{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO\t: 2025/2166 <br>KARAR NO\t: 2025/2742<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 10/07/2025<br>NUMARASI\t: 2025/463 E - 2025/556 K<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ: 30/10/2025<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı dava dilekçesinde özetle; : Davacı iş yerine gelen davalı kurum çalışanları davacının tesisatında kaçak kullanım olduğu gerekçesiyle davacıya toplam 77.483,03 TL kaçak elektrik faturası yazıldığını, hiçbir fatura da davacıya tebliğ edilmeden elektrik enerjisini kestiklerini, Enerji tekelini elinde bulundurmanın verdiği rahatlığı kullanarak insanları zora sokmakta işletmeleri çalışamaz hale getirdiğini, davalı kurumun kestiği faturalara yaptığı bukuka aykırı olduğu, resmi şekilde yönetmeliğe uygun bir kesme olmadığı halde sistemde kesme yapmış gibi gösterip bu dönemki kullanımı usulsüz ve kaçak gösterdiğini, 07.11.2024 dönemine ait bir kez ayrı kaçak fatura tahakkuk ettirildiğini, günlük 8 saat tüketim yapılan işyeri yönetmelik dışına çıkarak 21 saat çalışıyor gibi hesaplama yapıldığını, son okuma tarihinden itibaren 21 günlük süre geçmesine rağmen yine yönetmelik dışına çıkarak belge bulgu varmış gibi 210 gün geriye gittiğini, 0.6 kullanım faktörü çarpan olarak alınmadan hesaplama yapıldığını, davacı, davalı kurumun mevzuat hükümlerine aykırı olarak hesaplama yapması nedeniyle haksız ve mesnetsiz olarak fazla tahakkuk ettirilen ve bir kısmı fazla tahsil edilen borcu ödeme yükümü altına olduğunu, davacının enerjisinin kesildiğini, enerji davalı kurumun tekelinde olduğunu, davacının başka bir yerden enerji alabilmesi ve bu fahiş miktarlı faturayı ödemesinin de mümkün olmadığını, şu anda inşaat şantiyesi elektriği kestiğini, telafisi mümkün olmayacak zararlarla karşı karşıya olduğunu, davalı kurum enerji elektrik kesme işleminin hmk 389 maddede yer alan şartların bulunması nedeniyle dava sonuçlanıncaya kadar durdurulması zaruriyeti doğduğunu, işbu sebeple davacının fahiş olan fatura bedelini ödemesi mümkün olmadığından menfi tespit davası sonuçlanıncaya kadar elektrik kesme işleminin durdurulmasını, bu nedenlerle; davacının abonesi olduğu 5533641468 hizmet no'lu tesisatla ilgili olarak HMK 389 maddede yer alan şartların bulunması nedeniyle dava konusu alacağa dayalı olarak yapılacak elektrik kesme işleminin 77.483,03 TL borç kaçak elektrik faturaları nedeniyle açacağımız menfi tespit davası sonuçlanıncaya kadar durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, tarihten önceki fatura dönemi ile kaçak elektriğin tespit edildiği süreye kadar olan 210 günlük döneme ilişkin faturanın hesap edilmesini kalan miktar yönünden borçlu olmadığımızın tespitini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesini talep ve dava etmiştir. İlk derece mahkemesi tarafından dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; \" Dava dilekçesi ve tüm dosya kapsamının yapılan incelemesinde; davalı tarafça düzenlenen kaçak elektrik faturalarından dolayı borçlu olmadığının tespitinin istemine ilişkin işbu davayı açtığının anlaşıldığı, her ne kadar davacıya son tutanağın sunulması için ayrıca süre verilmemişse de,  dava açılış tarihinin 03/07/2025 olduğu, dava dilekçesi ekinde sunulan arabuluculuk başvuru formunda başvuru tarihinin 03/07/2025 olduğu, davacı tarafından arabuluculuk son tutanağı düzenlenmeden davanın açıldığı anlaşılmış olup  dava açılış tarihi itibarıyla dava konusu uyuşmazlığın arabuluculuğa tabi olduğu, davacının arabuluculuğa başvurmadan işbu davayı açtığı anlaşıldığından davacının davasının reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçeleriyle  davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan usulden reddine, karar verilmiş, 04.08.2025 tarihli ek kararla da davalının karar başlığındaki unvanının düzeltilmesine karar verilmiştir.Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı  istinaf başvurusunda; kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiş, istinaf sebebi göstermemiştir.  Dava, kaçak tahakkukuna karşı menfi tespit talebene ilişkindir.Davacı istinaf dilekçesinde istinaf gerekçe ve sebeplerini bildirmemiş olduğundan inceleme kamu düzeni ilkeleri ile sınırlı olarak yapılmıştır.2004 sayılı İİK’nun 72. maddesinde  “Borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.” denilmiştir.TTK’nın 5/A maddesi “Bu kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan  alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuğa başvurulmuş olması  dava şartıdır.” hükümlerini içermektedir. 05.04.2023 tarih 32154  sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan  Orman Kanunu  ve bazı kanun- larda  değişiklik yapılmasına  dair 7442 sayılı Kanunun 31.maddesi ile 6102 sayılı  kanunun 5/A  maddesinin 1.fıkrasında  yer alan \"paranın ödenmesi, alacak ve tazminat  talepleri hakkında \" ibaresi  \"para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında \" şeklinde  değiştirilmiş, aynı yasanın geçici 1. maddesinde \"bu maddeyi ihdas  eden kanunla 6102 sayılı kanunun 5/A maddesinin 1. fıkrası  ve 7036 sayılı  kanunun 3. Maddesinin 1. fıkrasına eklenen  menfi tespit ve istirdat  davaları hakkındaki hüküm  01.09.2023 tarihinde ve sonrasında  açılacak davalar hakkında uygulanır\" denilmiştir. Eldeki davanın açıldığı tarih olan 03/07/2025 itibariyle menfi  tespit davalarının zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu, dava dilekçesine ekli  arabuluculuk başvuru formunda başvuru tarihinin 03/07/2025 olduğu, davacı tarafından arabuluculuk son tutanağı düzenlenmeden davanın açıldığı anlaşılmakla mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi isabetlidir. <br>Bu itibarla, kamu düzeni ilkeleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirilmesi bakımından yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre,  davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadıdğına,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa  karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 30/10/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"945dead009a1db83","SID":"84a7979365662033"}}