{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/46 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1731 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br> B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2016/1084 Esas - 2022/667 Karar<br>TARİHİ: 18/10/2022<br>DAVA: Alacak (Taşınmaz Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 23/10/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 5015 Sayılı Kanun ve ilgili mevzuat kapsamında Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun tanzim ettiği Dağıtıcı Lisansı kapsamında akaryakıt sektöründe faaliyet gösterdiğini, bu kapsamda, sektörde faaliyet gösterecek akaryakıt istasyonlarına bayilik verdiğini ve bunun için öncelikle bayilik faaliyetinin gerçekleşeceği istasyonların kurulu bulunduğu gayrimenkuller üzerinde kira anlaşması veya intifa hakkı tesisi yapıldığını, anlatılan çerçevede davalının maliki bulunduğu İzmir İli Konak İlçesi Bozyaka Mahallesinde bulunan gayrimenkulün 15 yıl süre ile müvekkili şirkete kiralanmasına ilişkin kira sözleşmesi akdedildiğini, yapılan bayilik anlaşması ile de diğer davalı ... şirketine bayi sıfatı verildiğini, Rekabet Kurulunun 12/03/2009 tarihli ilanı doğrultusunda, taraflar arasındaki bayilik anlaşması ve eki protokollerin 18/09/2010 tarihini aşan süresi geçersiz kılındığını; açıklanan nedenlerle  fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla; davaya konu taşınmaz bedeli müvekkili tarafından ödenmek suretiyle sağlanan sabit yatırımın ve demirbaşların Yargıtay içtihatlarında kabul edilmiş denkleştirici adalet ilkesine göre hesaplanacak güncelleştirilmiş miktarı karşılığında şimdilik 262.993,32 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil olunarak müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı .... İnşaat Gıda Taşımacılık Ve San Tic Ltd Şti vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını, taraflar arasındaki sözleşme gereğince BP markasının kullanımı için müvekkiline demirbaş bırakıldığını, ancak müvekkili şirketin dava konusu demirbaşları davacıya iade ettiğini ve bu konuda İstanbul 12. Asliye ticaret mahkemesi dosyasında birçok keşif ve inceleme yapıldığını, her ne kadar davacı yanın iddiaları gibi demirbaşların teslim edilmediği kabul edilmemekle birlikte: davacının taleplerinin kabulünün mümkün olamayacağını, bahsi geçen her türlü teçhizatın davacı tarafça ariyet olarak verilmekte olup, sektörde tüm akaryakıt istasyonları da bu şekilde giydirildiğini, bu sebeple bu malzeme ve 20 yıllık sözleşme yapmış olması Akaryakıt istasyonunun gereklerini ve ariyet verilecek teçhizat miktarını değiştirmeyeceğini, davacı taraf müvekkili şirkete 2005 yılında bir takım demirbaşlar sağladığını, bu demirbaşların kendileri adına kayıtlı olduklarından amortismanlarını kendileri yapmaları gerektiğini, amortisman hususu dikkate alındığında zaten davacının vermiş olduğu demirbaş bedellerinin değeri yok olacağı ve yıllık %20 amortisman bedelinden 5 yılda demirbaşlar kendilerini sıfırlayacağından davacının hiçbir zararının kalmayacağını beyan ile davanın öncelikle derdestlik ve zamanaşımı yönünden, aksi halde esastan reddi gerektiğini savunmuştur.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Rekabet Kurulu tarafından akaryakıt sektörüne yönelik olarak yapılan araştırma sonucunda aldığı 15.11.2006 tarih ve ... sayılı kararında rekabet yasağına ilişkin olarak yapmış olduğu değerlendirmede, 2003/3 sayılı Tebliğ’in geçici maddesi ile getirilen geçiş süresi içerisinde uyumlaştırmaya yönelik bir değişiklik yapılmamış olsa dahi, 18.09.2005 tarihinden önce yapılmış anlaşmaların 18.09.2010 tarihine kadar uygulama süresi bulunduğunun belirtildiğini, intifa sözleşmesi sürmekteyken mevcut bayilik sözleşmesinin sona erdirilerek yeni bir bayilik sözleşmesi yapılması hallerinde, rekabet yasağı sona ermediğinden dikey ilişkinin de kesintiye uğramadığının kabul edileceğinin belirtildiğini, rekabet düzeninin korunması ve geliştirilmesi amacını izleyen Rekabet Kanununa aykırı anlaşma ve kararların kesin olarak geçersiz olduklarını, davacının mülkiyeti müvekkilime ait, tapuda İzmir ili, Konak ilçesi, Bozyaka Mah. ... ada 17-18 parselde kayıtlı taşınmazı 15 yıl süre ile kiraladığını, kira sözleşmesinin Rekabet Kurulu kararları nedeniyle süresinden önce 18.09.2010 tarihinde sona erdiğini, sözleşmenin süresinden önce sona ermesi nedeniyle kira sözleşmesinin 15 yıl olarak devam edeceğine güvenerek yapmış oldukları sabit yatırım, ekipman ve demirbaş bedellerinin denkleştirici adalet ilkesi göre