{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">                       T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi           21.Hukuk Dairesi  2025/413 Esas 2025/1044  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/413 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/1044<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ...         ...<br>KATİP\t\t: ... \t...<br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 05/02/2025<br>NUMARASI\t\t: 2021/700 Esas 2025/54 Karar<br><br>DAVA\t: Tazminat<br>DAVA TARİHİ\t: 25/11/2022<br>KARAR TARİHİ\t: 03/10/2025 <br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 03/11/2025  <br><br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin asıl dava ile tazminat istemine ilişkin birleşen davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle asıl davada davalı şirket yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, diğer davalı hakkında açılan davanın reddine, birleşen davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı asıl dava yönünden asıl davada davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tAsıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ... ve dava dışı diğer 3 kişi ile birlikte davalı şirkette ortak olduklarını, her ortağın şirkette %20 hisse sahibi bulunduğunu, ileride yapılması planlanan hisse satışları sebebiyle her ortağın %10'luk hissesinin emaneten davalı ...'nda olmasına karar verildiğini, alınan karar doğrultusunda söz konusu ödemelerin diğer tüm ortaklar gibi müvekkili ve müvekkilinin şirketteki işlerini takip etmesi için vekalet verdiği dava dışı ... tarafından davalı şirketin hesabına, diğer davalı hesabına ve diğer davalının şirketteki işlerini takip etmesi için vekalet verdiği dava dışı ... hesabına yapıldığını, yaşanan bazı ihtilaflar sebebiyle müvekkilinin tüm paylarını davalı gerçek kişiye devrettiğini, %10'luk hisseye denk gelen 100.000,00 TL'nin ödendiğini, ancak davalı ...'nın üzerinde emaneten duran %10 pay bedelinin ise ödenmediğini, bu bedelin tahsili için yapılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalının icra takibine itirazının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tBirleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili şirkette 3 yıl süreyle tek başına temsil ve ilzama yetkili yönetici olduğunu, şirket adına araç alımı için şirket hesabından 406.000,00 TL ödeme yapıldığını, anılan aracın 13/02/2020 tarihinde 205.000,00 TL bedelle üçüncü kişiye satılarak şirketin zarara uğramasına sebebiyet verildiğini ileri sürerek 201.000,00 TL'nin 13/02/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tAsıl davada davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, davacının iddialarına ilişkin yazılı sözleşme bulunmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.<br>\tBirleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir. <br> <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, birleşen davanın anonim şirket yöneticisi hakkında açılmış sorumluluk davası olduğu, davacı ... şirketin, davalının yöneticilik görevi sırasında araç satışı nedeniyle şirketi zarara uğrattığı iddiasında bulunduğu, anonim şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınmasının zorunlu olduğu, anılan yönteme uyulmamasının davanın hemen reddi sonucunu doğurmayacağı, davacıya uygun bir süre verilerek bu dava özel şartının sonradan tamamlanmasının mümkün bulunduğu, somut olayda birleşen davada davacı tarafın bu yönde bir genel kurul kararı sunduğu, anılan genel kurul kararının TTK'nun 422. maddesine uygun görülmediği, yeniden karar sunulması için süre verildiği, birleşen davacı vekilinin ayrıca ve açıkça genel kurul kararı alınmadığını ve sunmayacaklarını duruşmada bildirdiği, birleşen davada davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiği, asıl dava bakımından, davacının inançlı işleme dayalı olarak kuruluşta %10 payının davalı gerçek kişi üzerinde bırakıldığını bildirdiği, davalı şirkete yönelik bir iddiası bulunmadığı, TTK'nun 