{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2023/239 Esas  2025/1050 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2023/239 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/1050<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/06/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/292 Esas  2022/438 Karar<br><br>DAVA\t: İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 30/04/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 03/10/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 03/11/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin asıl ve birleşen davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı asıl ve birleşen dosyada davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tAsıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalının icra takibine yönelik itirazının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tBirleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalının icra takibine yönelik itirazının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalıya asıl ve birleşen dava dilekçeleri usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ise de, davalı asıl ve birleşen davaya cevap vermemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; davalının genel kredi sözleşmesinde dava dışı asıl borçlu ...'ye yöntemine uygun bir şekilde müteselsil sıfatı ile kefil olduğu, davacı banka tarafından dava dışı şahsa kullandırılan kredilerin vadesinde ödenmediği, bunun üzerine asıl borçlu ve davalı kefile hesap kat ihtarının gönderildiği, ihtarın tebliğ edildiği, davalının takip tarihi itibari ile sorumlu olacağı miktarların tespiti amacıyla alınan denetime ve hüküm vermeye elverişli bilirkişi asıl ve ek raporundaki hesaplamaların esas alındığı, alacağın likit olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, davalının Ankara 8.İcra Müdürlüğü'nün 2021/76 sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 85.202,51 TL asıl alacak, 14.258,86 TL işlemiş faiz ve 257,82 TL BSMV olmak üzere toplam 99.719,19 TL alacak bakımından iptali ile takibin kaldığı yerden aynı şartlarda devamına, 17.040,50 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, davalının Ankara 8.İcra Müdürlüğü'nün 2021/78 sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 76.493,40 TL asıl alacak, 17.895,71 TL işlemiş faiz ve 304,41 TL BSMV olmak üzere toplam 94.693,52 TL alacak bakımından iptali ile takibin kaldığı yerden aynı şartlarda devamına, 15.298,68 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tAsıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin kredi sözleşmesine kefil sıfatıyla taraf olduğunu, kefalet sözleşmesi ve eş muvafakatinin geçersiz bulunduğunu, müvekkilinin borçtan sorumlu tutulamayacağını, banka yetkililerinin prosedür gereği müvekkilinin eşinden imza alınması gerektiği gerekçesiyle eve kadar gittiklerini, okuma yazma bilmemesi üzerine başkası tarafından imza atılarak muvafakatname düzenlediklerini, banka yetkilerince usulsüz işlem ile söz konusu muvafakatnamenin alındığını, bu yönüyle alınan bu muvafakatnamenin geçersiz olduğunu, müvekkilinin eşinin okuma yazma bilmediği gibi, imza da atamadığını, müvekkilinin eşinin kefalet sözleşmesine muvafakati alınırken tarihin kendisi tarafından yazılmadığını, azami miktarın belirtilmediğini,  kendisinin TBK'nun 16. maddesine aykırı şekilde okuma yazma bilmediği halde ismi yazılarak kendisi imza atmış gibi gösterildiğini, usulüne uygun bir şekilde alınmayan muvafakatname gereğince kefalet sözleşmesinin de bu kapsamda geçersiz olduğunu, kefalet sözleşmesi kaynaklı olarak müvekkilinin de davacı bankaya borçlu olmadığını, basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gereken davacının kanuni şekillere de aykırı davrandığını, geçersiz kefalet sözleşmesi ile müvekkili hakkında da işlem başlattığını, mahkemece her ne kadar süresinde cevap verilmediği şeklinde  ifade edilmiş ise de, bu hususların her aşamada inkara yönelik ileri sürülebileceğini, sözleşmenin ve borcun dayanağının geçersizliğinin de her aşamada ileri sürülebileceğini, sözleşmenin geçersiz olduğunu, kefillik için eş rızası gerekeceğini, bu kapsamda borcun ve davanın inkar edildiğini, mahkemece her ne kadar işbu sözleşmenin TBK'nun  584/3 maddesi gereğince kefalet için eş rızası aranmayacağı ifade edilmiş ise de, bu şekildeki gerekçenin de hukuka aykırı olduğunu, mahkeme kararında belirtilenin aksine kredinin tarımsal nitelikte kredi olmadığını, kefalet sözleşmesi incelendiği taktirde açık bir şekilde genel kredi sözleşmesine kefalet söz konusu olduğunun anlaşılacağını, ortada tarımsal bir kredi değil, şahsın kullandığı özel bir kredinin söz konusu olduğunu, müvekkilinin burada ticari işletme sahibi de olmadığını, TBK'nun 584/3. Maddesinin dava konusu olayda gerekçe olabilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu kredi ve kefaletin bu maddeye girmediğini, mahkemenin bu husustaki gerekçesi ve kararının hukuka aykırı olduğunu, diğer hususlarla ilgili beyan ve itirazlarını istinaf nedeni olarak da tekrar ettiklerini, kabul anlamına gelmemek üzere, yapılandırma dolayısıyla kefaletlerin sona erdiğini, kefilin sadece kefalet tarihindeki mevcut ve belirli bir miktardaki krediden sorumlu olması gerektiği şeklindeki hukuki ve somut itirazlarının da mahkemece değerlendirilmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br><br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tAsıl ve birleşen dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br><br>\tAnkara 8. İcra Müdürlüğünün 2021/76 ve 2021/78 sayılı icra takip dosyaları, takip dayanağı genel kredi sözleşmesi, hesap kat ihtarnamesi, kefalet sözleşmesi, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 08/11/2018 tarihli kök, 21/03/2022 tarihli ek rapor dosya içerisinde yer almaktadır.