belgeler, borçlunun imzası bulunan kesin borç ikrarının haiz belgelerden olmadığını, teminat mektubunun geçersiz olduğunu, davacı tarafça dosyaya ibraz edilene 202500156121 numaralı, 20.500.000,00 TL bedelli teminat mektubunun hukuken geçersiz olduğunu, zira söz konusu teminat mektubunu, ... ve Otomotiv Sanayi Ticaret A.Ş. Tarafından ...Bankası' ndan temin edildiğini, anılan bankada davalı müvekkilinin şahsi kefaleti bulunduğunu, teminat mektubunun dayanağını oluşturan hesap üzerinde hesap üzerinde müvekkilinin şahsi sorumluluğu ve kefaleti bulunduğdan, bu mektubun teminat fonksiyonunun, tarafsızlık ve üçüncü kişi güvencesi ilkelerini ihlal ettiğini, İİK 259 m. Uyarınca ihtiyati haciz kararında alınacak teminatın, borçluya verilecek zararı karşılayacak nitelikte olmasının zorunlu olduğunu, bu nedenlerle söz konusu teminat mektubunun geçersizliğinin tespitini ve iptaline karar verilmesini, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi 21/05/2025 tarih ve 2025/189 Esas  sayılı ara kararında;\"Dosyanın incelenmesinde, davacının ortağı olan davalının şirketten aldığı paraları iade etmediğinden bahisle asıl alacak ve faiz talebinde bulunulduğu, icra takibine davalının itiraz ettiği, sunulan cevap ve itiraz dilekçelerinde paranın alındığının inkar edilmediği, davalıya çalışmasına karşılık veya kar payı avansı olarak verildiğine dair belge sunulmadığı, bu haliyle yaklaşık ıspatın sağlandığı ve koşulları oluşan ihtiyati haciz kararına davalının itirazının reddine, davacının faiz alacağına yönelik ihtiyati haciz talebinin ise, miktarı ve muacceliyeti yargılamayı gerektirdiğinden reddine dair aşağıdaki gibi karar verilmiştir.\"gerekçesi ile, ''  1-Davalı tarafın ihtiyati hacze itirazının reddine, 2-Davacı tarafın bakiye faiz alacağı için ihtiyati haciz talebinin, talep yargılamayı gerektirdiğinden reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemenin 21.05.2025 tarihli ara kararının aleyhe kısımları bakımından kaldırılması ile 37.804.459,51 TL faiz alacağı yönünden ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, Davalı, müvekkili şirketin ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğu dönemde şirketten yüksek tutarlı meblağları borç olarak aldığını ve bu bedellerin ortaklar cari hesabına borç yazılmış olup bu borçlara ilişkin olarak ticari teamüller ve vergi mevzuatı gereği adat faizi hesaplanıp faturalandırılmış olmasına rağmen bakiye borç ve faiz ödemesinin davalı/borçlu tarafından yapılmadığını; bu nedenle, adat faizinin tahakkuku ve tahsili ile bu alacak kalemi yönünden de ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle, fazlaya dair tüm hakları saklı kalmak kaydıyla; arz ve izah edilen sebeplerle, faiz alacağı yönünden ihtiyati haciz taleplerinin kısmen reddine dair İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/189 E. 21/05/2025 tarihli ara kararının aleyhe kısımları bakımından kaldırılması ile ihtiyati haciz taleplerinin tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  ihtiyati hacze konu edilen alacağın likit olmadığını – alacağın yaklaşık ispat düzeyine ulaşmadığını, Davacı şirketin, müvekkilinin şirket ortağı olduğu dönemde banka kanalıyla yapılan ödemelerinin, cari hesap borcu olarak nitelendirmekte ve faiz işleterek tahsilini istemekte olduğunu, Ancak: Müvekkilinin, yıllarca (2008-2025 yılları arasında) davacı şirkette fiilen yönetim kurulu başkanlığı yaptığını, şirketin CEO’suna 100.000 USD düzeyinde maaş ödenirken, şirketin yönetimi için yıllarca şahsi mesai harcayan müvekkile yapılan ödemelerin çok daha düşük olduğunu; bu nedenle davacı şirketin borç olduğunu iddia ettiği ve müvekkile yapılan ödemeler bir borç değil, müvekkilin şahsi mesai ve hizmetlerinin karşılığı olarak yapıldığını, Bu ödemelerin daha sonra şirket tarafından tek taraflı olarak “ortaklar cari hesabına” borç kaydedildiğini ve faiz uygulandığını; davacı tarafın sunduğu belgelerin, kendi iç kayıtları olup, üçüncü kişi nezdinde düzenlenmiş objektif belgeler olmadığını, Ayrıca, davacı tarafın sunduğu dekontlarda da görüleceğini, müvekkile yapılan ödemelerin tamamının açıklamasız dekontlara dayanmakta olduğunu; bu dekontlarda “borç”, “ödünç” gibi ibarelerin bulunmamakta olduğunu; yapılan ödemelerin açıklamasız olması ve “ödünç” ya da “borç” ibarelerini içermemesi, bu ödemelerin bir borç ilişkisine dayanmadığını göstermekte olduğunu,  Yargıtay içtihatları doğrultusunda; açıklamasız havale dekontları, tek başına borç ilişkisini kanıtlamaya yeterli olmadığını; bu nedenle, dava konusu alacağın varlığının açık ve net şekilde ortaya konamadığını; dolayısıyla alacağın yaklaşık ispat düzeyine ulaşmadığını, Ayrıca taraflar arasında herhangi bir yazılı borç sözleşmesi veya cari hesap protokolü de bulunmadığını; davacı tarafın, müvekkiline yapılan banka ödemelerini hiçbir yazılı sözleşme olmaksızın borç olarak nitelendirmekte ve bu iddiayı yalnızca muhasebe kayıtlarına dayandırarak ileri sürmekte olduğunu; oysa alacağın likit olması gerektiğini; yani miktarı, mahiyeti ve vadesi belirli, borçlunun hiçbir itirazına gerek kalmadan derhal ödenebilir nitelikte olması gerektiğini, Sonuç olarak; şirket tarafından müvekkile yapılan ödemelerin, şahsi mesai ve yönetsel katkı karşılığı yapılan ücret ödemeler