hesaplanacak değerlerini talep ettiğini, kalıcı yatırımların bedelinin talep edilebilmesi için kalıcı yatırımların taşınmaza değer katması, bu yatırımların akdin feshinden sonra da kullanılarak ticarete devam edilmesi gerekeceğini, eğer yapılan yatırımlar taşınmaza bir değer katmıyor ve bu yatırımlar akdin feshinden sonra davalı tarafından kullanılmıyor ise bunların bedelinin istenemeyeceği, sabit yatırım bedelleri tespit edilirken, davacının taşınmazı kullanma süresinin dikkate alınması ve sözleşmenin feshi nedeniyle taşınmazdan yararlanılmayan süre dikkate alınarak yatırım bedellerinin oranlama ile tespit edilmesi gerektiğini, taşınmazdan uzun süre yaralanan davacının mevzuattaki yasaklayıcı düzenleme nedeni ile taşınmazı kullanamadığı kısa bir süre için sabit yatırım bedellerinin tümünün tahsilini talep etmesinin hukuka ve adalet ilkesine açıkça aykırı olduğunu beyan ile davanın reddi gerektiğini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi 18/10/2022 tarih ve  2016/1084 Esas - 2022/667 Karar sayılı kararında;\".....Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;Davanın taraflar arasında akdedilmiş olan Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi kapsamında, sözleşmeye konu işin yapılması için tahsis edilmiş olan demirbaşların ve bununla birlikte sabit yatırımların, sözleşmenin Rekabet Kurulunun  azami hadde indirme ilkesi gereğince 12/03/2009 tarihinde yayınlanan \"18/09/2005 tarihinden önce yapılmış olan ve süresi beş yılı aşan sözleşmelerin, 18/09/2010 tarihine kadar tebliğde yer alan muafiyetten yararlanabileceği, bu tarihten sonra muafiyet koşullarının ortadan kalkacağı,\" na dair ilanı doğrultusunda süresinden önce sonlanmış olması nedeniyle, sözleşmenin işlemeyen kısmına denk gelen bedelin tahsili istemine ilişkin olduğu; taraflar arasındaki sözleşme ile birlikte davalılardan ...'ın maliki bulunduğu İzmir İli Konak İlçesi Bozyaka Mahallesinde bulunan davalı şirket tarafından akaryakıt bayii olarak işletilmesi amacıyla 15 yıl süreli kira kontratının 02/04/2001 tarihinde akdedildiği görülmüştür.Mahkememizce gerek davalı akaryakıt bayiinde keşfen, gerek ise dosya kapsamı üzerinde mali müşavir makine ve inşaat mühendisi ve akaryakıt sektör uzmanı bilirkişiler vasıtasıyla inceleme yaptırılmış, davacı tarafça bayilik faaliyetini sürdürmesi bakımından davalıya tahsis edilen demirbaşlar, tesis ve diğer sabit yatırımlar yerinde ve dosya kapsamındaki tüm bilgi, belge ve deliller üzerinde inceleme yapılarak değerlendirilmiş, keşfen yapılan inceleme ile tespit edilen hususları destekler, tarafsız, bilimsel veriler ve dosya kapsamı ile uyumlu, denetime elverişli  02/02/2021 tarihli bilirkişi raporu ile   davalılardan sabit yatırım İnşaat işlerinden bakiye 164.354,87 TL KDVsiz, demirbaş ve diğer ariyet malzemelerinden 26.302,55 TL KDV'siz olmak üzere toplam 190.657,42 TL KDV'siz olduğunu, KDV eklendiğinde ise bu miktarın 224.975,75 TL olacağı\" tespit ve rapor edilmiştir.Davacı tarafça, taraflar arasında akdedilen Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi kapsamında, bayilik faaliyetini sürdürmesi, akaryakıt istasyonu işini yapabilmesi bakımından davalı şirkete tahsis edilen demirbaşlar, bu istasyonun kullanıma hazır hale getirilmesi için inşaa işlerine ilişkin yapılıp halen kullanılan sabit yatırımların, istasyonda mevcut olan duran varlıkların,  İzmir İli Konak İlçesi Bozyaka Mahallesinde kurulu bulunan ve halen .... İnşaat Gıda Taşımacılık Ve San Tic Ltd Şti nin işlettiği akaryakıt bayiliğine değer kattığı, sözleşmenin geçersiz kalması nedeniyle geçersiz kısma denk gelen bedelin tespitine yönelik, gerek keşfen, gerek ise dosya kapsamı ile davacı ve davalı şirket defter ve belgeleri üzerinde yaptırılan incelemeler sonucunda  davacının, davalılardan sabit yatırım İnşaat işlerinden KDV siz bakiye 164.354,87 TL, demirbaş ve diğer ariyet malzemelerinden KDV hariç 26.302,55 TL olmak üzere halen kazanımının olduğu, toplam 190.657,42 TL üzerinden 34.318,33 TL ile birlikte davacının davalıdan toplam 224.975,75 TL alacağının bulunduğu anlaşılmakla, davacının davasının kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile, ''1-Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, 224.975,76 TL nın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,Fazlaya ilişkin istemin reddine,5-Davacı vekili için AÜÜT gereği tayin ve takdir olunan,  34.496,61 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen  alınarak davacı tarafa verilmesine,6-Davalı .... İnşaat Gıda Taşımacılık Ve San Tic Ltd Şti  vekili için AÜÜT gereği tayin ve takdir olunan,‬ TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı .... İnşaat Gıda Taşımacılık Ve San Tic Ltd Şti ne verilmesine,7-Davalı ...  