{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br> İSTANBUL<br> BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO\t: 2022/2580 <br>KARAR NO\t: 2025/1717<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 13/09/2022<br>NUMARASI\t: 2021/776 Esas - 2022/607 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali <br>(Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>KARAR TARİHİ: 22/10/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>  GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ     :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketi nezdinde sigortalı bulunan davalıya ait ... plakalı aracın  24/03/2017 tarihnide meydana gelen kaza ile  ... plakalı araca çarparak zarar verdiğini; sigorta poliçesi gereğince müvekkili sigorta şirketinin ... plakalı aracın zararını ödediğini; ödenen bedel nedeniyle davalıdan kusuru oranında tazminat alacağının  doğduğunu, poliçe gereğince sigortalı aracı alkollü sürücünün kullanması halinde, üçüncü şahısların giderilen zararının sigortalıya rücu edileceğinin düzenlendiğini; bu çerçevede davalı aleyhine İstanbul 24. İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını; davalının haksız bir itirazla takibi durdurduğunu belirterek; itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"davanın reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı  vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;İlk derece mahkemesi tarafından bilirkişi raporunda davayı ispat eden tespitler dikkate alınmaksızın yalnızca kazanın münhasıran alkol etkisi ile gerçekleşmediği görüşü dikkate alınarak, davacı sigorta şirketinin davalı sigortalıya rücu etme koşullarının gerçekleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği, kararın yürürlükten kaldırılan kanun ve yürütmelik maddelerine dayanılarak eski içtihatlar doğrultusunda verildiğini, aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararları ödemek zorunda kalan sigorta şirketinin, sigortalısına rücu edebileceğini, buna göre, sigorta şirketinin TTK m.1409/2’deki ispat yükünü yerine getirmiş sayılarak sigortalısına rücu edebilmesi için araç sürücüsünün KTK m. 48’de belirtilen oranların üstünde alkollü olduğunu ispat etmesinin yeterli sayılacağını, başkaca bir ispat faaliyetine girmesine gerek olmadığı gibi ayrıca kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana geldiğini ispat etmesi şartının da aranmayacağını, delillerin değerlendirilmesinde de hatalı bir sonuca varılmış ve hukuka ve kamu düzenine aykırı karar verildiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.   Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle sigorta şirketi tarafından ödenen hasar bedelinin  istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.2918 sayılı KTK'nun 48. maddesinde, alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin \"Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı\" başlıklı 97/1. maddesinde ise alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan \"b-2\" bendinde, alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.Dava, trafik sigortası sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. ZMMS'de sigortacının rücu hakkı, TTK’nın 1301/2. maddesi, 2918 sayılı KTK'nın 95/2. maddesi ile ZMSS poliçesi genel şartlarında düzenlemeye tabi tutulmuştur. ZMSS Poliçe Genel Şartlarının 4. maddesinde düzenlenen ağır kusur veya kasıt hali, oto yarışına katılma, ehliyetnamesiz motorlu araç kullanmak, uyuşturucu veya alkollü olarak araç kullanmak istiap haddinin aşılması, aracın çalınması veya gasp edilmesinde işletenin kusuru gibi haller sigortacının sigortalısına rücu sebeplerindendir.  Yine davaya konu kazanın meydana geldiği tarih itibariyle yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinde, tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak verildiği kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa, sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır. Hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığını ispat yükü, 6762 sayılı TTK'nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir. Somut uyuşmazlıkta; İlk Derece Mahkemesince içinde nörolog bilirkişi de bulunan bilirkişi heyetinden alınan bilirkişi raporuna göre kaza münhasıran alkolün etkisinde gerçekleşmediğinden rücu koşulu oluşmamıştır. Mahkemece TTK’nın 1301/2. maddesi, 2918 sayılı KTK'nın 95/2. maddesi ile ZMSS poliçesi genel şartları kapsamında değerlendirme yapılarak olayın oluşuna ve dosya kapsamına uygun, karar vermeye elverişli bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.  <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye  534,70 TL harcın davacıdan   tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,<br>4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.22/10/2025<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d842baa9d841eca6","SID":"b3e03c4dc6db021e"}}