olduğunu, borç olmadığını; bu durumun değerlendirilmesi için bilirkişi incelemesinin zorunlu olduğunu; dolayısıyla alacağın, ancak yargılama sonunda tespit edilebilecek, belirsiz ve ihtilaflı bir nitelikte olduğunu, Mahkemece yaklaşık ispat şartı araştırılmadan ihtiyati haciz kararı verildiğini,  Müvekkili davalının mal kaçırdığına dair iddiaların soyut olduğunu, – İİK M. 257/2 koşullarının oluşmadığını,  Davacı şirketin yetkili organı tarafından alınmış bir takip kararı bulunmadığını, Müvekkili davalının, davacı şirketin ortağı olduğunu; bir anonim ortaklığın, ortağı hakkında alacak takibine girişmesi için, TTK m. 365 ve 370 uyarınca yönetim Kurulu kararının gerekli olduğunu; bu kararın, şirketi temsile yetkili kişi veya kurulca alınması gerektiğini ve dosyada ibraz edilmesi gerektiğini, Ancak, davacı şirketin böyle bir yönetim kurulu kararı sunduğunun görülmediğini, Dolayısıyla, hem icra takibi hem de buna bağlı olarak talep edilen ihtiyati haczin yetkisiz şekilde yapıldığını; bu eksikliğin dahi başlı başına ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını gerektirdiğini, Dosyanın henüz ön inceleme aşamasında olduğunu, mahkemenin aceleyle karar verdiğini, Dosya kapsamında delil listelerinin yeni sunulduğunu, henüz bilirkişi ataması yapılmadığını, alacak iddiasının dayanağı olan defter ve belgeler üzerinde herhangi bir teknik değerlendirmenin henüz yapılmadığını; buna rağmen verilen ihtiyati haciz kararının, müvekkilin savunmasının kısıtlanmasına ve dosyada “peşin hüküm” algısı oluşmasına neden olduğunu, Oysa ihtiyati hacizin, yalnızca alacak hakkının varlığına dair ciddi ve ispat edilebilir bir tehlike varsa kullanılması gerektiğini, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah olunan sebeplerden ötürü ve re’sen gözetilecek hususlara binaen; İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/189 E. Sayılı dosyasında verilen ihtiyati hacze itirazın reddine dair 03/06/2025 tarihli ara kararın kaldırılmasına, Dosyada ileri sürülen alacağın yaklaşık ispat koşullarını taşımadığı, borcun likit ve muaccel olmadığı, takip işlemlerinin yetkisiz başlatıldığı, borçlunun mal kaçırdığına dair iddiaların soyut kaldığı ve yargılama aşamasının tamamlanmadığı dikkate alınarak, davacının ihtiyati haciz talebinin reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; davacı şirketin davalı ortaktan cari hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali talepli davada, alacağın tahsilinin temini için ihtiyati haciz kararı verilmesi talebine ilişkin olup, Mahkemece 22/04/2025 tarihli ara karar ile asıl alacak üzerinden ihtiyati haciz talebinin kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından itiraz edilmesi ve davacı vekili tarafından işlemiş faiz alacağı üzerinden tekrar ihtiyati haciz talebinde bulunulması üzerine Mahkemece 21/05/2025 tarihli ara karar ile davalı vekilinin ihtiyati hacze itirazının ve davacı vekilinin ek ihtiyati haciz talebinin reddine karar verildiği ve karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. İİK'nun 257/1 fıkrası uyarınca;  rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nun 258 maddesi uyarınca;  ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür. İİK'nun 265. maddesi uyarınca; borçlu kendisi dinlenilmeden verilen ihtiyati haciz kararına yönelik haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata, huzuru ile yapılan hacizlerde haczin uygulandığı, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir. Bu durumda mahkeme, gösterilen itiraz sebepleri ile bağlı inceleme yaparak itirazı kabul veya reddeder.Somut talep; davacı vekili, davacı şirketin ortağı olan davalıya yüklü miktarda borç verdiğini ve ortaklar cari hesabına kaydettiğini, davalının borcun bir kısmını ödemesine rağmen dava konusu miktardaki borcunu halen ödemediğini ve alacağın tahsilinin temini için ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. Davacı alacağı davalı hesabına gönderilen paralara ilişkin banka dekontları, davalı tarafından borcun bir kısmının geri ödendiğine ilişkin cari hesaba mahsuben açıklaması içeren banka dekontları, şirket ortaklar cari hesap dökümü, cevap dilekçesinde davacının parayı davalıya gönderdiğini kabul eden beyanı, söz konusu paranın yönetim kurulu üyesine ücret ödemesi olduğuna ilişkin delil sunulmadığı dikkate alındığında davacı alacağının yaklaşık olarak ispat edildiği, ancak davalının temerrüt tarihinin ve işlemiş faiz alacağının yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle henüz yaklaşık olarak ispat edilemediği gözetildiğinde, Mahkemece asıl alacak üzerinden ihtiyati haciz talebinin kabulüne ve itirazın reddine, işlemiş faiz alacağına ilişkin ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi isabetlidir.   Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, itiraz eden davalının ve davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir.    <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br> 1-Tarafların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı istinaf edenler tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 18/09/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.  <br>\t<br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a5711e0a5c940e92","SID":"7d0b4250134bc3af"}}