vekili için AÜÜT gereği tayin ve takdir olunan,‬ TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  İlk Derece Mahkemesi  25/11/2022 tarih ve  2016/1084 Esas - 2022/667 Karar sayılı ek kararı ile;''1-Mahkememizin  18/10/2022 tarih ve 2016/1084 Esas Esas, 2022/667 Karar sayılı kararının hüküm fıkrasının 6 ve 7 nolu maddelerinin;(6)-Davalı .... İnşaat Gıda Taşımacılık Ve San Tic Ltd Şti  vekili için AÜÜT gereği tayin ve takdir olunan,‬ 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı .... İnşaat Gıda Taşımacılık Ve San Tic Ltd Şti ne verilmesine,(7) -Davalı ...  vekili için AÜÜT gereği tayin ve takdir olunan,‬ 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine,  şeklinde  TASHİHİNE, '' karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile davalı ... arasında davalının maliki olduğu taşınmazın müvekkil şirkete kiralanmasına ilişkin 15 yıl süreli Kira Sözleşmesi akdedildiğini, müvekkilin kiracılık hakkını sahip bulunduğu davaya konu taşınmaz üzerinde kurulu akaryakıt istasyonun işleticiliğinin, davalı ... Petrol ile akdedilen Bayilik Anlaşması kapsamında ... Petrol'e (Bayi'ye) tevdi edildiğini, Rekabet Kurulu'nun 12.03.2009 tarihli akaryakıt sektörü ile ilgili genel bildirimi ile,  müvekkil lehine tanınan 15 yıl süreli kira hakkının ve akaryakıt istasyonun işleticiliği için akdedilen Bayilik Anlaşması ve Protokollerin 18.09.2010 tarihini aşan süreleri geçersiz kılındığını ve kira sözleşmesinin bu tarihte süresinden önce sona erdiğini, bunun üzerine müvekkil şirket tarafından davaya konu taşınmaza bedeli müvekkil tarafından ödenmek suretiyle sağlanan sabit yatırım, ekipman ve demirbaşların değeri karşılığında şimdilik 262.99,32 TL'sinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili talebiyle dava açıldığını, Yerel mahkeme tarafından davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya yakırı olduğunu, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3. maddesi 2. fıkrasında; müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunacağının düzenlendiğini, Yargıtay'ın da, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın aynı sebeple reddedilmesi halinde davalılar yararına tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini kabul ettiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>DAVALI .... İNŞAAT GIDA TAŞIMACILIK VE SAN TİC LTD ŞTİ VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE;<br> Yerel mahkemece zamanaşımı itirazları değrelendirilmeksizin hüküm kurulmasının hatalı olduğunu,Davacının işbu davadaki taleplerini daha önce İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/166 E. Sayılı dosyasına da konu ettiğini, söz konusu dava tarihinde kira hakkının yürürlükte bulunduğundan bahisle erken açılan davanın reddine karar verildiğini, 09.05.2016 tarihli karar duruşmasında bulunan davacı vekili ...'un duruşmada da kararı temyiz etmeyeceğini bildirdiğini, kanunda öngörülen 60 günlük sürenin 09.05.2016 tarihinden başladığını kabul ettiğini, dolayısıyla işbu davanın zamanaşımına uğradığından reddinin gerektiğini, mahkemece zamanaşımı itirazları değerlendirilmeksizin hüküm kurulmasının eksik ve hatalı olduğunu, Davacının iddialarını genişletecek mahiyette beyanda bulunmasına yeni delil bildirmesine açıkça muvafakat etmediklerini bildirmelerine rağmen yerel mahkemece yeni delil mahiyetinde bellek içindeki belgelerle bilirkişi raporları aldırıldığını, anılan raporlar doğrultusunda alacaklı olduğuna kanaat getirildiğini, davacının defterlerine kayıtlı faturalarda inşaat işleri olarak ifade edilen içeriğinin ne olduğu ve ne amaçla yapıldığının yasal delillerle açıklanmadığını, faturalara kümülatif olarak genel bir ad ve tutar olarak yansıtılmış inşaat işlerine ilişkin tevsik edici belgenin de yasal süresinde sunulmadığını, dava açıldıktan 4 yıl sonra 22.10.2020 tarihli sunduğu dilekçe ile dava dilekçesinde delil olarak dayanmadığı  istasyonun tadilattan önceki durumunu yapılan tadilatları gösteren mimari projeleri alınan tadilat izni, istasyonda yapılan inceleme sonucunda hazırlanan yatırım planı ve yapılan yatırımlara ilişkin ayrıntılı liste, istasyonun o an ki durumuna ait fotoğraflar, davaya konu yatırım ve demirbaşların teker teker listelendiği dökümanlarının muvafakatleri olmadan dosyaya ibraz edildiğini, davacı lehine 164.354,87TL sabit yatırım inşaat işlerinden kaynaklı