{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2025/996 Esas  - 2025/895 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/996 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/895<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/05/2024 (Ara Karar)<br>NUMARASI\t\t: 2024/4 Esas<br><br>TALEP\t: İhtiyati Tedbir<br>TALEP TARİHİ\t: 03/01/2024<br>KARAR TARİHİ\t: 11/09/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 18/09/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki asıl davada şirketin feshi, birleşen davada şirket hisselerinin davacı adına tescili  istemine ilişkin davanın yargılaması sırasında birleşen davada ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik olarak verilen 16/05/2025 tarihli  ara karara karşı ihtiyati tedbir talep eden asıl davada davalı birleşen davada davacı ... vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tTALEP<br>\tDavacı vekilince 16/04/2025 tarihli duruşmada ve 24/04/2025 tarihli dilekçe ile;  dava dışı ... ...... A.Ş.'de ki müdürlerin temsil yetkisinin 02/03/2025 tarihinde sona erdiğini, müvekkilinin dava açıldıktan sonraki dönemde dava konusu şirketin kira, elektrik, su vd tüm giderlerini kendi maddi olanaklarıyla ödediğini, davacı ve davalı, müşterek yetkili olduğundan ve davacı taraf dava öncesi dönem ve dava sonrası dönemde imza atmaktan imtina ettiğinden, şirketin temsilinin  mümkün olmadığını, bu sebeple şirketten çıkarılan personellerin kıdem-ihbar tazminatları, maaşları, personelin geçmiş dönem SGK primleri vs de müvekkili tarafından ödenmek zorunda kalındığını, şirket yönetim kurulunu oluşturan ve müşterek temsil yetkisi bulunan davacı ve müvekkilin 3 yıllık yetkilerinin 2025 Mart ayı içinde dolduğundan artık hukuken de müşterek imza ile şirketin temsilinin mümkün olmadığını beyanla, tüm bu sebeplerle dava sonucunda verilecek karar kesinleşene kadar, şirketin devamlılığını teminen, müvekkilinin kayyum olarak atanmasını talep etmiştir.\t<br><br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece 16/05/2025 tarihli ara karar ile; anonim şirketin feshi talebine ilişkin olduğu, TMK'nın 426. ve devamı maddelerinde hangi hallerde kayyım atanacağının düzenlendiği, kanunun 426. maddesinde temsil kayyımlığı, 427. maddesinde ise yönetim kayyımlığı düzenlendiği, bir şirketin yasal temsilcisinin görevini yerine getirmesine bir engel bulunduğu taktirde kendisine o iş için temsil kayyımı atanabileceği, somut olay bakımından TMK 426 ve 427 maddeleri gereğince yönetim kayyımının atanamayacağı, şirketin zorunlu organı olan müdürünün bulunduğu, bu nedenle kayyım atanması talebinin yerinde olmadığı gerekçeleriyle asıl davada davacı ... vekilinin ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tİhtiyati tedbir talep eden asıl davada davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirketin yasal temsil organı bulunmadığını, mahkeme kararında şirketin yönetim organının mevcut olduğunun ifade edildiğini, ancak bu değerlendirmenin dosya kapsamı ile çeliştiğini,  müvekkili tarafından Ticaret Sicil Gazetesi ile sunulan belgede açıkça görüleceği üzere, şirketin müdürlerinin görev süresi 2025 yılı Mart ayı itibarıyla sona erdiğini, TTK m. 359/1 uyarınca anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin görev süresi en fazla üç yıl olduğunu, bu süre dolduktan sonra yönetim organı fiilen ortadan kalkacağını, bu durumda şirketin zorunlu organlarından biri eksik hale gelmiş olup, TMK 427. maddeye göre yönetim kayyımı atanmasının mümkün olduğunu, şirketin fiili temsilinin mümkün olmadığını, şirket sözleşmesi gereği davacı ile müvekkilinin müşterek imza ile şirketi temsil ettiğini, davacının dava öncesi ve sonrası tüm süreçlerde imza atmaktan sistematik olarak imtina ettiğini, bu nedenle şirket temsil kabiliyetini tamamen yitirdiğini, müvekkilinin şirketin tüm sabit giderlerini (kira, elektrik, su, tazminatlar, SGK primleri) tek başına karşılamak zorunda kaldığını, bu fiili yönetim tıkanıklığının, hem TMK 426. madde kapsamında temsil kayyımı, hem de HMK 389 vd. kapsamında ihtiyati tedbir koşullarını oluşturduğunu, ''HMK'' kapsamında tedbir şartları oluştuğunu, yargı kararları ve öğretiye göre anonim şirketlerde de kayyım atanabileceğini bildirerek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tTalep; ihtiyati tedbirin reddine ilişkin ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir. <br>\tHMK'nın 389/(1). maddesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, <br>\tHMK'nın 390/(2). maddesinde de hakimin talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde karşı taraf dinlenmeden de tedbir kararı verebileceği hüküm altına alınmıştır. HMK'nın 390/(3). maddesinde ise tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu düzenlenmiştir. <br>\tİhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. <br>\tİhtiyati tedbir kararı verilebilmesinin diğer bir koşulu ise mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesidir. <br>İhtiyati tedbir talep edenin tedbir talebi karşı taraf şirkete yönetim kayyımı atanmasına yöneliktir. Ticaret Kanunumuzda mahkemeye anonim ortaklık yönetim kurulu üyelerini (gerekçe ne olursa olsun) görevden alma ve