<br>\tAsıl dava konusu Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2021/76 sayılı icra takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı ve dava dışı borçlular aleyhine toplam 101.791,29  TL alacağın tahsili talebi ile 06/01/2021 tarihinde icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edildiği, davalı borçlunun 01/02/2021 tarihinde takibe konu borca itiraz ettiği, itirazın 7 günlük yasal süre içerisinde yapıldığı, itirazın davacı alacaklı vekiline tebliğ edilmediği, işbu itirazın iptali davasının İİK'nun 67. maddesi uyarınca, itiraz dilekçesinin davacı alacaklı vekiline tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre olan 30/04/2021 tarihinde açıldığı dosya içeriğiyle sabittir.<br>\tBirleşen dava konusu Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2021/78 sayılı icra takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı ve dava dışı borçlular aleyhine toplam 96.403,98 TL alacağın tahsili talebi ile 06/01/2021 tarihinde icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edildiği, davalı borçlunun 03/02/2021 tarihinde takibe konu borca itiraz ettiği, itirazın 7 günlük yasal süre içerisinde yapıldığı, itirazın davacı alacaklı vekiline tebliğ edilmediği, işbu itirazın iptali davasının İİK'nun 67. maddesi uyarınca, itiraz dilekçesinin davacı alacaklı vekiline tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre olan 30/04/2021 tarihinde açıldığı dosya içeriğiyle sabittir.<br>\tAnılan icra takiplerine dayanak genel kredi sözleşmesinin davacı banka ile dava dışı ... arasında 26/07/2017 tarihinde akdedildiği görülmüştür. <br>\tTakip dayanağı kefalet sözleşmesinin davacı ile davalı arasında 12/01/2018 tarihinde 200.000,00 TL limit ile imzalanarak sözleşmede dava dışı ...'nin bankayla akdettiği 26/07/2017 tarihli genel kredi sözleşmesinden doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını teşkil ettiği, kefaletin müteselsil kefalet olduğu hükme bağlanmıştır. Sözleşmede davalının eşinin aynı tarihli eş rızası bulunmaktadır. Davalının anılan sözleşmedeki kefaleti sözleşme tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan TBK'nun 583 vd. maddelerinde düzenlenen şekil koşullarına şeklen uygun olduğu, davalının sözleşmede yer alan imzasını inkar etmediği anlaşılmıştır. Savunmasında belirttiği gerekçelerle kefaletin gerekçesini ileri sürmüştür.<br>\tDavacı tarafından dava dışı asıl borçlu ve davalıya gönderilen 30/12/2020 tarihli hesap kat ihtarnamesi ile toplam 242.588,34 TL kredi borcunun 1 gün içerisinde ödenmesi ihtar edilmiştir. Anılan ihtarname dava dışı asıl borçluya 06/01/2021 tarihinde, davalı kefile ise 05/01/2021 tarihinde tebliğ edilmiştir. <br>\tDavacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kredi alacağı bulunduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takiplerine davalının haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tTaraflar arasında davacı banka ile dava dışı ... arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davacı ile davalı arasında ayrıca kefalet sözleşmesi imzalanarak anılan genel kredi sözleşmesinden doğmuş ve doğacak borçlarının 200.000,00 TL limit ile davalı kefil tarafından müteselsil kefil sıfatıyla teminat altına alındığı, davacının kredi borcunun ödenmediğini ileri sürerek kredi hesabını kat ettiği, alacağın tahsili için başlatılan icra takiplerine davalının itiraz ettiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.<br>\tAsıl ve birleşen davada uyuşmazlık, takip tarihleri itibarıyla davacının davalıdan talep edebileceği muaccel bir alacak bulunup bulunmadığı, var ise miktarı, davacının davalı hakkında icra takibi başlatmasının TMK'nun 2. maddesine aykırı olup olmadığı, davacının davalı kefile başvuru koşulunun oluşup oluşmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır.<br>\tAsıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, davacı tarafından davalı ve dava dışı asıl borçluya gönderilen 30/12/2020 tarihli noter ihtarnamesinde 242.588,34 TL kredi borcunun ihtarın tebliğinden itibaren 1 gün içinde ödenmesi istenmiştir. Anılan noter ihtarnamesi dava dışı asıl borçluya 06/01/2021, davalıya ise 05/01/2021 tarihinde tebliğ edilmiş, ihtarnamenin tebliği ile verilen 1 günlük atıfet süresi dolmadan 06/01/2021 tarihinde asıl dava konusu Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2021/76 sayılı ilamsız icra takibi ile anılan tarihte birleşen dava konusu Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2021/78 sayılı ilamsız icra takibi başlatılmıştır.