alacağı olduğuna kanaat getirildiğini,Akaryakıt bayilik sözleşmelerin sona ermesini müteakip sabit yatırım bedelinin iadesinin talep edilip edilemeyeceği noktasında Yargıtay kararlarında görüş birliğine varıldığını, dağıtıcı firmaların yatırım destek bedeli adı altında, sabit yatırımların finansmanını taahhüt ettiğini, sözleşme normal süresinde sona erdiği takdirde, bu noktada herhangi bir talep ileri sürmediğini, ancak somut uyuşmazlıkta olduğu gibi kararlaştırılan süreden önce bir sona ermenin söz konusu olması durumunda, “yatırımın daha uzun süre gözetilerek yapıldığı” gerekçesi ile sabit yatırım şeklinde şekillenen yatırım destek bedelinin iadesini talep etmekte olduklarını, bu tür talepler karşısında Yargıtay'ın tutumunun, bu yatırımların yapılmasının zorunluğu olduğu, bu yatırımlar yapılmadan işletmenin hiçbir şekilde faaliyet göstermesinin söz konusu olmadığı, dolayısıyla bakiye süre için sabit yatırım destek bedelinin asla talep edilemeyeceğine ilişkin müstakar bir hal aldığını, Yargıtay'ın akaryakıt bayilik sözleşmesinin sona ermesini müteakip, davacı dağıtıcı firmaların, bayilik sözleşmesinin geride kalan işletildiği dönem için dahi gerekli olan, ancak sözleşme süresinin sona ermesi ile birlikte taşınmaz üzerinde kalan sabit yatırım bedellerinin “işletme için yapılması zorunlu olan giderler” olduğu gerekçesi ile talep edilemeyeceğini kabul ettiğini, bu uygulama  dikkate alındığında, davacının istasyonun tesisi, bakım ve oranımı için verdiği bedelin iadesini isteyemeyeceği, bu ödemenin yatırımın süresi ile ilgili olmadığı velev ki sözleşmede daha kısa süre için akdedilmiş olsaydı bile söz konusu yatırımın kaçınılmaz olduğu konusunda görüş birliğine varıldığını,Davacının müvekkil şirket olan ... den sabit yatırım bedeli alacağı bulunmadığını, dava konusu taşınmazın diğer davalı tarafından 1981 yılında T.C. İzmir Belediyesi İktisat İşleri Müdürlüğü’nden alınan İşyeri Açma İznine dayanılarak akaryakıt ve servis istasyonu olarak işletilmeye başlandığını, istasyonun inşa tarihinin 1981 yılı ve öncesi olduğunu, davalıya ait istasyonda bulunan bina wc market vs. davacı ile sözleşme yapılmadan  önce de var olduğunu ve yaklaşık 50 yıllık olduğunu, akaryakıt ve LPG sektöründe her dağıtım şirketinin kendisine özel, istasyon binasına yönelik “TİP PROJE” leri bulunduğunu, akaryakıt istasyonu idari bina ve sahasında yapılan inşaat işlerinin dağıtım şirketinin mevcut tip projelere uyumlu hale getirilmesi için tadilat projeleri kapsamında iyileştirme yapılmasının sektör genelinde uygulandığını, bu iyileştirmenin yık-yap olarak değil tadilat olarak adlandırılmakta olduğunu, genel olarak da binaların ön cephesi ile market ve WC kısımlarında yapılacak inşaat işlerini kapsadığını, imar mevzuatına aykırılık ve kazanılmış haktan kaynaklı olarak da elde edilmiş akaryakıt istasyon ruhsatının kaybolmaması için, çoğu istasyonda yıkıp yeniden yapmanın mümkün olmadığını, Dava konusu istasyonda yapılan inşaat/tadilat işlemlerinin yapıldığını kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için yapılmış olduğu kabul edilse dahi davacı ... dağıtım şirketinin Bina/çevre Tip ve standart projelerine uyumluluk açısından, istasyon binası ve istasyon alanı üzerinde inşaat/tadilat işleri yaptığı, bu tip inşaat işleri kapsamında yapılan tadilatlar bir sonraki dağıtım şirketince kullanılmadığı ve yeniden kendi tip projesi kapsamında tekrar tadilat yapıldığından davacının talep edebileceği bir alacak bulunmadığını,Hükme esas alınan 02/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda müvekkilin uhdesinde bulunmamasına rağmen, demirbaş ve diğer ariyet malzemelerinden 5 Adet afriso Kaçak Dedektörü, Dolum Hortumu, Dolum Dirseği, Aşırı Dolum Önleme Valfi, Taşıma Kovası Tesisi, Dalgıç Pompa 5 Adet, Titefleks 1,5 Tesisi, Remote Sistem Panosu, 5 Kva Regülatör  7 adet Pompa + 3 adet Dispencer Montajı, Flexible Dolum ve Nefeslik Tesisi, Lupamat - Maksaş Hava Komp,Jeneratör Gmw 70 Hp, Ups- Dsp, Kesicisiz N.B OVR 22,5 KVA, Dispencer Sump 3 adet, Mobilizasyon, Sump Montajı, bedelleri hesaplandığını, davacı lehine 26.302,55 TL alacak hesaplandığını, aleyhe olan hususları kabul anlamına gelmemek kaydıyla 13.01.2022 tarihli keşifte yukarıda yazan ariyetlerin hiçbirinin olmadığını, 5 Adet Akaryakıt tankı ile Adp+Kompanzasyon Panosunun kullanımda olduğu tespit edildiğini, bilirkişi raporunda belirtilen kalemlerin davacıya teslim edildiğini, müvekkilin uhdesinde yer almadığı gibi bahsi geçen yatırımları kullanarak ticaretine devam etmemekte olduğunu,  