{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO\t: 2025/2700 <br>KARAR NO\t: 2025/2764<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 10/09/2025<br>NUMARASI\t: 2025/800 E <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 03/11/2025  <br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirket çalışanlarınca,... nolu tüketim noktasına ait mahalde 31.01.2024 tarihinde  yapılan denetimler sonucu;  sayaca ve ölçü siste- mine  müdahale  suretiyle elektrik  kullanıldığı  tespit edilmekle düzenlenen laboratuvar raporuna istinaden davalı adına  ... seri  numaralı  kaçak  elektrik kullanım tespit tutanağı düzenlen- diğini, iş bu tutanak gereğince  ... kWh karşılığı   110.152,57 TL kaçak tüketim bedeli  ile  176038 kWh karşılığı 736.444,49 TL  kaçak ek tahakkuku yapıldığını, faturaların son ödeme tarihinde ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhine  İstanbul Anadolu 13. İcra Müdürlüğü'nün ... E . sayılı dosyası üzerinden  icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı nedeniyle takibin durduğunu beyanla;Öncelikle  müvekkilinin alacağını teminen  borçlunun malvarlığı  üzerine ihtiyati haciz konulmasını, yargılama sonunda borçlunun itirazının iptali ile takibin devamına , haksız itirazı ile taki- bin durmasına sebebiyet veren borçlunun % 20 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatı ile mahkumiyetini, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalıya yüklenmesini talep ve  dava etmiştir.Davalı, dava dilekçesinin usulen tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır.İlk Derece Mahkemesi'nce 10.09.2025 tarihli ara karar ile \"İHTİYATİ HACİZ TALEBİNİN REDDİNE\" karar verilmiştir.İstinaf Başvurusu: Ara karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde:Davalının  dava konusu mahalde  sayaca müdahale suretiyle kaçak elektrik kullandığına dair tutanak, fatura vs delillerin dosyaya sunulduğunu,  davalı tarafından  dava konusu faturalar ile ilgili olarak müvekkili aleyhine  Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/278 E sayılı dosyası üzerinden menfi tespit davası açıldığını, bu davada alınan bilirkişi raporu ile davalının kaçak elektrik kullandığı ve müvekkili şirkete 426.851,56 TL ödemesi gerektiğinin tespit edildiğini,Ayrıca müvekkil şirket tarafından EPDK'nın ilgili yönetmeliklerine uygun olarak kaçak elektrik kullandığı tespit edilen borçlu  şirketin yetkilisi ... hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu,  soruşturma makamı olan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından dosyanın bilirkişiye tevdi edildiğini ve borçlunun ifadeye çağrıldığını, bilahare davalı şirketin yetkilisi ... hakkında karşılıksız yararlanma suçundan cezalandırılması talebiyle  Bakırköy 44. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2024/528 E sayılı dosyası ile ceza davası açıldığını, bu davaya ilişkin tensip zaptı ve iddianamenin dava dilekçesi ile sunulduğunu,Borçlunun kaçak elektrik tüketiminin tüm dosya içeriği ile tam olarak ispatlandığını, borçlunun kaçak elektrik kullandığını inkar etmediğini ancak ödeme de yapmadığını,Alacağın muaccel olduğunu ve rehin ile temin edilmediğini, ihtiyati haciz kararı veril- memesi halinde müvekkilinin alacağının tahsilinin tehlikeye gireceğini beyanla kararın kaldırılmasını ve ihtiyati haciz kararı verilmesini istemiştir. İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Davacı  ...  kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan alacağının  tahsili talebiyle  borçlu aleyhine icra takibine girişmiş, borçlunun takibe itirazı üzerine takip durduğundan  itirazın iptali talebiyle eldeki davayı açmıştır.Davacı vekili, dava dilekçesinde  alacağı güvence altına almak amacıyla  ihtiyati haciz talep etmiştir. Mahkemece ihtiyati haciz  talebi reddedilmiş ve bu karar istinafa getirilmiş olmakla, istinaf konusu kararın niteliğine göre,bu aşamada  uyuşmazlık ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluş- madığı ve yaklaşık ispatın sağlanıp sağlanmadığı  noktasındadır. 2004 sayılı Kanun’un “İhtiyati Haciz Şartları” kenar başlıklı 257.maddesi şöyledir:Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:1.Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;  2.Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya ken- disi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.”, Aynı Kanun’un “İhtiyati Haciz Kararı” kenar başlıklı 258. maddesi; “İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir.  İhtiyati haciz talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verilir ve bu karara karşı istinaf yolu- na başvurulabilir. Yüzüne karşı aleyhinde ihtiyati haciz kararı verilen taraf da istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruları öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.” hükmünü içermektedir. 6100 sayılı Kanun’un “İhtiyati Tedbir Talebi” kenar başlıklı 390. maddesinin (3) numaralı fıkrası; “Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.” hükmünü içer- mektedir. Anılan maddenin gerekçesinin yaklaşık ispata ilişkin bölümü ise şöyledir; “...Geçici hukukî koruma yargılamasını, asıl hukukî korumadan ayıran diğer bir özellik ispat ölçüsü bakımın- dadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada (normal  bir yargılamada) yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hâkim, mevcut ispat ve delil kuralları çer- çevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Örneğin, bir alacak davasında taraflardan biri bir sözleşmenin varlığına dayanıyorsa, hâkim bu sözleşmenin varlığı konusunda (mevcut ispat yükü ve delil kuralları çerçevesinde) tam bir kanaate sahip olmalıdır. Yani, zayıf veya kuvvetli bir ihtimal, karar vermek için yeterli değildir. Sözleşmenin varlığı konusunda tam kanaat uyanmazsa, o zaman, ispat yükü kendine düşen tarafın aleyhine bir karar verilmesi gerekir. Ancak, kanun koyucu, bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hâkime, bu durumu belirterek, ispat ölçüsünü düşürme imkânı ver- miştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön, karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır.Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin müm- kün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.Bu sebepledir ki, genelde geçici hukukî korumalara özelde ihtiyatî tedbire ve ihtiyatî hacze karar verilirken, haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulu- nandan teminat alınması öngörülmüştür.Geçici hukukî korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle, yaklaşık ispat yeterli görülmüştür. Bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak, doktrinde kabul gören ifade Tasarıya alınmış, ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; \"İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar.\"Özel hukuk tüzel kişisi olan talep eden şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tara- fından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları  da aynı yöndedir.). .Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı  ilamında gerekçeleri belirtilmek suretiyle kaçak elektrik tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli belgelerden olmadığı,  kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas ol- duğu, ispat yükünün  kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespite dayanarak davaya konu bedeli talep eden  şirkete ait olduğu, kaçak elektrik kullanımının çeşitli yöntemlerle yapılabilmesi nedeniyle tespit işlemleri için farklı usuller ve buna bağlı olarak yapılacak çeşitli işlemler öngörüldüğünden  her uyuş- mazlıkta somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, kaçak elektrik kullandığı tespiti üzerine ilgili mevzuat uyarınca tahakkuk ettirilen faturalar nedeniyle yapılan ihtiyati haciz başvurularında; somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden,  alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahkemenin, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceğini belirtmiştir.Yukarıda belirtilmiş olduğu üzere,  haksız fiile dayalı davalarda alacağın haksız fiil tari- hinde muaccel olacağından,  koşulların bulunması halinde \"ölçülülük ilkesi\" de nazara alınarak talep edilen alacağın tamamı üzerine olmasa da, bir miktar alacak için ihtiyati haciz kararı verilebileceği tartışmasızdır.Dosya kapsamından;1-... çalışanları tarafından davalının kullanımında olan\" Yenibosna, Merkez Mh. Köksal Sk., No:.. kat:.. Bahçelievler/İstanbul \" adresindeki işyerinde kullanılan