{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  35. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/1178 - 2025/1307<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br><br><br>DOSYA NO\t: 2024/1178 <br>KARAR NO\t: 2025/1307<br><br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12/07/2024<br>NUMARASI\t\t: 2023/438 Esas 2024/796 Karar<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 23/10/2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 23/10/2025<br><br>Mahalli mahkemesince verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile  anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; 15.03.2018 tarihinde davalılardan ...'in, ... Sigorta A.Ş.'ye Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracı ile Alparslan Türkeş Bulvarı üzerinde seyir halinde iken, müvekkili ... yönetimindeki ... plakalı motosiklete çarpması sonucu meydana gelen kazada, müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, onüç kez ameliyat edildiğini, iyileşemediğini, malul kaldığını, kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücü ...'in asli kusurlu bulunduğunu, müvekkilinin ise herhangi bir kusurunun olmadığını, uğranılan maddi zararların tazmini için davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğunu, ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını, daha sonra Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde yargılama yapıldığını, aldırılan bilirkişi raporu doğrultusunda iş göremezlik tazminatı talebi yönünden 230.412,05 TL'nin, tedavi gideri talebi yönünden de 80.000,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verildiğini, davalı sigorta şirketi tarafından karara itiraz edildiğini, İtiraz Hakem Heyeti tarafından verilen ret kararı üzerine temyize başvurulduğunu, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 04.04.2022 tarihli ilamı ile Özürlülük Ölçütü Yönetmeliği kapsamında maluliyet raporu alınması gerektiği gerekçesiyle, İtiraz Hakem Heyetinin kararını bozduğunu, bozma üzerine İtiraz Hakem Heyeti tarafından belirtilen yönetmeliğe uygun rapor aldırılmasının istenildiğini, bunu üzerine çeşitli hastanelere başvuruda bulunduklarını, ancak tüm gayretlerine rağmen bir türlü istenilen raporun alınamadığını, müvekkilinin Adli Tıp Kurumuna sevki gerektiğinden Sigorta Tahkim Komisyonunun dosyadan el çekmesini talep ettiklerini, bu doğrultuda İtiraz Hakem Heyeti tarafından Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırıldığını ve uyuşmazlığın yetkili mahkemece çözülmesi gerektiğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek dosyadan el çekildiğini, bu karar üzerine arabuluculuk müessesine başvuruda bulunulduğunu, ancak anlaşma sağlanamadığını belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla geçici iş göremezlik için 100,00 TL, sürekli iş göremezlik için 100,00 TL, tedavi giderleri için 50,00 TL olmak üzere toplam 250,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.<br>Davacı vekili bedel artırım dilekçesinde; HMK'nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak, 100,00 TL olarak talep ettikleri sürekli iş göremezlik tazminatını 2.964.610,08 TL daha artırarak 2.964.710,08 TL'ye, 50,00 TL olarak talep ettikleri tedavi giderleri alacağını 21.582,62 TL daha artırarak 21.632,62 TL'ye yükselttiklerini beyan etmiştir. <br>Davalı Sigorta vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından iş göremezlik ve bakıcı gideri nedeniyle uğranılan zararın trafik sigortası kapsamında müvekkilinden tahsiline yönelik Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde dava açıldığını, tahkim davasında davacının %30 maluliyet oranı üzerinden belirlenen miktara göre ıslah hakkını da kullandığını ve davanın kısmen kabulü ile 230.412,05 TL üzerinden hüküm kurulduğunu, davacı tarafından kurulan karara karşı itiraz yoluna gidilmediğinden 230,412,05 TL'nin kendi açısından kesinleştiğini, karara karşı müvekkili tarafından itiraz yoluna gidildiğini, itiraz talebi reddedilince de uyuşmazlığın Yargıtay'a taşındığını, davacının temyiz aşamasında hükmü icraya koyduğunu ve alacağını vekalet ücreti ve tüm yargılama giderleri ile birlikte müvekkilinden tahsil ettiğini, davacı vekilinin bozma ilamında açıkça ortaya