anılan makine teçhizatlardan da herhangi bir yarar fayda görmediğini, olmayan bir malzemenin taşınmaza değer katmasının da beklenemeyeceğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 20 kalem malzemenin davacı lehine olacak şekilde hesaplanması ve müvekkil şirketi borçlandırmasının kabul edilemeyeceğini, söz konusu ariyetlerin müvekkilde olmadığını, ariyetlere ilişkin alacak bedeli hesaplanmasına ve KDV eklenmesine de açıkça itiraz ettiklerini, Somut olayda 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 8. maddesine göre, mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, Katma değer Vergisinin mükelleflerinin bu işleri yapanlar olduğunu, KDV'nin sadece ve sadece devlet tarafından satıcıdan tahsil edilen ve yine devlet tarafından alıcıya ödenen bir dolaylı vergi aracı olduğunu, davacının almış olduğu mal/hizmet bedeli karşılığı 3. şahıslara KDV ödemesi yaptığı ve ödediği KDV’yi de direkt olarak devletten iade aldığını, davacı şirketin davalıya 3. kişilerden aldığı ve faturası kendisine kesilen ödediği KDV'yi ödediği miktar kadar devletten iade aldığını, burada davacı şirketin meydana gelen herhangi bir maddi zararının söz konusu olmadığını, KDV'nin bir gider kalemi olmadığını, KDV’yi en son nihai tüketicinin tükettiğini ve nihai tüketicinin ödemiş olduğu KDV’yi mahsup etme imkanı olmadığından devlet hazinesine kalacağını, davacının KDV'yi ancak ve ancak davalıya fatura tanzimi ile birlikte talep edebileceğini, çünkü davacı fatura tanzim ettiğinde direkt davalıdan alacağı KDV’yi, aldığı gibi devlete ödeyeceğini, somut davada mahkemenin davacı taleplerinin kabulü yönünde karar verilmesi halinde davacı tarafın alacağı bu KDV'yi hangi şartlarda devlete ödeyeceğinin meçhul olduğunu, bu nedenlerle KDV'nin dahil edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Davacının 02.11.2016 tarihli dava dilekçesinin konu kısmında KDV dahil 262.993,32 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren yabancı paraya işleyecek en yüksek banka mevduat faizi talep ettiğini, ancak yerel mahkemece alacağa dava tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine karar verildiğini, mahkemece verilen faize ve faiz türüne de itiraz ettiklerini, Sabit yatırım giderlerinin “işletme için yapılması zorunlu olan giderler” olduğunu ve sözleşmenin süresine bağlı olmadığını, yine müvekkilin uhdesinde olmayan ariyetlere ilişkin müvekkilin borçlu gösterilmesinin kabul edilemeyeceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DAVALI ... VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; <br>Davacının dava dilekçesinde davaya konu taşınmazda bedeli müvekkili tarafından ödenerek yapılan sabit yatırım, ekipman ve demirbaşların bedelini talep ettiğini, ilk derece mahkemesi kararının Yargıtay emsal kararlarına aykırı olarak verildiğini, karara dayanak yapılan bilirkişi raporu Yargıtay’ın aynı konudaki emsal kararlarına aykırı olduğu gibi somut tespitlere de dayanmadığını,<br> 3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapılar için yaptırımlar öngörüldüğünü, tüm bu yasal düzenlemeler ile emsal Yargıtay kararları doğrultusunda davacı yaptığını ileri sürdüğü bu işleri ispat etmek zorunda olduğunu, bu nedenle raporlardan inşaat işlerinin istasyonda yapılıp yapılmadığı bedelli olmadığı gibi bir birbirleriyle çelişen raporlardaki çelişkiler de giderilmeden karar verilmesinin hukuka açıkça aykırı olduğunu,Müvekkilinin kiralayan olduğunu, davacının bayisine ariyet olarak verdiği malzemelerden dolayı bir sorumluluğunun bulunmadığını, bilirkişiler ... tarafından 02.07.2013 tarihinde yapılan keşif sonrasında ibraz edilen raporunda da belirtildiği gibi müvekkilin istasyonu 02.04.2001 tarihli 15 yıl süreli kira sözleşmesi ile davacıya kiraladığını, müvekkil ile davacı arasında herhangi bir bayilik ilişkisi kurulmadığını, ariyet sözleşmesi imzalanmadığını, davacının diğer davacı ile aralarında imzaladığı bayilik ariyet sözleşmesi ile ilgili olarak müvekkilden bir talepte bulunmasının hukuki dayanağının bulunmadığını, bu nedenle kabul edilen tazminatın müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesinin de hukuka açıkça aykırı olduğunu,Davacının sabit yatırımlar ile ilgili olarak yaptığı masrafların ancak kullanılmayan süreye karşılık gelen miktarını talep edebileceğini, davacının dava dilekçesinde müvekkilin maliki bulunduğu İzmir ili, Konak ilçesi, Bozyaka Mahallesinde kain tapuda ... ada 17-18 parselde kayıtlı bulunan gayrimenkulün 15 yıl süre ile davacı şirkete kiralandığını, Rekabet Kurulu kararına göre