sayaç üzerinden yapılan inceleme sonucu düzenlenen 30.01.2024 tarihli laboratuvar raporu ile \" sayacın sol yandan delik ,R ve S fazlarının şöntlü olduğu\" tespit edilmekle davalı şirket adına  \"sayaç ölçü sistemine müdahale ve sayacın eksik kayıt yapmasını sebebiyet vermek suretiyle kaçak elektrik kullanıldığı\"  gerekçesi ile  ... seri numaralı kaçak elektrik tespit tutanağı düzenlendiği , (tespit anında davalının hazır olduğu imzadan imtina ettiği) tespit anının gösterir fotoğrafların ve laboratuvar raporunun tutanağa eklendiği,2- Tutanak gereğince, borçlu adına  12.02.2024 son ödeme tarihli  ... kWh karşılığı   110.152,57 TL kaçak tüketim bedeli  ve   176038 kWh karşılığı  736.444,49 TL  kaçak ek tüketim faturalarının  tahakkuk edildiği,3- Faturaların son ödeme tarihinde ödenmemesi nedeniyle davalı şirket ve temsilcisi aleyhine  İstanbul Anadolu 13. İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyası üzerinden  icra takibi başlatılarak, 846.597,06 TL  kaçak tüketim bedeli + 3.950,79 TL gecikmiş gün faizi +790,16 TL faizin KDV' sinden ibaret toplam 851.338,01 TL alacağın tahsilinin talep edildiği,4- Borçlular vekilinin 15.03.2024 tarihli dilekçesi ile \" Alacaklının icra takibinde belirttiği adreste kullanılan elektriğe ait abonelik sözleşmesinin müvekkili ...'a ait değildir. Bu hususta itiraz hakkımız saklıdır. Alacaklı tarafından yapılan icra takibine konu kaçak kullanım tutanağı ve borç konusu da  usulsüzdür. Müvekkilin takip alacaklısına ödemekle yükümlü olduğu borcu bulunmamaktadır. Alacak likit olmadığından böyle bir alacak iddiası ile doğrudan icra takibi açılması usule ve yasaya aykırıdır. Takibe, yetkiye, borca, borç miktarına,  faiz  istemine, oranına  işlemiş faiz alacağı talebine itiraz ediyoruz\"  şeklinde itirazda bulunduğu, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği,5- Davadan önce başvurulan  arabuluculuk sürecinin anlaşmazlık ile sonuçlandığı,6-Takip borçlularından davalı şirket aleyhine eldeki dava açılarak itirazın iptalinin talep edildiği  ,7-Dava dilekçesine ekli iddianamenin tetkikinde,  dava konusu tutanak kapsamında kar- şılıksız yararlanma suçunu işlediğinden bahisle davalı şirket temsilcisi ... hakkında Bakır- köy 44. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2024/528 E sayılı dosyası ile ceza davası açıldığı anlaşılmaktadır.Neticede,takibe konu alacağın varlığı ve miktarının yargılama aşamasında sunulan deliller ve bilirkişi raporuyla belirleneceği tartışmasız ise de, ibraz olunan   kayıtlara göre davalı yö- nünden \"yaklaşık ispat\"ın sağlandığı ve ihtiyati haciz şartlarının oluştuğu  değerlendirilmiştir.Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değer- lendirme noktasında,usul ve esasa aykırılık tespit edilmekle ,davacının istinaf başvurusunun kabulüne, tespit edilen eksiklik  yargılama gerektirmediğinden  aşağıdaki şekilde yeniden ara karar tesis etmek gerekmiştir.              <br>K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br> Davacının istinaf talebinin kabulüne, HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince 10.09.2025  tarihli ara karar kaldırılarak yeniden ;1- İhtiyati haciz talebinin kabulüne,12.01.2024 son ödeme tarihli ... kWh karşılığı 110.152,57 TL kaçak tüketim bedeli  ve  176038 kWh karşılığı 736.444,49 TL  kaçak ek tahakkuku ile sınırlı olmak üzere, borçlu şirketin  846.597,06 TL tutarındaki  (asıl) alacağı karşılamaya elverişli menkul ve gayrimenkul malları,3. kişilerdeki hak ve alacakları üzerine kayden ihtiyati haciz  tesisine,2- HMK 87.md. gereğince, ihtiyati haciz işleminden dolayı borçlu ve 3. şahısların uğ- ramaları muhtemel zarar ve ziyana karşılık, (846.597,06 TL) alacağın %15'i oranında (126.989,55 TL)  teminatın İlk Derece Mahkemesi'nce  tahsiline, 3- Teminat yatırıldığında ihtiyati haciz kararından bir suretinin infazı için talep eden davacı tarafa verilmesine,Peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf edene isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar  kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK  362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.   03/11/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0151114fce973988","SID":"dc983dce8a7e715a"}}