konmasına rağmen üniversitelerin Adli Tıp Anabilim Dalı'ndan rapor getirmeyerek itiraz hakem heyetinin dosyadan el çekmesine kendi kusuru ile neden olduğunu, eğer bozma ilamına uygun şekilde dosyaya rapor sunmuş olsaydı ıslah hakkını da kullanmış olduğundan ve miktara itiraz etmediğinden kendi lehine 230.412,05 TL'den daha fazlasına hükmedilemeyeceğini, davacı açısından en fazla %30 maluliyet oranı üzerinden, TRH 2010 tablosu ve 1,8 teknik faiz kullanılarak hesaplama yapılması gerektiğini, hesaplamaya esas alınan asgari ücretin de usulü müktesep hak kapsamında değerlendirileceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı ... cevap dilekçesinde; açılan davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, kendisiyle dava şartı arabuluculuk görüşmesinin yapılmadığını, kazada asli kusurlu olduğu yönündeki beyanların doğru olmadığını, ceza dosyası kapsamında alınan raporların birbirleri ile çeliştiğini, davacının motosiklet ehliyeti olmamasına rağmen trafiğe çıkması, kavşağa yaklaştığı halde yavaşlamayıp dikkatsizce davranması sebebiyle kazanın meydana geldiğini, yaralanmasının asıl sebebinin koruyucu önlemler almaksızın yolculuk yapması ve koruyucu ekipman giysiler giymemesi olduğunu, Beypazarı Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/657 E. sayılı dosyasında da görüleceği üzere, kendisine 10.05.2022 tarihinde 7.170,38TL sağlık ve yol masrafı ödediğini, bu yöndeki taleplerin reddi gerektiğini, davacının taleplerinin aracının zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında karşılanacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece, dava konusu kazanın davacıda sürekli iş göremezliğe sebep olup olmadığı, sürekli işgöremezliğe sebep olmuşsa işgöremezlik oranının ve iyileşme süresinin tespiti amacıyla Ankara Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın davacı hakkında  düzenlediği 23/08/2023 tarihli maluliyet raporunda, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, davacının özür oranının %51 olduğu, 12 ay süre ile işgöremezlik halinde kaldığının belirlendiği, düzenlenen raporun gerekçeli ve denetime elverişli olması nedeniyle hükme esas alındığı, davacının tespit edilen maluliyetine göre, talep edebileceği tazminatın hesaplanması için dosyanın  hesap ve doktor bilirkişisine tevdii üzerine 13/02/2024 tanzim tarihli rapor düzenlenerek dosyaya sunulduğu, sürekli işgöremezlik talebi bakımından, %51 oranında malul ve kusursuz olduğu tespit edilen davacının talep edebileceği sürekli işgöremezlik tazminatının tespiti amacıyla sigorta ödeme tarihi ile hesap tarihi verilerine göre ayrı ayrı hesap yapıldığı, sigorta ödemesiyle zararın ödeme tarihinde karşılanmadığı, hesap tarihi itibariyle 2.964.710,08 TL sürekli işgöremezlik tazminatı talep edebileceği, ancak sigorta şirketi açısından sorumluluğun değerlendirilmesi gerekirse, ... Sigorta A.Ş.'nin poliçe gereği kişi başı 360.000,00 TL teminat limiti sağladığı ve sigorta şirketi tarafından 230.412,05 TL yapılan ödemenin de göz önünde bulundurulmasıyla davacının ... Sigorta A.Ş.'den bakiye poliçe teminat limiti dahilinde talep edebileceği işgöremezlik tazminat miktarının 129.587,95 TL olduğu, tedavi giderleri talebi bakımından, faturalı tedavi giderinin 80,00 TL olduğu ve 28.803,00 TL ulaşım gideri yapıldığı, ancak davalı ... tarafından 10/05/2022 tarihinde sağlık ve yol masrafı adı altında 7.170,38 TL ödeme yapıldığı göz önünde bulundurulduğunda davacının talep edebileceği ulaşım gideri miktarının 21.632,62 TL olduğu, geçici işgöremezlik talebi bakımından, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Anabilim Dalı Başkanlığı'nca düzenlenen raporda, davacının 12 ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığının tespit edildiği ve bu sürenin de geçici işgöremezlik dönemi olması ile bu döneme ait 31.031,29 TL geçici işgöremezlik tazminat miktarı doğduğu ancak SGK tarafından davacıya 52.075,56 TL ödeme yapıldığı göz önünde bulundurulduğunda davacının bu dönem için geçici iş göremezlik tazminat alacağı bulunmadığı gerekçesiyle; \"1-Davacının davasının KABULÜ ile, 2.986.342,70 TL toplam tazminatın işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen (Sigorta Şirketi açısından bakiye poliçe teminat limiti olan 129.587,95 TL ile sınırlı olmak üzere) tahsiline, Sigorta şirketi için faizin başlangıç tarihinin 20/08/2019, diğer davalı için kaza tarihi olarak belirlenmesine\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı  ... Sigorta A.