{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2023/572 <br>KARAR NO\t: 2025/1322 \t<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 07/10/2022<br>NUMARASI\t: 2018/588 (E) - 2022/873 (K)<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat <br>KARAR TARİHİ: 30/09/2025<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;       <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br> Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı sürücü ...'un sevk ve idaresindeki, davalı ... Genel Müdürlüğü adına tescilli,   davalı ...Sigorta Şirketi tarafından ZMMS poliçesi kapsamında sigortalı ... plakalı araç ile müvekkili ...'ın yönetimindeki... plakalı aracın karıştığı kazada davacının ağır şekilde yaralandığını, davalı sürücü ...'un %100 kusurlu olduğunu, davalı sigorta şirketi tarafından bir süre sonra taraflarına kısmi bir ödeme yapıldığını belirterek, şimdilik 2.000 TL maddi tazminatındavalılardan müştereken ve müteselsilen; 100.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte davalılar ... Genel Müdürlüğü ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 20/02/2021 tarihli ıslah dilekçesiyle geçici iş göremezlik nedeniyle 7.660,67 TL'nin, sürekli iş göremezlik nedeniyle 392.329,33 TL'nin (davalı Sigorta Şirketi yönünden poliçedeki sorumlu olduğu bakiye miktar olan 269.392,33 TL ile sınırlı olmak üzere) ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müşterken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde davanın reddini savunmuşlardır. İlk derece mahkemesince: \"Davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 130.597,67-TL maddi tazminatın haksız fiil tarihi olan 27/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Genel Müdürlüğünden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacı tarafından 01/04/2021 tarihli dilekçe ile ıslaha konu edilen maddi tazminat miktarının 269.392,33 TL'lik kısmının davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemeler ile karşılanmış olması nedeni ile bu miktar bakımından konusuz kaldığından bu miktar itibarı ile karar verilmesine yer olmadığına, Davalı ...Sigorta Şirketi aleyhine açılan maddi tazminat davasının feragat nedeni ile reddine, Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 50.000,00-TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 27/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Genel Müdürlüğünden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine,\" karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili ile davalı  ... Genel Müdürlüğü vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. Davacı vekili istinaf dilekçesinde: Davacının yaralanmasının derecesi ve olayın özellikleri göz önüne alındığında, mahkemece hükmedilen manevi tazminat tutarının yetersiz olduğunu, yerleşik yargısal uygulamalardaki ölçütlere uymadığını beyanla, manevi tazminata ilişkin kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı  ... Genel Müdürlüğü vekili ise: Trafik  kazasına karışan ve idareye ait ... plaka nolu aracı kullanan  sürücünün  ... olduğunu, idarenin kusurunun bulunmadığını, Borçlar Kanununa göre tazminat sorumluluğunun doğması için, tazminat talep edilenin, zarara neden olayda kasıt, ihmal, teseyyüp ya da kusurunun olması; tazminat talep edilen ile hasar arasında bir illiyet bağının bulunması gerektiğini, müvekkili idarenin olayda kastı, kusuru veya ihmali bulunmadığı gibi zararla müvekkili idarenin bir eylemi arasında bir illiyet bağının kurulmasının da mümkün olmadığını, aracın sigortasının diğer davalı ...Sigorta Şirketi tarafından yapıldığını, dava konusu  bedelden ilgili sigorta şirketinin sorumlu olduğunu,  sigorta şirketinin ödeme de yaptığını, zarara uğrayan kişilerin manevi tazminat isteyebilmeleri için karşı tarafın ağır kusuru gerektiğini, oysa idarenin olayda kusuru bulunmadığını, mahkemece eksik ve hatalı olarak  yapılan inceleme ile tanzim edilen bilirkişi raporunun dayanak alındığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) işleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğuna ilişkin 85. maddesinin 1. fıkrasına göre; bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. Bu hükümle, işletilme halindeki motorlu aracın sebep olduğu zarardan dolayı sorumluluk bakımından, bir kusursuz sorumluluk rejimi olan tehlike sorumluluğu kabul edilmiştir. Bu sorumluluğun temeli, işletme tehlikesidir. Buna karşılık, aynı Kanun'un 86. maddesinin 1.  fıkrası uyarınca, aracın işleteni ve işletenin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu bulunduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın, trafik kazasının bir mücbir sebepten veya zarar görenin ya da bir üçüncü şahsın ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur. Aracın işleteninin veya bağlı olduğu teşebbüs sahibinin, kazanın mücbir sebepten, mağdurun veya üçüncü şahsın ağır kusurundan meydana geldiğini ispat etmesi olayların normal cereyanına göre kazada işletenin ya da yardımcılarının kusuru ve araçta bozukluk bulunmadığı anlamına da gelir. Ancak aksini gösteren veriler varsa işleten kusur ve araçta bozukluk bulunmadığını da kanıtlamakla yükümlü olur.Somut olayda mahkemece benimsenen, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi'nce düzenlenen 15/04/2019 tarihli (Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında) raporda, olayın gerçekleşmesinden sonra düzenlenen trafik kaza tespit tutanağındaki  olay yerine, kazalı araçların ve yolun durumuna göre yapılan tespitlerle örtüşür şekilde değerlendirmeler yapılıp davalı sürücü ...'un %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, davacı sürücü ...'