<br>\tDavacı banka tarafından kredi hesabının kat edilmesiyle birlikte davalıya bir ihtar yapılmasa bile borç muaccel hale gelir ise de; davacı banka gönderdiği ihtarnameyle davalı borçluya ihtarnamenin tebliğine kadar ve tebliğinden sonraki 1 gün için atıfet tanıyarak alacağını imhal etmiştir. Bir başka anlatımla, davacı banka tarafından muacceliyet atıfet süresinin sonuna kadar ertelenmiştir (Emsal Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 03/04/2019 tarih ve 2017/4707 Esas 2019/2247 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17/11/2021 tarih ve 2020/4453 Esas 2021/6292 Karar sayılı ilamı). Bu durumda verilen atıfet süresi sona ermeden ve ertelenen muacceliyet süresi bitmeden asıl ve birleşen dava konusu icra takiplerine geçilmesi TMK'nun 2. maddesine aykırıdır. <br>\tÖte yandan, TBK'nun 586/1. maddesi \"Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.\" hükmünü içermektedir. <br>\tTBK'nun 586/1. maddesi uyarınca kefile başvurulabilmesi için TBK'nun 590/3. maddesindeki koşulun da gerçekleşmiş olması gerekir. TBK'nun 590/3. maddesi \"Asıl borcun muaccel olması, alacaklı veya borçlunun önceden süre içeren bildirimde bulunmasına bağlıysa, kefalet borcu için bu süre, bildirimi kefile yapıldığı tarihte işlemeye başlar.\" hükmünü içermektedir. <br>\tDavacı alacaklı banka ile dava dışı asıl borçlu arasında akdedilen, davalının müteselsil kefil olarak doğmuş ve doğacak borçları teminat altına aldığı genel kredi sözleşmesinde kredi geri ödemesinin vadeye bağlanmadığı durumlara ilişkin sözleşmede herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Bu durumda kredi geri ödemesinin vadeye bağlanmadığı asıl borcun muaccel olması süre içeren bir bildirimde bulunulması koşuluna bağlı olup, yasa hükmü gereğince kefil yönünden muacceliyet için süre borç bildirimin kefile yapıldığı tarihte işlemeye başlayacaktır. <br>\tBu durumda, somut olayda TBK'nun 590/3. maddesi uygulanacak olup, kredi geri ödemesinin vadeye bağlanmadığı borç yönünden hesap kat ihtarı tebliği ile birlikte kefil yönünden de alacak muaccel hale geleceğinden hesap kat ihtarının kefile asıl borçluya ihtarın tebliğ tarihi olan 06/01/2021 tarihinden önce 05/01/2021 tarihinde tebliğ edilmiş olması davalı kefil yönünden TBK'nun 590/3 maddesine aykırılık teşkil edeceğinden davacının takip tarihi itibarıyla davalı kefile başvuru koşulunun oluşmadığının da kabulü gerekecektir.<br>\tHal böyle olunca, mahkemece davalı kefil yönünden TBK'nun 586/1 maddesindeki yasal koşulun takip tarihi itibarıyla oluşmadığı, takip tarihi itibariyle davacının dava dışı asıl borçludan muaccel bir alacağı bulunmadığı gibi, takibin TMK'nun 2. maddesine aykırı olduğu da gözetilerek mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir. <br>\t Açıklanan bu durum karşısında, kefaletin geçerli olmadığına ilişkin incelemenin sonuca etkisi bulunmadığından Dairemizce bu yönde inceleme yapılması yoluna da gidilmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının asıl ve birleşen dava yönünden kaldırılmasına, asıl ve birleşen davanın reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br><br>\tHÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)1-Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, <br>\t2-Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/06/2022 tarih 2021/292 Esas 2022/438 Karar sayılı kararının asıl ve birleşen dava yönünden HMK'nın 353/(1).b-2 maddesi uyarınca ayrı ayrı KALDIRILMASINA, <br>\tB)1-Asıl davanın REDDİNE, <br>\t2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 1.229,39 TL harç ile 508,96 TL icra peşin harcının mahsubu ile fazla alınan 1.122,95 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, <br>\t3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, <br>\t4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesap olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,  <br>\t6-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, <br>\t7-Bakiye gider avansının talep halinde yatıran tarafa iadesine, <br>\tC)1-Birleşen Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/293 Esas sayılı davanın REDDİNE, <br>\t2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 1.164,32 TL harç ile 482,02 TL icra peşin harcının mahsubu ile fazla alınan 1.030,94 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, <br>\t3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, <br>\t4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesap olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,  <br>\t6-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, <br>\t7-Bakiye gider avansının talep halinde yatıran tarafa iadesine, <br>\tD)1-Davalı tarafından asıl dava için yatırılan 1.703,00 TL nispi istinaf karar harcı ile birleşen dava için yatırılan 1.617,13 TL nispi istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, <br>\t2-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan 441,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile posta gideri olarak yapılan 91,00 TL olmak üzere toplam 532,40 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>\t3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından asıl ve birleşen dava yönünden davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br><br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 18/09/2025<br><br>Başkan -           Üye -               Üye -               Zabıt Katibi -<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"966c38d43392f176","SID":"6ecfa927a60ff72d"}}