dağıtıcı ile bayi arasında imzalanan bayilik sözleşmesinin ve buna bağlı olarak intifa/kira sözleşmelerin 18.09.2010 tarihine kadar 2002/2 sayılı Tebliğ uyarınca muafiyetten yaralanabileceğinin belirtildiğini, sözleşmenin 18.09.2010 tarihinden sonrasında geçersiz olduğunu belirterek, “Davaya konu taşınmaza bedeli müvekkil tarafından ödenmek suretiyle sağlanan sabit yatırımın, ekipman ve demirbaşların Yargıtay içtihatlarında kabul edilmiş denkleştirici adalet ilkesine göre hesaplanacak güncellenmiş değeri karşılığında şimdilik 262.993,32 TL’sinin temerrüt tarihinde itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil olunarak müvekkil şirkete ödenmesine,” karar verilmesi talep ettiğini, dava dilekçesinde kira akdinin tarihi ve kiralananın davalıya ne zaman iade edildiği konusunda hiçbir açıklama yapılmadığını, bilirkişiler ... tarafından 02.07.2013 tarihinde yapılan keşif sonrasında İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/12 Tal. Sayılı dosyasına ibraz edilen raporunda kira sözleşmesinin 02.04.2001 tarihli olduğunun yazılı olduğunu, mahkeme kararında da kira sözleşmesinin 02.04.2001 olduğu yazmasına rağmen davacının kiralananı ne zaman iade ettiğine dair ne bilirkişi raporlarında ne de mahkeme kararında hiçbir tespit bulunmadığını, geçersiz süreye ilişkin davacı zararının hesaplanması için davacının kiralananı ne zaman iade ettiğini ispat etmesi gerektiğini, Bilirkişi raporlarında da sözleşmenin geçersiz kalan (davacı tarafından kiralanın kullanılmadığı süre) sürenin ne kadar olduğu yönünde bir tespit bulunmadığını, tazminat hesabı yapılırken de kira sözleşmesinin süresinin, davacı tarafından kiralananın kullanılmadığı süre dikkate alınmadan dava ve tespit tarihindeki değerleri dikkate alınarak hesaplama yapıldığını, Davacının talebinin, Yargıtay’ın istikrar kazanmış kararları gereği tazminat hesabı yapılırken, kira sözleşmesinin tarihi, süresi, kiralananın ne zaman iade edildiği, buna göre kiralananının kullanılmadığı süre tespit edilerek, tazminat hesabının sözleşmenin süresinin kullanılmayan süreye oranına göre yapılması gerektiğini, bilirkişi raporları ve mahkeme kararında kira sözleşmesinin kullanılmayan süresinin ne kadar olduğu ve tazminatın bu süreye göre hesaplandığına dair hiçbir tespit bulunmadığını, Tazminatın zarar karşılığı ödenen para anlamına geldiğini, herhangi bir teslim veya hizmetin karşığı olarak ortaya çıkmayan tazminat vb ödemelerin prensip olarak KDV konusuna girmediğini, mahkeme kararında hüküm altına alınan bedelin 34.318,3 TL’si KDV olup bu bedelinin davalılardan tahsiline karar verilmesinin de Kanuna (3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu) açıkça aykırı olduğunu, açıklanan nedenlerle hukuka açıkça aykırı, çelişkili ve davayı aydınlatmayan bilirkişi raporlarına dayanılarak verilen kararın kaldırılmasıgerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, davacı ile davalı şirket arasındaki bayilik sözleşmesi ve davacı ile davalı şahıs arasındaki kira sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle davaya konu taşınmaza bedeli davacı tarafırıdan ödenmek suretiyle sağlanan sabit yatırım, ekipman ve demirbaşların değerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve verilen karara karşı  taraflarca istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  Somut olayda davacı taraf, davalı ...'ın maliki olduğu taşınmazın kiralanmasına ilişkin aralarında 15 yıl süreli Kira Sözleşmesi akdedildiği, 02 Nisan 2001 yılında imzalanan kira kontratı gereğince davalının arazisine ... istasyonunun kurulması ve 15 yıl boyunca işletilmesi konusunda anlaştıklarını ve kira sözleşmesi düzenlenerek tapuya şerh verildiğini, kira bedelinin tamamının peşin ödendiği, kiralanan davaya konu taşınmaz üzerinde kurulu akaryakıt istasyonun işleticiliğinin, davalı ... Petrol ile akdedilen 24/03/2008 tarihli 5 yıl süreli Bayilik Anlaşması kapsamında davalı ... Petrol'e (Bayi'ye) tevdi edildiği, taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesinin 5 yıllık süresinin 24/03/2013 tarihine kadar olduğu, EPDK tarafından alınan 12/03/2009 tarihli karar uyarınca, Rekabet Kurulu'nun anılan duyurusu sonrasında davacı lehine tanınan 15 yıl süreli kira sözleşmesinin 2010 yılında bitmesi nedeniyle BP ile bayiliğinin iptal edildiği, kira sözleşmesi  ile anılan gayrimenkul üzerinde kurulu akaryakıt istasyonunun işletilmesine ilişkin Bayilik Anlaşması ve Protokollerin, 18.09.2010 tarihini aşan sürelerinin geçersiz kılındığını, sözleşmenin sona ermesi nedeniyle  sözleşme