Ş.  vekili istinaf dilekçesinde; 15.08.2018 tarihli kazada malul kalan davacının, Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde açtığı dava ile sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri talebinde bulunduğunu, tahkim yargılamasında davacının %30 maluliyet oranı üzerinden belirlenen miktara göre, ıslah hakkını da kullandığı, akabinde davanın kısmen kabulü ile 230.412,05 TL üzerinden hüküm kurulduğunu, karara karşı sadece müvekkilin temyiz yoluna başvurduğunu ve kararın, müvekkil lehine bozulduğunu, bu arada  davacının hükmü icraya koyduğunu ve ilamlı icra ile asıl alacağını, vekalet ücreti ve tüm yargılama gideriyle birlikte davalıdan tahsil ettiğini, bozma sonrası dosyanın itiraz hakem heyetine döndüğünü ve bozmaya uyularak ara karara çıkıldığını, bozma ilamında açıkça üniversitelerin adli tıp anabilim dalından rapor alınması gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen davacının, raporu üniversite hastanelerinde değil devlet hastanesinden almaya çalıştığı, kendisine verilen sürede raporu dosyaya sunmadığı gibi hakem heyetinden dosyadan el çekilmesi talebinde bulunduğunu, İtiraz Hakem Heyeti Yargıtay ilamına uygun rapor sunulmadan davaya devam edemeyeceğini belirterek dosyadan el çekme kararı verdiğini, bunun üzerin davacının davasını adli yargıya taşıdığını, adli yargıda, daha önce tahkim yargılamasında yaşanan süreç, Yargıtay’ın bozma ilamı ve tahkim yargılamasında verilen karar nedeniyle yapılan ilamlı icra dikkate alınmaksızın dava konusu olayla ilgili adeta ilk kez dava açılıyormuş gibi yargılama yapılarak hüküm kurulduğunu, kararın yeterli gerekçeyi içermediğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; Asliye Hukuk Mahkemeleri görevli olması rağmen Asliye Ticaret Mahkemesi'nde inceleme yapıldığını, davalı istinaf eden ... gerçek kişi olup, davacı ...'ün de gerçek kişi olduğunu, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, davalı ...'in yerleşim yeri Ankara İli Beypazarı İlçesi olması sebebiyle yetkili mahkemelerin Beypazarı Mahkemeleri olduğunu, arabuluculuk görüşmesine müvekkil davalı ...’in dahil edilmediğini, davalı ...'in sorumluluğunda olan tazminatın faiz başlangıcının kaza tarihi değil ıslah tarihi olması gerektiğini, kusur raporu alınmamasının  hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkeme tarafından Beypazarı Asliye Ceza Mahkemesi 2018/657 E. sayılı dosyası ve Sigorta Tahkim Komisyonunda yer alan raporlarda kusura ilişkin çelişki yer almaması sebebiyle tekrar rapor tazmin edilmemesinin isabetsiz olduğunu, davacının bilinçli olarak sigorta tahkim komisyonunu el çekme kararına yönlendirdiğini, davacının emekli maaşı dikkate alınarak hesaplama yapılmadığını, sigorta tahkim komisyonunda yer alan maluliyet oranı ile yerel mahkemede maluliyet oranındaki farklılığın giderilmediğini, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, gelir durumu hesaplamasında ilgili odalardan bilgi belge istenilmemesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br> Davalı ... vekili istinaftan feragat dilekçesinde istinaf başvurusunun feragat nedeniyle reddini istemiştir.<br>Davacı ... vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde, kararın bozulması halinde yeni asgari ücretin uygulanması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br> Davacı ... vekili istinaftan feragat dilekçesinde istinaf başvurusundan sadece davalı ... yönünden feragat ettiğini belirtmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.