{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/1494 - 2025/1798<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/1494 <br>KARAR NO\t: 2025/1798<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/02/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/409 E.  -  2023/62 K.<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/02/2023 tarih ve 2022/409 E. - 2023/62 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkili Şirketin 2020/132703, 2020/61354, 2020/61352, 2017/69673, 2017/23333 sayılı ve \"...\", \"...\", \"... ... karıştırmaya dayanıklı gnss sistemi\", \"... ... çanta tipi gsm karıştırıcı sistemi\", \"... ...\" ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı Şirketin bu markalar ile karıştırılma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki \"... makine kalıp metal san. ve tic. ith. ihr. ltd. şti\" ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere diğer davalı Kuruma başvurduğunu, 2021/021986 kod numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik olduğunu, taraf markalarının ortalama tüketicide bıraktığı genel intiba bakımından ilk bakışta ve duyuşta birbirine oldukça benzer olması nedeniyle markalar arasındaki ufak farklılıkların markaları birbirinden ayırt etmeye yetmediğini, markalar karşılaştırıldığında, farklılığın müvekkilinin tanınmış ... markasında yer alan \"A\" harfi çıkartılarak ve markanın son kısmına ticaret unvanının eklenmesinden kaynaklandığını, dava konusu markadan “A” harfinin çıkarılmış olmasının da markalar arasında ayırt edici bir değişikliğe yol açmadığını, “...” ibaresinin ilk bakışta ve duyuşta ...’ın dayanak markalarına benzemesi nedeniyle markaların görsel ve işitsel benzerliğini arttırdığını, marka tescili yapılabilecek binlerce başka kelime var iken başvuru sahibi davalının, “...” markasının “A” harfini çıkararak başvuruda bulunmuş olmasının tesadüf olmadığı gibi hayatın olağan akışına da uygun bulunmadığını, tüm bunlara ek olarak başvuru sahibinin tanınmış ... markasına benzer bir renk tercihinde bulunarak da markalar arasındaki benzerliği arttırdığını, başvuru sahibi davalının amacının ...’ın yıllar süren emek ve yatırımlarının ürünü olan markalarından iltibas yoluyla kolay ve haksız kazanç elde etmek olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-9059 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacıya ait markalar arasında benzerlik veya karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>\tDiğer davalı, davaya cevap vermemiştir. <br><br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında benzerlik karıştırılma ihtimali bulunmadığı,  6769 sayılı SMK’nın 6/4, 6/5 ve 6/6 maddelerinin somut olaya uygulanma şartlarının oluşmadığı, davalının kötü niyetli olduğuna ilişkin dosyada somut delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.           <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, ilk derece mahkemesince, taraf markalarının kapsamlarında yer alan mallar arasında benzerlik bulunduğu kabul edilmesine rağmen markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı yönündeki tespitin kabul edilemeyeceğini, davalı başvurusunun asli unsurunu oluşturan \"...\" ibaresi ile müvekkili markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, başvuruda farklı olarak yer verilen unsurların, başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığını, bu haliyle  taraf markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu ve SMK'nın 6/1 maddesinde düzenlenen koşulların somut olayda gerçekleştiğini, öte yandan müvekkili markalarının tanınmış olduğunu ve SMK'nın 6/4 ve 6/5 maddelerine dayalı itirazlarının da yerinde bulunduğunu, aksi yöndeki mahkeme kararının yerinde olmadığını, yine müvekkilinin ticaret unvanına dayalı itirazının da haklı bulunduğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.     <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü  istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tİşlem dosyasının incelenmesinden; davalı Şirketin 11.02.2021 tarihinde, 2021/021986 sayılı \"... Makine Kalıp Metal San. ve Tic.İth.İhr.Ltd.Şti+şekil\" ibareli marka başvurusunu yaptığını, başvuru kapsamında 06,07. sınıf malların yer aldığı, davacının  2020/132703, 2020/61354, 2020/61352, 2017/69673, 2017/23333 sayılı ve \"...\", \"...\", \"... ... karıştırmaya dayanıklı gnss sistemi\", \"... ... çanta tipi gsm karıştırıcı sistemi\", \"... ...