gereğince davalıya yapmış olduğu yatırım bedeli ile malzeme bedelini geri alma hakkına sahip olduğunu ileri sürerek  davaya konu taşınmaza bedeli davacı tarafırıdan ödenmek suretiyle sağlanan sabit yatırım, ekipman ve demirbaşların değerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili talep edilmiştir.Dosya arasında bulunan kira sözleşmesine göre, davacı ile davalı ... arasında, davalının maliki bulunduğu İzmir ili, Konak ilçesi, Bozyaka Mahallesinde kain tapuda ... ada 17-18 parselde kayıtlı bulunan gayrimenkulün 15 yıl süre ile davacı şirkete kiralanmasına ilişkin Kira Sözleşmesi akdedildiği, kira sözleşmesinin özel şartlar bölümünün 5. Maddesinde;'' ... akaryakıt satış ve servis istasyonunun inşaatını kendi standartlarına ve hazırlayacağı projelere göre, KİRALAYAN tarafından temin edilecek inşaat ruhsatına binaen, masrafları uhdesinde kalmak koşulu ile yapacaktır.'' 6. Maddesinde;'' ..., kullanma maksadına matuf olmak üzere mecurda gerekli gördüğü tadilat ve ilaveleri masrafı kendisine ait olmak üzere yapmakta yetkili bulunmaktadır.'' 7.Maddesinde ise;'' Herhangi bir nedenle , ...'nın esas gaye ve maksadı olan mecurda akaryakıt satış ve servisinin yapılamaması , bu kabil ticaretin deyamına mani herhangi bir halin zuhur etmesi veya ruhsatı iptal edilmiş olması hallerinde ...'nın kira sözleşmesini herhangi bir tazminat veya ileriki yıllara ilişkin kira bedellerini ödemeksizin feshetmek ve peşin ödenen tutarlarla ilgili işlememiş süreye tekabül eden kira bedellerini nakten ve def'aten geri almak yetkisini haiz olduğu KİRALAYAN kabul etmiş ve ...'nın işbu fesih hakkına muvafakat etmiştir. ...'nın fesih hakkını kullanması halinde, tercihine göre, ...'nım akaryakıt satış yeri için yaptığı masrafları normal kullanmadan kaynaklanan yıpranma payı düşülerek nakten ve def'aten iade almak veya mecurda yapılan yatırımı sökerek geri almak yetkisine sahip olduğunu KİRALAYAN kabul ve taahhüt etmiştir.'' hükümleri düzenlermiştir.Davacı ile  davalı ... Petrol arasında akdedilen 24/03/2008 tarihli Bayilik Sözleşmesinin  ... başlıklı C Maddesinde;''...Bu anlaşmanın feshi veya her hangi bir nedenle sona ermesi halinde BAYİ , kendisine arieten verilen teçhizat, alat ve edevatı aynen BP'ye veya BP tarafından tayin ve tesbit edilecek şahıs yada şahıslara kullanılır ve sağlam bir şekilde derhal iade ve testim İle mükelleftir. '' Hükmü düzenlenmiştir.Davacı taraf dava dilekçesi ile; EPDK tarafından alınan 12/03/2009 tarihli karar uyarınca, Rekabet Kurulu'nun anılan duyurusu sonrasında davacı lehine tanınan 15 yıl süreli kira sözleşmesinin 2010 yılında bitmesi nedeniyle BP ile bayiliğinin iptal edildiği, kira sözleşmesi  ile anılan gayrimenkul üzerinde kurulu akaryakıt istasyonunun işletilmesine ilişkin Bayilik Anlaşması ve Protokollerin, 18.09.2010 tarihini aşan sürelerinin geçersiz kılındığını, sözleşmenin sona ermesi nedeniyle  sözleşme gereğince davalıya yapmış olduğu yatırım bedeli ile malzeme bedelini geri alma hakkına sahip olduğunu ileri sürerek  davaya konu taşınmaza bedeli davacı tarafırıdan ödenmek suretiyle sağlanan sabit yatırım, ekipman ve demirbaşların değerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili talep edilmiştir.Mahkemece, talimat mahkemesi kanalı ile davaya konu istasyonda bilirkişi heyeti ile keşfen inceleme yaptırılmak suretiyle alınan raporda; 13.01.2022 tarihinde mahkeme heyeti ile birlikte davalı iş yerinde yapılan keşifte; Akaryakıt istasyonunun ... isimli olarak çalıştığı, 02.07.2013 tarihinde iş yerinde olmadığı belirlenen 25 kalem malzemenin 13.01.2022 tarihinde yapılan keşifte 23 adetinin olmadığı, 5 adet 20 tonluk tank ile 1 adet ADP elektrik panosu ile kompanzasyon panosunun halen kullanımda olduğunun görüldüğünü, halen kullanımda olan 5 adet akaryakıt tankının ... tarafından 2005 yılında yapılarak yer altına gömüldüğü, Sinerji şirketi tarafından 2005 yılında yapılan ADP marka Elektrik Panosu ile kompanzasyon panosunun davalı tarafından halen kullanıldığı, davacı tarafından takılan GMW 70 KVA gücündeki jeneratörün sökülerek yerine AKSA marka 100 KVA jeneratör ile Maksaş marka hava kompresörün sökülerek yerinde ... marka hava kompresörünün takılmış olduğunun tespit edildiğini,  davalı işyerinde teslim edilmeyen 25 kalem malzemenin 2005 yılı fatura bedeli ile 2013 yılı piyasa rayiç bedellerinin aşağıda gösterildiğini, tesise konulan tüm makine ve ekipmanların 2005 yılında kurulmuş olduğu ve mahkeme tarafından 02.07.2013 tarihinde yapılan keşifte 23 kalem malzemenin teslim edilmediği görülmüş olup, 2005 tarihi itibari ile değerinin 119.287,30 TL olduğu, malzemelerin kullanılmış olduğu dikkate alınarak 02.07.2013 tarihi itibari ile yapılan piyasa araştırmasında 2.el değeri 56.400,00 TL olarak belirlendiğini, İnşaat yapımı ile ilgili duran varlıklar: Market, WC, Yağlama istasyonu ve Elektrik panosunun bulunduğu binaların mevcut olduğu ve halen kullanımda olduğu ve duran varlıkların taşınmaza değer kattığı, duran varlıkların olmaması durumunda akaryakıt istasyonunun kullanılmasının mümkün olmadığı kanaatinin hasıl olduğunu, Davacı ait defterlerde bilirkişi vasıtasıyla tespit edilmiş İnşaat işlerinin amortismanları düşülmüş vaziyetteki bedellerinin 168. 