388. maddesi uyarınca anonim şirketlerin kendi paylarını taahhüt edemeyeceği, anonim şirketin hangi koşullarda kendi paylarını iktisap edeceğinin anılan Kanunun 379-389 maddeleri arasında hükme bağlandığı, davacının, asıl davada inançlı işlemle davalı ... üzerinde bırakıldığı ileri sürülen payla ilgili olarak davalı şirkete husumet düşmeyeceği, diğer davalıya yönelik olarak da inançlı işlem iddiasına dair yazılı bir kanıt sunulmadığı, her ne kadar tanık deliline başvurulmuş ise de somut olayda senetle ispat kuralının istisnalarının olmadığı, davalı gerçek kişiden sadır ve delil başlangıcı niteliğinde bir kanıtın sunulmadığı ve tanık dinlenmesine açık muvafakat bulunmadığı, ispat yükü kendisinde olan asıl davacının açıkça hatırlatılmasına rağmen yemin deliline de başvurmadığı, davacının davasını davalı ... bakımından da ispatlayamadığı gerekçesiyle asıl davada davalı şirket yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalı bakımından esastan reddine, birleşen davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. <br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tAsıl davada davacı vekili asıl dava hakkında verilen karara yönelik istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin asıl davada inançlı işlemle davalı ... üzerinde bırakıldığı ileri sürülen payla ilgili olarak davalı şirkete husumet düşmeyeceğini, bu durum karşısında, asıl davada davacının, davalı şirket hakkındaki davasının pasif husumet nedeniyle reddine karar vermek gerektiğini, müvekkilin ağabeyi ..., (dava dışı 3. kişi davalı ...'nın eşi) ..., (huzurdaki dava da davalı şirket ve davalı ... vekili) ..., (dava dışı 3. kişi yazılımcı) ... ve (davalı şirketin resmiyetteki eski ortağı) ... bir araya gelerek bir şirket kurmak istediğini, yazılımcı ...'in, şirkete restaurant otomasyonunda kullanılmak üzere bir bilgisayar programı hazırlayacağını, şirketin de bu konuda faaliyet göstereceğini, yazılımcı ... haricindeki her ortağın, şirkete 200.000,00 TL sermaye koyması konusunda anlaşıldığını, yazılımcı ortak ...'in de yazacağı bilgisayar programını şirkete vermesi karşılığında kendisine 400.000,00 TL para ödenmesi, bu rakamında 200.000,00 TL'sinin sermayeye sayılması konusunda anlaşma sağlandığını, davalı şirketin yönetim faaliyetlerini dava dışı 3. kişi ...'nın yapacağını, fiili olarak bu şekilde anlaşılmasına rağmen davalı şirketin kurulması aşamasında şirkete resmi olarak; ... yerine eşi davalı ...,  ... yerine kardeşi müvekkil/davacı ..., davalılar vekili ... yerine eşi ..., yazılımcı ... yerine eşi ... ve ...'in ortak olduğunu, davalı şirketin yönetim kurulu başkanının da bir süreliğine müvekkilinin olduğunu, ancak davalı şirketin yönetim işlerini, dava dışı ... tarafından yapılması kararlaştırıldığı için müvekkili tarafından dava dışı ...'na kapsamlı bir vekaletname verildiğini, tüm ortakların sermayelerini koyduğunu, yazılımcı ortak ...'in de garson adı altındaki restaurant otomasyonu konusundaki bilgisayar programını yazdığını, ödenen sermaye bedeline göre  her ortağın şirketin %20 hissedarı olduğunu, ancak ileride yapılması planlanan hisse satışları sebebiyle her ortağın %10'luk hissesinin emaneten davalı ...'nda olmasına karar verildiğini, bu şekilde hareket edildiğini, taraflar arasında bu şekilde bir adi şirket sözleşmesinin bulunduğunu,  adi şirket sözleşmesinin yazılı olmasına gerek olmadığını, taraflar arasında böyle bir adi şirket sözleşmesi olduğunun da her türlü delille ispat edilebileceğini, bu sebeple de tanıklarının dinlenilmesinin talep edildiğini fakat mahkemece reddedildiğini, fiili ortaklar ..., ..., davalılar vekili ..., yazılımcı ... ve ... arasında çıkan uyuşmazlık sebebiyle, ... yerine resmiyette ortak olan kardeşi müvekkili ile yazılımcı ... yerine resmiyette ortak olan eşi ...'in koymuş oldukları sermayeleri alarak şirketten ayrılmalarına karar verildiğini, müvekkilinin hissesini, dava dışı 3. kişi davacı şirket ortağı ...'na devrettiğini, bu konuda da 10.08.2020 tarihinde yönetim