<br>Öncelikle, görev konusunun incelenmesi gerekmiştir. <br>Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin ve dava şartı olduğundan mahkeme görevli olup olmadığını yargılamanın her aşamasında kendiliğinden inceler. Göreve ilişkin inceleme yargılamanın her aşamasında mümkün ise de, her dava açıldığı tarih itibariyle görüldüğünden, Kanun'da aksine düzenleme yer almadıkça mahkemece davanın açıldığı tarihte görevli olduğu bir davada, yargılama sırasında gelişen durumlar nedeniyle davanın tamamı yahut bir kısmı yönünden görevsizlik kararı verilemez. Aynı şekilde, davacının ihtiyari dava olarak birden çok davalı hakkında birlikte dava açabileceği durumda, bir kısım davalılar hakkındaki davanın feragat, takipsiz bırakma vs. nedenlerle tefrikine karar verilmiş olması halinde dahi, davanın açıldığı tarih itibariyle davanın HMK'nın 57. maddesi gereğince birlikte açılmasının ve görülmesinin mümkün olduğu durumlarda verilen tefrik kararı sonrasında yargılamaya devam edilen davalılar yönünden göreve ilişkin dava şartı bulunmadığından davanın reddine karar verilemez.<br>Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında görevli mahkeme genel hukuk mahkemesi olan Asliye Hukuk Mahkemesi ise de; dava, gerçek kişi ile birlikte sigorta şirketine karşı da açılmıştır. Davalı sigorta şirketi, sigorta poliçesi nedeniyle sorumlu tutulmuş olup, sorumluluk sigortası TTK'da düzenlenmiştir. TTK'nın 4/1-a ve 5. maddesi hükümleri karşısında, mutlak ticari nitelikteki bu davada Asliye Ticaret Mahkemesi görevli bulunmaktadır.<br>Aynı davada, bir kısım davalılar hakkında genel mahkemenin, diğer davalılar hakkında ise uzman olan özel mahkemenin görevli bulunması halinde, uyuşmazlık aynı olaydan kaynaklanıyor ve zarar tek ise ya da taleplerden birisi yönünden verilecek karar diğerini doğrudan ilgilendirecek nitelikte bulunuyorsa, söz konusu özel mahkeme ile genel mahkeme arasında “yargılama usulüne” ilişkin esaslı farklılıklar bulunmaması kaydıyla, bütün taraflar ve talepler yönünden uzman olan özel yetkili mahkemece yargılama yaparak uyuşmazlığın çözülmesi gerekir. Bu husus, hukukun öngörülebilir olmasının, usûl ekonomisinin ve davaların makul süre içinde bitirilmesi yükümlülüğünün de gereğidir.<br>O halde, gerek davalı araç sürücüsü ile araç işleteni, gerekse de davalı sigorta şirketlerinin sorumluluğu aynı maddî olaydan kaynaklanmış ve zarar tek olduğundan, davaların birlikte görülmesi zorunludur. Bu nedenle, bütün talepler yönünden ihtilafın özel mahkeme olan Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. <br>Şu durumda; anılan yasa maddeleri gözetildiğinde davaya bakma görevinin Ankara Asliye Ticaret Mahkemelerine ait olduğu anlaşılmaktadır. <br>Arabuluculuk konusunda ise, dava şartı olan zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanabilmesi için taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari dava olması gerekir. <br>TTK'nın 4/1.maddesi uyarınca her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu kanunda (-Türk Ticaret Kanunu'nda-) öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. <br>Sigorta hukuku 6102 sayılı TTK'nın 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası aynı yasanın 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, zarar gören üçüncü kişi tarafından zarar verenin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı aleyhine açtığı davalar TTK'nın 4/1-a maddesi uyarınca mutlak ticari dava kapsamında kalmaktadır.<br>Davalı ... hakkında KTK'nın 85.maddesi uyarınca araç işleteninin sorumluluğuna dayanılarak dava açılmış olup, davacının gerçek kişi olması, uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklanıp TTK'da düzenlenen bir hususa ilişkin olmaması nedeniyle davalı işleten yönünden de nispi ya da mutlak ticari davadan söz edilemez. <br>Bu durumda davalı ... hakkında, davacının TTK'nın 5/A maddesi gereğince, arabulucuya başvuru zorunluluğu bulunmadığı anlaşılmıştır.<br>Diğer taraftan, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tahkim yargılamasında oluşan usuli kazanılmış hak durumunun korunması gerektiğini ileri sürmüştür.