509,30 TL olduğu belirtilmiştir.Mahkemece, keşfen alınan bilirkişi heyet raporundan sonra dosya üzerinde yaptırılan inceleme sonucu bilirkişi heyetinden alınan raporda; Davacının davalıdan talep edebileceği ariyet bedelleri,inşaat işlerinden  bakiye 164.354,87 TL ve Demirbaş ve diğer malzemelerden 26.302,55 TL olmak üzere toplam 190.657,42 TL + %18 KDV  34.318,34 TL =  224.975,76 TL olarak değerlendirildiği belirtilmiş, mahkemece bu rapor doğrultusunda istinafa konu karar verilmiştir.Anayasa’nın 141. maddesinde öngörülen mahkeme kararlarının gerekçeli olması ilkesinin bir sonucu olarak düzenlenen HMK’nin 297. maddesi bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. Kararın nasıl yazılacağı konusundaki şekil 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesinde gösterilmiş olup, bunlar arasında en önemlilerinden biri de kararların gerekçeli olmasıdır. Kararın açık ve gerekçeli olması hukuki dinlenilme hakkının sağlanması açısından önemlidir. Tarafların ileri sürdüğü iddia ve savunmalar ve bunların dayandıkları deliller, kararda tartışılıp gerekçeleri açıklandığı ölçüde karar, hukuki dinlenilme hakkına uygun bir karar olacaktır.  HMK'nın 297. maddesine uygun olarak verilmeyen kararın istinaf aşamasında denetlenmesine imkan bulunmamaktadır. Gerekçesi bulunmayan bir hususun istinaf aşamasında denetlenmesi mümkün değildir.Somut olaya döndüğümüzde, davalı şirket vekili cevap dilekçesi ile davacının aynı konuda  İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010 /166 E. Sayılı dosyası ile dava açıldığını ileri sürüp derdestlik itirazında bulunup aynı zamanda alacağın zamanaşımına uğradığını belirtip zamanaşımı definde bulunduğu, mahkemece 10/04/2018 tarihli duruşmanın ara kararı uyarınca;Davalının zamanaşımı ve derdestlik itirazının reddine, karar verildiği halde gerekçesinin yazılmadığı, gerekçeli kararda da tartışılıp değerlendirilmediği, davacı ile davalı şahıs arasında yapılan kira sözleşmesine davalı şirketin taraf olmadığı, kira sözleşmesinin özel şartlar bölümünde belirtildiği üzere, davalı gerçek kişiye ait taşınmaza davacı ... tarafından yapılan İnşaat yapımı ile ilgili sabit yatırım bedelinden davalı şirketin sorumlu olup olmadığı,  davalı şirket ile yapılan bayilik sözleşmesine de davalı ...'ın taraf olmadığı, davacının bayisine ariyet olarak verdiği malzemelerden dolayı davalı gerçek kişinin bir sorumluluğunun bulunup bulunmadığı verilen hüküm gerekçesinde tartışılıp değerlendirilmeden kabul edilen miktarın davalılardan  müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi yerinde  görülmemiştir. HMK' nın 297. maddesine uygun olarak verilmeyen kararın istinaf aşamasında denetlenmesine imkan bulunmamaktadır. Davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf sebebi incelendiğinde,Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3. maddesinin 2. fıkrasında “Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur,”  düzenlemesi uyarınca ret sebebi ortak olan davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmiş olması yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 297, 353/1-a6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, dosyanın kaldırma kararı doğrultusunda mahkemesine iadesine, tarafların sair istinaf sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.    \t\t\t\t<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davacı ve davalıların istinaf başvurularının KABULÜ ile; <br>İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/10/2022 Tarih ve  2016/1084 Esas - 2022/667 Karar sayılı kararının HMK'nın 297, 353/1-a6 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep edenler tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 23/10/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. <br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d536c4a4ae33a953","SID":"5e6da1472bae3361"}}