{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2025/2060 <br>KARAR NO\t: 2025/2044<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                  K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... (...)<br>ÜYE\t\t: ... (...)<br>ÜYE \t\t: ... (...)<br>KATİP \t\t: ... (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18/07/2024<br>NUMARASI\t\t: 2024/100 E.  -  2024/359 K.<br><br><br>KONU\t: Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Tecavüzün Durdurulması ve Men'i, Maddi ve Manevi Zararın Tazmini Talebi<br><br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/07/2024 tarih ve 2024/100 E. - 2024/359 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, asıl ve birleşen davalarda, müvekkilinin 1995 yılından beri emlakçılık sektöründe Türkiye çapında tanınmış <br>ve önde gelen firmalardan biri haline geldiğini, yoğun emek ve çabası sonucunda ayırt <br>edicilik kazandırdığı “...” markasının 2007/60684 sayı ile “sigorta hizmetleri, <br>Finansal ve parasal hizmetler, Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi <br>hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri” kapsamında 36. sınıf hizmetlerinde tescil <br>ettirdiğini, davalının \"www...com\" alan adını taşıyan web sitesinde müvekkilinin tescilli markası olan \"...\" ibaresi ile iltibasa neden olacak tanıtım işaretleri kullanılarak gayrimenkul komisyonculuğu hizmeti verildiğini, davalıya yapılan ihtarın sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, davalının marka tescilinden doğan haklarına yönelik tecavüzünün tespiti durdurulmasını, men'ini ve 100,00.-TL maddi ve 5.000,00.-TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili, müvekkilinin yer sağlayıcı konumunda olduğunu, içeriği kontrol etmek gibi bir görevinin bulunmadığını, davanın haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece mahkemenin ana dosyasında davanın ve diğer davaların aynı talep ile açıldığı, sonrasında aynı davalı yönünden yapılan tefrikler ve birleştirme kararları ile tek dosyada yeniden birleştiği ve yargılamanın bu şekilde ilerlediği mahkemenin 2016/305 E. ve 2019/508 K. sayılı dosyasında istinaf incelemesi neticesinde; Bölge Adliye Mahkemesinin  2020/1206 E., 2022/603 K. sayılı kararı ile; davalıların devam etmekte olan tecavüz ve haksız rekabet eylemleri yönünden, bu eylemlerin tespiti, tecavüzün durdurulması, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması talepleri bakımından, kusurunun varlığı ya da yokluğuna bakılmaksızın sorumluluğunun bulunduğu, ancak davalıların maddi ve manevi tazminat taleplerinden sorumlu tutulabilmesi için önceden davacı tarafından uyarılmalarının ve hukuka aykırı içeriği makul süre içerisinde kaldırmalarının kendilerinden talep edilmesinin, ayrıca davacının içeriğin kaldırılmasını talep ederken, kendisinin önceden elde edilmiş üstün hak sahibi olduğunu yaklaşık ispata yeterli delillerini de davalılara sunmasının gerektiği, davacının davalı şirketlere keşide edilen 20.12.2016 tarihli ihtarnamenin ekinde, önceden elde edilmiş üstün hak sahibi olduğunu ispata yönelik hiçbir delilin bulunmadığı, karar yerinde belirtildiği üzere, birleşen davalarda keşide edilen 20.12.2016 tarihli ihtarnamelerin, birden fazla kişiye aynı şekilde düzenlenmiş tek bir ihtarname olduğu, ihtarnamelerde her bir kullanıcı yönünden hangi tarihli, hangi kullanımların, ne şekilde tecavüz teşkil ettiği yönünde, her bir kullanımla ilgili somutlaşmış verileri taşıyan bir bilgiye yer verilmediği, yer sağlayıcı konumunda olan davalıların ilan sahipleri, ilan tarihi ve numaraları konusunda usulüne uygun şekilde somutlaştırılmış bir ihtarname ile uyarılmadığı, anılan ihtarnameye dayanılarak yer sağlayıcısı bulundukları internet sitesindeki içeriği kaldırmamakta kusurlu olduklarının söylenemeyeceği, davalıların maddi ve manevi tazminat talebinden sorumlu tutulmamasında bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin diğer istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl dava yönünden feragat nedeniyle davanın reddine, birleşen 2018/81 E. sayılı davanın kısmen kabulüne, davalıya ait internet sitesinde 10.09.2018 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edilen “..., ... mimarlık, antrota emlak, ... gayrimenkul” şeklindeki \"...\" esas unsurlu kullanımların, davacının 2007/60684 tescil sayılı marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, tecavüzün ref'ine ve men'ine, maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine, birleşen 2018/88 E. sayılı davanın kısmen kabulüne, davalıya ait internet sitesinde 10.09.2018 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edilen “..., ... gayrimenkul” şeklindeki “...” esas unsurlu kullanımların davacının 2007/60684 tescil sayılı marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, tecavüzün ref'ine ve men'ine,  maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verildiği, temyiz incelemesi neticesinde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14.03.2024 tarih 2022/5259 esas 2024/2127 karar sayılı ilamı ile; ''...Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup birleşen Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/88 E. sayılı dosyasının davalısı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.'' gerekçesine yer verilmek suretiyle ''Açıklanan sebeplerle; A.Birleşen Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/81 E. ve 2018/88 E. sayılı dosyalarında davacı temyizi ve  birleşen Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/81 E. sayılı dosyasında davalı temyizi yönünden temyiz dilekçelerinin REDDİNE, B. Birleşen Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/88 E. sayılı dosyasında davalı temyizi yönünden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA'' şeklinde karar verildiği, eldeki davanın tek dava olarak açıldığı halde hatalı olarak tefrik olunduğundan tefrik ara kararından dönüldüğü, bu kapsamda dosyanın asıl ve tek haline döndüğü, ancak tefrik olunan bir dosyanın mahkemenin 2016/305 esas ve 2019/508 karar sayılı dosyası ile karara çıktığı, bu kapsamda bu dosyanın eski dosyasına birleştirilmesinin mümkün olmadığı, bununla birlikte tek olan bu dosyanın davacı ve davalı bakımından karara bağlandığı, uyuşmazlığın esastan kesin hüküm ile çözümlendiği, bu bakımdan eldeki dosyalar bakımından çözümlenecek bir uyuşmazlığın kalmadığı, aksinin kabulü halinde tek olarak açılmış ancak hatalı olarak tefrik olunmuş dosyalar bakımından ayrı ayrı karar verilmesi sonucunu doğuracağı, aynı konuda ayrıca bir karar verilemeyeceği, mahkemenin 2016/305 esas ve 2019/508 karar sayılı dosyasında, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14.03.2024 tarih 2022/5259 esas 2024/2127 karar sayılı kararla davalı ... Gazetecilik Matbaacılık A.Ş bakımından verilen kararın kesinleşmiş olduğu ve ortada tek talep bulunduğu gerekçesiyle kesin hükmün varlığına dayalı dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, huzurdaki dava ile davacının, \"....com\" internet sitesinde yayınlanan farklı ilanlar için, müvekkil şirket aleyhine 5 ayrı dava açılarak, marka hakkına tecavüzün tespiti, tecavüzün durdurulması ve men'i ile maddi ve manevi zararlarının tazmininin talep edildiğini, davacının her bir talebi için ayrı ayrı dava açtığını, sonrasında mahkemece bu davaların her biri \"...\" markasını kullandığı iddia edilen kişilere açılan davalar ile birleştirildiğini ve müvekkiline 5 ayrı davada \"birleşen davada davalı\" sıfatı ile husumet yöneltildiğini, son olarak müvekkiline yöneltilen davanın, diğer şirketlerin dosyasından tefrik edildiğini ve müvekkilinin davalı olduğu 5 davanın hukuki ve fiili bağlantı bulunduğu gerekçesi ile işbu dosyada birleştirilerek karar verildiğini, müvekkili şirketin ilanlarda yer alan her bir  markanın kullanımı denetleme yükümlülüğünün bulunmadığını, davacı tarafından müvekkili şirkete, taleplerini somutlaştırmak için yeterli olmayan bir ihtarnamenin gönderildiğini, davacı şirketin bu markayı kullanılmakta haklı olup olmadığına, diğer kullanımların marka hakkına tecavüz oluşturup oluşturmadığına müvekkilince karar verilmesinin beklenemeyeceğini, bu konuların yargılamayı gerektirdiğini, müvekkil şirketin tek başına söz konusu ihtarla yer sağlayıcı olarak verdiği hizmeti yerine getirmemesinin, hukuki sorumluluğunu doğuracağını, yine Ankara 1. Fikri Sınai Haklar Mahkemesinin 2016/305 E. sayılı dosyasında taraf olarak gösterilen kişi veya şirketlere ilişkin müvekkili şirketin herhangi bir ilan yayınlamadığını ya da bu şahıslardan herhangi bir ücret almadığını, mahkemece davanın \"kesin hüküm\" nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar verildiğini, ancak müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini, davanın reddi kararı hukuka uygun olmakla birlikte, müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirket lehine açılan her bir dava ayrı ayrı takip edildiğinden, birleşen davaların tamamında, her bir talep için müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak, talepleri doğrultusunda kaldırılmasını istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: 1- Asıl ve birleşen davalar, marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, men'i, maddi ve manevi zararın tazmini istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tHMK'nın 166. maddesi uyarınca ayrı ayrı açılmış davaların aralarında bağlantı bulunmaları halinde birleştirilerek