kurulu kararı alındığını, müvekkilinin bir kısım hissesine (%10) denk gelen 100.000,00 TL'nin ödendiğini, ancak müvekkilinin, emaneten dava dışı davacı şirket ortağı olan ...'nın üzerinde olan %10'luk hissesine denk gelen 100.000,00 TL'nin ise ödenmediğini, huzurdaki davanın ödenmeyen bu hisse bedeline ilişkin olduğunu, tüm ortakların 200.000,00 TL'lik %20'ye denk gelen şirket hisse bedelini ödediğini, %60 hisseye resmiyette sahip olan davalı ...'nın da 200.000,00 TL ödeme yaptığını, bu hususların dosya kapsamı ile sabit olduğunu, tanık deliline dayanabilmek için, HMK'nun 202. Maddesi gereğince delil başlangıcı sayılabilecek belgelerin bulunması gerektiğini, itiraz dilekçelerinin ekinde sunulan ... tarafından tutulan notların, ...'na ait hesap hareketlerinin ve onun tarafından gönderilen mesajların, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte en azından yazılı delil başlangıcı sayılabileceğini, davalı ...'nın ve ...'nın eş oldukları da gözetilerek tanık dinletme taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasında adi şirket sözleşmesi var olduğunu,  adi şirket sözleşmesinin yazılı olmasına gerek bulunmadığını, AAÜT uyarınca davalılar yararına ret sebepleri farklı olduğundan bahisle davalı şirket yönünden 30.000,00 TL ve davalı gerçek kişi yönünden 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan ayrı ayrı alınarak, kendisini vekil ile temsil ettiren davalılara verilmesine şekilinde kurulan hükmünde hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının asıl dava yönünden kaldırılmasına, asıl davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tAsıl dava; inançlı işlem uyarınca davalı üzerinde bırakıldığı iddia olunan hisselerin devri nedeniyle ödenmeyen hisse devir bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine, birleşen dava, anonim şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.\t<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tAnkara 9. İcra Müdürlüğünün 2021/3841 sayılı takip dosyası sureti, davacı tarafından davalılara gönderilen 24/02/2021 tarihli ihtarname ile davalılar tarafından davacıya gönderilen bila tarihli cevabi ihtarname, hisse devrinin ilanına ilişkin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi sureti, banka dekontları, whatsapp yazışmaları, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabı, davalı şirket ana sözleşmesi, davacı tarafından verilen vekaletname sureti, senede bağlanmamış anonim şirket pay devir sözleşmesi, yargılama aşamasında mali müşavir ve hesap uzmanı bilirkişiden alınan 27/01/2023 tarihli kök, heyete makine mühendisi ilavesi ile alınan 28/09/2023 tarihli birinci ek, 18/03/2024 tarihli ikinci ek rapor dosya içerisinde yer almaktadır. <br>\tDava konusu Ankara 9. İcra Müdürlüğünün 2021/3841 sayılı takip dosyası ile, davacı alacaklı tarafından davalı borçlular aleyhine toplam 108.858,34 TL alacağın tahsili istemi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçlulara tebliğ olduğu, davalıların 31/03/2021 tarihinde 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde borca itiraz ettiği, işbu itirazın iptali davasının itiraz dilekçesinin alacaklı yana tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 25/11/2021 tarihinde açıldığı dosya içeriği ile sabittir.<br>\tDavacı tarafından davalılara gönderilen 24/02/2021 tarihli ihtarname ile, 5 ortak olarak davalı şirketin kurulduğu, davacının 200.000,00 TL sermayeyi banka üzerinden ödediği, ortakların %20'şer ortak olduğu, ileride yapılması planlanan hisse satışları sebebiyle her ortağın %10'luk hissesinin emaneten davalı ...'na bırakıldığı, yaşanan ihtilaflar nedeniyle davacının %10 hissesini 100.000,00 TL bedelle davalıya devrettiği, bu bedelin ödendiği, kalan hisse bedeli olan 100.000,00 TL'nin ise ödenmediği belirtilerek 7 gün içinde ödenmesi ihtar edilmiş, davalılar tarafından davacıya gönderilen bila tarihli ihtarname ile ise, borcun bulunmadığı bildirilmiştir. <br>\tTürkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 07/11/2019 