\" ibareli markalarına dayalı olarak SMK'nın 6/1,4,5,6,9 maddeleri gerekçesiyle başvuruya itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından davacı itirazının reddine karar verildiği, bu karara yönelik davacı itirazının ise YİDK'in 05.08.2022 tarih, 2022-M-9059 sayılı kararıyla reddedildiği, ret kararının davacıya 08.08.2022 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. <br>\tİlk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince de dava dilekçesinde ileri sürülen iddialarla istinaf kanun yoluna başvurulduğundan, iki aylık hak düşürücü süre içinde açılan işbu davada istinaf incelemesine konu uyuşmazlık, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı ve tanınmışlık gerekçesine dayalı iptal ve hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı, ticaret unvanı ve alan adından kaynaklı tescil engelinin doğup doğmadığı ve başvurunun kötü niyetli yapılıp yapılmadığı hususlarında toplanmaktadır.  <br>\t6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. <br>\tBu açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa dönüldüğünde; dava konusu başvuru kapsamında 05 ve 06. sınıf mallar yer almaktadır. Davacı Şirketin itirazına mesnet markaların kapsamlarında ise  04,07,09,11,12,13. sınıf mallarla 35,37,38,39,40,41,42,44 ve 45. sınıf hizmetler bulunmaktadır. İçinde elektrik-elektronik mühendisi ile makine mühendisi de bulunan bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan dosyada mevcut bilirkişi raporunda, dava konusu başvuru kapsamında yer alan malların tamamının, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarında yer alan mal ve hizmetlerle benzer olduğu açıklanmıştır. Bu yönden söz konusu raporda yapılan değerlendirmelerin yerinde bulunduğu, raporun bu açıdan denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından, Dairemizce de anılan rapora itibar edilmiş ve başvuru kapsamında yer alan malların tamamı yönünden emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleştiği kabul edilmiştir.   <br>\tTaraf marka işaretlerinin karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru  beyaz bir zemin üzerine lacivert büyük <br>harflerle yazılmış \"...\" ibaresi ve bu ibarenin altına görece küçük harflerle yazılmış \"makine kalıp metal san. ve tic. ith. ihr. ltd. şti.\" ibarelerinden oluşmaktadır. Bu ibarelerin yanında, \"S\" harfini barındıran turuncu, lacivert, mavi renkli bir dişli şekline de markada yer verilmiştir. Bu hali ile markanın asli unsurunu \"...\" ibaresi oluşturmaktadır. Zira markada yer verilen şekil unsuru tali unsur konumunda olup, markadaki diğer kelime unsurlarının ise ayırt ediciliğe katkısı yoktur. Davacının itirazına mesnet markalarının tamamında \"...\" ibaresi yer almaktadır. Bu ibarenin, davacının çatı markası olduğu gözetildiğinde, davacının itirazına mesnet 2020/61354, 2020/61352, 2017/69673 ve 2017/2333 sayılı markalarının asli unsurlarını \"...\",\"...\",\"...\" ve \"...\" ibareleri teşkil etmekte ise de yalnızca \"...\" ibaresinden oluşan ve başvuru kapsamındaki malların tamamının aynısı/benzerini kapsayan 2020/132703 sayılı davacı markasının asıl unsurunu \"...\" ibaresinin oluşturduğu açıktır. O halde, davacının \"...\" ibareli 2020/132703 sayılı markası ile dava konusu başvurunun karşılaştırılması gerekmektedir. Görüldüğü üzere taraf markalarının asli unsurları arasındaki tek farklılık, davacı markasının ilk harfi olan \"A\" harfinin dava konusu başvuruda yer almamasıdır. Ancak, bunun dışında davacı markasını oluşturan ibarenin tamamı, dava konusu başvuruda aynen bulunmaktadır. Bu haliyle \"...\" ibaresi ile \"...\" ibaresi arasında arasında yüksek düzeyli işitsel ve görsel benzerlik mevcuttur. Bu benzerlik, görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek niteliktedir. Gerçekten de ilgili tüketicilerin dava konusu başvuruyu gördüklerinde, bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayamayacağı, özellikle davacı markasının yüksek seviyedeki tanınmışlığı ve güçlü ayırt ediciliği gözetildiğinde, bu hali ile taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı anlaşılmış, SMK'nın 6/1. maddesi koşullarının oluştuğu sonucuna varılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü ise isabetli bulunmamıştır.   <br>\tYargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.        <br>\tDavacı tarafça tanınmışlık vakıasına da dayanılmıştır. 6769 sayılı SMK'nın 6/4 maddesinde \"Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.\" hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun'un 6/5 maddesi uyarınca ise tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. <br> \tTanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlamaktan kast edilen; tanınmış markanın tüketiciler nezdinde sahip olduğu olumlu imajın hukuka aykırı bir şekilde diğer markaya aktarılmasıdır. Bu yolla tanınmış markanın reklâm değeri ve şöhreti sömürülmekte, tescilli markanın itibarından dolayı haksız avantaj elde edilmektedir. Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi hali ise, doktrinde lekeleme (tarnishment) olarak adlandırılmaktadır. Bu durumda, marka itibarı zarar görecek şekilde küçültücü, imaj zedeleyici bir mal veya hizmet için kullanılmaktadır Ayrıca 6769 sayılı SMK'nın 6/5 maddesinde sayılan tanınmış markadan haksız yararlanma halleri, her somut olayın özelliklerine, markanın ne kadar tanınmış olduğuna, tanınmış markanın ayırt edicilik derecesinin ne derecede yüksek olduğuna, her iki tarafa ait markanın birebir aynı olup olmamasına, farklı sınıftaki mal veya hizmetin tanınmış markanın asıl olarak kullanıldığı sektör veya sektörlerden mal ve/veya hizmetlerden ne derece uzak ya da yakın, ne derece farklı olduğuna göre değerlendirilmelidir (Yargıtay 11.HD'nin 22.03.2017 tarih, 2015/14059 E., 2017/1721 K. Sayılı ilamı).  <br>\t<br>\tDavacı Şirket adına tescilli \"...\" ibareli markanın, özellikle \"savunma sanayi\" alanında tanınmış olduğu dosyada mevcut bilirkişi raporunda açıklanmıştır. Davacı tarafından dosyaya sunulan deliler ve emsal mahkeme kararları da gözetildiğinde, davacı markasının \"savunma sanayi\" alanında SMK'nın 6/5 maddesi anlamında tanınmış olduğu kabul edilmiştir.  <br>\tDava konusu başvuru ile davacı markası arasındaki yüksek düzeyli benzerlik, davacı markasının yüksek ayırt ediciliği ve tanınmışlık düzeyi, başvuru kapsamındaki 06 ve 07. sınıf mallar ile davacı markasının tanınmış olduğu sektör arasındaki ilişki hususları birlikte gözetildiğinde, somut olayda 6769 sayılı SMK'nın 6/5. maddesi koşullarının gerçekleştiği kanaatine varılmıştır. <br>\tHer ne kadar davacı tarafça SMK'nın 6/6 maddesi kapsamında alan adı ve ticaret unvanına da dayanılmış ise de başvuru kapsamında yer alan mallar yönünden davacının ticaret unvanının ve alan adının kullanıldığını gösteren delil sunulmadığı, bu hali ile anılan madde kapsamındaki iddianın ispat edilemediği anlaşıldığından, SMK'nın 6/6 maddesinin koşullarının gerçekleşmediği sonucuna ulaşılmıştır. <br>\tSon olarak, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığı ileri sürülmüş ise de sırf benzer marka başvurusunda bulunulmasının kötü niyetin kabulü için yeterli olmadığı, bunun dışında da davalının marka başvurusunu kötü niyetli yaptığına dair bir delil ve emarenin bulunmadığı anlaşıldığından, davacının kötü niyete dayalı iddiası yerinde görülmemiştir. <br>\tYukarıda açıklanan nedenlerle somut olayda, başvuru kapsamında yer alan malların tamamı yönünden dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet 2020/132703 sayılı marka arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, öte yandan SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da oluştuğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.   <br>\t<br>\t<br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/02/2023 Tarih ve 2022/409 Esas - 2023/62 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın KABULÜ ile YİDK'in 05.08.2022 tarih 2022-M-9059 sayılı  kararının İPTALİNE,<br>\t3-Dava konusu 2021/021986 sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜ ile sicilden TERKİNİNE,<br>\t4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00.TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.800,00.TL bilirkişi ücreti, 126,00.TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 216,00.TL tebligat ve posta giderleri,492,00.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı toplamı 3.634,00.TL yargılama giderine 80,70.TL peşin harç, 80,70.TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 3.795,40.TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>\t7-Davalılar tarafından ilk derece mahkemesinde ve istinaf aşamasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t9-Davacıdan peşin olarak alınan 179,90.TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 09/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.  <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/10/2025 <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fc37cb24d7376ed2","SID":"9e0838a8a8ae581c"}}