<br>Somut olayda, tahkim yargılamasında  dosyadan el çekme kararı verildiği anlaşılmaktadır. Dosyadan el çekme kararının verilmesi üzerine, başvurucuların uyuşmazlıklarını mahkeme nezdinde çözmeleri gerekmektedir. Zirâ, SK m.30/ f. 16 hükmünde, dosyanın süresi içinde sonuçlandırılmaması halinde uyuşmazlığın yetkili mahkeme tarafından çözümleneceği düzenlenmiştir. <br>Dosyadan el çekme kararı verilmesi halinde, tahkim sürecinde tarafların lehine oluşan usuli kazanılmış hak durumlarının korunup korunmayacağı hakkında kanunda açık düzenleme ya da yargısal içtihat bulunmamakta olup, konunun benzer müessese olan \"Davanın açılmamış sayılması\" halinde nasıl değerlendirilmesi gereğinin incelenmesi gerekmiştir. <br> Davanın açılmamış sayılmasına ilişkin karar, mahkemenin dosyadan el çekmesi sonucu doğurması nedeniyle usule ilişkin nihai karardır. Bu karar, şekli anlamda kesin hüküm oluştursa bile taraflar arasındaki uyuşmazlığı esastan çözmediği için, maddi anlamda bir kesin hüküm oluşturmaz. Bu bağlamda aynı davanın kesin hüküm (şekli ve maddi anlamda kesin hüküm) sebebi ile tekrar açılamaması prensibi, davanın açılmamış sayılmasına karar verilen hâllerde söz konusu olmaz. Bir başka ifade ile aynı dava tekrar açılabilir. Zira davanın açılmamış sayılması kararı, uyuşmazlığın esasını çözümlememektedir. Bu karar, ihdasi (kurucu) değil, ihzari (açıklayıcı) niteliktedir (Özmumcu, s.201).<br>Doktrinde ve yargısal içtihatlarda, \"Dava açılmasının usul hukuku ve maddi hukuk bakımından sonuçları olup ilk dava açılması ile oluşan ikrar, kabul, usuli kazanılmış haklar, davalının temerrüde düşürülmesi gibi   haklar davanın açılmamış sayılması sonucu hükümsüz kalmaz.(Prof.Dr..B.Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü 6. Baskı Cilt:IVs.4144, HGK E.2003/21-465-K.2003/472)\" denilmekle birlikte <br>6100 sayılı Kanun'un \"Tarafların duruşmaya gelmemesi, sonuçları ve davanın açılmamış sayılması\" başlıklı 150'nci maddesi, \"(...(7) Hangi sebeple olursa olsun açılmamış sayılan davadaki talep dahi vaki olmamış sayılır.\" şeklinde düzenlenmiş olup, bu değişiklikten sonra artık eski yargısal içtihatların geçerliliğini koruduğunu söylemek mümkün olmayacaktır.<br>Yukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar ışığında tahkim yargılamasında el çekme kararı verildiğinde artık usuli kazanılmış hak oluşmayacağı değerlendirilmiş olup, bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde bulunmamıştır. <br>Dosyanın istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmesinden sonra davalı ... vekili sunduğu 2/7/2025 tarihli dilekçesi ile istinaftan feragat etmiş, davacı vekili 30/6/2025 tarihli dilekçesi ile davalı ... yönünden istinaf talebinden feragat ettiğini bildirmiş, vekaletnamelerde kanun yollarından feragate yetkili oldukları anlaşılmıştır.<br>6100 sayılı HMK'nın 349. maddesinin 2. fıkrasında; “…Dosya, bölge adliye mahkemesine gönderilmiş ve henüz karara bağlanmamış ise başvuru feragat nedeniyle reddolunur.” hükmü gereğince, ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yolu başvurusu yapıldıktan sonra feragat edilmesi nedeni ile HMK'nın 349/2. maddesi uyarınca, davacı vekilinin ...'e ilişkin istinaf başvurusu ile davalı ...  vekilinin istinaf başvurusunun feragat nedeni ile reddine, davalı ... Sigorta A.Ş.  vekilinin istinaf başvurusunun ve davacının davalı ... Sigorta A.Ş.'ye ilişkin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE karar verilmesi gerekmiştir. <br><br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-HMK'nın 349/2. maddesi uyarınca, davalı ... vekilinin ve davacı vekilinin, davalı ...'e ilişkin istinaf başvurusunun FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, <br>2-Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun ve davacının davalı ... Sigorta A.Ş.'ye ilişkin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>Harçlar Kanunu gereğince davalı Sigortadan alınması gereken 8.401,73 TL istinaf karar harcından peşin alınan 2.100,43 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.301,30 TL harcın istinaf eden davalı Sigortadan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>Davalı ... tarafından yatırılan istinaf karar harcının isteği halinde yatıran tarafa iadesine,<br>3-İstinaf edenlerce yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-Kararın HMK'nın 359/4. maddesi gereğince taraflara tebliğine,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 361/1 maddesi uyarınca kararın taraflara  tebliğinden itibaren 2 HAFTA İÇERİSİNDE TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 23/10/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t<br><br>Başkan<br>Üye <br>Üye<br>Katip<br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3b1035390c6a99c6","SID":"c9ab7bbf11e6d2fb"}}