{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO\t: 2022/2653 <br>KARAR NO\t: 2025/1783<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 23/09/2022<br>NUMARASI\t: 2019/866 Esas - 2022/560 Karar<br>DAVA : Sigorta (Kaza Sigortası Kaynaklı)<br>KARAR TARİHİ: 30/10/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>  GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ     :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin maliki bulunduğu ... plaka nolu aracın Göktürk yolunda seyir halindeyken plakası belirlenemeyen aracın aniden önüne kırması yüzünden çarparak hasarlanmasına neden olduğunu, meydana gelen kaza neticesinde çarpışmaya yol açan aracın, müvekkilinin durup tutanak tutma isteklerine rağmen yoluna devam ettiği için müvekkili tarafından plakası tam olarak tespit edilemediğini, olayla ilgili fotoğraf çekilemediğini, müvekkilinin hasarlanan araca ait kasko sigortası kapsamında davalı sigorta şirketine müracaat ettiğini, sigorta şirketi tarafından gerekçesiz şekilde ret cevabı verildiğini, müvekkiline ait aracın uğradığı zarar kapsamında şimdilik 20.929,65-TL talep edildiğini, mahkemece yaptırılacak inceleme ve tespit neticesinde doğacak (değer kaybı vs. gibi) diğer zararları talep etme haklarını ve bu doğrultudaki taleplerini HMK 107. maddesi uyarınca arttırma hakkını saklı tuttuklarını belirterek şimdilik 20.929,65-TL’nin kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından belirsiz alacak davası açılamayacağını, rehinli alacaklı... Bankası İkitelli Şubesinin davaya muvafakatinin bulunmaması halinde dava şartı yokluğundan davanın reddedilmesi gerekeceğini, sigortalı araç sürücüsünün kazadan sonra olay yerini terk etmiş olduğunu, müvekkili şirket tarafından yapılan araştırma sonucu hasarın beyan edildiği şekilde gerçekleşmediğinin tespit edildiğini, araç maliki ve sürücüsünün istenilen bilgi ve belgeleri sunmaktan kaçındıklarını, araçta yolcu olarak bulunan ...'ın sürücü belgesinin temin edilemediğini ve bu durumun sürücü değişikliği şüphesini uyandırdığını, kasko sigortası genel şartları A5 teminat dışında kalan zararlar maddesinde sürücünün sağlık kuruluşuna gitme veya can güvenliği nedeni ile uzaklaşma hali hariç olay yerini terk etmesinin teminat dışı kaldığının belirlendiğini ve ayrıca alkollü içki almış kişilerce aracın kullanılması halinin de teminat dışı bulunduğunu, davacının kazanın hangi tarihte hangi yerde gerçekleştiğini şüpheden uzak bir şekilde ortaya koyması gerektiğini, TTK 147/1 maddesinde sigortalının her türlü bilgi ve belgeyi sigortacıya sağlamak zorunda olduğunu ve yine kasko sigortası genel şartları B1 de sigortacının rücu haklarını kullanmasına yararlı her türlü bilgi ve belgelerin sigortacıya verilmesi gerektiğinin yazılı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; \"Davanın reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 3. kişilerin kusuru nedeniyle ortaya çıkan bir zarar hasıl olduğunu, davacı müvekkilinin zararını tazmin edebilmek amacıyla yaptığı başvurunun, davalı şirketin görevlendirdiği ve uyuşmazlıkta taraf bulunan araştırmacıların beyanları esas alınarak reddedildiğini, davalı şirket tarafından görevlendirilen araştırmacılardan alınan beyanların esasen bağımsız ve tarafsız olması beklenen ekspertiz kurumu tarafından hazırlandığı anlaşılan rapora gerekçe dahi yapılamayacağını, yerel mahkemece taraflı ve objektiflikten uzak rapora dayanılarak hüküm verildiğini, red edilen her sigorta alacağı talebi için ayrıca prim ödemesi yapıldığını, ayrıntılı telefon dökümü alındığını, araç kayıtları, sürücü bilgileri, araç plakasına yazılan ceza kayıtlarının sigortalıdan alındığının ifade edildiğini, alınamayan tek kaydın OGS/HGS kayıtları olduğunu, temelsiz ve hukuki dayanaktan yoksun araştırma raporu neticesinde araçta meydana gelen zararların sigorta poliçesi kapsamında kalmasına rağmen ödenmediğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.   Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle, sigortalının kendi kasko sigortacısından maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Davacı şirkete ait olup davalı tarafından ... ile sigortalanan ... plakalı aracın 16/04/2018 tarihinde dava dışı ... sevk ve idaresinde iken plakası belli olmayan bir araca arkadan çarpması şeklinde gerçekleştiği iddia edilen ve davacının hasar bedeli talep ettiği olayda, olay yerinde tutulan bir kaza tespit tutanağı bulunmadığı, çarpıldığı iddia edilen araç plakasının alınmadığı, kazaya dair herhangi bir kamera ve mobese kaydı tespit edilemediği, araçta bulunduğu iddia edilen ...'ın ve ...'ın dava öncesindeki araştırmada beyanlarının alınamadığı, davalı sigorta şirketinin kazanın belirtildiği şeklinde gerçekleşmediğine dair gerekçe ile hasar bedelini ödemediği, mahkemece alınan bilirkişi heyetinin raporunda kazanın beyan edildiği şekilde gerçekleşmesinin mümkün olmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır.Dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki uyuşmazlık, kazanın sigortalının ihbar ettiği şekilde meydana gelip gelmediği, dolayısıyla teminat dışı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Kasko Sigortası Genel Şartları A/1. maddesine göre; gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötü niyet ve  muziplikle yaptıkları  hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararlar kasko sigortasının teminatı kapsamındadır. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun  1282. maddesi gereğince; sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumludur. Aynı Yasa'nın 1281. maddesi hükmüne göre kural olarak, rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddia, sigortacı tarafından ispat edilmelidir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise bu oluş şeklinin, Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.11.2017  tarih, 2016/17-2041 E. ve 2017/1296 K. sayılı kararında açıklandığı üzere, sigortalı ... Genel Şartlarının B.1.5 maddesi ve TTK’nın 1292/3. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan rizikonun teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat külfeti yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfeti sigortalıya geçer. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun  16.12.1998 gün 1998/11-872 E., 1998/905 K. ve 22.12.2010 gün ve 2010/17-655 E., 2010/688 K. sayılı kararlarında  da aynı ilkeler vurgulanmıştır.Somut uyuşmazlıkta; davalı sigortalısı olan ... plakalı araç sürücüsünün beyanına göre, mahkemece tanık olarak dinlenen ...'ı Haseki EAH'den alıp, E-5 üzerinde Okmeydanı sapağından Göktürk istikametine döndüğü, GÖktürk'e 2 km kala orta şeritte seyir halinde iken, sağ tarafında seyreden plakasını alamadığı... marka aracın orta şeride direksiyonu kırması sonucu kendi aracının sağ ön tarafı ile diğer aracın sol arka tarafına çarptığını beyan ettiği, araç sürücüsü ...'ün duruşmadaki beyanında hızının ortalama 80 km/saat olduğunu beyan ettiği, tanık ...'ın duruşmadaki beyanında içinde bulunduğu aracın hızının ortalama 120 km/saat olduğunu beyan ettiği, ancak bilirkişinin de raporunda açıkladığı üzere, olayın meydana geldiği iddia edilen  3 şeritli yolda belirtilen hızda seyrederken önündeki araca çarpan bir aracın savrulmadan düz şekilde yoluna devam ettiği iddiasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, yukarıda anılan Yargıtay HGK kararı ve TTK'nın 1281.maddesi birlikte değerlendirildiğinde, davacının rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmediği, bu nedenle ispat külfetinin yer değiştirdiği, davacının oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat edemediği anlaşılmakla, mahkemenin yazılan gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.  <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye  534,70 TL harcın davacıdan  tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan  inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın  tebliğ tarihinden  itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/10/2025<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5ee1fc3cc6373229","SID":"51c7c091fb70d7ef"}}