yerlerine yenilerini atama yetkisi tanımamıştır; bu yetki genel kurula aittir. Bu nedenle mahkemenin yönetim kurulu üyelerini yönetim ve temsil yetkilerinin ellerinden alması sonucunu doğuran yönetim kayyımı atanması kararını ancak bu yetkilerin hukuken veya fiilen kullanılamadığı hallere özgü olarak verilebilmesi gerekir. <br>\tYönetim kayyımlığı, yönetim boşluğu giderilinceye kadar devam eden geçici bir koruma önlemidir. Yönetim kayyımının görevi tüzel kişinin yasal organın oluşması ya da organın çalışmasındaki fiili veya hukuki tıkanıklığın giderilmesi (engelin kalkması) ile sona erer. <br>\tŞu halde hakim, şirketin iyi yönetilmediği gerekçesiyle yönetim kayyımı atayamaz; diğer bir anlatımla, hakim şirket yönetiminde \"yerindelik\" denetimi yapamaz. MK'nın 427/4.maddesinin amacı şirketi daha iyi bir yönetime kavuşturmak değildir; bu olgu şirketin iç sorunudur. Şirket yönetiminin izlemek ve değerlendirmek yetkisi münhasıran genel kurula aittir. Yönetimi beğenmeyen ve yerinde bulmayan genel kurul, yönetim kurulu üyelerine görevden alabilir, tekrar seçmeyebilir; ibra etmeyebilir ve haklarında sorumluluk davası açılmasına karar verebilir. Nitekim karşı taraf şirketin yönetim kurulu üye seçilmesi gündem maddesi de bulunan ve 25/09/2025 tarihinde yapılacak olan genel kurul toplantısına ilişkin ilan 29/05/2025 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yapılmıştır. <br>\tYönetim kurulu üyelerinin şirketi özensiz yönettiği, hatta görev ve yetkilerini kötüye kullandıkları iddiaları da kayyım atanması yoluyla çözümlenemez. Ortaklar bu iddiaları genel kurula taşıyıp orada sorunlara çözüm arayabilirler. Bu konuda TTK'nun 37. maddedeki bilgi alma ve inceleme, 438. madedeki özel denetim isteme, 553 vd.'da ki yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açma, 445 ve 447 uyarınca genel kurul ve yönetim kurulu kararları aleyhine iptal ve butlan davaları açma ve (azlık olarak) 531. maddeye göre şirketin haklı sebeple feshini dava etme haklarından yararlanabilirler. Kısaca ortaklar bütün bu konulardaki ihlal iddialarını ve azınlığın çoğunluk tarafından ezildiği yakınmalarına TTK'nun tanıdığı bireysel ya da azlık hakları ile çözüm aramak zorundadırlar. Bu yolda gitmeyerek anılan gerekçelerle mahkemeden şirkete yönetim kayyımı atanmasını istemek mümkün değildir (Prof. Dr. Ersin Çamoğlu, Anonim Ortaklığa Yönetim Kayyımı Atanması, İstanbul Barosu Dergisi, Cilt 91, Sayı 5, Yıl 2017, sahife 17,24 ve 25).<br>\tTürk Medeni Kanunu'nun 403/2. maddesinde, kayyımın, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanacağı, 426. maddesinde vesayet makamının, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atayacağı, kayyım atamasının yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel olmayacağı, 427. maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır.  <br>\tSomut olayda ihtiyati tedbir talep eden yan, hissedarı bulunduğu karşı taraf anonim şirketin yönetim kurulunun görev süresinin sona erdiğini, diğer ortağın hissedarlar sözleşmesine uygun yönetim kurulu adaylarını göstermediği için yeni yönetim kurulunun seçilemediğini iddia ederek şirkete kayyım atanmasını talep etmiştir. <br>\tTürk Ticaret Kanunu'nda kayyım atanmasına ilişkin düzenleme mevcut olmadığından talebin Türk Medeni Kanunu'nda yer alan kayyıma ilişkin hükümlere göre değerlendirilmesi gerekecektir. Türk Medeni Kanunu'nun 403/2. maddesinde kayyımın, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atayacağı, 426. maddesinde vesayet makamının, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atayacağı, kayyım atamasının yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel olmayacağı, 427. maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağına ilişkin düzenlemeler yapılmış olup mevcut düzenlemeler ile ilk derece mahkemesinin kayyım atanmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddi gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, şirketin feshi istemine yönelik açılan eldeki davada ilk derece mahkemesince tedbiren şirkete kayyım atanması talebinin davalı şirketin anonim şirket olduğu ve yönetim boşluğuna ilişkin açılmış bir dava olmadığı ve yaklaşık ispat koşulları birlikte değerlendirildiğinde bu aşamada ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik ilk derece mahkemesi ara kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi ara kararında usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığından ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-İhtiyati tedbir talep eden asıl davada davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-İhtiyati tedbir talep eden asıl davada davacı davacı ...'ten alınması gerekli olan 615,40-TL harç peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,<br>\t3-İhtiyati tedbir talep eden asıl davada davacı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,<br>\t Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-f. maddesi uyarınca  kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.11/09/2025<br><br>  Başkan-            Üye -                    Üye -    Zabıt Katibi-<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ef46f5481d276f96","SID":"f8c5a1306281ef2d"}}