görülmeleri mümkündür. Ancak, birleştirme kararı, taraflar arasındaki uyuşmazlığı esastan çözümleyen bir karar değildir. Bu karar, sadece birleştirilen davaların tahkikat safhalarının müşterek cereyan etmesi sonucunu doğurup, her dava, ayrı ayrı hükme bağlanmalıdır. Davaların birbirlerinin içerisinde erimesi, tek bir davaya dönüşmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Başka bir anlatımla, birleştirmeye konu davalar bağımsız kimliklerini muhafaza ederler. Bu itibarla, birleşen davaların birlikte görülmekle birlikte ayrı dava olma özellikleri korunduğundan, her bir dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiğinde kuşku yoktur. Öte yandan; 6100 sayılı HMK'nın 297/2. maddesi uyarınca hüküm kısmında isteklerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu düzenlenmiştir. <br>\tSomut olayda ise ilk derece mahkemesince kurulan hüküm kısmında aynen, \"kesin hükmün varlığına dayalı dava şartı yokluğundan usulden reddine\" denmiş, hangi dava hakkında ne karar verildiği açıkça belirtilmemiş, böylelikle asıl ve birleşen davalar hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmaksızın karar verilmiştir. Oysa, yukarıda açıklandığı üzere asıl ve birleşen davalar bağımsızlıklarını koruduklarından, her bir dava yönünden ayrı hüküm kurulması zorunludur. <br>\tBu itibarla mahkemece, asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı hüküm kurulmadan, yazılı şekilde hangi davaya ait olduğu belirtilmeksizin tek bir karar verilmesi doğru olmamış, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a.6. maddesi uyarınca kaldırılarak usulüne uygun bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ve kararın niteliğine göre de asıl ve birleşen davalarda davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. <br>\t2- Kabul şekli bakımından da mahkemece asıl ve birleşen tüm davalar yönünden; dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel  peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına karar verilmesi de doğru değildir. <br>\tZira aynı mahkeme tarafından aynı yönde verilen bir karar da Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal nitelikteki 21/11/2024 tarih ve 2024/3186 Esas, 2024/8189 Karar sayılı kararı ile \"yargılama harçlarının kamu alacağı niteliğinde ve re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğu\" gerekçesiyle doğru görülmemiştir ve düzeltilerek onanmıştır. Dairemizin kararları da bu yöndedir. <br>\t3- Yine kabul şekli bakımından, her ne kadar mahkemece asıl ve birleşen davalarda yargılama giderleri yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmuşsa da, davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Oysa mahkemece asıl ve birleşen davaların dava şartı yokluğu gerekçesiyle ayrı ayrı usulden reddine karar verilmek istendiğine göre, her bir dava yönünden davalı yararına ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi de yasal bir zorunluluktur. <br>\tZira kesin hükmün varlığına rağmen davacı tarafından yeni bir dava açılması halinde, davalı yararına yeni davada vekalet ücretine hükmedilmeyeceğine dair mevzuatta herhangi bir hüküm bulunmadığı gibi tam tersine, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 1. maddesinde, \"Mahkemelerde, tüm hukuki yardımlarda, taraflar arasındaki uyuşmazlığı sonlandıran her türlü merci kararlarında ve ayrıca kanun gereği mahkemelerce karşı tarafa yükletilmesi gereken avukatlık ücretinin tayin ve takdirinde, 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve bu Tarife hükümleri uygulanır.\" denmek suretiyle tüm hukuki yardımların ücrete tabi olduğu belirtilmiştir. Bir an için aksinin kabulü halinde, aynı eylem için ne kadar dava açılırsa açılsın, davalı yararına hiç vekalet ücreti takdir edilmemesi gerektiği gibi bir sonuç ortaya çıkar ki bu sonucun hakkaniyete uygun olmayacağı da açıktır. <br>\tBu durum karşısında mahkemece, asıl ve birleşen davalarda kesin hükmün varlığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmek istendiğine göre, davalı yararına asıl ve birleşen davalar için ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmemesi de doğru görülmemiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 18/07/2024 gün ve 2024/100 E. - 2024/359 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,<br>\t3-Davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-Davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalıya iadesine, <br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br>\t7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 31/10/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/10/2025\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"24e7f93cbdf36dd5","SID":"a805507cd689aeb9"}}