tarihli nüshasında, davalı şirketin 100 pay olduğu, 60 payın davalı ...'na, 10 payın davacıya, 10'ar payın ..., ... ve ...'a ait bulunduğu, 07/09/2020 tarihli nüshasında ise, davacı tarafından 100.000,00 TL karşılığında davalı şirketteki 10 adet payının davalıya devredildiği ilan edilmiştir. <br>\tDavacı tarafından dava dışı ... (davalı ...'nın eşi) ve ...'a (davacının kardeşi) 11/11/2019 tarihli vekaletnameler verilmiştir. <br>\tDavalı ... ile davacı arasında akdedilen senede bağlanmamış anonim şirket pay devir sözleşmesinden, davacı davalı şirketteki 10 adet payını davalı ...'na 100.000,00 TL bedelle devrettiği anlaşılmıştır. <br>\tYargılama aşamasında alınan ve davalı şirket defterleri incelenerek hazırlanan bilirkişi kök raporunda, davacının ortağı olup ayrıldığı davalı şirkette %20 hisseye sahip olduğu, hissesinin %10'unun davalı gerçek kişi üzerinde bulunduğu konusunda dosyada bir sözleşmeye rastlanmadığı, davalı şirket defterlerinde davacının 100.000,00 TL ödeme kaydı bulunduğu, başka ödeme kaydının ise olmadığı, mahkemece davacı talebi yerinde görülmezse takip tarihi itibarıyla hesaplanacak bir tutar bulunmadığı, mahkemece davacının talebinde haklı olduğu düşünülürse takip tarihi itibarıyla davacının davalı ...'ndan 100.000,00 TL asıl alacak, 458,90 TL işlemiş faiz olmak üzere 100.458,90 TL toplam alacağı bulunduğu yönünde kanaat bildirilmiştir. <br>\tAlınan birinci ve ikinci ek raporlarda, asıl dava yönünden kök rapordaki görüş tekrar edilmiştir. <br>\tDavalılar vekili cevap dilekçesinde yazılı delil başlangıcı da bulunmadığını belirterek tanık dinlenemeyeceğini bildirmiştir. <br>\tDosya içerisinde bulunan whatsapp yazışmalarının davalı ...'nın eşi dava dışı ... ile davacının kardeşi dava dışı ... arasında olduğu görülmüştür. <br>\tMahkemece asıl davada davacı vekiline 10/07/2024 tarihli celsede yemin teklif hakkı hatırlatılmış, davacı vekili 23/10/2024 tarihli celsede yemin teklifinde bulunmayacaklarını beyan etmiştir. <br>\tİstinaf başvurusu asıl dava hakkında verilen karara ilişkin bulunduğundan Dairemizce yapılan istinaf incelemesi asıl dava ile sınırlı olarak yapılmıştır. <br>\tAsıl davada davacı yan davalı şirkette %20 oranında hisse sahibi olduğunu, %10 hissenin kendi adına kayıtlı bulunduğunu, kalan %10 hissesinin ise ortaklar arasında yapılan anlaşma doğrultusunda davalı ... adına kayıtlı bulunduğunu, şirkette bulunan hisselerini anılan davalıya devrettiğini, kayıtlarda bulunan %10 hissesinin karşılığı ödendiği halde davalı ... üzerinde bırakılan %10 hissesinin bedelinin ödenmediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda asıl davada davalı şirket hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalı hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tAsıl davada taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının davalı ... üzerinde kayıtlı bulunan bir hissesi olup olmadığı, taraflar arasında buna ilişkin bir inanç sözleşmesi bulunup bulunmadığı, var ise anılan davalının üzerinde kayıtlı bulunan davacı hisse bedelini ödeyip ödemediği, ödememiş ise takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan talep edebileceği alacak miktarı, davalı şirkete husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği hususlarından kaynaklanmaktadır. <br>\tAsıl davada davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, davacı yan dava dilekçesinde ve aşamalarda davalı şirkette %20 ortak olduğunu, kuruluşta %10 hissesinin davalı ... ve diğer ortaklar arasındaki anlaşma uyarınca anılan davalı üzerinde bırakıldığını, ortaklar arasında anlaşma sağlanamayınca kayıtlarda üzerinde olan %10 hisseyi anılan davalıya devredip bedelini aldığını, başlangıçta davalı üzerinde bırakılan hisse bedelinin ödenmediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürmüştür. Davalı yan ise, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, başlangıçta davacının %10 hissesinin davalı ... üzerinde bırakılmadığını savunmuştur. <br>\tDavacı tarafından davalı şirkete de dava yöneltilmiş