ın kusursuz olduğu kanaati bildirilmiştir. Dosya içeriğinde, davalı işletenin 2918 sayılı kanunun 86/1 maddesi bağlamında sorumluluktan kurtaracak delil veya iddia ileri sürülmüş olmayıp davalı ... Genel Müdürlüğü vekilinin, müvekkilinin olayda kusursuz olduğu yönündeki itirazının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesinin 1. fıkrasına göre hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak verilmesine karar verebilir. Aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın verilmesine karar verilebilir.Bir kimsenin, hukuka aykırı bir fiil yüzünden çektiği, bedeni acılarla ruhsal üzüntüye manevi zarar denir. Manevi zarar, gerçek anlamda zarar değildir; zira malvarlığında bir azalmayı ifade etmez. Bir acının veya üzüntünün maddi zarar gibi parayla ölçülmesine olanak bulunmamaktadır. Paranın manevi zararları karşılamak üzere kullanılabilmesi, hiçbir zaman manevi kaygı geri getirip yerine koyduğu veya manevi varlığın bir bölümünün onunla değiştirilebildiği anlamını taşımaz. Paranın bu anlamda gördüğü iş, kişilik hakları ve yararları zedelenen kimsenin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatıp yatıştırmakta; bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmekte; bir teselli, bir avunma, bir ruhsal tatmin aracı olmaktan ibarettir.Hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı olan manevi tazminatın miktarı adalete uygun olmalıdır. Zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan ve özgün bir nitelik taşıyan  hükmedilecek bu para, bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/6/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/6/2004 gün ve 13/291-370 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminatın miktarını takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken; olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı, bu nedenle tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş biçimi ve tarafların kusur durumları göz önünde tutularak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde belirtildiği gibi, hukuka ve hakkaniyete uygun sonuca varılmalıdır.Bu durumda, kazada yaralanan davacı yararına takdir edilen manevi tazminat tutarının, kazanın gerçekleşme biçimi, tarafların kusur durumu, ortaya çıkan zararın ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi nazara alındığında yetersiz kaldığı görülmektedir. O halde, TBK'nin 56. maddesi uyarınca somut olayın özellikleri nazara alınarak davacı tarafından talep edilen tazminat tutarının hak ve nasafet ölçülerine göre kabul edilebilir olduğu, bu itibarla davacı vekilinin manevi tazminata yönelik itirazının yerinde olduğu sonuç ve kanaatiyle manevi tazminat davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere   :A-Davalı  ... Genel Müdürlüğü vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, B-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile,Yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nin 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, Buna göre:(Maddi tazminata ilişkin ilk derece mahkemesi hükmü yinelenerek)1-Davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 130.597,67-TL maddi tazminatın haksız fiil tarihi olan 27/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Genel Müdürlüğünden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,Davacı tarafından 01/04/2021 tarihli dilekçe ile ıslaha konu edilen maddi tazminat miktarının 269.392,33 TL'lik kısmının davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemeler ile karşılanmış olması nedeni ile bu miktar bakımından konusuz kaldığından bu miktar itibarı ile karar verilmesine yer olmadığına, 2-Davalı ...Sigorta Şirketi aleyhine açılan maddi tazminat davasının feragat nedeni ile reddine,3-Davacının manevi tazminat talebinin kabulü ile, 100.000 TL tazminatın haksız fiil tarihi olan 27/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Genel Müdürlüğünden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,4-Harçlar Kanunu gereğince maddi tazminat davası için alınması gereken 8.921,13 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan (tamamlama ve ıslah harcı olarak) 1.359,36 TL'nin mahsubu ile bakiye 7.561,77 TL karar harcının davalılar ... ve ... Genel Müdürlüğünden müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Harçlar Kanunu gereğince manevi tazminat davası için alınması gereken 6.831 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 341,55 TL'nin mahsubu ile bakiye 6.489,45 TL karar harcının davalılar ... ve ... Genel Müdürlüğünden müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafından yatırılan 341,55-TL peşin harç, 35,90-TL başvurma harcı ve 1.359,36-TL ıslah harcının davalılar ... ve ... Genel Müdürlüğünden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafça yapılan yargılama gideri feragat ve temlik anlaşmasına göre davacıya ödenmiş olduğundan yeniden yargılama gideri konusunda karar verilmesine yer olmadığına,8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden maddi tazminat yönünden AAÜT gereğince hesaplanıp  takdir olunan 20.589,65-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... Genel Müdürlüğünden alınarak davacıya verilmesine, 9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden manevi tazminat yönünden, Dairemizin karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince  belirlenen 30.000 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... Genel Müdürlüğünden alınarak davacıya verilmesine, 10-Davalı ...Sigorta Şirketi Yönünden; yapılan sulh protokolü gereğince tarafların birbirlerinden yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi olmaması nedeniyle bu şirket yönünden yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 11-Kullanılmayan gider avansının, HMK'nin 333. maddesi gereğince kararınkesinleşmesinden sonra yatıran tarafa  iadesine,C-İstinaf İncelemesi Bakımından:1-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından iadesine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 12.336,62TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan toplam 3,085 TL mahsup edilerek, bakiye 9.251,62 TL istinaf karar ve ilam harcının davalı  ... Genel Müdürlüğünden tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,3-İstinaf aşamasında davacı tarafından sarf edilen 40 TL posta ve tebligat gideri ile 220,70 TL istinaf başvuru harcının davalılar ... ve ... Genel Müdürlüğünden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,4-Davalı ... Genel Müdürlüğünün istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yerolmadığına,6-İstinaf için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 361'inci maddesi uyarınca Dairemizin gerekçeli kararının tebliği tarihinden itibaren başlayan iki haftalık süre içerisinde, Dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/09/2025<br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a6afc8e789d5803a","SID":"be740644717ea910"}}