ise de, davacı tarafından dava konusu icra takibi ile tahsili talep edilen alacak başlangıçta davalı ... üzerinde bırakılan ve daha sonra anılan davalıya devredilen %10 hissenin devir bedelinden kaynaklanmaktadır. Davalı şirket ise ileri sürülen hisse devir sözleşmesinin ve inançlı işlemin tarafı olmadığı göz önüne alındığında Bu durumda mahkemece davalı şirketin açılan hisse devir bedelinin tahsili talebiyle yapılan icra takibine itirazın iptali davasında pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı gözetilerek davalı şirket hakkında yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.  <br>\tDavalı ... aleyhine açılan işbu davaya gelindiğinde, ispat külfeti davacı üzerinde olup, davacı anılan davalı ile arasındaki inançlı işlem doğrultusunda davalı şirketin kuruluşu aşamasında sahibi olduğu %20 şirket hissesinin %10'luk kısmının davalı ... üzerinde bırakıldığını, daha sonra bu hisselerin anılan davalıya devredildiğini ve hisse devir bedelinin ödenmediğini usulüne uygun delillerle ispatlamakla yükümlüdür. <br>\tDavacının dava dilekçesinde ve aşamalarda ileri sürdüğü %10 hissesinin başlangıçta davalı ... üzerinde bırakılmasına ilişkin inançlı işlem anılan davalının kabulünde değildir. Davacı yan ileri sürdüğü inançlı işleme ilişkin yazılı bir delil dosyaya ibraz etmediği gibi, yazılı delil başlangıcı niteliğinde kabul edilebilecek bir bilgi ve belgeyi de dosyaya ibraz etmemiştir. <br>\tYargılama aşamasında alınan bilirkişi kök ve ek raporlarıyla da davalı şirket kayıtlarında davacının %10 hisse sahibi olduğu, bu hisseyi aşan oranda bir hisse sahibi olduğuna ilişkin bir kaydın bulunmadığı tespit edilmiştir. <br>\tDavacı tarafından dosyaya ibraz edilen whatsapp yazışmaları davacı ile davalı ... arasında değildir. Davalı yan da cevap dilekçesinde tanık dinlenilmesine açıkça muvafakat etmemiştir. <br>\tMahkemece davacı yanın delilleri arasında açıkça yemin deliline dayandığı gözetilerek yemin teklif hakkı hatırlatılmış ise de, davacı vekili yemin teklifinde bulunmayacaklarını açıkça beyan etmiştir. <br>\tHal böyle olunca, mahkemece davacının davalı şirkette %20 hisse sahibi olup, kuruluş aşamasında davalı ... ve diğer ortaklar arasındaki anlaşma doğrultusunda %10 hissesinin davalı ... üzerinde bırakıldığını, taraflar arasında bu şekilde inançlı bir işlem bulunduğunu usulüne uygun yazılı delillerle ispatlamakla yükümlü olduğu, davacının anılan hususta yazılı bir delili dosyaya sunmadığı gibi, yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir bilgi ve belgeyi de dosyaya sunmadığı, mahkemece hatırlatılmasına rağmen davalı yana yemin teklifinde bulunmadığı, davalı ... aleyhine açtığı davayı usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tÖte yandan, asıl davada davalı şirket hakkında davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalı hakkında açılan davanın esastan reddine karar verilmiştir. Davalılar vekille temsil edilmiş olup, her iki davalı hakkında verilen ret kararı farklı hukuki sebeplere dayandığından davalılar yararına ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi de usul ve yasaya uygundur. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin  asıl davada davalı şirket yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, diğer davalı bakımından esastan reddi yönündeki kararında bir isabetsizlik görülmediğinden asıl davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Asıl davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Asıl davada davacıdan alınması gerekli olan 615,00 TL istinaf karar harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, <br>\t3-Asıl davada davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından asıl davada davalılar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 03/10/2025 <br><br>Başkan - ...             Üye - ...                   Üye -  ...                Zabıt Katibi - ...<br>...     ...  ...   ... <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"803bae0bf3863eda","SID":"b14892c5e8202b87"}}